HaberX'de ara
ARŞİV
7.4.2009 15:28:41
USD 1.5310    EUR 2.1450    EUR/USD 1.4009    IMKB100 36798 / %-0,65
 
HAYVANİ GÜDÜLERİNE SAHİP OLMALI İNSAN
27.01.2008 00:17
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Güven Gürbüz Saf ve temiz, katıksız sevgimiz. Yoktur küfürcümüz, Küfürsüz insan yeni doğmuş bebek gibidir. Saf ve temiz. Kirlenmemiş düşünceleri, Aydınlık güneş her hücresine işlemiş, Beyni gelişmiş, düşüncesi yetişmiş. Ham ve yontulmamış kavak gibi değil. On kere düşünür, bir kere konuşur. İnsan olana, olgunluk yaraşır.

Saf ve temiz, katıksız sevgimiz.

Yoktur küfürcümüz,

Küfürsüz insan yeni doğmuş bebek gibidir.

Saf ve temiz.

Kirlenmemiş düşünceleri,

Aydınlık güneş her hücresine işlemiş,

Beyni gelişmiş, düşüncesi yetişmiş.

Ham ve yontulmamış kavak gibi değil.

On kere düşünür, bir kere konuşur.

İnsan olana, olgunluk yaraşır.

 

Çöl ortasında kum tanesi kadar çıksa da bir küfürbaz karşısına,

Esen rüzgar gibi kelimelerin keskinliğinde, karışır gider toprağa, susuz toprağa,

Adına çöl denilen toprağa, yani, yeşilsiz dağa, ovaya.

Küfürbazda anlar belki kafasına kelimeler taş gibi düştüğünde,

Anlarda, dinler belki kulağını verirde kalbinden gelen sese,

Tokatı yemeden uzattıkça uzattığı ense.

 

Faydalı olmak için çabala,

Çabala ki çabalarının faydasını gördüğünde yakala.

Bir okyanusta balık tutmak gibide olsa,

Oltanın ipi kısada gelse,

Oltanın ucunda yemi de takılı olmasa,

Oltaya bir balıkta gelmese,

Sabaha kadar bekle şafak sökerken yakalarsan bir nimet,

Adını tak o zaman olsun sana kısmet.

Değerini bil, bil ki bildiğin için olsun adı kadir kıymet.

Her zaman sabret. Sabretmeden selamet gelmez.

 

Selametin sonu mutluluktur.

Mutlu olan insan çevresine mutluluk saçar küfür değil.

Küflü peynir gibi olma sakın sofralarda yerin olmaz.

Çöp tenekesinde kalırsın.

Ne zaman ki bir kamyon alıpta götürene kadar seni.

Küfürbaz ile çöplüğün ne farkı vardır.

İnsanların kullanıp, kulllanıp attıklarından.

 

Ömrünün baharında değerini bil,

Büyüklerini horlama, başaramadıkların için kötü huylarını zorlama,

Hayvani güdülerine sahip ol.

Açığa çıkarma, törpüle, törpüle yuvarlak olsun.

Bir gün gelip kendine de ucu batmasın.

Yontulmamış ağaç gibi olsa da huyların,

Hayat yontar, yaşadıkça bir baltaya sap olursun elbet.

Ama zaman çok geç olabilir.

Seni göreceklerin, yaşam süreci sana yetişemez belki bu dünyada,

Olsun. Yinede sen adam olduğunda,

Senden sonra geleceklere de öğretirsin öğrendiklerini.

Hayatın nasıl insanı yontarak öğrettiğini,

Oysaki biraz daha yorsaydın kendini,

Dinleseydin büyüklerini, anlasaydın tecrübelerini,

Hayat yolunda fazla yontulmaya da gereğin kalmayacaktı belki,

Hayatın büyük bir bölümü daha mesut ve bahtiyar geçecekti.

 

Özür dilemesini de bil küfür ettiğin insanlardan,

Cehaletine ver kendini, ham ve yontulmamışlığına.

Var bildiğin zekanı yarıştırmak yerine,

Zekanı nerelerde, nasıl ve faydalı kullandığına yor düşüncelerini.

O zaman anlarsın beynini de ne yönde geliştirdiğini.

Dahiler doğmuştur, yetiştirilmemiştir.

Dahi olamassın belki ama ahi olabilirsin

Her şeyden önemlisi küfürbaz olmamayı da öğrenebilirsin.

Yaşın ne olursa olsun,

Öğrenmenin yaşının olmadığını bilesin.

 

http://groups.google.com.tr/group/haberozel

 

 

Güven Gürbüz Yazıları
HAYAT DEĞİRMENİNDE, DÖNER YERİNDE
Sıla tüter gözünde, kimbilir kim kandırmış bir kadehe duvar dibinde. Çekmiş perdeleri, kapatmış kapıları, başını vurduğu duvarları, yıkam diyor yıkılmıyor.. Acı gelir doğru ise sözün aslı, Kapatmıyor yüreğine dert olmuş faslı, Kapıları kilit tutmuyor, anahtarı paslı, Gönül kapılarını açam diyor açamıyor. Neyleyim ben seni, senin gibi çok deli, Hepsi de Ali Veli, Hasan’ı, Hüseyin’i gören olmuyor.
FESHANE’DEN ESTİ MEMLEKET HAVASI..
Kalem kılıç gibidir. Nasıl satılır? Yürekte sevgi varsa nasıl biçilir? Senden önce var olanlar nasıl ezilir? Küçük beyinler pişer, Büyükler aşar. Kadir kıymet bilenler gönüllerde ebedi yaşar. Nankör ve de gözü görmek istemeyen körler karanlıkta çöker, ışığı görünce ayağa kalkarlar. Ya gönül gözü açık olanlar? Onlar karanlıkta da kalsa yine yolunu bulurlar. Çünkü onlar atalarından gelen asil kanda var olan, Vefa ve değeri yaşatmasını bilenlerdir.
GÖNÜL PENCERESİNDEN BAKABİLMEK
Toprağın ısınışıyla birlikte, buram, buram buhar olup göğe yükseliyor kışın karlı günleri, zemherinin hediyesi ile birlikte. Leylekler dönüyor, kanat çırpıyor, solucanlar bir anlık heves uğruna kurban kuşların kursağına. Sular daha çok ve hızlı akıyor. Dağlar sırtındaki yükü atıyor, eritiyor, sis, duman memleket topraklarında tur atıyor..Otlar, çayır, çimen, toprağın üzerinde yer kapma yarışında. Kalbin daha da hızlı atıyor. Memleket sevdası yarışı başlıyor. Kavuşma sızısı..
İNANMADAN OLMUYOR HEPSİ AYNI SEPETTE..
Emeğinin değerini onu alın terine katan bilir. Alın teri dökmeden tüketen bir gün hazırı tüketir. Taşıma suyu ile değirmen dönmezse de, El birliği ile dağlar delinir, Ferhat ın yüreği gibi yürek varsa bu memlekette dünden kalkınır. Aynı nakaratları çalmaz kimse, hariçten gazel okumaz her önüne gelen, “Öğüdü veren öğünü vermez” dese de dinlemez, yeni yetmez, eski yerinde kalmaz, aç kalan ayı oynamaz. Yazmaz kalemi kırılır..Aynasını arka cebinde eskiten bahtiyar, olmaz asla ihtiyar.
ŞİİR GİBİ ŞEBİN MEDYA ŞEBİNKARAHİSAR’DAN
ŞEBİN MEDYA ŞEBİNKARAHİSAR’DAN Doğduğum yerler benzer güneşe aya. Köylerim, dört yanını sarsa da kaya, Şükrederim pınarından akan suya, Mihnet etmem ne ağaya, ne paşaya, Ne hayal, Ne rüya, adım Şebin Medya.
GÖNÜL BİRLİĞİ OLMADAN EL BİRLİĞİ OLUR MU?
Bir büyük ateş yanar, odunu gönülden, alevi güneşten. Gönülde güneş gibidir, sımsıcak olmazssa ısıtmaz. Isıtmalı gönül, güneşin sıcaklığı, gönüllere aydınlığı doğmalı. Aydınlanmalı, karanlıklar aydınlığa çıkmalı. Susmamalı. Susmamak, bağırmak, azarlamak değildir. Bilmek öğrenmek demekse, öğrenmekte bilgilenmek demektir. Bilgili insanlar, saygılı olmalıyıda bilirler. Bilmek sadece bildiğini kendine saklamak değildir. Bilgili olmak paylaşmasınıda bilmektir. Paylaşmasını bilmeyenler, paylaştırmasını bilir mi?
İNSAN OLANA NE GEREK
Çıktım dağlarına da seyran eyledim. Sordum hallerini de derdin dinledim. Güldürdü de beni, ben yine gülmedim, Gülmeden önce, bir de ağlamak gerek... Baktım mor sümbüle, küstüm sana demiş. Bahçeye de ayrık otunu sar. demiş. Yolmuş, yolmuş, yolmuşta tüketememiş.. Demeden önce bir de anlamak gerek..
DÜŞÜNCELERİMİZ
Bir derin düşüncedir özlemin, ilk elden, son demliğin ibriğinden süzülen damla gibidir düşüncelerin. Bardağın taştığı, kaşığın ses çıkarmadığı andır. Tabağın masadan kaydığı, bardağında al aşağı ettiği andır üzüntülerin. Memlekettir düşüncelerin…
MUHABİR DEDE, ŞEBİN’DEN GURBETE GÖÇÜYOR..
Muhabir dede, Şebinkarahisar’ın eski maneviyat dolu günlerini yavaş , yavaş, kaybettiğini, adet, gelenek, görenek ve analelerinden hızla uzaklaştığını beyanla, geçim ve ekonomik koşulların zorluğu gibi bir çok nedenlerle memleketi Şebinkarahisar’ı torunu tosuncukla birlikte terki diyar edeceğini yazdı. Okur yazarlığı olmadığı halde, Şebin’den torunu Tosuncuk’a mektup yazdırarak yayınlanması için Ankara’ya ileten Muhabir Dede, kimilerine göre hayali bir kişilik olsada, o gerçekçi anlatımı, yöre şivesi ile bir çok önemli konuya vurgu yapmıştı. Muhabir dede bu mektubun son mektubu olabileceğini bellirterek, vedaya çevirmekte. Muhabir dedenin Tosuncuğa yazdırdığı mektubu bakalım neler yazmış?
MEVLAMIZA HAMDÜ SENALAR OLSUN (Bayram yazısı)
Kalbimize salar nurunu, gösterir hak bildiğin doğru yolunu, Hor görme onun yarattığı hiçbir kulunu.. Sor o sormasa da yılda bir kez, bayramda hisset titreyen yüreğini, Kısık sesini, ılık nefesini.. Hisset ki belki bir bayrama daha kavuşmak nasip olmayacak, Bilemeyiz o bizi yaradan yüce yaratanın ilahi takdirini.. Anlayarak her şeyin hikmetini, Bilmeliyiz, anlamalıyız, görmeliyiz onun her yarattığı canlının manasını.. Manada esas özdür, özünü bilmeyen anlamazdır..Anlatmak niyazdır.. Niyaz ile hakka dur, hikmetini onda bul, ey yabancı dediğin kul, Onunda yaratanı seninde bildiğindir..
EMMİMOĞLU HASAN
Ömrüm olursa bir başka bahara, Gelmesin memleketim nazara, Bir yanda Suşehri, bir yanda Zara, Yol üstünde uğra, de Koyulhisar’a Çok duygulandım yaz hele de, Havaslandım da yazdım de, emmimoğlu Hasan