Son Haberler
09.02.2012 Perşembe 18:52
USD 1,7550 EUR 2,3310 EUR/USD 1,3282 IMKB100   60162/%-1,69
ISTANBUL Cuma: -1°C/3°CCumartesi: -1°C/5°CPazar: 1°C/6°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Ustalıklı bir Auster bulmacası
Paul Auster’in 1967 baharında New York’ta başlayan son romanı “Görünmeyen”, iç içe geçen dört bölüm boyunca Paris’ten Karayip Adaları’na uzanan karmaşık bir ilişkiler zincirini anlatıyor. “Görünmeyen”, Paul Auster’in ustalığının son güzide örneği. 21.01.2010 14:25

ALİŞAN ÇAPAN Milliyet Kitap

1987 yılında yayımladığı ünlü “New York Üçlemesi” ile ABD’nin en önemli çağdaş yazarlarından biri haline gelen Paul Auster’in on beşinci romanı “Invisible/Görünmeyen” henüz dumanı tüterken Türkçe çevirisiyle kitapçılardaki yerini aldı. Aradan geçen yıllar içinde “Ay Sarayı”, “Timbuktu”, “Leviathan” “Şans Müziği” ve “Lulu Köprüde” gibi romanlarıyla gerek Avrupa’da gerekse Türkiye’de sadık bir okuyucu kitlesi edinen Auster son romanı “Görünmeyen”de bütün ustalığını konuşturuyor desek yanlış olmaz.
Auster’in 1967 baharında New York’ta başlayan son romanı, iç içe geçen dört bölüm boyunca Paris’ten Karayip Adaları’na uzanan karmaşık bir ilişkiler zincirini anlatıyor. Şair olma heveslisi üniversite öğrencisi Adam Walker’la, siyasal bilimler profesörü Rudolf Born ve sevgilisi Margot arasında başlayan aşk üçgeni, roman ilerledikçe Walker’ın ablası ile Born’un üvey kızını da içine alan dörtgenlere, beşgenlere dönüşüyor. Vietnam savaşına öfkeli ‘68 kuşağını, enseste kadar varan coşkulu bir cinsel açlığı, sürekli bir adalet arayışını felsefi göndermelerle ören “Görünmeyen”, Paul Auster’in ustalığının son güzide örneği olarak karşımıza çıkıyor.

Marco Fogg’a gönderme
“Görünmeyen”, romanın ana kahramanı Adam Walker tarafından, birinci tekil şahsın ağzından kaleme alınmış, (romanın öbür üç bölümüne göre kısa sayılabilecek) ilk bölümle açılıyor. Kurgusal olanla gerçeklik arasına gerdiği ipte gönlünce cambazlık yapma merakıyla tanınan, bazılarının sırf bu özelliği nedeniyle uzak durmayı seçtiği, kimilerinin ise özellikle bu merakı nedeniyle her yeni kitabını heyecanla beklediği Auster, “Görünmeyen”de de beklentileri boşa çıkarmıyor.
Columbia Üniversitesi’nde edebiyat öğrenciliği yapıp bir yandan da boş vakitlerinde Fransız şiirinden çeviri denemeleri yapan Walker, dikkatli Auster okuyucusunun aklına hemen “Ay Sarayı” romanının kahramanı (aynı üniversitede okuyan aynı ilgi alanlarına sahip) Marco Fogg’u getirecektir. Auster’i daha da yakından tanıyan okurlar ise yazarın bizzat kendisinin ‘60’lı yılların sonunda Columbia’da öğrencilik yaptığı ve yazar olma hayalleri kurduğu dönemde Fransız şiirinden çeviriler yaptığını hatırlayacaktır.

Walker’ın ölümcül hastalığı
Auster’in “Yazı Odasında Yolculuklar” kitabında dediği gibi önceki romanlarındaki karakterleri başka romanlarında yeniden kullandığı ya da “Cam Kent”te doğrudan kendisini sahneye çıkardığı düşünüldüğünde, “Görünmeyen”in ilk sayfalarını çeviren okurun yine iştah kabartıcı bir Auster bulmacası ile karşılaştığını düşünmesi yanlış olmaz. Nitekim, ikinci bölümde ilerledikçe anlayacağımız üzere ilk bölüm Walker’ın altmışlı yılların sonunda tuttuğu günlüklerden oluşuyor.
Artık ölümcül bir hastalığa yakalanmış olan Walker, kırk yıl önce üniversitede arkadaşı olan bir başka başarılı yazar James Freeman’a hatıralarının ilk bölümünü yollayıp fikrini sorar, hatıralarını yazarken tıkanıp kaldığından, nasıl devam edeceğini bilemediğinden dert yanar. Freeman’ın Walker’a önerisi bir sonraki bölümü farklı bir anlatıcı üzerinden kaleme alması olur. Ki Auster’in bu küçük numarası da sadık okuyucularının daha ilk romanından aşina oldukları bir teknik. Malum Auster’in ilk kitabı “Yalnızlığın Keşfi” de hatırat biçiminde yazılmış olup, ilk bölüm birinci tekil şahıs tarafından anlatılırken, ikinci bölümde anlatıcı üçüncü tekil şahsa dönüşür.

Kurmaca çılgınlığı
Freeman, Walker’ın hatıraları için “Eğer elimdeki metnin gerçek bir hikaye olduğu söylenmemiş olsaydı, bu metni kolaylıkla bir romanın ilk altmış sayfası olarak okuyabilirdim,” der ve ekler: “Sonuçta yazarlar da kimi zaman kendi adlarını taşıyan kahramanları romanlarına sokuşturmaktan kendilerini alıkoyamazlar.”
Auster’in bir roman kahramanı olarak kendisiyle ilişkisini bu kadar özlü bir şekilde anlatabilmesine şapka çıkartmak gerek doğrusu. Sonuçta Auster’in kurmaca çılgınlığı “Görünmeyen”de öyle bir ustalık noktasına varıyor ki insan kendini muhteşem bir taksi şoförünün, çılgınca kullandığı bir taksinin arka koltuğunda yolculuk edip de, en keskin virajları dönerken atlattığı tehlikenin farkına çok sonra varan bir yolcu gibi hissediyor. Siz Auster’in bir bulmacasının farkına varıp tadını çıkarmaya çalıştığınızda, o çoktan başınıza başka çoraplar örmüş oluyor. Bu arada eklemeden geçmeyelim; Seçkin Selvi’nin yetkin çevirisi Auster’in karmaşık kurgusunu takip etmenizi alabildiğince kolaylaştırıyor; kitaptan alacağınız zevki katladığı da kesin.


En Avrupalı Amerikan yazarı

En Avrupalı Amerikan yazarı olarak ünlenen Paul Auster’in kendisini bir efsane haline getiren “New York Üçlemesi”nin ilk kitabı “Cam Kent” tam 17 yayınevi tarafından reddedilmişti. Aradan geçen çeyrek asırda on beşinci kitabına ulaşan Auster ustalığının en rafine eseri “Görünmeyen”le okurların karşısında.
2007 yılında İspanya’nın en saygın ödüllerinden olan ‘Asturias Ödülü’nü kazanan Paul Auster romanları ve denemelerinin yanı sıra Wayne Wang’ın yönettiği “Smoke” ve “Blue in the Face” adlı filmlerin senaryosunu yazdı, “Lulu on the Bridge”in hem senaryosunu yazdı hem de yönetti.
Auster kendisi gibi yazar karısı Siri Hustvedt ve iki çocuğuyla, kendi çocukluğunun geçtiği Brooklyn’de oturuyor, bir zamanlar öğrencisi olduğu Columbia Üniversitesi’nde ders veriyor, en sevdiği yazarlar sorulduğunda Orhan Pamuk’u anmadan geçmiyor.

Görünmeyen

YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.

Share on Facebook