
Pusula
Gözaltındakilerin tabldotu...
Öyle demeyin, mühim mesele.
*
Örnek; sabah kahvaltısı...
Hurşit Tolon.
Şener Eruygur.
Sinan Aygün.
Mustafa Balbay.
Çayla birlikte peynir, siyah zeytin ve küçük kutular halinde reçeller servis edilmiş.
Akşam yemeği ise...
Türlü, pilav ve cacıktan oluşan küçük bir ikramdan ibaret.
*
Diğer zanlılarada; toplumsal konumları olmadığı için yarım ekmek arası kaşar ve meyve suyu vermişler, o da ayıp olmasın diye herhalde.
*
Geceyi de, klimalı serin odalarda çekyatta uyuyarak geçirmişler...Hurşit Tolon’un odası tek kişilik özel odalardan biriymiş hatta...Mustafa Balbay’da komiserin odasındaki çekyata kıvrılıp yatmış.
*
Diğer zanlılarda büyük ihtimal, ya bir sandalyede başını duvara yaslayarak uyumuştur, sabah dünyaya yandan bakan bir yamuk boyunla kalkmıştır, ya da ücra bir yerlere tıkışmış, iki büklüm olmuş, sırt ağrılarıyla yeni güne ’merhaba’ demişlerdir.
Toplumsal itibarları yok ya, bu kadar eziyet müstehak onlara...
*
Milletçe zaten kafayı yedik...
Ergenekon’u sorsan mahalleden geçen birine, Gülben Ergen yüzüne ne yaptırmış diyecekler...Bir telaş, bir telaş...
*
Bilmesem, görmesem bizim milletinde kendi yaşadığı toprak parçası üzerinde toplumsal itibarı burjuva sınıfındaki aristokratlarla eş değer diyeceğim, kendimden şüphe etmeye başladım...
*
O yüzdendir ki;
Önce...
Kapan odana.
22 Temmuz akşamı seçim sonuçlarından sonra partinin balkonundan yaptığın konuşmayı dinle.
Sonra...
Çık sokağa.
Kaldır kafanı.
Aç gözlerini.
Bak etrafına.
Bak ki gör; sokaklarda çetin kış gecelerinde yeni doğan çocuğuyla bırak klimalı, çekyatlı odayı başını sokacak bir evinin olmadığı anayı gör...Sabah horozlar yeni ötmeye başlarken, çöpten artık ekmekleri kahvaltı niyetine toplayan babayı gör, bırak türlüyü, cacığı...
*
Sen önce bunları hallet...
Ergenekon’a gelir sıra.