ÜZMEZ’İ TELEVİZYONLARA ÇIKARANLARA NE DEMELİ?
Adam yaptıklarından utanç duymuyor…
Kanal kanal dolaşıp, büyük sevap yapmış ya da zafer kazanmış gibi övüne övüne ağzına geleni söylüyor…
Gülüyor…
Yüzü kızarmıyor…
Çehresinde zerre kadar pişmanlık ifadesi yok…
Mahcubiyet denilen şey adamın kenarından geçmemiş…
Gazete köşelerinde hakkında en ağır yazılar yazılıyor…
Adama vız geliyor…
Şu yaptığın rezaleti hadi ayrıntısıyla anlat deseniz, ne halt işlediğini ballandıra ballandıra anlatacak…
“Bir de benimle ilişki kuran kadınlar sayemde fahişe olmadılar, başlarını örttüler.” diye insana küçük dilini yutturacak açıklamalarda bulunuyor…
İnsanlar, kadın erkek isyan halinde!...
Kadınlar, kadın dernekleri neredeyse sokağa dökülecek duruma geldiler!..
Bilirkişilerce düzenlenen; “ mağdurenin ruhsal ve fiziki durumunda olumsuz bir durum yoktur” biçiminde rapor, vicdan ve sağduyu sahibi herkesi çileden çıkardı!..
Raporu düzenleyenler, acaba kendi kızlarının başına böyle bir durum gelseydi, yani 76 yaşında ki bir adam, 14-15 yaşlarında ki kızlarına tecavüz etseydi kendileri gibi böyle bir rapor düzenleyen bilirkişileri görevlerini gereği biçimde yapmışlardır diye vicdanlarına kabul ettirebilirler miydi?
Hiç 14-15 yaşlarında bir kızcağız, böylesine çirkin bir tecavüze uğrayıp ta, ruhsal açıdan normal ya da sağlıklı kalabilir mi?
Bu neyin düzenidir?
Nasıl bir toplum olduk?
En iğrenç bir davranışı göstermiş, yaşını başını almış bir insanı, sanki normal bir iş yapmış gibi dinleyebiliyoruz…
İleri toplumlarda…
Demokrasiyi tam anlamıyla yaşayan toplumlarda, hiçbir birey kendi toplumunda kime yapılarsa yapılsın, böyle bir olay karşısında sessiz kalmaz, hak ve adaletin tecellisi adına ortalığı birbirine katardı!..
Hadi bu adam yaptıklarından hiç nedamet duymuyor…
Utanmıyor…
Yüzü kızarmıyor…
Hatta silahı başına dayayıp intihar etmiyor…
Peki…
Bu “yüzü kızarmaz” adamı reyting uğruna televizyonlara çıkaranlar…
Kanal kanal dolaştıranlar…
Ona yayın organlarında söz ve konuşma hakkı tanıyanlar…
Yaptığı saçma ve iğrenç konuşmalardan sonra bile, hâlâ ekrana çıkarayım diye ona olanak tanıyanlar…
Yaşanan rezalette…
Hiç suçlu değiller mi?
Bizce…
“O adam” kadar ona reyting uğruna ekranlarını açanlar ve televizyonlarında konuşturanlar da, onun kadar toplum önünde suçludurlar…
Hiçbir televizyon, ekranlarına çıkarmasaydı, “utanmaz adam”ın küstahça ve iğrenç konuşmalar yapma şansı olabilir miydi?
Bakan Nimet Çubukçu’ nun “Bilirkişi raporu” na bakanlık olarak itiraz etmesi, toplumda ki isyanı bir ölçüde aşağıya çekti…
Ancak, adalet gerçek anlamda yerini bulana dek, bu isyan kolay kolay bitmeyecektir.
Kız evlat sahibi babalar - anneler, kız kardeş sahibi yetişkin erkekler, ablalar, amcalar, dayılar böylesine rezilce bir olay karşısında nasıl sessiz, sakin kalabilir ve olayı normal görebilirler bu mümkün mü?
Son söz:
Hüseyin Üzmez’ in nasıl bir adam olduğunu toplum iyice anladı…
Ya onu televizyonlarına çıkaranlar?..
Reytingi uğruna “ o rezilce konuşmalarına olarak tanıyanlar.”
Onlara ne demeli?
Evet…
Onlara demeli?...
O televizyon sahip ve yetkilileri, kendi kızlarının başına böyle bir şey gelseydi, “o adamı” kahraman gibi ekranlarına çıkarıp, konuştururlar mıydı?
Evet tekrar soruyoruz, sayın televizyon yetkili ve sorumluları?
Böyle bir durum olsaydı “o adamı” ekranlarınıza çıkarıp şakır şakır konuşturur muydunuz?
BURHAN ÖZBEY