16.10.2008 Perşembe 02:54
USD 1.4040     EUR 1.9050     EUR/USD 1.3586     IMKB100 29444 / -1093
 
Türkiye`nin ve Türkçe`nin Destanını Yazan Kahramanlar
04.06.2008 09:49
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Evet, kendi içine kapanmış Türkiye ve Türkçe`yi, dış dünya ile alakasızlıktan kurtaran tek projedir bu okullar ve bu okulların mimarları. Devletimizin konsolosluğumuzun bile olmadığı ülkelere Türkiye`yi diliyle, kültürüyle ve hoşgörüsüyle taşıyan başka neyimiz ve kimimiz var ki? Bütün dünyayı Türkiyemiz ve Türkçemiz adına bir şantiye ve laboratuvara çeviren bu yiğitlerden başka kim var? İşte tam bu noktada merhum Cemil Meriç`in bir sözünü hatırlatmak istiyorum. Diyor ki, “M. Fethullah Gülen mefkuresiz bir topluma ve gençliğe mefkure göstermiş ve ufuk açmıştır”. Dolayısıyla ufku açılan Türkiye gençliği Türkiye`yi ülkeler aşırı okyanuslar ötesi götürmüşlerdir. Bu bir derttir, bir sancıdır. Bu karşı bayıra gömülen yiğidin sesidir. Bu kozadan kelebeğe doğru uzanan hayat serüveninin özüdür. Bu çekirdekten çınara doğru yol alan hakikatin üsaresidir. Bu ümitvar olunuz sözünün aksi sedasıdır.

Türkiye`nin ve Türkçe`nin Destanını Yazan Kahramanlar.

 

 

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkçe Olimpiyatları muhteşem bir coşkuya sahne oldu. Bu manzara yurt dışında yaşayan insanımızın gözlerini kamaştırıyor, gelecek adına son derece heyecanlandırıyor, topyekün insanlığın el ele verip kardeşce yaşaması adına umutlandırıyor, insanlık adına ve diyalog hesabına insanlığın son adası olma hususiyetini bir kere daha hatırlatıyor. Çok değil sadece altı yıl kadar önce 1. Türkçe Olimpiyatlarına 17 ülke, 2. Türkçe Olimpiyatlarına 21, 3. Türkçe Olimpiyatlarına 42, 4. Türkçe Olimpiyatlarına 83, 5. Türkçe Olimpiyatlarına 100, ve nihayet 6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarına 110 ülkeden 550 öğrenci katıldı. Ve tertip komitesinin hedefi 2010 yılında Birleşmiş Milletlere üye bütün ülkeleri bu sevgi, diyalog ve hoşgörü korosuna katmak. Dünya kurulduğu günden bugüne, Türkiye ve Türkçe adına, sevgi, diyalog, höşgörü, kardeşlik, ümit adına, insanlık hesabına,  tertip edilmiş bir başka organizasyon yoktur. Bu tarihi organizasyonun bir örneği bugüne kadar olmamıştır. Türkçe olimpiyatları bu anlamda tarihe altın harflerle düşülen bir nottur.

 

Türkçe yıllardır ve asırlardır Türkçedir. O, durup durduğu yerde insanlar ve rengarenk çocuklar gelip “bu Türkçe de neymiş” “Türkiye diye bir ülke varmış”, “Türkçe ne sıcak ve ne güzel bir dil” demediler. Türkçe Türkiye`ye hapsolmuş veya hapsedilmiş, bununla da kalmamış kendi ülkesinde bile değişim ve başkalaşma uçurumuna doğru hızla yol alır vaziyete düşmüştü. Peki nasıl oldu da Türkçe bir sevgi dili oldu. Nasıl oldu da neredeyse bütün dünya çocukları, farklı rengi, dili, dini, kültürüyle sevgi dili Türkçe etrafında sevgiden bir yumak oluşturdular. Sevginin mimarları, muhabbetle yoğrulmuş öğretmenler hal dilleriyle türkçeyi birleştirip yeni bir sevgi lisanı haline getirince dünya çocukları Türkçeyi ve Türkiyeyi sevdiler. O güzel dili, terbiye, kültür, bilgi, beceriden yoksun insanlar götürseydi elbette ki Türkçe bu denli sevilemeyecek ve hiçbir kıymet ifade etmeyecekti. Ama o dili, dini ve ülkeyi temsil edenler Türkiyemizin bütün değerlerini adeta tertemiz mükemmel bir elbise olarak giymiş olmanın neticesidir bütün bunlar. İnsanlık bu elbiseye muhtaçtır. Sevgi, muhabbet, saygı, diyalog, hoşgörü, müsamaha, dostluk elbisesine muhtaçtır.

 

Türkiye`nin uluslararası arenada yıldızı  sevgi dili Türkçe ile parlamaya başlayalı artık yıllar oldu. Türkiye ve Türkçe adına ellerine aldıkları meşale ile yollara dökülen karasevdalıların, destanıdır bu. Ciğeri Türkiye için yanan bağrı yanıkların sevdasıdır bu. Kalbi Türkiye, Türkiye diye atan aşıkların destanıdır bu. Kendileri ülkeler aşırı da olsa gönüllerinde Türkiye`yi yaşayan ve yaşatan Türkiye`nin asil ve asıl evlatlarının şanlı destanıdır bu. Hayallerinde başka sevdanın olmadığı, olamayacağı kahramanların şiarıdır bu destan. Hasreti, gurbeti, hicranı sinelerinde yaşayıp tek davaları Türkiye olan Türkiye`nin aşıklarının destanıdır bu. Paraya, makama, şöhrete yakalarını ve paçalarını kaptırmayan, büyük ruhlu ama küçük görünümlü insanların destanlara sığmayan dertleri ve sancılarıdır bu.

 

 Dünyanın dört bir yanından Sevgi diline gönül veren rengarenk pırıl pırıl öğrencilerin heyecan dolu yarışmaları adeta bir rüya gibi geldi geçti. Bu heyecanı gözleri sevgiye kapalı, kulakları insanlığa tıkalı, ayakları kötü yolun yolcusu, dilleri kem sözlerin sözcüsü, yakalarını ve paçalarını şeytana kaptırmış, nefislerinin kulları ve köleleri duyamaz, hayatlarını menfaat üzerine bina eden, makam, mansıp ve şöhretin esirleri bu duyguyu anlayamaz ve idrak edemezler. Tarih bunun misalleriyle doludur. Kötülüğe kilitlenmişler bu duyguyu sezemezler, bu coşkuyu yaşamak bir yana, yapılan bunca güzellikler karşısında kinleri ve nefretlerinden kıskançlık ve hasetlerinden hırçınlık ve inatlarından sadece ve sadece kendilerini yer bitiriler.

 

            Diğer yandan, Türkiye`ye ve Anadolu insanının asli ve gerçek değerlerine kıymet veren bu yiğitler, ne siyasetin kirli tuzaklarına takılıyor, ne kadir ve kıymet bilmezlerin sözlerine aldırış ediyor, ne şeytanın ve nefsin desise ve oyunlarına aldırış ediyor ve nede alkış, tebrik, takdir ve tebcilin peşinden koşuyorlar. Bu ülke aşıklarının sinelerinde tek sevda var. Bu yiğitlerin kalb ibreleri ne zaman baksanız Hakka dilbeste, bu hakikat süvarilerinin nabızlarını tutsanız Allah sevgisi, insan sevgisi ve Türkiye sevdasını duyarsınız. Dünyanın kiri pası 21. asrın alperenlerini kirletemedi, havanın pusu şeytani dumanı onları sarhoş etmeye yetmedi. Evet dünya Türkiye`nin ve Türkçenin destanını yazan bu kahraman irfan ordusuna kemend olamadı. Onlar hayatlarını dünyanın herhangi bir yerinde ve herhangi bir mevsimde, her türlü şartlar altında kendilerine hayat veren öğrencileriyle hayatlandırıyorlar ve hiçbir şeyden bu kadar memnun, mes`ud ve bahtiyar olmuyorlar.   

 

Evet, kendi içine kapanmış Türkiye ve Türkçe`yi, dış dünya ile alakasızlıktan kurtaran tek projedir bu okullar ve bu okulların mimarları. Devletimizin konsolosluğumuzun bile olmadığı ülkelere Türkiye`yi diliyle, kültürüyle ve hoşgörüsüyle taşıyan başka neyimiz ve kimimiz var ki? Bütün dünyayı Türkiyemiz ve Türkçemiz adına bir şantiye ve laboratuvara çeviren bu yiğitlerden başka kim var? İşte tam bu noktada merhum Cemil Meriç`in bir sözünü hatırlatmak istiyorum. Diyor ki, “M. Fethullah Gülen mefkuresiz bir topluma ve gençliğe mefkure göstermiş ve ufuk açmıştır”. Dolayısıyla ufku açılan Türkiye gençliği Türkiye`yi ülkeler aşırı okyanuslar ötesi götürmüşlerdir.  Bu bir derttir, bir sancıdır. Bu karşı bayıra gömülen yiğidin sesidir. Bu kozadan kelebeğe doğru uzanan hayat serüveninin özüdür. Bu çekirdekten çınara doğru yol alan hakikatin üsaresidir. Bu ümitvar olunuz sözünün aksi sedasıdır. Mevlana, “gel ne olursan ol gine gel” derken, Fethullah Gülen Hocaefendi “ne olursan ol geleyim” diyor ve bütün dünyanın ekmek kadar su ve hava kadar ihtiyaç duyduğu barış, sevgi ve diyalog kapıları açılıyor, hoşgörü köprüleri kuruluyor ve müsamaha rayları döşeniyordu. Nakış nakış dünyanın dört bir yanında sevgiden bir dünya örülüyor. İlmik ilmik sevda turkuleri heceleniyor. Bu sevda korosu her geçen gün büyüyor. Bu barış korosunun sesi her geçen gün daha gür çıkıyor. Buram buram her tarafı muhabbetin rayihası sarıyor.

 

            Şimdi ey arkasına bakmadan, istikbal endişesine kapılmadan, birilerinin levm etmesinden çekinmeden, makamın mansıbın kancasına takılmadan, riya`nin sum`a`nın tezgahına düşmeden, enaniyetin kirli vakumuna kapılmadan, su-i zan`nın bataklığına düşmeden, şeytanın dürtülerine kulak asmadan, nefsin mırıltı ve fısıltılarına boyun eğmeden, rahata ve rehavete kapılmadan, tembellik ve tenperverlik ve dahi haneperestlik rüzgarında savrulmadan, yolların en güzeli olan o kutlu yolda yıkılmadan yılmadan usanmadan bıkmadan yorulmadan yüremeye devam ediniz. Size gidin diyen bir millet var arkanızda. Size dua dua yalvarıp niyaz eden, arkanızda sizinle gurur duyan, sizi yere göğe sığdıramayan, size sevdalı bir Anadolu var, size aşık ve size vurgun. Öyle anlaşılıyor ki bu destek bütün dünyada makes bulacak ve yeryüzü sizin ve sizin gibilerle yeniden bir kere daha nefes alacak. Yeryüzü tıpkı şimdilerde olduğu gibi sizlerle beraber bir kere daha son bir bahar yaşayacak. Ve size gelecek bahar için dökülen yapraklar diye destanlar, nağmeler, mersiyeler yazacaklar. Gelecek bahar için  kendilerini feda eden 21. asrın karasevdalılarına selam olsun...    

Halid Şener Yazıları
Türkiye`nin ve Türkçe`nin Destanını Yazan Kahramanlar
Evet, kendi içine kapanmış Türkiye ve Türkçe`yi, dış dünya ile alakasızlıktan kurtaran tek projedir bu okullar ve bu okulların mimarları. Devletimizin konsolosluğumuzun bile olmadığı ülkelere Türkiye`yi diliyle, kültürüyle ve hoşgörüsüyle taşıyan başka neyimiz ve kimimiz var ki? Bütün dünyayı Türkiyemiz ve Türkçemiz adına bir şantiye ve laboratuvara çeviren bu yiğitlerden başka kim var? İşte tam bu noktada merhum Cemil Meriç`in bir sözünü hatırlatmak istiyorum. Diyor ki, “M. Fethullah Gülen mefkuresiz bir topluma ve gençliğe mefkure göstermiş ve ufuk açmıştır”. Dolayısıyla ufku açılan Türkiye gençliği Türkiye`yi ülkeler aşırı okyanuslar ötesi götürmüşlerdir. Bu bir derttir, bir sancıdır. Bu karşı bayıra gömülen yiğidin sesidir. Bu kozadan kelebeğe doğru uzanan hayat serüveninin özüdür. Bu çekirdekten çınara doğru yol alan hakikatin üsaresidir. Bu ümitvar olunuz sözünün aksi sedasıdır.
Türkiye`nin ve Türkçe`nin Destanını Yazan Kahramanlar
Evet, kendi içine kapanmış Türkiye ve Türkçe`yi, dış dünya ile alakasızlıktan kurtaran tek projedir bu okullar ve bu okulların mimarları. Devletimizin konsolosluğumuzun bile olmadığı ülkelere Türkiye`yi diliyle, kültürüyle ve hoşgörüsüyle taşıyan başka neyimiz ve kimimiz var ki? Bütün dünyayı Türkiyemiz ve Türkçemiz adına bir şantiye ve laboratuvara çeviren bu yiğitlerden başka kim var? İşte tam bu noktada merhum Cemil Meriç`in bir sözünü hatırlatmak istiyorum. Diyor ki, “M. Fethullah Gülen mefkuresiz bir topluma ve gençliğe mefkure göstermiş ve ufuk açmıştır”. Dolayısıyla ufku açılan Türkiye gençliği Türkiye`yi ülkeler aşırı okyanuslar ötesi götürmüşlerdir. Bu bir derttir, bir sancıdır. Bu karşı bayıra gömülen yiğidin sesidir. Bu kozadan kelebeğe doğru uzanan hayat serüveninin özüdür. Bu çekirdekten çınara doğru yol alan hakikatin üsaresidir. Bu ümitvar olunuz sözünün aksi sedasıdır.
SİYASİLER İSTİFA`YA, MEDYACILAR İSTİFAKA!!!
Basın Konseyi başkanı Oktay Ekşi Sav`ı istifaya çağırıyor ancak bir tane medya mensubunu aynı vazifeye davet etmiyor. Hiç olmazsa şu malum medyacılarımızı İSTİFAKA davet edeydiniz. Çünkü medyamız öylesine pişkinleşmiş ki dün ak dediğine bugün kara diyor. Oktay Ekşi yıllar önce bir yerde şöyle diyordu, evet Türkiye`de basın-yayın ile alakalı bir takım kanun ve kaideler vardır ama bunları uygulayamıyoruz. Neden? Nedeni açık, çünkü o kurallar uygulanırsa (bazı) gazeteciler aç kalır, işşiz kalır. İşsizler ordusuna bir yığın işsiz daha katılır, gazeteciler, köşe yazarları, araştırmacı yazarlar (?) İşte bunun için uygulanamaz. Gazetecilik yürek ister, sabır ister, yiğitlik ister, kısaca fedakarlık ister, çok şey ister.
Demokrasiye Derin Darbe
Bütün dünyanın ayıpladığı, kimine göre aptallık, kimine göre ahmaklık, budalalık kimine göre saçmalık ve delilik olan bu dava tarihte görülmemiş bir dava olarak yine Türkiye rekorlarını zorlayan bir dava olacaktır. Evet Türkiye bir kere daha yüzümüzü kızartacak bir hadise ile dünya medyasında. Bakın ne diyor ve ne güzel diyor, iki cümle ile bu zihniyetin sahibi savcılarımızın tanımını ne güzel yapıyor Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı sayın Joost Lagendijk: ’Şok içerisindeyim. Böyle bir davayı ciddiye almakta zorlanıyorum. Bir hakim nasıl böyle bir sonuca ulaşabilir, anlayabilmiş değilim. Bu 21. yüzyıla uyum sağlayamayan eski bir zihniyeti temsil ediyor. Türkiye’nin acilen yeni bir hakimler, savcılar, hukukçular nesline ihtiyacı var.’
Dikkat!!! Türkiye`de Saf`lar Saflar`ını Belli Ediyor.
İşte bunun için halkı hazır olmadığı bilgilerden uzak tutmakta fayda var. Dünyada hiçbir ülkede oynatılmayan yüzbin çeşit kukla Türkiye sahnesinde oynatıldı. Türkiye`de son yıllarda küçük kuklalar işe yaramaz oldu. Artık sıra büyük kuklalara geldi. Unutmayalım ki büyük yemler büyük balıkları avlamak için kullanılır. Türkiye`de dengelerin karıştığı son yıllarda ve aylarda birilerinin etekleri tutuşmuşken ne yapayacığını bilememe aptallığı ve ahmaklığı içinde en adi teşebbüslere tevvesül edeceklerdir.
New York`tan “Tek Türkiye” Görünüyor
“Tek Türkiye“, bütün dünyaya bu sırlı bölgede kurulan tezgahın ve bu tezgahta sergilenen oyunun perde arkasının kareleridir. “Tek Türkiye“ o bölgedeki, halkımızın gerçek, tertemiz, samimi yüzüdür, sözüdür ve özüdür. “Tek Türkiye“ PKK`nın, Hizbullah ve yandaşlarının bunların uzantılarının bugüne kadar yapılmamış deşifresidir. “Tek Türkiye” fedakar insanların herşeye rağmen oradaki insanımızla omuz omuza olduğunun en büyük emaresidir. “Tek Türkiye” askerimizin o bölgede yaşayan insanımızla kaynaşmasının belgesidir. “Tek Türkiye” o bölgede koyun postuna bürünmüş nice hainlerin ihbarcısıdır.
Haber Cadıları ve Show TV Rezaleti!!!
Türkiye şimdide bir haber rezaleti ve dünyada eşi benzeri olmayan bir haber ayıbı görüntüsüyle sarsılıyor. Hasta kılığına girerek, haber anlayışından, haber kültürü ve değerinden yoksun bir eda ile insan avına çıkan Show Tv ekibi. Yalancı ve düzmece haberciler yine basılan bir düğme ile iş başında. Bu haberin yayımlandığı hangi siteye baktıysam son günlerin, ayların ve hatta yılların en çok yorum yazılan haber olduğunu gördüm. Tepkiler o kadar büyük. Ali Kırca yönetimindeki bu kanal (izasyon) necip milletimizi kirletmeye, masum insanların hakkını gasp etmeye, insafsızca saldırmaya devam ediyor. Bütün bunlarla kanı kaynayan insanımıza yaptırılmak istenen işler(!) var. Medya ve habercilikte türünün tek örneği olan bu kanal ve yayın organları bugüne kadar yaptıklarından farklı bir şey yapıyor değiller. Ali Kırca`da düğme bol. Ancak birilerinin elinde bulunan düğmeleri hiç düşünmüyorlar.
Haber Cadıları ve Show TV Rezaleti!!!
Türkiye şimdide bir haber rezaleti ve dünyada eşi benzeri olmayan bir haber ayıbı görüntüsüyle sarsılıyor. Hasta kılığına girerek, haber anlayışından, haber kültürü ve değerinden yoksun bir eda ile insan avına çıkan Show Tv ekibi. Yalancı ve düzmece haberciler yine basılan bir düğme ile iş başında. Bu haberin yayımlandığı hangi siteye baktıysam son günlerin, ayların ve hatta yılların en çok yorum yazılan haber olduğunu gördüm. Tepkiler o kadar büyük. Ali Kırca yönetimindeki bu kanal (izasyon) necip milletimizi kirletmeye, masum insanların hakkını gasp etmeye, insafsızca saldırmaya devam ediyor. Bütün bunlarla kanı kaynayan insanımıza yaptırılmak istenen işler(!) var. Medya ve habercilikte türünün tek örneği olan bu kanal ve yayın organları bugüne kadar yaptıklarından farklı bir şey yapıyor değiller. Ali Kırca`da düğme bol. Ancak birilerinin elinde bulunan düğmeleri hiç düşünmüyorlar.
Haber Cadıları ve Show TV Rezaleti!!!
Türkiye şimdide bir haber rezaleti ve dünyada eşi benzeri olmayan bir haber ayıbı görüntüsüyle sarsılıyor. Hasta kılığına girerek, haber anlayışından, haber kültürü ve değerinden yoksun bir eda ile insan avına çıkan Show Tv ekibi. Yalancı ve düzmece haberciler yine basılan bir düğme ile iş başında. Bu haberin yayımlandığı hangi siteye baktıysam son günlerin, ayların ve hatta yılların en çok yorum yazılan haber olduğunu gördüm. Tepkiler o kadar büyük. Ali Kırca yönetimindeki bu kanal (izasyon) necip milletimizi kirletmeye, masum insanların hakkını gasp etmeye, insafsızca saldırmaya devam ediyor. Bütün bunlarla kanı kaynayan insanımıza yaptırılmak istenen işler(!) var. Medya ve habercilikte türünün tek örneği olan bu kanal ve yayın organları bugüne kadar yaptıklarından farklı bir şey yapıyor değiller. Ali Kırca`da düğme bol. Ancak birilerinin elinde bulunan düğmeleri hiç düşünmüyorlar.

Haber Cadıları ve Show TV Rezaleti!!!
Türkiye şimdide bir haber rezaleti ve dünyada eşi benzeri olmayan bir haber ayıbı görüntüsüyle sarsılıyor. Hasta kılığına girerek, haber anlayışından, haber kültürü ve değerinden yoksun bir eda ile insan avına çıkan Show Tv ekibi. Yalancı ve düzmece haberciler yine basılan bir düğme ile iş başında. Bu haberin yayımlandığı hangi siteye baktıysam son günlerin, ayların ve hatta yılların en çok yorum yazılan haber olduğunu gördüm. Tepkiler o kadar büyük. Ali Kırca yönetimindeki bu kanal (izasyon) necip milletimizi kirletmeye, masum insanların hakkını gasp etmeye, insafsızca saldırmaya devam ediyor. Bütün bunlarla kanı kaynayan insanımıza yaptırılmak istenen işler(!) var. Medya ve habercilikte türünün tek örneği olan bu kanal ve yayın organları bugüne kadar yaptıklarından farklı bir şey yapıyor değiller. Ali Kırca`da düğme bol. Ancak birilerinin elinde bulunan düğmeleri hiç düşünmüyorlar.