08.08.2008 Cuma 02:06
USD 1.1660     EUR 1.7900     EUR/USD 1.5360     IMKB100 41628 / -448
 
BİR ÖYLE BİR BÖYLE OLMAZ!...
14.05.2008 14:40
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bugün Avrupalıları iç işlerimize karışmakla suçlayıp (bu duruma)haklı olarak ateş püskürenler, 16 Şubat 1999’da bu açıklamalar yapılırken neredeydiler?

 

         BİR ÖYLE BİR BÖYLE OLMAZ!...

 

                           

 

 

Yıllardan bu yana nefesini ensemizde hissettiğimiz Avrupalı siyasilerin Türkiye ile ilgili çıkışları son günlerde biraz daha fazla konuşulur oldu.

Sömürge Valisi” gibi kalıplar kulaklarımızda bir hayli fazla yer işgal etmeye başladı.

Bağımsızlık söylemleri daha fazla kullanılır oldu.

 

 

Özellikle de Avrupa Birliği(AB) Komisyonu Başkanı Şose Manüel Barroso’nun Türkiye’nin iç siyasetini yorumlayan ve dolayısıyla da etkileyen sözleri kuşkusuz bunda çokça etkili oldu.

İşin garip yanı da; işine geldiğinde Avrupalıların sözlerini kulaklarına küpe yapan ve küpe yapılmasını isteyerek destekleyenler, işine gelmediğinde Avrupalıların sözlerini sert bir şekilde eleştiriyor.(Tıpkı Barroso’ya yapıldığı gibi)

 

Tabii ki de Avrupalıların ülkemiz siyasetini etkileyebilecek çıkışlar yapması son derece üzücü bir durumdur.

Tabii ki de bu bağımsızlık anlayışını içselleştirmiş ve bu uğurda nice canlar vermiş bir ülkenin evlatları için kabul edilemez bir durumdur.

Ancak bu duruma karşı tepki verirken bir öyle bir böyle olmamalıyız.

İşimize geldiğinde destekleyip, işimize gelmediğin de desteklememek bir tutarsızlık örneği teşkil eder.

 

                                                            

 

Gelin şimdi tarihe uzanalım.

Merak etmeyin fazla uzaklara gitmeyeceğiz.

Büyük çoğunluğumuzun hala zihninde canlandırabileceği bir zamana gideceğiz.

 

15 Şubat 1999’a

 

Yani terörist başı Abdullah Öcalan’ın yakalanış zamanına…

 

Bakın bölücü terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra Avrupa Konyesi Parlamenter Meclisi(AKPM) Başkanı Lort Russel-Johnston üstadımız(!) neler diyor:

 

Avrupa Konseyi şiddete kesinlikle hoşgörüyle bakmaz. Eşit adalet ve hukukun herkes için aynı biçimde uygulanması gerekir. Terör örgütünün başı için yapılacak duruşmada gerektiği takdirde AKPM gözlemci olmaya hazırdır.”

                                                        

 

Avrupalı üstadımız aba altından sopa gösteriyor.

Ne diyor?

Şiddete hoşgörüyle bakmayız.

Nasıl bakar ve ne yapar peki?

Çok şey yapar.

Çok şey yapar ki, bizler Abdullah Öcalan’ı zamanında adil(!) bir şekilde yargılayarak asamadık.

Sonra da bu ülke de hukuk var de!..

Vayyy beee…

Ne hukukmuş

Adnan Menderes ve 2 bakanını asan, 1980’lerde sayısızca suçsuz gencini asan, tecavüzcüleri, katilleri serbest bırakan ancak bir terörist başını (adil bir şekilde yargılayıp) asamayan hukuka mı hukuk diyeceğiz?

Neyse…

Konu dışına çıkmayalım fazla.

İşin bu boyutunu incelemeye kalkarsak bu yazıyı bitirmemiz zor olur.

Bu yüzden bu konuya ayrı bir yazımızda değiniriz.

 

                                                        

 

Şimdi benim burada sormak istediğim şey, bugün Avrupalıları iç işlerimize karışmakla suçlayıp (bu duruma)haklı olarak ateş püskürenler, 16 Şubat 1999’da bu açıklamalar yapılırken neredeydiler?

 

 

mertd.1923@hotmail.com

Mertcan Demir Yazıları
Mesele Çok Derinlerdedir!
Mesele Çok Derinlerdedir!
GERÇEKÇİ OLMAK GEREK!
’Türkiye, son beş yılı tek parti iktidarında istikrar içinde geçirmiştir. Hangi yöne ilerlerse ilerlesin, eminim ki bu istikrarını sürdürecektir.’
DENİZ BAYKAL OLDU CHP CEO’SU!...
Desenize,bundan sonra Deniz Baykal’a CHP Genel Başkanı demeyeceğiz , CHP CEO’su diyeceğiz!... Genel Başkan oldu, CEO!
BAKAN ÇELİK’İN TUTARSIZLIĞI!
Yahu bu Bakan Çelik’te bir âlem! Hangi Çelik mi? Faruk Çelik. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız. Öbürünü(Hüseyin Çelik) hiç sormayın. O zaten başka bir âlem!
NE İDİK, NE OLDUK
Hani bazı durumlar vardır. İnsan içlene içlene “Vay be nereden nereye geldik.” der. Kendi kendine hayıflanır. İsyan eder. İşte geçtiğimiz günler de bana da bu hayıflanmaları, bu içerlemeleri, bu isyanları ettiren bir gelişme oldu. Nasıl mı?
SİYASETÇİLİĞİN CİLVESİDİR “180 DERECE ÇARK ETME” MESELESİ
Bugün Avrupalılara rest çeken ve bu doğrultuda da pasif kalan AKP’yi hainlik derecesine varan ithamlar ile suçlayan Bahçeli dün AKP ağzıyla konuşuyordu. Acaba Demirel’in dediği gibi “Dün dündür, bugün bugündür” mü?
NAFİLE BİR UĞRAŞ=AB
Sonucu önceden tasarlanarak aleyhinizde yazılmış bir yarışta, çalışmak/çabalamak ne kadar acı verici bir durumdur değil mi? Düşünsenize… (Birileri tarafından tayin edilmiş)Sonuç belli. Ve siz de belki bilerek, belki de bilmeyerek sonu belli olan bu yarışı kazanabilmek için var gücünüz ile uğraşıyorsunuz. Ne kadar vahim,ne kadar üzücü,ne kadar nafile bir uğraş değil mi?
BİR ÖYLE BİR BÖYLE OLMAZ!...
Bugün Avrupalıları iç işlerimize karışmakla suçlayıp (bu duruma)haklı olarak ateş püskürenler, 16 Şubat 1999’da bu açıklamalar yapılırken neredeydiler?
KUYRUĞA GEL VATANDAŞ!...
Herkes kuyruklarda. Kan ter içinde…(Resimlerde gördüğünüz gibi) Yorgun ve bitkin bir şekilde… Sessiz bir isyan içinde.
SİYASİ kuş mu?
Ortalık toz duman. Haliyle gündem de harıl harıl kaynıyor. Biraz olsun dindi dediğimiz gündem SABAH ve ATV’nin (bir kesime göre kuşkulu bir şekilde) satışı ile tekrar hararetlendi. Neydi peki bu satışta belli bir kesimi rahatsız eden durum? Hemen hatırlayalım.
’Yumuşak Koltuklara da Koşan Koşana’
’Yumuşak koltuklara da koşan koşana. Çalışan kan ağlar da boşu boşuna. Diploma delisi millet başına. Geçince ağır bir şart var değil mi Değil mi değil mi de böyle değil mi’