Ve ben.. Ve biz...
Ve, en iyimser dileklerimi sunduğumda, cehennem yollarının taşlarını döşeyecek kadar hasettim içimde...
Söylediklerim, mecburiyetlerimdi sadece benim bildiğim...
İtiraflarım, duygu bencilliğimin artık dayanılamayan ağır yüküydü ve...
Ve sanılanın aksine, büyük yalanlarım, en dürüst anlarımdı aslında...
Latifelerimde, gerçeklerim saklıydı, şaka yapıyor diye geçiştirilemeyecek ve...
En cesaretli göründüğüm zamanlar, bir sinek kadar uçucuydum korkudan...
Ve sahiplendiğim zamanlar, vazgeçmek üzere olduğum anlardı gizli gizli...
En çok ihtiyacım olduğunu söylediğimde, hiç görmesem de olurdu seni ve...
Ve umursamaz düşünülen mimiklerimde, derinin de derinindeyim ben...
Kendinden geçmiş, Allah’tan mağfiret dilediğim anlarda aklımdan geçenler, gelmiş geçmiş en günahkar kul yapardı beni ve...
Ve hislerim çoğu zaman tersiydi, yüzümün...
Kanımca, bedenin bir, ruhun iki doğması bütün bunlara sebep...
İnsanı yaşatan, yaşlandıran; iki, ikilem ruhu olsa gerek...
Yoksa mutluluk kahkahaları ile hüzün hıçkırıkları arasındaki çizgi niye bu kadar belirsiz olsun ki!..