WASHINGTON, 09/08(BYE)--- Tirajı günde 690 bin olan Washington Post gazetesinin 8 Ağustos 2010 tarihli sayısında, Jim Hoagland imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun özet çevirisi şöyledir:
Başkan Obama'nın Orta Doğu'ya yönelik girişimleri, açık ve adil ilkeler, moral verici yaklaşımlar ve insanlığın geniş yardımseverliliğine dayanıyor. Ne yazık ki bu girişimler, bölgenin kavgacı, tamahkâr ve her zaman büyüleyici bir yapıda olan insanlarını anlamaktan uzak kalıyor. Herhangi bir çare veya ilke tek başına bölgedeki Araplar, Yahudiler, Acemler, Kürtler, Türkler, Berberiler ile diğerlerinin ihtiyaçlarını veya arzu ve dileklerini karşılamaya yeterli olamaz. Başkan Obama, "İslam dünyasını", ABD'nin dış politikasının merkezine yerleştirmeye çalışırken söz konusu toplumun kendi içindeki çarpıcı ve sıklıkla can kaybına neden olabilen çeşitliliğini göz ardı ediyor. Obama'nın, İsrail ile Filistin arasında barış sağlamaya çalışırken çizdiği verimsiz zigzaglara bakalım. Obama, kendi ilkelerini bölgedeki başoyunculara empoze etmeye çalışmak yerine, onları öncelikle daha iyi tanımaya çalışmış olsaydı yaşanan zigzaglar önlenmiş olabilirdi.
İran'ı ele aldığımızda, Obama'nın İran ile ilgili sözlerinde, ne ülkedeki muhaliflerin kahramanca direnişleri ne de yöneticilerin fanatik ve despot karakterine yer veriliyor. Yaptırımların, İran'daki ayaklanmalarda rolü var ancak asıl nedeni o değil.
Irak'ta ABD askerî rolünün sona ermesi münasebetiyle Obama'nın geçen hafta yaptığı duygusal konuşmaya baktığımızda da 2003 işgalinden bu yana Iraklı, Amerikalı ve diğerlerinin başardıkları veya çektikleri sıkıntılara yer verilmediğini görüyoruz.
Kürtler Arap değil ve Irak nüfusunun yaklaşık yüzde 17'sini oluşturuyorlar. Washington, bu yıl yaz başlarında başlayan geri çekilme sırasında Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan bölgesel yönetimi ile güçlü ve doğrudan güvenliğe dayalı ilişki oluşturulması konusunda sakin Kürtlerin önerilerini göz ardı etti.
Barzani'nin Özel Kalem Müdürü Fuat Hüseyin, Washington'a kısa bir süre önce yaptığı ziyaret sırasında, "Artık ABD'nin, Kürtlerle uzun vadeli bir ilişki kurmanın ne anlama geldiğini söylemesinin zamanı geldi. Biz düşüncelerimizi açıkça belirttik. Şimdi artık ABD'nin karar vermesi gerekiyor" dedi.
Kürtlerin kendi geleceklerini kontrol altına almaya ilişkin övgüye değer çabalarına daha çok ilgi göstererek onları daha iyi anlamak ABD'ye stratejik anlamda da çıkar sağlayacaktır. Hüseyin'in ABD'de Atlantik Konseyinde dinleyicilere söylediği gibi Türkiye'deki iş adamları ve siyasi elit gruplar, yıllar süren uzlaşmazlıkların ardından Barzani'nin bölgesel yönetimi ile güçlü ilişkiler kurdu. Bu arada Iraklı Kürtler de doğuda İranlı komşularıyla barışçıl ilişki kurdu ve bu durum Obama'nın Tahran ile diyaloğu rayına oturtma çabalarına da yardımcı olabilir.
Türkiye ile İran arasında yer alan istikrarlı ve büyük ölçüde bağımsız olan Irak bölgesindeki Kürdistan, çıkarları gittikçe artan Arap olmayan İslami liderler arasında coğrafi bir köprü oluşturuyor. ABD'nin İran hükûmetini etkileme kapasitesi yok gibi görünüyor ve Türkiye üzerindeki etkisi de azalıyor. Sayın Başkan, şimdi Kürtleri tanımanın ve onların emellerini anlamanın en iyi zamanı. Gelecek yıl İsrail ve Batı Şeria, Orta Doğu'da ziyaret etmeye değecek yegâne yerler değil.