VATAN HAİNLERİNİN HEDEFİ TSK
“Şehitler ölmez vatan bölünmez”
Yıllardır Güneydoğu’da hain terör örgütü PKK’nın saldırısı sonucunda kaç şehit verdik sayısını bilmiyoruz…
“Şehitler ölmez” de, peki acaba bugün binlerce şehidimizden kaçının ismini hatırlıyoruz.
Hamasi sloganlar, anlam olarak artık bir şey ifade etmiyor.
Vatanımız bölünmedi ama ne yazık ki birbiri ardına şehit vermeye devam ediyoruz…
Gün olmuyor ki Güneydoğu’dan şehit haberi gelmesin…
Ateş nereye düşüyorsa, orası yanıp kavruluyor.
Şehitler için aileleri dışında tutulan yas, sadece cenazelerinin camiden kaldırılması süresiyle sınırlı.
Mezarlıkta üstüne toprak yığınları atıldıktan sonra, yaşamını yitiren genç evlatlarımızın yüreklere ok gibi saplanan acısı, sadece kendi ailelerinde yaşam boyu yaşanıyor…
Beş çocuğundan tek erkek evladını teröre şehit veren baba Yaşar Kılıç’ın isyanı gerçekten yürek paralayıcı:
"Vatan sağolsun diyorum ama vatan garibanların vatanı.
Bizim ocağımıza ateş düştü. Başbakan ise hamdolsun diyor.
Oğlunu Amerika´ya gönderiyor.
Kendi menfaatleri için Irak´a gidip görüşüyor.
O da oğlunu askere gönderseydi.
Kendi oğlu şehit olsa bir günde durdururdu bu terörü.
Olan garibanın oğluna oluyor’’ (Gerçek Gündem 17 Ekim 2008)
Bir baba için evladını, hem de tek erkek evladını daha yirmi yaşında iken, yaşamının taze baharında yitirmek dayanabilecek acı mıdır? Hangi anne baba böyle bir durumda isyan etmez, kendini parçalamaz…
Bundan bir buçuk iki yıl kadar önce, Balıkesir’de oğlunu teröre şehit vermiş olan yüreği yanık bir annenin, cami avlusunda ayyıldızlı bayrağa sarılmış yavrusunun tabutu başında ki feryadını unutabilmiş değiliz.
“Dostlar; gelin bugün benim düğün günüm. Şehit oğlumun düğününü yapıyoruz… “
Bekar oğlunu kısa bir süre evlendirmek için hazırlık yapan bir annenin, oğlunun tabutu önünde ki bu isyanına nasıl tepkisiz, hissiz kalabilir, teröre ve kadere binlerce defa lanet okumazsınız…
Ülkede nereye hizmet ettikleri bilinmeyen kimi güç odakları; ortamı fırsat bilerek Türk Silahlı Kuvvetleri’ne saldırmakta ve halkın büyük oranda güvendiği, saygı duyduğu bu güzide kurumumuzu yıpratmak için ellerinden ne geliyorsa yapmaktalar…
Amaçları TSK’yi ve değerli komutanlarını hedef haline getirerek halkın gözünden düşürmek, ordumuzu güçsüzlük ve karmaşa içine sokmak…
Ülke siyasetini ve AKP yönetimini eleştirebilir ve son derece kötü bir yönetim ortaya koydukları konusunda en ağır yorumları yapabilirsiniz.
Bunda haklısınız. AKP terör konusunda da son derece başarısız..
Ancak, TSK’yı haksız ve gereksiz yere eleştirip suçlayarak, konuda haklı ve samimi olduğunuzu gösteremezsiniz.
Önünüze gelene hele hele TSK’ya “hesap ver” biçiminde kabadayılık ve küstahlığa soyunarak, vatanseverlik yansıtan bir tablo ortaya koyamazsınız.
Önce, kime ne amaçla hizmet ettiğinizin bilinmesi gerekir.
Bir kere “siz kimsiniz” ve “kimin tarafındasınız?” Hangi “taraf”tasınız?
“Kabadayılık” ve “küstahlığı” kime güvenerek yapıyorsunuz?
Arkanızda ki güç kimdir?
O gücün Türkiye hakkında ki gerçek düşüncesi nedir?
Son söz:
Kimse TSK’yi gelinen noktada haksız yere eleştirmeye ve suçlamaya kalkmasın.
Ortada eleştirilecek ve hesap sorulacak bir mevki ve makam varsa, o da her konuda olduğu gibi terörü önlemede de başarısız kalmış, ABD çizgisinden ve yörüngesinden ayrılamayan AKP hükümetidir…
BURHAN ÖZBEY