ÜZERİ HİÇ KÜLLENMEYEN KİN ve KIZGINLIK!
Kin sözcüğünü TDK şöyle tanımlıyor:
“Birine karşı duyulan öç alma isteği, garaz.”
Bu açıklamadan sonra her başı sıkıştığında AKP’ye sahip çıkan ve milyonlarca insanın oyunu ve desteğini almış olan MHP’nin Sayın Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin birkaç gün önce yaptığı açıklamadan bir bölümü sizlerle paylaşalım;
“AKP hükümetinin, TSK’ya yönelik üzeri hiç küllenmeyen kin ve kızgınlıkları bugünkü tartışmalara zemin hazırlayan asıl ve esas nedendir. Bununla birlikte, hukuken hala bir sonuca ulaşmamış olan sözde darbe iddialarının, TSK üzerinde aşırı bir baskı ve sindirme mekanizması haline geldiği ayan beyan ortadadır (...) Özellikle, yakın coğrafyalardaki karışıklıkların ve karmaşanın ileri düzeye ulaştığı dikkate alındığında, Türk ordusunu bir plan dâhilinde zayıflatmak ve küresel hedefler doğrultusunda dönüştürmek için yoğun bir faaliyet yürütüldüğü anlaşılmaktadır. TSK’nın, suç şebekesi gibi gösterilmeye çalışılmasında; AKP’ye istikamet veren uluslararası çevrelerin, güç merkezlerinin ve içinde bulunduğumuz coğrafyayla ilgili emelleri bulunanların etkili olduğu görülmektedir. Bu zamana kadar içerideki meşruiyetini dışarından elde ettiği ittifaklarla sağlamlaştırmaya çalışan AKP hükümeti bundan böyle TSK’yla uğraşmaktan ve yıpratmaktan artık vazgeçmeli, demokratikleşme maskesiyle yargısız infaz girişimlerinden bir an önce uzaklaşmalıdır. Darbe iddialarını konu alan yargı süreçlerinin acilen sonuçlandırılarak darbe heveslisi kim varsa TSK’dan temizlenmesi sağlanmalı ve Türk ordusu tartışmaların içinden süratle çıkarılmalıdır. (basından)
“Üzeri hiç küllenmeyen kin ve kızgınlık”
Bu ne kadar incitici, isyan ettirici ve karşılıklı kini doğrucu bir insani zafiyet! AKP bu ülkenin hükümeti değil mi?
TSK bu vatanın koruyucusu milletin gözbebeği ordusu değil mi?
Peki bu “KİN” nereden kaynaklanıyor?
Cumhurbaşkanı eşi olarak Hayrünisa Gül’e selam durmamak...
Başbakan eşi olarak Emine Erdoğan’ı GATA’ya başörtülü diye almamak...
Başbakan konumuyla Tayip Erdoğan’ın önünde ayağa kalkıp hazırolda durmamak ve benzeri durumlar mı bu “KİN” oluşturuyor?
Kin beslemek karşıdakini “kin gütmeye” davet çıkarır. “Kin”in ne zaman nerede “balyoz gibi patlayacağı” belli olmaz!
AKP’nin aldığı yüzde 50 oy, ne yazık ki ülkenin pek hayrına olacak gibi görünmüyor. Zira oy çokluğunun vermiş olduğu sarhoşluk bu kesimde tabandan ve tavana kadar yer alan bir çok kesimde sarhoşluk ve kontrol dışılık yarattı...
Başta Türk Silahlı kuvvetleri olarak, laik, Atatürkçü ve cumhuriyete gönül vermiş kesimlere yönelik saldırganlıklar ciddi ölçüde artırdı. Türk ordusunun PKK ile yıllarca savaşmış komutanlarına, kimi zaman ordunun hükmi şahsiyetine yönelik ağır, aşağılayıcı yazılar ve davranışlar, basında ve sosyal hayatta ölçüsüz biçimde kendini göstermekte...
Bir zamanlar komutanların karşısında hazırolda duran kimi fırdöndü gazeteci ve yazarları, şimdilerde komutanları ve ordu mensuplarını, hakaretamiz şekilde ve haksızca en ağır ve çirkin biçimde eleştirmenin ahlaksızlığı içerisindedirler...
Yazıklar olsun...
Tabi ki “şimdi AKP zamanı.”
Dönen dönene...
Büyük kentlerin sözde AKP karşıtı görünen kimi yerel gazete yazar ve yöneticilerinin; 12 Haziran seçiminden sonra nasıl saf değiştirdiklerini; bulundukları kentlerin Büyükşehir belediye başkanlarının uydurma anketler sonucu birinci, ikinci, üçüncü ilan edilmelerini, göklere çıkararak, gazetelerinin manşetlerine taşımalarını, şaşkınlık ve ibret içinde izliyoruz...
Reklam ve ilan almanın kentlerde sözde kelli felli yılların yerel köşe yazarlarını ve gazete yöneticilerini ne hale getirdiğini ve “mükemmel bir rüzgar gülü” olduklarını ibretle görüyoruz...
Konjonktür böyle iken, TSK’ya karşı kin beslemenin ve bu hislerle vurmanın da nasıl zamanı olmasın ki(!)? Öyle ya, TSK düşman ordusu değil mi(!)?
Son vurgumuz:
Bu ülkenin subayları, komutanları, bir zamanlar Atatürk’e karşı saflarda yer alan vatan haini gazeteci Refii Cevat Ulunay’ın 1920’lerde idam edilen kahraman Boğazlayan Kaymakamı’nın cenaze törenine katılan vatansever subaylar için yazdığı tabir olan “SIRMALI HAYDUTLAR” değildir...
Kin, kini davet eder dedik. Kin duyan bir gün kendisine yönelik kine davet ettiklerinin “kin dolu” eylemlerine de hazır olmalı!
Bu ülke bizlere, Türk gençliğine Ulu Önder Atatürk tarafından emanet edilmiş bir vatan parçasıdır. Korumak ve kollamak görevi hepimizindir. Bunun bilinci içerisinde herkes adımını ona göre atmalıdır!..
Konumu, makamı, görevi ne olursa olsun!..
BURHAN ÖZBEY