Bugün Avrupalıları iç işlerimize karışmakla suçlayıp (bu duruma)haklı olarak ateş püskürenler, 16 Şubat 1999’da bu açıklamalar yapılırken neredeydiler?
BİR ÖYLE BİR BÖYLE OLMAZ!...

Yıllardan bu yana nefesini ensemizde hissettiğimiz Avrupalı siyasilerin Türkiye ile ilgili çıkışları son günlerde biraz daha fazla konuşulur oldu.
“Sömürge Valisi” gibi kalıplar kulaklarımızda bir hayli fazla yer işgal etmeye başladı.
Bağımsızlık söylemleri daha fazla kullanılır oldu.

Özellikle de Avrupa Birliği(AB) Komisyonu Başkanı Şose Manüel Barroso’nun Türkiye’nin iç siyasetini yorumlayan ve dolayısıyla da etkileyen sözleri kuşkusuz bunda çokça etkili oldu.
İşin garip yanı da; işine geldiğinde Avrupalıların sözlerini kulaklarına küpe yapan ve küpe yapılmasını isteyerek destekleyenler, işine gelmediğinde Avrupalıların sözlerini sert bir şekilde eleştiriyor.(Tıpkı Barroso’ya yapıldığı gibi)
Tabii ki de Avrupalıların ülkemiz siyasetini etkileyebilecek çıkışlar yapması son derece üzücü bir durumdur.
Tabii ki de bu bağımsızlık anlayışını içselleştirmiş ve bu uğurda nice canlar vermiş bir ülkenin evlatları için kabul edilemez bir durumdur.
Ancak bu duruma karşı tepki verirken bir öyle bir böyle olmamalıyız.
İşimize geldiğinde destekleyip, işimize gelmediğin de desteklememek bir tutarsızlık örneği teşkil eder.

Gelin şimdi tarihe uzanalım.
Merak etmeyin fazla uzaklara gitmeyeceğiz.
Büyük çoğunluğumuzun hala zihninde canlandırabileceği bir zamana gideceğiz.
15 Şubat 1999’a…
Yani terörist başı Abdullah Öcalan’ın yakalanış zamanına…
Bakın bölücü terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonra Avrupa Konyesi Parlamenter Meclisi(AKPM) Başkanı Lort Russel-Johnston üstadımız(!) neler diyor:
“Avrupa Konseyi şiddete kesinlikle hoşgörüyle bakmaz. Eşit adalet ve hukukun herkes için aynı biçimde uygulanması gerekir. Terör örgütünün başı için yapılacak duruşmada gerektiği takdirde AKPM gözlemci olmaya hazırdır.”

Avrupalı üstadımız aba altından sopa gösteriyor.
Ne diyor?
Şiddete hoşgörüyle bakmayız.
Nasıl bakar ve ne yapar peki?
Çok şey yapar.
Çok şey yapar ki, bizler Abdullah Öcalan’ı zamanında adil(!) bir şekilde yargılayarak asamadık.
Sonra da bu ülke de hukuk var de!..
Vayyy beee…
Ne hukukmuş…
Adnan Menderes ve 2 bakanını asan, 1980’lerde sayısızca suçsuz gencini asan, tecavüzcüleri, katilleri serbest bırakan ancak bir terörist başını (adil bir şekilde yargılayıp) asamayan hukuka mı hukuk diyeceğiz?
Neyse…
Konu dışına çıkmayalım fazla.
İşin bu boyutunu incelemeye kalkarsak bu yazıyı bitirmemiz zor olur.
Bu yüzden bu konuya ayrı bir yazımızda değiniriz.

Şimdi benim burada sormak istediğim şey, bugün Avrupalıları iç işlerimize karışmakla suçlayıp (bu duruma)haklı olarak ateş püskürenler, 16 Şubat 1999’da bu açıklamalar yapılırken neredeydiler?