Son Haberler
30.05.2012 Çarşamba 05:01
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

ULUSAL GÜVENLİK UZMANI DOÇ. DR. ÇAYCI: "TERÖRLE MÜCADELE ORDUNUN GÖREVİ DEĞİL"
12.08.2010 09:23
Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk AD Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çaycı, son günlerde artan terör ve terör saldırılarını değerlendirdi. Doç. Dr. Çaycı, terörle mücadelenin Ordunun görevi olmadığını söyledi. Doç. Dr. Çaycı, "Siyasal ve toplumsal; dolayısıyla ulusal güvenliğimizi etkileyen bu gibi sorunların çözüm yeri / aracı Silahlı Kuvvetler veya mahkemeler değil; hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde, TBMM'dir. PKK teröründen kaynaklanan sorunu ordu çözecek değildir" dedi. ANKARA (ANKA) - Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk AD Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sadi Çaycı, "terörle mücadele"nin Ordunun görevi olmadığını söyledi. Doç. Dr. Çaycı, "Siyasal ve toplumsal; dolayısıyla ulusal güvenliğimizi etkileyen bu gibi sorunların çözüm yeri / aracı Silahlı Kuvvetler veya mahkemeler değil; hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde, TBMM'dir. PKK teröründen kaynaklanan sorunu ordu çözecek değildir" dedi.
Aynı zamanda ulusal güvenlik uzmanı da olan Doç. Dr. Çaycı, son günlerde artan terör ve terör saldırılarını ANKA'ya değerlendirdi. Doç. Dr. Çaycı, son günlerde artan terör saldırıları ve neden olduğu kayıpların, toplumda belli bir rahatsızlık ve güvensizlik ortamı yarattığını söyledi. Gelişmeleri, iki ayrı düzeyde değerlendirmek gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Çaycı, şunları söyledi:
"Stratejik düzeyde, şimdiki ve önceki Hükümetlerin, bu gibi sorunları; hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde, daha fazla demokrasi, insan hakları, sosyal adalet ve sosyal güvenlik; eğitim, siyaset ve diplomasi yerine; silahlı güç kullanarak veya cezai soruşturmalar ve kovuşturmalar yaparak bastırma / çözme / erteleme eğilimi içinde olmalarının, başlangıçta cazip ve başarılı görünebilen, ancak orta ve uzun vadede olumsuz etki ve sonuçlarını yaşamak zorunda kalacağımız koşulların da zeminini hazırladığı söylenebilir. Askeri açıdan operatif ve taktik düzeyde ise, doğası gereği, terörist tehdidin hareket alanının genişliği ve belirsizliği yanında, terör ve gerilla taktiklerine ve yöntemlerine dayalı olarak yürütülen silahlı mücadeleye karşı koymanın doğasında mevcut güçlükler; örneğin çoğu zaman, teröristlerle masum sivillerin ayırt edilmesinin neredeyse olanaksızlığı, nihayet mevsim koşulları, terör eylemlerini arttıran diğer önemli etkenler arasında."

-ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ-

Doç. Dr. Çaycı, terörizme karşı koymada uluslararası işbirliğinin önemini vurguladı. Doç. Dr. Çaycı, değerlendirmesine şöyle devam etti:
"Ancak ulusal güvenlikle ilgili yaşamsal önemdeki konuların öncelikle ulusal yetenekle yürütülmesi gerektiğini de unutmamak gerek; istihbarat ve istihbarata karşı koyma boyutları dahil. Öte yandan Irak'la işbirliği ilişkilerinde asıl muhatabın Irak Hükümeti olması gerekir. ABD ve Kuzey Irak yerel yönetimi ile ilişkiler ancak bu temelde anlamlı olabilir. ABD'nin istihbarat desteğinde olabilecek zafiyet, Türkiye - İsrail ilişkilerindeki olumsuz gelişmeler, terörle mücadele konusunda işbirliği maksadıyla Türkiye - Irak arasında yürürlüğe konulan özel anlaşmalarla ilgili uygulama sonuçları, Kuzey Irak - Barzani - Kandil ilişkileri, terörizme karşı koyma sürecini olumsuz etkileyen diğer unsurlar olarak sayılabilir. Sınır ötesi harekât, Türkiye - Irak uluslararası sınırından kaynaklanan sorunların çözümüne ilişkin seçenekler vb. konuların, milletlerarası hukuka uygun olarak değerlendirilmesi gerekir. Küresel, bölgesel ve ulusal durum, gerçekler, gelişmeler ve koşullar dikkate alınmadan yapılacak çözümlemeler ve öneriler, yanıltıcı olabilir. Buna ilişkin milli siyasetin belirlenmesinin anahtar unsurları, Devletin hedefleri, stratejileri ve politikalarının doğru belirlenebilmiş olmasıdır. "Dış mihraklar'dan çok, ne yapacağını ve nasıl yapacağını kendisi bilemeyen bir Devlet görünümü; kendi içinde, ordusuyla, yargısıyla ve basınıyla şiddetli bir mücadele içinde; üniversiteleri sessizleştirilmiş; diplomasinin ve diplomatlarının önemini ve onlara özel üslubu anlamamakta direnen bir hükümet etme anlayışı, terörizme karşı koyma sürecini ve Devletin inandırıcılığını olumsuz etkileyen başlıca nedenlerdir."

-TERÖRLE MÜCADELE ORDUNUN GÖREVİ DEĞİL"

Doç. Dr. Çaycı, bu nedenle, milli güvenlik sisteminin yapısı ve işlevinin; Türkiye'nin milli gücünün temel unsurlarını oluşturan kurumların ve toplumsal ortalama kültür seviyesinin de bir kez daha incelenmesinde yarar olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Çaycı, "Hükümetin; hukuka, orduya, yargıya, diplomasiye bakış açısı; MGK Genel Sekreterliğinin konumu ve işlevinin -danışma işleviyle sınırlı olmak kaydıyla- geliştirilmesi ve güçlendirilmesi yerine, adeta işlevsizleştirilmesi; istihbarat alanındaki zafiyet, örneğin MİT Müsteşarının Emniyet Genel Müdürlüğünün İstihbarat birimini ziyaretinin bile basına tarihi bir olay olarak yansıyabilmesindeki tuhaflık; Devletten ve toplumdan kopuk; amaç, strateji ve eylem planı bağlamında altyapısı iyi hazırlanamamış "Kürt açılımı', "kardeşlik projesi', "demokratik açılım' vb. girişimlerin uygulama sonuçları; ordunun, silahlı gücün işlevi, yeteneği ve sınırları konusunda sürmekte olduğu anlaşılan bilgisizlik ve yanlış politikalar, Devletin kendi içindeki başlıca zafiyet alanları olarak sayılabilir" diye konuştu.
"Terörle mücadele"nin ordunun görevi olmadığını kaydeden Doç. Dr. Çaycı, değerlendirmesinde şu görüşleri savundu:
"Terörle mücadele ordunun görevi değildir. Kolluk ve yargının temel görev alanları arasındadır. Buna karşılık "ayaklanmaya karşı koyma', ordunun görevi olabilir. Oysa, hukuk planında ve Hükümetler düzeyinde şimdiye kadar böyle bir tespit ve "görevlendirme' söz konusu olmamıştır. Bugün ordunun, hukuk açısından, sadece sınır ötesi harekât bağlamında, sınırlı bir görev ve sorumluluğu vardır. Bu nedenle ordu, terörizme karşı koymada yıllardır fiili bir durumla karşı karşıyadır. Sorumluluk da alarak ve tüm olumsuz koşullara rağmen, bu alanda elinden gelen çabayı göstermektedir. Açıklamaya çalıştığım fiili durumlar ve uygulamalar nedeniyle zaman zaman yasal açıdan bir kısım personel sorumlu durumlara düşürülebiliyor, Silahlı Kuvvetler kurumsal bazda, haksız eleştirilere hedef olabiliyor. Yürürlükteki Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, sıkıyönetim olmadığı sürece, iç güvenlik konuları bağlamında söz konusu edilen, "hesap sorma - hesap verme' bağlamındaki soruların muhatabının ordu değil; bizzat Hükümet ve İçişleri Bakanlığı olması gerekiyor. İl İdaresi Kanunu, hatta Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde ve düzeyinde değerlendirildiği sürece, terör kaynaklı iç tehdide karşı yürütülen mücadelede, hukuki açıdan Genelkurmay Başkanlığı, kendisine soru sorulabilecek en son makamdır."

-ORDU İKİLEM İÇİNDE BIRAKILMAMALI -

Doç. Dr. Çaycı, devletin kendi içinde yaratılan karmaşanın doğal sonucu olarak, aşırı akımların güçleneceğini, terör vb. şiddet eylemleri için uygun bir ortamın ortaya çıkacağını, iç ve dış tehdit unsurlarının da bundan yararlanmak isteyeceğini söyledi. Doç. Dr. Çaycı, "Ordu ikilem içinde bırakılmamalıdır. Anayasa düzeninin korunmasında herkes hassasiyet göstermelidir. Ordunun kendisinin her türlü saldırıların hedefi haline getirilmesi önlenmelidir. Olanların sorumlusu komuta makamları değildir. Komutanlar, demokratik hukuk devletinin gereklerine uygun hareket etmektedirler. Ordu, bu güne kadar, inanılmaz bir sabır, disiplin, görev, kararlılık ve sorumluluk bilinciyle, terörizme karşı koymanın askeri boyutu bağlamında elinden gelenin en iyisini yapma çabasından sapmamıştır ve bundan sapma işaretleri de yoktur. Bu kurumun işlevi, yeteneği, gelenekleri ve sınırları iyi bilinmeli, değeri takdir edilmelidir" şeklinde konuştu.

-TERÖRLE MÜCADELE ORDUNUN İŞİ DEĞİL-

Doç. Dr. Çaycı, değerlendirmesine şöyle devam etti:
"Unutulmamalıdır ki; siyasal ve toplumsal; dolayısıyla ulusal güvenliğimizi etkileyen bu gibi sorunların çözüm yeri / aracı Silahlı Kuvvetler veya mahkemeler değil; hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde, TBMM'dir. PKK teröründen kaynaklanan sorunu ordu çözecek değildir. Silahlı Kuvvetler, hukukun çizdiği sınırlar dâhilinde, terörizme karşı koyma çabalarını destekleyebilir, tamamlayabilir. Ordu demokrasiye ve hukuka saygılıdır. Komuta kademeleri, tüm tahriklere rağmen, hukuk dışı seçenekleri benimsememektedir. Bu tavrın bazı çevrelerce acz olarak algılanması hatalıdır. Öte yandan kanaatimce bu durum, bazılarının sandığının aksine, bugünkü hükümetin -orduya karşı izlediği politikalarındaki- başarısından çok; son dönemlerde Silahlı Kuvvetler komuta makamlarını işgal eden kişilerin, hukukun üstünlüğü ilkesinin önemini; Silahlı Kuvvetlerin çağdaş bir demokratik hukuk devletindeki konumunu ve işlevini, yeteneğini ve sınırlarını; sivil - siyasi muhataplarından daha iyi kavrayabilmiş olmalarının sonucudur."(ANKA)
(HF/ÖMR)
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.