VATANIMIZDA YABANCI GİBİ OLDUK
Bu güzel ülkede,
ömür denilen maceramızda,
on yıları kimi zaman çoşkuyla,
kimi zaman üzüntü ve acılar içinde yaşadık,
On yılları çok önceden yaşayanların,
içinde bulunduğumuz yaşlara,
bir hayli uzak olduğumuz yıllarda,
şurada burada iken, yanımızda söyledikleri;
“ne çabuk da geçti seneler!...”,
türü konuşmalarına o zamanlar tanık oldukça,
“bunca yıl nasıl çabuk geçermiş…” diye,
düşündüğümüz ve şaşırdığımız zamanları,
şimdi hatırlıyoruzda,
Gerçekten de yıllar ne çabuk geçermiş meğer dostlar…
Cahit Sıtkı Tarancı’nın Yaş otuz beş şiiri,
zaten her şeyi en güzel ve çarpıcı biçimde anlatmıyor mu?
X
“Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
……
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
X
Doğup büyüdüğümüz bu coğrafyada;
yılları birbiri ardına tüketmiş,
bu güzel vatan toprakları üstünde,
çocuklarına mutlu bir dünya bırakmak,
arzu ve azmiyle,
her doğan güne umutla bakmış bir kimse olarak,
ne yazık ki,
artık yeni doğan şafaklara,
sevinç ve coşkuyla bakabilen,
bir Türk vatandaşı olmadığımızı,
yeis içerisinde belirtmek isteriz.
Çünkü artık benim güzel ülkemde;
“Türküm”,
“ulusalcıyım”,
“Atatürk’çüyüm”,
“milliyetçiyim”,
“laikim”,
“cumhuriyetçiyim”,
“Türkiyem”,
gibi sözcük ve kavramları kullanmaktan,
ve hararetle savunmaktan korkar oldum!
Oysa bizim,
mayamız,
ülkümüz,
ilkelerimiz,
temel taşlarımız,
bunlardan oluşuyor.
Aksi halde nasıl yaşar,
ve yarınlara nasıl umutla bakabiliriz?
Yarın sabah erkenden,
evimizden karga tulumba alınıp,
kolumuzdan çekile çekile,
Emniyet’e götürülmeyeceğimizin garantisini kim verir,
Salt,
böyle düşündüğümüz ve yazdığımız için…
Ne oldu bize Allah aşkına söyler misiniz?
Kimilerine göre;
KENDİ VATANIMIZDA YABANCI GİBİ OLDUK,
VE
TERÖRİST MUAMELESİ GÖRÜYORUZ!!!...
Hukuka, yargıya, adalete, yasalara, “Anayasaya” saygılıyız…
Buna karşın,
Ülkemizi,
vatanımızı,
ulusumuzu,
Atatürk’ü,
cumhuriyeti,
sevmemiz suç mu?
Bize bunu, bütün bunları kimler layık gördü ya da görüyor?
Eğer suç bizde, bizim gibilerde değilse,
zaten değil de,
bunun bir hesap günü olmayacak mı?
BURHAN ÖZBEY