(ANKA) - DSP Genel Başkanı Masum Türker, DSP'nin her zaman ulusalcı bir duruş sergilediğini, bundan sonra da ulusalcı bir duruşla Türkiye'ye sahip çıkmaya devam edeceğini söyledi.
Türker, Ziraat Mühendisleri Odası 42. Dönem Olağan Genel Kurulu'nda konuştu. DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Macit'in de bulunduğu Genel Kurul'da konuşan Türker, AKP iktidarı döneminde tarım sektörüne yabancılar tarafından yapılan dayatmaları eleştirdi. Türker, Hükümet'in egemen güçlerin dayatmalarına ses çıkartmadığını, başta fındık olmak üzere pek çok ürünün üretimine getirilen sınırlamalar yüzünden Türk çiftçisinin perişan olduğunu, ulusal çıkarlar aleyhine olan pek çok düzenlemeye de imza atıldığını söyledi.
- ÇİFTÇİMİZİN BOYNU BÜKÜK BIRAKILMIŞTIR-
AKP'nin kurmak istediği ve egemen güçlerin etkin olmaya çalıştığı düzene "dur' demek gerektiğini vurgulayan Türker, şunları söyledi:
"Tarım sektörü, bütün dünyada olduğu gibi, ülkemiz için de vazgeçilmesi, hatta ihmal edilmesi mümkün olmayan bir sektördür. Ülkemiz nüfusunun üçte biri kırsal alanda yaşamakta, istihdamımızın yüzde 27.4'ü tarım sektörünce sağlanmaktadır. Tarım sektörünün Gayri Safi Milli Hasıla'ya(GSMH) katkısı yüzde 10 civarındadır ancak tarım sektörünün GSMH'dan aldığı pay ise sadece yüzde 0.55'tir. Tarım Kanunu'na göre, tarım sektörüne aktarılacak kaynak, GSMH'nın yüzde 1'inden az olmayacağı hükme bağlanmıştır. Ancak 2010 yılı bütçesinde tarım sektörüne binde 55 oranında pay ayrılmış, çiftçimizin boynu yine bükük bırakılmıştır. Çiftçimizin alın teri üzerine oturmuş bir sömürü düzeni kurulmuştur. Bu düzen, DSP iktidarıyla yıkılacak, çiftçinin hakkı çiftçiye verilecektir."
-TARIM DESTEKLENMEZSE SÖMÜRÜ PAZARI OLUR-
Türker, gerek AB bahane edilerek gerekse birilerinin çıkarları gözetildiği için tarım sektörünün gözden çıkartıldığını kaydetti ve Türkiye'nin sömürü haline getirilmek istendiğini söyledi. Tarımın devletçe, hak ettiği ölçüde desteklenmesi gerektiğini vurgulayan DSP lideri, "Devlet tarımı desteklemediği sürece, tarım sektörü daralır ve bir sömürü pazarı haline gelir" uyarısında bulundu.
Türker, DSP'nin tarıma önem veren bir parti olduğunu belirtirken "Bizim sol anlayışımız, işçinin, emekçinin yanı sıra, köylüyle el ele anlayışından da güç almaktadır. Biz toprağa verilen emeğe de tüm gücüyle sahip çıkan bir partiyiz" dedi. Ekonomik kriz döneminde tarım sektörünün, geliri artan bir sektör olmadığı halde, işsizler için yeniden istihdam alanı olduğunu belirten Türker, tarım sektörünün aldığı parayı daha çok insanla paylaşarak sıkıntıdaki insanları kucakladığını söyledi ve "Tarım sektörü Türkiye'de her dönemde kurtarıcı bir sektör olmuştur. Bunun önemi iyi anlaşılmalı" diye konuştu.
-ÖZELLEŞTİRİLEN KURULUŞLARI VERGİ MUAFİYETİ GELDİKTEN SONRA YABANCILAR ALIYOR-
Hükümet'in, Türkiye'de sendikacılığı sıfırlayan bir yaklaşıma sahip olduğunu ve DSP'nin buna karşı olduğunu vurgulayan Türker, Hitler döneminde uygulanan demokratik kitle örgütlerini, sendikaları susturma, sesini kısma politikalarının, şimdi Türkiye'de AKP eliyle uygulandığını ifade etti.
Türker, yapılan özelleştirmelerde çalışanların haklarının gözetilmediğini de kaydetti ve özelleştirme yapılırken, satın alınacak kurumları önce yabancıların değil, Türkler'in aldığını, aradan 12 ay geçtikten sonra vergi muafiyeti olduğunu ve 12 ay sonra yabancıların bu işletmeleri vergiden muaf olarak satın aldıklarını belirterek şunları söyledi:
"Buna göz yumanların çıkarlarının ne olduğunu bilemeyiz. Bunlardan ne kadar para kimlerin hesaplarına gitmiştir bilemeyiz. Ancak "yetimin hakkını işçiye, tütün emekçisine yedirtmem' diyen Başbakan banka hareketlerini izlerse, kimlerin nerelerden ne paylar aldığını görebilir."
DSP'nin her zaman ulusalcı bir yaklaşıma sahip olduğunu ve bundan asla vazgeçmeyeceğini belirten Türker, sözlerini şöyle tamamladı:
"Atatürkçü düşüncenin geri plana itildiği, ulusalcılığın gündeme getirilmesinin bile korku haline getirildiği düzende, ulusalcı bir duruşla Türkiye'ye sahip çıkmaya devam edeceğiz."