06.09.2008 Cumartesi 09:48
USD 1.2340     EUR 1.7590     EUR/USD 1.4294     IMKB100 39116 / -441
 
TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI VE HALKINA!.. TACLI BİR ADAM YAPTIM KENDİMİ KRALİÇE KADEHİNİ KALDIRIRKEN!..
14.05.2008 10:18
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Volkan Akay Türkiye Cumhurbaşkanı ve Halkına.. Tahayyül etmenin hazzı bağışlanmasaydı insan ruhuna; ömrümün yarısını hibe edebilirdim, ilk faniyat meraklasına, nefis mustaribine, omzumdan ilk çevirene...

Türkiye Cumhurbaşkanı ve Halkına..

 

Tahayyül etmenin hazzı bağışlanmasaydı insan ruhuna; ömrümün yarısını hibe edebilirdim, ilk faniyat meraklasına, nefis mustaribine, omzumdan ilk çevirene...

 

Lakin görün ki; tedbiri alınmış böyle bir aymazlığın ve tasavvur etme baloncuklarını şişiren uhrevi pompalar bağışlanmış zihnine, kalbine evlad-ı insanın...

 

Şükür ki, hala şişirebiliyorum yüzlerce baloncuğu aynı anda, salt gözümün önünde rengarenk uçuşmalarından duyduğum mutluluk için...

 

‘Eğilmeyen başa taç konmaz’ şiarını gönlüme işleyeli beri, yalnız taç giyerken başımı eğdiğim hayaliyle seyahat ettim ömrümün sorunlu raylarında yıllarca, geniş geniş balonlar şişirip, uçuşturduğum zamanlarda...


Ve şimdi, gözümün önünde cerayan edince bir  Kraliçe’nin, İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in tacıyla salınışı, arzı endamı arası iki çift lakırdısı; taclı bir adam yaptım kendimi o lahza, kadeh kaldırmadan önce sözleri olan...

 

Asil koltuğumdan kalktım, yanımda Cumhurbaşkanı, televizyonlar canlı yayında ve milyonlarca insan beni dinliyor...

 

Türkiye Cumhurbaşkanı ve Halkına..

 

Bu ülkeyi, Mustafa Kemal Atatürkçü ve şeriatçi, laik, islamcı diye bölmeye çalışanlar var... Görüyorsunuz, biliyorsunuz, duyuyorsunuz... Kimsenin gözünün yaşına bakmadan, gereğini yapın!.. Ve eğer kendinizden de bir şüphe hasıl olursa, harakirinin onurunu hatırlayın...

 

Nesillerdir göbek göbeğe dans etmiş farklı dini, etnik sosyal karınlar arası çift taraflı kılıçlar koyanlar var, yurdumun insan-ı çeşnisine... Kan çıkması, azıcık iteklenmeye kaldı... İtlere hakkını verin...

 

Mutsuz insanların sayısı arttıkça, kabul edilemez ahlaksızlıklar, sapkınlıklar peydahlanıyor, heyula gibi başımızda... Mutluluğun resmi için yeni boyalar ve tuallere ihtiyaç var... Bu  dönem, toplum için sanat kaçınılmaz... Sakınmayın...

 

Pirinç tanelerinin sayısı azaldıkça belki pabuç pahalanıyor ama bembeyaz taneler arası yıllarca saklanmış pislikler daha net görülebiliyor artık... Zinhar kimse görmezden gelmesin... Ayıklamak için ellerimi, yüzümü yıkamalıyım diyorsanız, şelaleler aramayın... Mecburiyet hallerinde birikintiler de iş görür... Niyetinizi halis kılın kafi...

 

Eşsizliğimize, eş durumundan dinamit patlatan iç bağnazlar; eksik eteğimizin gürül gürül saçından bomba yapan yobazlar var... Fırsat vermeyin...

 

Türlü yeni, eski köprülerimize aleni, sinsi operasyonlar düzenleyenler var... Dille, sözle, tavırla, neyse hakkı onla cevaplayın...

 

Vatanımın, dünya üzerindeki coğrafi, ekonomik ve politik konumuyla oynamak isteyenler, bereketli toprağımda kanlı savaşlar olmasını bekleyenler, büyük krizler olmasına can atanlar, hatta tarihten ders almayıp, kendi çocuklarını bizim çocuklarımız yapmaya heveslenenler var... Farkındalığınızı, birlik, beraberlik gücüne dönüştürün...

 

Ve kadehimi kaldırıyorum...

 

Türkiye Cumhurbaşkanı ve Halkına..

 

Volkan Akay Yazıları
Gökten daniska yağdı...
Gökten ne düştü de kabul etmedi yer; her işin daniskasını yağdırdı da yine de reddetmedi... Asalet ve suskunluk içinde yaşattı, yaşatacak...
Evveliyat...
Evveliyatla bugün; ayrı görünse de, benzerlikleri çoktur... Bugün ile evveliyat koparılmaya çalışılsa da; zaman zaman hayır için, huzur için ve sairler için; bağları kuvvetlidir, bildiğimiz gibi hepimizin...
Ben anlarım Doğan’ı, Kara Mehmet’i...
Şelalem yukarı doğru akar, güneşim batıdan doğar, bazen gündüz vakitleri ay silüetleri belirir bir gayret yardım için... Ben anlarım; ne zaman insan insanlıktan çıkar...
Burun üstü çakıldı insanlığımız yine...
Yüzyıllar boyu her gece türlü şehvetlerle dökülen onca tohuma rağmen hakıki insan kokulu insan mahsülü alınamıyor bir türlü... Ve işte bak, ‘zinhardan’ dönüyor yine kalbim, diyemeyeceğim ‘hiç’, ‘hiç mi hiç’ diye yine, tüm kızgınlıklarıma ve üzüntülerime rağmen...
Burun üstü çakıldı insanlığımız yine...
Yüzyıllar boyu her gece türlü şehvetlerle dökülen onca tohuma rağmen hakıki insan kokulu insan mahsülü alınamıyor bir türlü... Ve işte bak, ‘zinhardan’ dönüyor yine kalbim, diyemeyeceğim ‘hiç’, ‘hiç mi hiç’ diye yine, tüm kızgınlıklarıma ve üzüntülerime rağmen...
Olacak bunlar...
Sindiremiyorum ve alışamıyorum lakin...
İyi oldu kapatılmadığı...
Devir, devşirme klişelerin değil, gömlek manşetlerini sahada sıyırmanın devridir...
Gün göremeyecek miyiz hiç?!.
Buz kesmiştim ekrana zamklanmış donuk bakışlarımla... Deli gibi saydırıyordum, Allahtan yardım duaları, dilekleri arası küfür kafiri...
TERÖR!.. YAŞAMAK İSTEMEDİĞİNİZ ANLAR OLUR, YERİNDE OLMAK İSTEMEDİĞİNİZ İNSANLAR!..
Terör... Yaşamak istemediğiniz anlar olur, yerinde olmak istemediğiniz insanlar, uzaktan bakarken sızlanıp acısını hissettiğiniz, paylaştığınız görüntüler, seslenmeler...
BIÇAKLA, ÇORBA İÇEN İNSANLARIN ÜLKESİ!.. KAŞIK İÇİN DAHA ÇOK ÇALKANTILI GÜNLER VAR ÖNÜMÜZDE!..
Bıçakla, çorba içen insanların ülkesi... ‘Yalnız ve güzel ülkemde, olmayası şey yoktur’ diye mırıldandım bir süre kendi kendime, okuduklarıma gayri ihtiyari tepkimem olarak...
GÖZALTI!.. LAYIĞINI BULUR HER UMAN VELAKİN!.. UMDUĞUNU DOĞRU BİLMENİN YANLIŞILIĞINI GÖZALTI ÇÖZER Mİ?!..
Gözaltı... Güçlü apoletlerin arzı endam ettiği omuzların kaldırdığı, miğferden şekilli başların içinin boş olmadığı hep bilinirdi de, hiç doğru düzgün anlaşılamadı... Lakin kabahati yok kimsenin, suç, çelik miğferin... Ne içerdekinin dışarı çıkmasına izin verdi bir lahza, ne dışardakinin içeri girmesine...