Ölüm, bir canlı varlığın hayati faaliyetlerinin kesin olarak SONa ermesidir. Ayrıca canlı varlıkların herhangi bir dokusunun canlılığını kaybetmesine de ölüm denir şeklinde verilir “ölüm” ansiklopedilerde.
Kitaplara göre değerlendirildiğinde eğer SON anlamına gelseydi, noktayla biterdi ancak ölüm, nokta değil, üç noktadır.
Ayrıca, ölüm ötesi günümüz insanının sahip olduklarıyla tam olarak açıklanamasa da; vardır ve varlığı yadsınamaz bir gerçektir.
Peki ölüm anı?
Ölümden evvel, kısa veya uzun olmak üzere agoni ismi verilen bir can çekişme devresi söz konusudur. Bu devre, müzmin hastalıklarda uzun, ani ölümlerde ise kısa olur.
Bu devre geldiğinde, alından soğuk iri taneli terle birlikte son bir gözyaşı damlası gelebilir, şahıs ağlıyor gibi olur.
İnsanoğlu var oluşunun gerektirdiklerini yerine getiremezse ve kendi gerçekliğini nesnel olarak gözler önüne seremezse kaygılanır; bir anlamda keşmekeş yaşar iç dünyasında ve bu durum, yok olmaya duyulan tedirginliğin verdiği, amaçsız var olma durumunu doğurur.
O yüzdendir yarın ölecekmiş gibi ahiret için, h,ç ölmeyecekmiş gibi de dünya için yaşama düstüru...
Ölümün kendi hesabına gelince ihtimal ki,
Ölümün, gerçekten de insanın içini kül eden bir vaka olduğunu bilmemize karşın; misafir olarak gelip, ev sahibini alarak kapıyı kapatıp giderken kalanlara teselli babında bir güzellik yaptığını: bir daha “var” olmayacağına dair söz verdiğini düşünürüz
Demem o ki, ölümün tek teselli yanı; bir daha olmamasıdır belki de.
Kim bilir?
*******
Doğum-yaşam-ölüm süreçlerinde, var oluşumuzu farklı doktrinlerle ve teorilerle açıklamaya çalışan düşünürler, bireyin farklı özelliklerini baş faktör haline getirmişlerdir.
Örneğin,
Marx`a göre, birey üreticidir, ürettiği kadarıyla kendini gerçekleştirir.
Spencer`e göre birey bir organizmadır ve sadece doğar, büyür ve ölür. Başka bir gaye yüklenmemiştir ona.
Durkheim`e göre, birey uzmanlaştığı derecede birey olmuştur.
Rousseau`ya göre, ilkele dönebildiği, modernlikten uzaklaşabildiği kadarıyla insandır.
Bu şekilde bir yaklaşım, bireyin tek yönlü ele alınmasından çok, parçalara ayrılarak açıklanmasıdır.
Velhasıl-I Kelam; yaşam merdivenden inmek gibidir; takvim yapraklarının her biri de basamak. Ve inilen her basamak ölüme yaklaşmadır.
En son basamağa geldiğimizde başlar, hesaplaşma,haklar,hukuklar...
http://twitter.com/ismailkara_01