HaberX'de ara
ARŞİV
7.4.2009 15:39:01
USD 1.5310    EUR 2.1450    EUR/USD 1.4009    IMKB100 36798 / %-0,65
 
BİZİM MEMLEKET, RAHMET VE BEREKET
04.05.2008 16:12
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Güven Gürbüz Hayattan her bir kesit, Olmuyor yaşamda her şey eşit, Aldığın peşin, verdiğin veresiye, dönmüyor tükenmeye yakın ömür, Sobada yaktığımız odun gibi yaşam, yandığında ısıtıyor insanı, Ya kalmadığında yakacak odun, ne olur sonun.

Bizim memleket, hareket, bereket, şefkat, merhamet..

Gitmek için yılda bir kez de olsa yaratmak gerek bir sebep.

Büyükşehirlerin gürültüsü bunaltınca, İş stresi ve yükü artınca,

Nefes dahi alamayacak hale gelip,

Artık tükendim deyince, sebep daha ne olur düşününce.

Baharın yaza kavuşması gibi, çiçeklerin topraktan doğuşu,

Yağmurun toprağa karışınca kokusu,

Kızgın sacın üzerinde pişen cevizli ketenin tadışı,

Taze yoğurttan yapılmış, bol köpüklü ayranın içişi.

Birkaç günlüğüne de olsa, hormonik hayattan insanın sıyrılışı,

Doğa ananın kollarında, yeşilinde, toprağında koşması,

Her insanın tatması,

Ne güzel bir duygu.

 

Duygularla yücelirken insan,

Sessizliğe ve sukunete ne kadar muhtaç olduğunu anlıyor.

Koca göbekli dünyanın üzerinde yaşayan milyonlarca insanın yükünü sırtına almış,

Evrenin boşluğunda sarhoş, sarhoş dönmesi..

Koskocaman bir hayat kütlesi.

Yaratanın yarattığı evrenin tek bir zerresi,

Onunla hayat bulurken, yine ona dönüleceğini bile, bile,

Dünyada insana ve doğaya yapılan zulüm niye..

 

Çevrenin temiz olması, yaylaların akciğerlerimize bol oksijen olması,

Bulutların yağdırdığı yağmur damlasının, berrak ve temiz olması kadar

Duyguların ve düşüncelerinde saf ve katıksız olması gerekmez mi?

Çıkara ve menfaate odaklanmış günlük hayatın içerisinde,

Her yaşanan günün, alnında bir çizgi ile belirginleştiği insanoğlu,

Bir gün gelip, tükenecek hücre taşlarının üzerine,

Bir taş daha koyamayacak hale geldiğinde,

Gözleri kapanıp, her şeyin bir masal gibi kaldığı anda.

Hayatın filmi de son bulacak.

 

 

Hayattan her bir kesit, Olmuyor yaşamda her şey eşit,

Aldığın peşin, verdiğin veresiye, dönmüyor tükenmeye yakın ömür,

Sobada yaktığımız odun gibi yaşam, yandığında ısıtıyor insanı,

Ya kalmadığında yakacak odun, ne olur sonun.

 

Yorgun bakışlarla, uzun yolları aşıp,

Memleketim Şebinkarahisar’a ulaşacağım.

Kim bilir,  Bir daha ki gelişimde belki de hiçbir daha göremeyeceğim,

Ve bir gün, bir daha göremeyeceğim aklımın ucuna bile gelmeyecek,

İnsanları da göreceğim.

Arada bir telefonla arayıp hal hatır sorandan,

Telefon parası çok yazıyor diye aramaktan kaçandan,

Aradığım için rahatsız dahi olabileceği aklımın ucuna bile gelmeyecek olan,

İnsanlardan tutunda,

Ecdadın yattığı, kaybolmuş mezar taşlarını dahi bulamayacağım,

Sadece sorduğumda parmakla gösterilecek tahmini yerlerine kadar..

 

Tamzara’da, aklım başımda, pınar başında.

Bekler beni Süleyman Giresun yolunda.

Sütlüceyi geçince, yağmur inceden inceye yağınca,

Islanmakta varsa, toprak kokusunda.

Islanalım gitsin..

Kozluca yolundan, Meykel’e yol uzayınca..

Tarla başını tutmuştur bizim İsmail emice,

Şaşırır mı bilmem görünce.

Sürprizde bu kadar  olur mu ?

İki dal odun parçası, toplaya, toplaya, sırtında çoğaltması,

Sonra köye doğru, ağır, ağır..yol alması.

 

Öregel derlerdi oldu köyün adı Diler,

Hayata geri dönseydi şimdi eskiler,

Neler söylemezlerdi neler?

Eskiler, eskiler olmasaydı olur muydu şimdilerde yeniler…

Kalmamış eski sohbetler, kapalı kutulara bakar insanlar,

Tarlalardan öte geçmez olmuş şakıyan kuşlar.

Büyümüş de küçülmüş çocuklar,

Çocuklar sıcacıklar, ışık saçacaklar..tarlalarda koşacaklar..

 

Eskilerden miras kalmış, kimine suratlar,

Değişmiş biraz simalar..

Çocuklar, çocuklar, kimi delikanlılar, kimi genç kızlar..

Kimileri dedelerine benzer, kimileri ninelerine..

Hatırlamak zor geldi…

Ses tonundan bir benzerlik oldu..Hatırladı bir de sordu..

Yorgun yürek buruk, buruk oldu..Hatırladı bu kimin torunuydu?

 

Merhaba memleketim Şebinkarahisar..

 

Dönüşümde yazılacak sözler, şimdiden beni bekler..

Yazılanda, çizilende anlatır çok şeyler..

Döner bu dünya döner..Sağ olan ömürde neler görer..

 

 http://guvengurbuz.azbuz.com/videosHome.jsp

 

Güven Gürbüz Yazıları
HAYAT DEĞİRMENİNDE, DÖNER YERİNDE
Sıla tüter gözünde, kimbilir kim kandırmış bir kadehe duvar dibinde. Çekmiş perdeleri, kapatmış kapıları, başını vurduğu duvarları, yıkam diyor yıkılmıyor.. Acı gelir doğru ise sözün aslı, Kapatmıyor yüreğine dert olmuş faslı, Kapıları kilit tutmuyor, anahtarı paslı, Gönül kapılarını açam diyor açamıyor. Neyleyim ben seni, senin gibi çok deli, Hepsi de Ali Veli, Hasan’ı, Hüseyin’i gören olmuyor.
FESHANE’DEN ESTİ MEMLEKET HAVASI..
Kalem kılıç gibidir. Nasıl satılır? Yürekte sevgi varsa nasıl biçilir? Senden önce var olanlar nasıl ezilir? Küçük beyinler pişer, Büyükler aşar. Kadir kıymet bilenler gönüllerde ebedi yaşar. Nankör ve de gözü görmek istemeyen körler karanlıkta çöker, ışığı görünce ayağa kalkarlar. Ya gönül gözü açık olanlar? Onlar karanlıkta da kalsa yine yolunu bulurlar. Çünkü onlar atalarından gelen asil kanda var olan, Vefa ve değeri yaşatmasını bilenlerdir.
GÖNÜL PENCERESİNDEN BAKABİLMEK
Toprağın ısınışıyla birlikte, buram, buram buhar olup göğe yükseliyor kışın karlı günleri, zemherinin hediyesi ile birlikte. Leylekler dönüyor, kanat çırpıyor, solucanlar bir anlık heves uğruna kurban kuşların kursağına. Sular daha çok ve hızlı akıyor. Dağlar sırtındaki yükü atıyor, eritiyor, sis, duman memleket topraklarında tur atıyor..Otlar, çayır, çimen, toprağın üzerinde yer kapma yarışında. Kalbin daha da hızlı atıyor. Memleket sevdası yarışı başlıyor. Kavuşma sızısı..
İNANMADAN OLMUYOR HEPSİ AYNI SEPETTE..
Emeğinin değerini onu alın terine katan bilir. Alın teri dökmeden tüketen bir gün hazırı tüketir. Taşıma suyu ile değirmen dönmezse de, El birliği ile dağlar delinir, Ferhat ın yüreği gibi yürek varsa bu memlekette dünden kalkınır. Aynı nakaratları çalmaz kimse, hariçten gazel okumaz her önüne gelen, “Öğüdü veren öğünü vermez” dese de dinlemez, yeni yetmez, eski yerinde kalmaz, aç kalan ayı oynamaz. Yazmaz kalemi kırılır..Aynasını arka cebinde eskiten bahtiyar, olmaz asla ihtiyar.
ŞİİR GİBİ ŞEBİN MEDYA ŞEBİNKARAHİSAR’DAN
ŞEBİN MEDYA ŞEBİNKARAHİSAR’DAN Doğduğum yerler benzer güneşe aya. Köylerim, dört yanını sarsa da kaya, Şükrederim pınarından akan suya, Mihnet etmem ne ağaya, ne paşaya, Ne hayal, Ne rüya, adım Şebin Medya.
GÖNÜL BİRLİĞİ OLMADAN EL BİRLİĞİ OLUR MU?
Bir büyük ateş yanar, odunu gönülden, alevi güneşten. Gönülde güneş gibidir, sımsıcak olmazssa ısıtmaz. Isıtmalı gönül, güneşin sıcaklığı, gönüllere aydınlığı doğmalı. Aydınlanmalı, karanlıklar aydınlığa çıkmalı. Susmamalı. Susmamak, bağırmak, azarlamak değildir. Bilmek öğrenmek demekse, öğrenmekte bilgilenmek demektir. Bilgili insanlar, saygılı olmalıyıda bilirler. Bilmek sadece bildiğini kendine saklamak değildir. Bilgili olmak paylaşmasınıda bilmektir. Paylaşmasını bilmeyenler, paylaştırmasını bilir mi?
İNSAN OLANA NE GEREK
Çıktım dağlarına da seyran eyledim. Sordum hallerini de derdin dinledim. Güldürdü de beni, ben yine gülmedim, Gülmeden önce, bir de ağlamak gerek... Baktım mor sümbüle, küstüm sana demiş. Bahçeye de ayrık otunu sar. demiş. Yolmuş, yolmuş, yolmuşta tüketememiş.. Demeden önce bir de anlamak gerek..
DÜŞÜNCELERİMİZ
Bir derin düşüncedir özlemin, ilk elden, son demliğin ibriğinden süzülen damla gibidir düşüncelerin. Bardağın taştığı, kaşığın ses çıkarmadığı andır. Tabağın masadan kaydığı, bardağında al aşağı ettiği andır üzüntülerin. Memlekettir düşüncelerin…
MUHABİR DEDE, ŞEBİN’DEN GURBETE GÖÇÜYOR..
Muhabir dede, Şebinkarahisar’ın eski maneviyat dolu günlerini yavaş , yavaş, kaybettiğini, adet, gelenek, görenek ve analelerinden hızla uzaklaştığını beyanla, geçim ve ekonomik koşulların zorluğu gibi bir çok nedenlerle memleketi Şebinkarahisar’ı torunu tosuncukla birlikte terki diyar edeceğini yazdı. Okur yazarlığı olmadığı halde, Şebin’den torunu Tosuncuk’a mektup yazdırarak yayınlanması için Ankara’ya ileten Muhabir Dede, kimilerine göre hayali bir kişilik olsada, o gerçekçi anlatımı, yöre şivesi ile bir çok önemli konuya vurgu yapmıştı. Muhabir dede bu mektubun son mektubu olabileceğini bellirterek, vedaya çevirmekte. Muhabir dedenin Tosuncuğa yazdırdığı mektubu bakalım neler yazmış?
MEVLAMIZA HAMDÜ SENALAR OLSUN (Bayram yazısı)
Kalbimize salar nurunu, gösterir hak bildiğin doğru yolunu, Hor görme onun yarattığı hiçbir kulunu.. Sor o sormasa da yılda bir kez, bayramda hisset titreyen yüreğini, Kısık sesini, ılık nefesini.. Hisset ki belki bir bayrama daha kavuşmak nasip olmayacak, Bilemeyiz o bizi yaradan yüce yaratanın ilahi takdirini.. Anlayarak her şeyin hikmetini, Bilmeliyiz, anlamalıyız, görmeliyiz onun her yarattığı canlının manasını.. Manada esas özdür, özünü bilmeyen anlamazdır..Anlatmak niyazdır.. Niyaz ile hakka dur, hikmetini onda bul, ey yabancı dediğin kul, Onunda yaratanı seninde bildiğindir..
EMMİMOĞLU HASAN
Ömrüm olursa bir başka bahara, Gelmesin memleketim nazara, Bir yanda Suşehri, bir yanda Zara, Yol üstünde uğra, de Koyulhisar’a Çok duygulandım yaz hele de, Havaslandım da yazdım de, emmimoğlu Hasan