(ANKA) - ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 2009 İnsan Hakları Raporu'nda Ergenekon davasındaki uzun tutukluluk süreleri konusunda, "Hükümete yönelik eleştiriler düzinelerce davalının, iddianamelerin açıklanmasından önce aylarca herhangi bir suçlama olmadan tutulduğuna dikkati çekmekle beraber bu, ülkede yaygın bir uygulamadır" denildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 2009 İnsan Hakları Raporu'nun Türkiye'ye ilişkin bölümünde Ergenekon davasıyla ilgili bilgilere ve saptamalara da yer verildi.
Raporun tutukluluk ve gözaltının incelendiği bölümünde İstanbul'daki savcıların önde gelen askerleri, işadamlarını ve medya mensuplarını, Ergenekon olarak bilinen ağın üyeleri olarak "kargaşa yaratmak üzere kışkırtmada bulunmak ve seçilmiş hükümeti devirmek üzere komplo hazırlamak" iddiasıyla suçlamayı ve tutuklamayı yıl boyunca sürdürdükleri belirtildi. Ergenekon davasının Danıştay saldırısı davasıyla da birleştirildiği, iddialar içinde grubun, kamuca tanınmış dini liderler dahil kişilere suikast düzenlemelerinin bulunduğu, yıl sonu itibarıyla 250 kişinin suçlamalara hedef olduğu belirtilen raporda şu ifadeler yer aldı:
"Kimi muhalif politikacılar, basın mensupları ve hükümeti eleştirenler suçlamaların çoğunluğunun siyasi motivasyonla yapıldığı değerlendirmesinde bulundular. Diğerleri tutuklamaların, ülke çapında gazeteciler ve insan hakları aktivistleri üzerindeki tehdit ve korkuyu azalttığını iddia ettiler. Hükümet üyeleri ve hükümeti destekleyen basın, davaya yönelik eleştirilerin mahkemelere baskıyı ve hükümet politikalarının değişmesini amaçladığını ileri sürdüler. Hükümete yönelik eleştiriler düzinelerce davalının, iddianamelerin açıklanmasından önce aylarca herhangi bir suçlama olmadan tutulduğuna dikkati çekmekle beraber bu ülkede yaygın bir uygulamadır."
Aralık ayında soruşturmayı yürütenlere ilk kez askeri tesislerde Ergenekon davası ile ilgili olarak araştırma yapma izni verildiği, görevde bulunan albaylar dahil üst düzey askerlerin ve emekli generallerin mahkemede tanıklıklarına başvurulduğu, yıl boyunca Genelkurmay Başkanlığının genellikle Ergenekon soruşturmasında işbirliğinde bulunduğu belirtilen raporda, orduda bazı askerlerin bireysel olarak soruşturmaya olan güvensizliklerini ifade ettikleri kaydedildi.
Türkiye bölümünde "Kimi gözlemciler Nisan ayında silahlı kuvvetlerin önde gelen üyeleri tarafından Ergenekon davası üzerine yapılan açıklamaları ve suçlanan askeri personel ile davada yargılananlara desteği, yargı üzerinde baskı uygulama olarak gördüler" denildi.
Raporun "Özel Hayat, Aile, Ev ve Haberleşmeye Keyfi Müdahale" başlıklı bölümde ise şöyle denildi:
"Yasa mahkeme kararıyla telefonların dilenmesine izin veriyor. Telefonlarının illegal olarak dinlendiğinden yakınan, yüksek mahkeme üyeleri ve politikacılar dâhil kişiler ve kamunun tanıdığı kişilerden zaman zaman şikayetler gelmiştir. Sadece Türk Telekomünikasyon Ajansı, uyuşturucu kaçakçısı, organize suç örgütü üyeleri ve terörist olduğu iddia edilen kişilere karşı verilen bir mahkeme kararının sunulmasıyla birlikte telefonları dinlemeye yetkilidir. Kasım ayında Adalet Bakanlığı, Ergenekon soruşturmasının bir parçası olarak 56 yargıç ve savcının telefonlarının dinlendiği iddialarını doğruladı ve tüm dinlemelerin kanuna uygun olarak icra edildiğinde ısrarcı oldu. Bakanlık bu dinlemelerden 36'sının Kasım itibarıyla yok edildiğini açıkladı. Kimi gözlemciler telefonları dinlenmiş olan hakim ve savcılardan büyük bölümünün, zimmete para geçirdiği için Cumhurbaşkanı Gül'e karşı bir soruşturma başlatmış olan savcı dahil, AKP karşıtı kararlarıyla tanındıklarını belirttiler."
Raporun Ergenekon ile ilgili bölümünde Malatya davasının Ergenekon ile birleştirilmek istendiği, ancak İstanbul'daki savcıların iki dava arasında bir bağ bulunmadığını açıkladıkları da belirtildi.
AA - ABD Dışişleri Bakanlığının 2009 yılı İnsan Hakları Raporunda İsviçre ile İran, Rusya, Çin, Kuzey Kore, Küba gibi ülkelere yer verildi.
Minare referandumundan ötürü İsviçre'nin eleştirildiği raporda, Avrupa'da özellikle İsviçre'de geçen yıl Müslümanlara karşı ayrımcılığın endişe verici boyutlara ulaştığı kaydedildi.
İran'da, Haziran ayındaki seçimlerden sonra insan haklarının baskılarla daha kötü hale geldiği belirtilen raporda, ''İran hükümetinin kötü insan hakları sicilinin bu yıl boyunca, özellikle Haziran'daki tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra bozulduğu''' kaydedildi.
Raporda, ''Bireylerin özgür ve adil seçimler yoluyla barışçıl bir şekilde hükümeti değiştirme hakları sınırlandırılmıştır'' ifadesine yer verildi.
Raporda ayrıca 33 yıldır iç savaşın sürdü Sri Lanka'da hem hükümet güçlerinin hem de Tamil militanlarının geçen yıl sivillere karşı insan hakları ihlali yaptığı ifade edildi.
Çin, Küba, Kuzey Kore, Rusya ve Sudan'ın da sert bir şekilde eleştirildiği raporda Çinli yetkililer, internette bilgi akışını sınırlandırdıkları için kınandı. Rusya ise insan hakları eylemcilerinin ve gazetecilerin öldürülmesinden dolayı eleştirildi.
Afganistan'da geçen yıl yaşanan şiddet olaylarında en çok sivillerin zarar gördüğüne dikkat çekilen raporda, hükümetin kırsal bölgelerdeki halkı artan şiddet nedeniyle koruyamadığı belirtildi.
Amerikan hükümeti, yıllık insan hakları raporunda, dünyada "yahudi aleyhtarlığının yeni biçimler altında da olmak üzere" geçen yıl artış gösterdiğini belirtti.
Raporda, geleneksel ve yeni biçimlerde yahudi aleyhtarlığının, 2008-2009 kışı sırasında Gazze'deki çatışmalarla en yüksek noktasına ulaşarak artmaya devam ettiği kaydedildi.