Son Haberler
30.05.2012 Çarşamba 05:48
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ: İNEGÖL VE DÖRTYOLDAKİ ETNİSİTE ÇATIŞMALARI TOPLUMSAL BARIŞI BOZABİLİR
01.09.2010 12:10
Türkiye Psikiyatri Derneği, Dünya Barış Günü'nde Türkiye'de yaşanan Dersim, 6-7 Eylül olayları, Çorum, Maraş ve Sivas katliamları, Edirne, Selendi, Mersin, İnegöl ve Dörtyol'daki olayları hatırlatarak savaşa ve şiddete karşı barış mesajı verdi. ANKARA (ANKA) - Türkiye Psikiyatri Derneği, Dünya Barış Günü'nde Türkiye'de yaşanan Dersim, 6-7 Eylül olayları, Çorum, Maraş ve Sivas katliamları, Edirne, Selendi, Mersin, İnegöl ve Dörtyol'daki olayları hatırlatarak savaşa ve şiddete karşı barış mesajı verdi.
Türkiye Psikiyatri Derneği, yaptığı yazılı açıklama ile 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde savaşın ve şiddetin insanlarda yaratabileceği olumsuz psikolojik etkileri ifade ederek barış mesajı verdi.

-"SON ZAMANLARDAKİ ETNİK KUTUPLAŞMA ENDİŞE VERİCİ"-

Türkiye Psikiyatri Derneği, Türkiye'de yaşanan şiddet olaylarını ve sonrasındaki endişelerini şöyle ifade etti:
"Ülkemizde etnisite ve mezhep ayrılığı nedeniyle yaşanmış olan Dersim ve 6-7 Eylül olayları, Çorum, Maraş ve Sivas katliamları ve Güneydoğu'da son 30 yıldır onbinlerce kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan çatışmalar ülkemizde toplumsal barışa gölge düşürmektedir. Tüm bunların yanında son zamanlarda tırmanışa geçen toplumsal, siyasal ve etnik kutuplaşmanın boyutları endişe vericidir. Edirne, Selendi ve Mersin'de başlayan ve İnegöl ve Dörtyol'daki olaylarla devam eden etnisite kaynaklı çatışmalar, linç girişimleri toplumsal barışın bozulacağı ve yeni acıların yaşanabileceği endişesi yaratmaktadır."
Yaşanan endişe dolayısıyla şiddetin sonuçlarını ortadan kaldırmak için ise savaşa karşı olmanın ve şiddeti ortaya çıkaran toplumsal dinamiklerin değiştirilmesinin büyük bir çabalama gerektirdiği bildirilen açıklamada, "Savaşa karşı olmaksızın sadece onun yaralarını sarmayı hedefleyen bir yaklaşım yabancılaşmış ve kendi geleceğinde söz sahibi olma becerisini kaybetmiş yığınlar yaratmaktan başka bir işe yaramayacaktır" denildi.

-"SAVAŞ TELEVİZYON YOLUYLA ÇOCUKLARI OLUMSUZ ETKİLİYOR"-

Savaşı "Devlet veya ulus gibi siyasal birimler arasında ya da aynı devlet, aynı ulus içindeki rakip siyasal güçler arasında genellikle açık ve ilan edilmiş olarak yürütülen silahlı çatışma" olarak tanımlayan Türkiye Psikiyatri Derneği, savaşın olumsuz etkilerini ise şöyle sıraladı:
"Savaş insanlarda birçok boyutta değişiklik yaratır. Çeşitli ruhsal bozuklukların oluşması ve tetiklenmesi, bireyde şiddet ve saldırganlık davranışlarında büyük bir artışa neden olması, temel insani değerlerin kaybedilmesi, bireyin kendine ve topluma giderek yabancılaşması, gelişmekte olan yeni kuşakların kişilik gelişimi üzerinde olumsuz ve kalıcı değişikliklere neden olması bu değişikliklerin başlıcalarıdır. Savaşlar yalnızca mağdurlarını değil, televizyon ekranlarından odamıza bir aksiyon filmi gibi giren sahneleri ile en fazla çocukları etkilemektedir."

-"1990'DAN İTİBAREN SAVAŞTA KADIN VE ÇOCUKLAR HAYATINI KAYBEDİYOR"-

Savaşlarda yaşamını yitiren ya da sakat kalan insanların zamanla niteliği ve niceliğinin değiştiğini belirterek 1990 yılından itibaren savaşlarda yaşamını kaybedenlerin yüzde doksanın kadın ve çocuklar olduğuna dikkat çekti. Dernek, bu görüşünü "Geçtiğimiz yüzyıllarda savaşlarda yaşamını yitiren ya da sakat kalan insanların çoğunluğunu askerler, diğer bir ifade ile erişkin erkekler oluştururken son yüzyılda etkilenen insanların niteliği ve niceliği değişmiştir. Örneğin askerler, 1. Dünya Savaşı'ndaki ölümlerin yüzde 80'ni, 2. Dünya Savaşı'nda yüzde 50'sini ve Vietnam Savaşında ise yüzde 20'sini oluşturmuştur. 1990 yılından itibaren savaşlarda yaşamını kaybeden insanların yüzde 90'nını kadın ve çocuklar oluşturmaktadır. Ayrıca savaşın etkileri ile yaşadıkları yerden ayrılarak mülteci durumuna düşen savaş zedelerin de yüzde 80'i kadın ve çocuklardan oluşmaktadır" diyerek açıkladı.

-SAVAŞTAN SONRA İNSAN ÖLÜMÜ ARTIYOR-

Yapılan çeşitli araştırmalardan da örnek sunan psikiyatri derneği, araştırmalardan savaşa katılan toplumlarda, savaştan sonra şiddet ve insan öldürme davranışında ciddi bir artış meydana geldiği sonucunu çıkardığını ifade ederek bu görüşünü şu örneklerle açıkladı:
"UNICEF tarafından 1996 yılında yayınlanan 'Dünya Çocuklarının Durumu' raporuna göre; 1986-1996 yılları arasında gerçekleşen savaşlarda iki milyon çocuğun öldüğü, 5 milyon çocuğun sakat kaldığı, 12 milyon çocuğun evsiz kaldığı, 1 milyondan fazla çocuğun ana babasını kaybettiği ve 10 milyon aşkın çocuğun ruhsal sarsıntı geçirdiği belirtilmektedir. Savaşlarda sivillerin ve özellikle çocukların daha çok ölmesi ve kayba uğraması, savaşın savaş alanları dışına çıkması, yaşamın ve toplumun tüm alanlarına yayılması anlamına gelmektedir. UNICEF'in Saraybosna'da gerçekleştirdiği bir araştırmada çocukların yüzde 50-97'sinin bombardımanlara tanık olmaktan, keskin nişancıların kurşunlarına hedef olmaya kadar ciddi ölüm tehdidi içeren yaşantılara maruz kaldıkları saptanmıştır. Yine Angola'da yapılan bir araştırma çocukların yüzde 66-95'inin işkenceye uğrama ve insanların öldürülüşlerine tanık olma biçimindeki olaylar yaşadıklarını saptamıştır."

-"DAYATMA, ŞİDDET TOPLUMUNA DÖNÜŞTÜRECEK"-

Açıklamada ayrıca, "Şiddet şiddeti doğuracak, şiddet sarmalı giderek büyüyecektir. Savaş amaca ulaşmak için şiddet kullanımını meşrulaştıracak ve insan öldürmenin önemsiz bir şey olduğu fikrini yaygınlaştıracaktır. En önemli tehlike budur. Bu tehlikeye karşı başta yöneticiler olmak üzere tüm toplumun duyarlı olması, savaşa karşı durması ve barış için çalışması gerekmektedir" denildi.(ANKA)
(ÖZL/ÖMR)
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.