06.09.2008 Cumartesi 21:40
USD 1.2340     EUR 1.7590     EUR/USD 1.4294     IMKB100 39116 / -441
 
GÖZALTI!.. LAYIĞINI BULUR HER UMAN VELAKİN!.. UMDUĞUNU DOĞRU BİLMENİN YANLIŞILIĞINI GÖZALTI ÇÖZER Mİ?!..
01.07.2008 14:24
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Volkan Akay Gözaltı... Güçlü apoletlerin arzı endam ettiği omuzların kaldırdığı, miğferden şekilli başların içinin boş olmadığı hep bilinirdi de, hiç doğru düzgün anlaşılamadı... Lakin kabahati yok kimsenin, suç, çelik miğferin... Ne içerdekinin dışarı çıkmasına izin verdi bir lahza, ne dışardakinin içeri girmesine...

Gözaltı...

 

Güçlü apoletlerin arzı endam ettiği omuzların kaldırdığı, miğferden şekilli başların içinin boş olmadığı hep bilinirdi de, hiç doğru düzgün anlaşılamadı... Lakin kabahati yok kimsenin, suç, çelik miğferin... Ne içerdekinin dışarı çıkmasına izin verdi bir lahza, ne dışardakinin içeri girmesine... Çünkü icadına ters miğferin... Öyle ya, bir kere delinirse kim garanti edebilir ardını... Ve aklıma düşen onlarcasından birini seçme zamanı şimdi müzmin sorulardan; miğferleri kafalarına sıkı sıkı sarmalayanlarla, onları ara ara tık tıklayanların parmak uçlarında, asıl niyete karikatür çizgileriyle hayat veren şey ne; feragat mi feraset mi, kafa kafaya tokuşmak mı, kafa kafaya vermek mi?!. Henüz net tercüme edilemedi, ortak bir lisanda...

 

Özel ritimlerle ayak uydurmanın, aynı nidayla bir tempoyu tutturmanın sıradan mutlulukları arasında, icracı postal ayakların altında hep bir şeyler ezdiği bilinirdi de, hiç açık yüreklilikle izah ettirelemedi... ‘Nedir onlar bir anlatıver’ de diyemedi kimse... Ancak kabahatin insan sahibi yok, suç, izli postalların... Öyle sıktı ki; ne başka ritimler tanımasına izin verdi ayakların, ne cazip geldi ritm cümbüşü sakinlerine, düşkünlerine, heveslilerine... Çünkü yeminlerine ters postalların... Öyle ya, bir kere kaçarsa tumturaklı örnek ritimler, peşini kim kestirebilir ki!.. Ve aklıma düşen onlarcasından birini seçme zamanı şimdi müzmin sorulardan; postalları ayaklarına çürümez iple düğümleyenlerle, onlara ara ara ‘çıkartın da ayağınızın kokusunu bir atın’ diyenlerin parmak uçlarında hangi melodilerin tınısı var; kös mü davul mu, balalayka mı, saz mı, arp mı?!.

 

Zahir mermilerin bir bir dizildiği kemerlerde tetiğin her an düşürülme ihtimali olduğu bilinirdi de, hiç adam gibi bir ilişki kurulamadı, ‘tetik, çıkar, düşünmek, oluşum’ kavramları arasında... Fakat anlamaz sayılmaz yine de kimse, suç, kemerlere dizilmiş mermilerde... Öyle durdu ki bel de; ne sahibine huzur verdi soğukluğuyla, ne uzaktan bakana sıcaklığıyla... Aksi, mayası korkuya ters olurdu mermilerin zaten... Öyle ya, bir kere mermilerden vazgeçiş söz konusu olursa, konuşulursa hatta, kim alabilir ki önünü sürü korkuların....Ve aklıma düşen onlarcasından birini seçme zamanı şimdi müzmin sorulardan; mermi kemerlerini bellerine demir tokalarla ilmekleyenlerle, onlara ara ara ‘çözün kemerleri, biraz yakınlaşalım artık’ diyenlerin dillerinde hangi hitabet sanatlarının mermiden beter sözcükleri var; ‘önce vatan, gerekirse darbe, yaşasın cumhuriyet’ yahut ‘evrensel dünya, vazgeçilmez demokrasi, halkın rejimi...’

 

Apar topar kaldırmalar, evden almalar, haklarında yazmalar, iftiralar yahut itirazlarda bulunmalar hep bu tercihlerle alakalı işte; feragat mi feraset mi, kafa kafaya tokuşmak mı, kafa kafaya vermek mi, kös mü davul mu, balalayka mı, saz mı, arp mı,  önce vatan, gerekirse darbe, yaşasın cumhuriyet mi yahut evrensel dünya, vazgeçilmez demokrasi, halkın rejimi mi?!. Acı ki, henüz net tercüme edilemedi, ortak bir lisanda... Çektiğimiz ve bir süre daha çekeceğimiz budur, heyhat!..

 

Layığını bulur her uman velakin... Umduğunu doğru bilmenin yanlışlığını gözaltı çözer mi bilinmez lakin...

 

Temelinde ne olursa olsun fikirlerin, oluşumların, yapılanmaların, çalışmaların büyük paydasız olmaz, olamaz hülasa...

 

Ikınıyoruz bir şeylere farkındasınız... Epeydir gebeyiz, büyük sancılarla doğacak çocuklarımız... Ya bir garabet, ya yüzü aydınlık bembeyaz bir bebek...Boğuşmalar olacak... Bağrışmalar, haykırmalar... Canlar acıyacak... Ölenler, kalanlar... Apoletlerine ihanet, sözcüklere, yazılara, selamlara hainlik edenler... Ama ıkınıyoruz çok şükür, doğuracağız bu bebeği mutlaka sağ salim...

 

Volkan Akay Yazıları
Gökten daniska yağdı...
Gökten ne düştü de kabul etmedi yer; her işin daniskasını yağdırdı da yine de reddetmedi... Asalet ve suskunluk içinde yaşattı, yaşatacak...
Evveliyat...
Evveliyatla bugün; ayrı görünse de, benzerlikleri çoktur... Bugün ile evveliyat koparılmaya çalışılsa da; zaman zaman hayır için, huzur için ve sairler için; bağları kuvvetlidir, bildiğimiz gibi hepimizin...
Ben anlarım Doğan’ı, Kara Mehmet’i...
Şelalem yukarı doğru akar, güneşim batıdan doğar, bazen gündüz vakitleri ay silüetleri belirir bir gayret yardım için... Ben anlarım; ne zaman insan insanlıktan çıkar...
Burun üstü çakıldı insanlığımız yine...
Yüzyıllar boyu her gece türlü şehvetlerle dökülen onca tohuma rağmen hakıki insan kokulu insan mahsülü alınamıyor bir türlü... Ve işte bak, ‘zinhardan’ dönüyor yine kalbim, diyemeyeceğim ‘hiç’, ‘hiç mi hiç’ diye yine, tüm kızgınlıklarıma ve üzüntülerime rağmen...
Burun üstü çakıldı insanlığımız yine...
Yüzyıllar boyu her gece türlü şehvetlerle dökülen onca tohuma rağmen hakıki insan kokulu insan mahsülü alınamıyor bir türlü... Ve işte bak, ‘zinhardan’ dönüyor yine kalbim, diyemeyeceğim ‘hiç’, ‘hiç mi hiç’ diye yine, tüm kızgınlıklarıma ve üzüntülerime rağmen...
Olacak bunlar...
Sindiremiyorum ve alışamıyorum lakin...
İyi oldu kapatılmadığı...
Devir, devşirme klişelerin değil, gömlek manşetlerini sahada sıyırmanın devridir...
Gün göremeyecek miyiz hiç?!.
Buz kesmiştim ekrana zamklanmış donuk bakışlarımla... Deli gibi saydırıyordum, Allahtan yardım duaları, dilekleri arası küfür kafiri...
TERÖR!.. YAŞAMAK İSTEMEDİĞİNİZ ANLAR OLUR, YERİNDE OLMAK İSTEMEDİĞİNİZ İNSANLAR!..
Terör... Yaşamak istemediğiniz anlar olur, yerinde olmak istemediğiniz insanlar, uzaktan bakarken sızlanıp acısını hissettiğiniz, paylaştığınız görüntüler, seslenmeler...
BIÇAKLA, ÇORBA İÇEN İNSANLARIN ÜLKESİ!.. KAŞIK İÇİN DAHA ÇOK ÇALKANTILI GÜNLER VAR ÖNÜMÜZDE!..
Bıçakla, çorba içen insanların ülkesi... ‘Yalnız ve güzel ülkemde, olmayası şey yoktur’ diye mırıldandım bir süre kendi kendime, okuduklarıma gayri ihtiyari tepkimem olarak...
GÖZALTI!.. LAYIĞINI BULUR HER UMAN VELAKİN!.. UMDUĞUNU DOĞRU BİLMENİN YANLIŞILIĞINI GÖZALTI ÇÖZER Mİ?!..
Gözaltı... Güçlü apoletlerin arzı endam ettiği omuzların kaldırdığı, miğferden şekilli başların içinin boş olmadığı hep bilinirdi de, hiç doğru düzgün anlaşılamadı... Lakin kabahati yok kimsenin, suç, çelik miğferin... Ne içerdekinin dışarı çıkmasına izin verdi bir lahza, ne dışardakinin içeri girmesine...