ÜLKEDE YARIN NE OLACAK?
Türkiye sarsılıyor…
Toplum katmanlarında büyük endişe yaşanıyor…
İşçi, memur, emekli, esnaf, çiftçi iş dünyası tedirgin…
Neler oluyor?.. Nereye gidiyoruz?..
Bir şeyler oluyor…
Birileri “ülkede bir iki hafta içinde korkunç şeyler olacak” diye topluma korku mesajları veriyor…
İnsanlar yarın sabah uyandıklarında ne gibi şok edici olay ve gelişmelerle karşı karşıya kalacaklarının tedirginliğini taşıyor…
Cumhuriyet kurulduğu günden bu yana “Cumhuriyet’in insanları” bugünkü kadar, ülkenin ve rejimin geleceğinden korkar olmadılar…
“Korku” her yerde her kesimde egemen…
AKP kapatılacağından korkuyor…
Laikler, şeriat devletinin kurulacağından korkuyor…
Din sömürüsü içerisinde olanlar “darbe”den korkuyor…
Çağdaş kadınlar dini taassuptan korkuyor…
Başı açıklar, türbanın bayrak olmasından korkuyor.
Gençler, sabit gelirler, işsizler gelecekten korkuyor…
İşi olanlar, işini yitireceğinden korkuyor…
Her sınıfta ki insan “ekonomik kriz” tehlikesinden korkuyor…
Koltuğu tatlı siyasetçi koltuğundan olacağından korkuyor…
Aydınlar, aydınlığa koşanlar, vatanını sevenler haksız uygulamalar muhatap olacaklarından korkuyor…
Halk ülkede iç savaş tehlikesinden korkuyor…
Peki kim bu güzel ülkeyi “kaos karası” durumuna getirdi?
Kimler bir yerlerden düğmeye basıp, ülke bütünlüğüne hançer soktular?
“Emperyalist akbabalar” sonunda hain emellerine ulaştı mı?
Bu cennet vatan parçalanacak mı?
Ya da şeriatın pençesine mi düşecek?
X
Siz! Evet siz!...
Siz değil misiniz ülkeyi bu duruma getirenler!
Hani şu adınıza “ulusal basın(!)” denilen büyük büyük gazete ve televizyonlar!
Bu zamana kadar, yıllardır kimi pompalayıp durdunuz “kirli çıkarlarınız” için!
Kimler için “acı gerçekleri” görmezden geldiniz?
2002 sonbaharından bu yana tam beş yıl süreyle hangi siyasi erkin “kulu kölesi” ve “yalakası” oldunuz?
Kimlerin çevresinde fırıldak olup, gazetelerinizin baş sayfalarında onları ve mensup oldukları siyasi erkleri göklere çıkardınız? Doğruları söyleyen, gerçekleri yazan, yüreği vatan sevgisiyle dolu milyonların bağrına bastığı yazarları, gazetelerinizden kimler için “kovup attınız!”
Bugün “Basra harap olduktan sonra”, “biz bu zamana kadar ne yaptık Allah’ım!” Pişmanlığına bürünüp saçınızı başınızı yolar duruma geldiniz!
Tarihte, ülkesini, korkaklığından ötürü savunamayan ve düşmana yenik düşen kralın ağlaması karşısında annesi ne demişti?
“Ağla oğlum ağla, zamanında ülkeni aslanlar gibi savunsaydın, bugün karılar gibi geçip karşımda ağlamazdın! Ağla oğlum ağla yapacağın başka bir şey kalmadı ağlamaktan başka!”
Ülkenin çok satışlı gazeteleri olarak bu zamana değin, iktidarın tam anlamıyla kulu kölesi olmasaydınız; “kirli çıkarlarınız” için ülkenin kötü gidişatına üç maymunu oynarcasına sessiz kalmasaydınız; Türk halkı yarın sabah ne olacak, kimleri sabaha karşı evlerinden alıp götürecekler diye bugünlerde korku ve panik içerisinde olmazdı!
“Temiz eller” operasyonu yapılıyormuş!
Kimlerin emirleriyle ve “hangi kirli kişilere(!) karşı yapılıyor bu operasyon?
Şeriatın taassubuna gönül vermiş “karşı devrim” ciler mi düğmeye bastılar!
O halde halk ne oluyor, nereye gidiyoruz, “kanlı mı olacak kansız mı” diye merak etmez mi?
Peki! Bu ülke kimin?
Bu güzel vatan ve ay yıldızlı bayrak kimin?
Bu devletin ve cumhuriyetin sahipleri kimler?
Bu dağlar, taşlar, ovalar, nehirler, ağaçlar ormanlar külliyen kimin?
Bizlerin yani Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarının değil mi?
Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olmaktan onur duyanların değil mi?
Bu toprakları vatan diye bilenlerin değil mi?
Peki o halde, bu kızgınlık, saldırı ve “paylaşamamak” neyin nesi?
Hepimiz ayni gemide değil miyiz?
Çökersek, batarsak tümümüz yok olmayacak mıyız?
Gökyüzünde durmadan tur atan “emperyalist akbabalar” neden bugünlerde çok daha iştahlı olarak Türkiye semalarında dönüp duruyorlar?
Yoksa “leş kokusu” mu aldılar acaba?
Son söz:
Birilerini buradan itidale davet ediyoruz.
Hiç kimse iç çatışmaya dayalı bu savaşın galibi olamaz!
Olsa olsa tek galip “sağduyu” olacaktır!
Bunu herkes bilmeli…
Aksi halde, neler olacağını düşünmek bile istemiyoruz…
BURHAN ÖZBEY