Kendisinin düşüncelerini benimseyenler ona "Modern Çağın Dervişi" diyorlar... Nihat Genç, Yüksekokul'u bitirdiğinde yaptığı dokuz yıllık memuriyet hayatında kendini geliştirdiğini ve kendi kuşağının çocuklarına birşeyler katabilmek için, çok fazla okuduğunu açıklıyor... Şimdiye kadar Leman ve Aydınlık dergilerinde yazan ve bir dönemde Akşam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Nihat Genç'le kendisinden, AKP hükümetinden, Kemal Kılıçdaroğlu'nun yarattığı sinerjiden ve açılımdan konuştuk... Sert sözleri ve muhalif kimliğiyle tanıdığımız Genç'ten samimi bir o kadar da düşündürücü cevaplar aldığımızı söyleyebilirim. İşte, "Benim ancak cesedim susar!" diyen, Nihat Genç'le gerçekleştirdiğimiz o söyleşi;
Biyografinizi okuduğum zaman ilgimi en çok, memurluk yaptığınız dönemlerde gece memurluğunu istemeniz ve bu sayede daha fazla kitap okumayı düşündüğünüz kısmı çekmişti... Bu bağlamdan yola çıkarak, kendinizi geliştirme aşkınız nereden geliyor, kendinizi geliştirerek kimlere yol gösterici olabileceğinizi düşündünüz ve bu bağlamdan yola çıkarak Nihat Genç, nasıl "Modern Çağın Dervişi" adını kendinde bulabildi?
- Benim kuşağım hem karnını doyurmak için çalışmak, hem de dünyayı birinci sınıf eserlerden öğrenmek zorundaydı. Yüzlerce klasik kitabı nedenini bilmiyorum; sıraya koyup okur, tartışır, altını çizer yani dünyayı anlamaya çalışırdık, sebebi, 12 Eylül öncesi anarşi ortamında çok sert günler yaşadık, sokakta okulda her tarafta gencecik insanlar ölüyordu, niçin ölüyordu, birileri bizi kandırıyor mu, şiddet nedir, doğu nedir, batı nedir, kapitalizm - komünizm nedir, büyük eserler, büyük şairler, isyanlar, ihtilaller, öğrenmek zorunda hissediyorduk kendimizi. Galiba asıl cevap şu, hayata dair binbir sorunun cevabını ailenizden, gazetelerden etrafınızdan, cevaplamak o gün de mümkün değildi ve büyük eserlere koşmak zorundasınız, bunun için de boş zaman... Yazarlık denen şey; kendinle ve çağınla, yani etrafınızı saran devlet, ideoloji, modernizm gibi herşeyle ciddi ve kökten bir hesaplaşmaya girmektir, eğer büyük üniversitelerde çok uzun tahsil imkanınız yoksa kitapçıya gidip o üniversitelerde okutulan kitapları kendi başınıza okumalısınız, diyelim sanat tarihi hocalarının kitaplarını alır, kaynakçısını karıştırır ve usul usul yıllarca kendinize göre bir sanat tarihi okumasına girişirsiniz, mesela, siyaset bilimin en temel klasiklerini, devlet, iktidar, kral, büyük klasiklerden öğrenmeye çalışırsınız ve hepsi için uzun yıllara yayılmış çok çok boş zamanlara ihtiyacınız vardır. Modern Çağın Dervişi, kimsenin adamı olmayan, kimseye muhtaç olmadan kendince hem lafını herkese söyleyebileyecek hem de karnını doyurabilmektir, ün, servet, kariyer için kendi yetenekleri dışında başka bir kurum, parti, kişiye bağımlı olan insanlar asla özgür olamazlar...
Son zamanlarda herkesin merak ettiği bir soru var... Hakkı Devrim sizi, kaba bir tabirle ‘hayvanat bahçesi röportajı yapan’ kişi olarak tanımladı. Sizde bunun üzerine kendisine odatv.com'dan cevap verdiniz. Hakkı Devrim'le aranızdaki münasebet nedir, bir münasebet olmadığını düşünüyorsanız Hakkı Devrim böyle bir sözü sizce ne için söylemiş olabilir, verdiğiniz cevaptan sonra herhangi bir şekilde gelişen olaylar oldu mu, bu konu hakkında nasıl bir değerlendirme yapabilirsiniz?
- Sanırım on, on iki yıl önce Leman'da bir yazımda bahsi geçen yazımda belirttiğim cümleleri sarfetmiştim, unutmamış, bilinç altında gittikçe sertleşerek kalmış ve boş bir zamanında sallamış... Herhangi bir münasebetim yoktur, olamaz, yazım yayınlandıktan sonra da olmadı. Şahsi düşüncem kendiyle uzun metinler içinde düşüp kalkmamış insanlar ellerine başkalarının verdiği kırbaçı çok küstahca kullanabiliyor. Kırbaç kullanmak zordur, kırbacı en güzel itirafı deşifresi ifadesiyle büyü oluşturmuş insanlar kullanabilir, insan sıfatı taşımak bazıları için fazlasıyla sorunsuz...
Sizi, AKP hükümetini en sert eleştiren yazarlardan biri olarak tanımlayabiliriz. AKP, sizce neden kötü bir iktidar, sekiz senelik süre zarfında yaptığı olumlu bir proje size göre yok mu, sekiz senede AKP'nin hükümet olduğu Türkiye'yi değerlendirecek olursanız; Türkiye nelerini kaybetti, nelerini kazandı diyebilirsiniz?
- AKP iktidara geldiği ilk yıllar içinde çokca olumlu şeyleri bağıra bağıra söyledim. Irak Savaşı ve sonra Ergenekon sürecinden sonra AKP'nin niyetleri açığa çıktı, artık AKP'nin hukuksuzluklarına karşı ve AKP'yi destekleyen yandaş medyanın galeyancı iftiralarına karşı durmak her insan evladının görevidir. AKP değil, Türkiye'nin değil; Orta-Doğu'nun, İnsanoğlu'nun, insan ahlakının, insanlık vicdanının dengelerini bozmuştur. AKP iktidara geldiğinde Türkiye'nin çok derin siyasal ekonomik toplumsal sorunları vardı, şimdi bunları aştık yedi yıllık iktidarından sonra bugün artık Türkiye var olma yok olma kavgası veriyor. Keşke sadece beceriksiz keşke sadece kötü kalbli kalabilselerdi, artık sayısız felaketlerin sahipleri... Şayet AKP hakkında olumlu şeyler duymak istiyorsanız, bu sorularınıza olumlu cevaplar verecek yüzlerce yazar var, hem TV'lerden kovulacağız hem gece gündüz dinleneceğiz, hem etrafımızda ne kadar insan varsa sabahın dördünde ortada delil belge yokken sırf gözdağı vermek için alınacak ve bizler hala AKP'nin olumlu taraflarını arayacağız, olumlu tarafı şu, siyasete uzak durup oy kullanmaya üşenen milyonlarca insan bu seçimde sandık başında olacak, felakete karşı son bir insani çabayla karşı durabilmek için.
Şu sıralarda gündemi en fazla işgal eden problemin, Kürt Sorunu olduğunu söyleyebiliriz. Sizin bu konuya bakış açınız nasıldır, hükümetin yaklaşık bir sene önce başlatmış olduğu "Demokratik Açılım" projesini nasıl değerlendiriyorsunuz, size göre her geçen gün artarak dökülen kan, hangi çözümle dökülmeyecek duruma gelebilir?
- Sorunuzun cevabını en güzel açılım toplantılarına katılanlar cevaplayabilir, benim sorun tariflerim başka, her sorunu çözebilmek için asgari ahlak sahibi olmalıyız, dürüst, sözüne güvenilir insanlar siyaset yapmalı, çalmayan, soymayan, yoksulun hakkını koruyan insanlar siyasetin en zor sorunlarını şüphesiz sıfırlayıp ortadan kaldıramaz ama, hafifletir. Siyasi sorunlar matematik fizik soruları gibi soyut ve donuk değildir, siyasetin öznesi insandır, insanlar Allah'a ve topluma karşı açık temiz şeffaf olabilmeli. İçi boş denilen açılımın içi boş olduğunu düşünmüyorum, pazarlıklar yapılmış, Güneydoğu'da görev yapmış bir çok subay içeri alınmış, buna benzer şeyler, önümüzdeki yıllarda bu pazarlıklar pazara düşer hepimiz 'açılım' ın içeriğini görürüz... Kafamı kurcalayan hem İsrail hem PKK birden bire ne oldu da AKP'ye verdikleri sözleri bozdular, el altından yapılan gizli görüşmeleri gizlediklerine göre, boşuna sallarız.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına gelmesini Allah'ın Türkiye'ye vermiş olduğu bir şans olarak yorumladınız. Kemal Kılıçdaroğlu'nda gördüğünüz bu engin cevher nedir, Kılıçdaroğlu Türkiye'ye neler getirilebilir, Baykal zamanında soldan ve halktan gittikçe uzaklaşan CHP, Kılıçdaroğlu ile birlikte eski günlerine dönebilir mi, kısaca Kılıçdaroğlu'nu ve CHP'deki bu değişimi nasıl yorumluyorsunuz?
- Kemal Kılıçdaroğu şu anki siyasal düzenin imkanları içinde olabilecek en iyi muhalif şanstır, Allah'ın şansıdır, temizdir, dürüsttür, iddalıdır, bugün itibariyle Türkiye Halkı'ndan yakın tarihimizde Menderes, Ecevit... vs. örneklerinde dahi görmediğimiz çok büyük bir sevgi uyandırmıştır, daha ne olsun !.. İnşallah fırıldıklar, dümenler, Bülent Arınç'a yapıldığı iddia edilen suikastler benzeri çok tuhaf şeyler yaşanmadan seçime ulaşırız.
Son olarakta sizi ilgiyle takip eden herkesin, bahsettiğiniz konuları insanı düşündüren fıkralara bağladığınızı biliyor... Sizden, Türkiye'nin şu kritik dönemine uygun durumu bir fıkrayla anlatmanızı istesem, bu hangi fıkra olur?
Anlatayım, röportaj yapan program arkadaşım; 'Dış politikamız nereye gidiyor Nihat Genç?' dedi, ben de, Hoca eşeğiyle pazara gidiyormuş ,sormuşlar, hocam nereye gidiyorsun, hoca da pazara demiş, sonra başka köyden geçerken yine sormuşlar ,hoca yine pazara demiş, derken eşek parlamış kendini kaybederek koşmaya başlamış, hocaya sormuşlar hoca nereye, 'Valla nereye gittiğimizi sadece eşek biliyor...'
Ekin Gün
HaberX