Domuz gribi tartışmaları bir yana dursun yurt dışından döner dönmez feci bir gribe yakalandım ve iki gündür zorunlu ikametim evim ve yatağım. Normalde televizyon seyretme alışkanlığı olan birisi değilimdir ancak bu kadar uzun süre dinlenmek zorunda kalınca mecburen uzaktan kumandayla arkadaş olmak zorunda kaldık.
Sonuç;
Ya benim psikopat bir eltim varsa ve o bana bir zarar vermek istiyorsa..
Ya benim bir çocuğum olursa ve o çocuğumu görümböceğim kaçırırsa..
Ya eşim arkamdan işler çeviriyorsa, beni kandırmak istiyorsa..
Ya komşum gizliden gizliye beni kıskanıyorsa, bize geldiğinde hain planları varsa..
Ya ben aslında evli değilsem ve evlenmem gerekiyorsa, zengin mi olsa yakışıklı mı, evi mi olsa arabası mı..
Ya ben bugün güzel yemek yapamayıp aç kalırsam, ya misafir gelirse..
Ya herkes kirliyse, bana mikrop bulaştırmak istiyorsa, o kadar çamaşır suyum da yoksa hepsini yıkamak için..
Ya ben göbek atmayı bilmiyorsam, oynayamazsam, evde kalırsam..
Ya kimse beni sevmezse..
Ya dünyanın sonu gelirse, sele kapılırsam, yangın olursa, darbe olursa, savaş çıkarsa..
Ya Bihter yakalanırsa, Polat ölürse, Dayı kalırsa…
Çok fena değil mi.. Bence de çok fena. Ben dayanamadım.. Dayanabileni de aklım almıyor.
Özgürlükler nasıl demokrasinin bir parçasıysa yasaklamalar da demokrasinin gerekliliğidir. Madem RTÜK adında bir kurumumuz var, üzerine düşeni yapsın. Saçma sapan içerikli programlar yerine minik beyinler Adam Olacak Çocuk programlarıyla yıkansın. Yıkansın ki ileride adam olan çocukların yaptığı adam gibi programlar seyredebilelim.