Hükümetin üç komutanı görevden alması hem geç kalınmış hem de bizatihi olması gereken bir durumdur.
Zira özellikle son yaşanan operasyonlarda ordumuzun hali içler acısı.
TSK resmen oğlancı,sübyancı, fuhuşçuların mekanına dönmüş durumda.
Bir bakıyorsunuz bir subay çıkıyor emri altındaki deniz astsubay öğrencisinin gazozuna ilaç atıyor ardından tecavüz ediyor.
O yetmiyor Türkan'ın ÇYDD'sinin kızları fuhuş sektöründe kullanılıyor.
Diğer yandan Babüroğlu'nun kilise ayinleri,
Albay Erdem'in gizli evrakları servis etmesi,
General Y. Erdoğan'ının kızının ordu içinde gayri-meşru fantezileri ve babasının bunlara müsaade etmesi,
Mason Hav.Pilot Pekar'ın ordu içindeki ahlaksız yaşamı,
Lojistik komutanı İ. Batı paşa'nın ihalelere fesat karıştırmaları ve diğer pislikleri,
Hudson'cı havacı ama hasta olduğundan dolayı uçamayan ordu malını yiyici General Nogaylaroğlu'nun sahte belgelerle rütbe yükseltilmesi ve travmatik hareketleri,
Havacı Teğmen F. Dalgıç'ın kadınlarla F-16 alemleri,
Karılı kocalı PKK aşığı Zehni'nin ABD'deki Volga alemleri ve Türkiye'yi utanç verici hallere düşüren rezaletleri....
Filocu C. Hatunoğlu'nun çiftlik zevkhanesi,
200'den fazla üst düzey ordu mensubu subay'a şantaj yapılması,
Balyozcu paşaların önemli bir kısmının koruma altına alınmaları,
100 rütbeli asker ile darbe toplantısı yapan ama ikna edemeyen Sabeyatcı ANIT paşa'ya bir türlü dokunulmaması ve bu Sabetaycıyı oraya kadar koruyanların deşifre edilmemesi,
....FİLAN... FİLAN... FİLAN....
Yani sadece şu birkaç vakanın bile tamamının kanun ve ahlaka mugayir olduğu bir yerde hala daha bu kişilere dokunulamıyor ve korunarak yükseltilmeye devam ediliyorsa, süreç çok daha farklı bir mecraya kayabilecektir.
Üstelik sadece bunlar da değil.
Malum okuyorsunuz Anadolu evladı Türk askerlerinin donlarına kadar soyulmaları, 15 PKK'lı terörist için 2 bin askeri yaylaya döküp 3 teröriste karşılık 5 şehit verdirilmesi, karakol baskınları, bölük komutanlarının fantezileri yüzünden elde patlayan bombalar...vs.. gibi hem ahlak hem de strateji yoksunu aklını kaybetmişlerin dolduğu bir mekanda inkişaf değil, yıkıntının olacağı ve sonunda bu meseleyi isyana kadar götürebileceği riski her zaman bahis mevzudur.
İktidarın 3 komutanı görevden alması aslında oluşabilecek tepkiye bir tedbir olarak da algılanmalı.
Zira Ordu içindeki Müslüman-Türk subayları : Mason-Bektaşi-Neo İsrail yapılanmasına karşı büyük bir savaş veriyor ve kelle koltukta vatan için çarpışıyor.
ABD ve İsrail'in adamlarına karşı Ordu içinde yürütülen bu savaşta eğer iktidar artık cesaretle bazı adımlar atmazsa, MİLLİ HAREKET'İN temsilcileri olan şerefli Türk subaylarını olmaması gereken düşüncelere götürebilir ''iktidar yapmıyorsa, bu işi biz yaparız'' diyerek farklı hareketlerin meydana gelmesine sebep olma ihtimali söz konusu.
Zira 1960 darbesini ABD yaptırdı demiyormuyuz? El-hak öyle diyoruz.
Peki bu ABD darbeyi kendi çocuklarına yaptırdı ise darbeyi yaptıktan sonra 7 bin civarındaki Türk subayını tasfiye etmedi mi?
Bu tasfiye edilenlerin çoğunluğunu alnı secdeli Müslüman-Türk askerleri oluşturmuyor muydu?
1960'dan 1980'e kadar bu orduyu yönetenler -büyük bir kısmı itibariyle- secdesiz ve belli bir yapının adamı değillermiydi?
1980'deki darbeyi yapanların başrolünü oynayan Amerikan çocukları ise ve yine 2000'e yakın tasfiye edilen Türk subayları -yine- alnı secdeli Müslüman Türk askerleri ise;
Soruyorum;
O tasfiyeden sonra o ordunun içinde kalanlar kimin askeri ve kimlere hizmet ediyordu?
İsrail dostu Karadayı'dan başlayarak Yaşar paşa'ya ondan İlker paşaya ondan....vs...
Ayrıca alt kadroların büyük bir kesimini Mason Bektaşiler oluşturmuyor mu, bunlar şimdilerde ihanet belgeleriyle ortaya çıkmıyormu?
Evet, aptal olmayan ve alçaklık düşünmeyen normal bir insan düz bir mantıkla baktığı zaman; Her iki darbeden sonra Müslüman Türk subaylarının tasfiye edildiğini görecektir.
Başörtüsünü yasaklayan,
Namaz kılanı sürgün eden ve ordudan atan,
24 yıldır PKK'yı bitirememe acziyetini gösteren,
ABD ve İsrail ajanlarının Ordu içinde cirit atmalarına müsaade eden,
Ağlama duvarında ağlayan, anası yahudi olan birini Genel kurmay başkanı yapan,
Kilise ayinlerine katılan askerleri generalliğe kadar yükselten,
Yemekhanesinde Allah değil de, Yahudi Hıristiyanlar gibi TANRI ifadesini kullandıran,
Ve generallerin hiç birinin Cuma namazında veya iftarlarda gözükmediği bir Ordu, her darbeden sonra kime bırakılmış, kimler kalmış ve şuan da kimler var ve ne yapıyorlar?
Eğer vicdanınız varsa, çok azda olsa ruh dünyanız ölmemişse çıksın birisi cevap versin...
Her şey ortada mı, değil mi?
Fuhuş, eşcinsellik, sübyancılık, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, Darbeci, İhanetçi heroncular, PKK'lı askerler....
Yok yok...
Peki kim yönetiyor bu Ordu'yu?
Darbelerden sonra oralarda kalanların zihniyeti değil mi?
Tasfiye edilenler Türk-İslam ülküsünün genç subayları değil mi?
Ordudan atılanlar çoğunluğunu sabah ezanı ile uyanan Türk analarının ve kadınlarının kocaları, babaları,eşleri ve çocukları değil mi yahuuuuu?
Peki tüm bunları yapanlar bu işin en başlangıcı - yani ittihat terakkiye, Abdülhamit'in indirilişine kadar gidersek- Ordu içi darbe yaparak bu işi başarmadılar mı?
El-hakikat öyledir...
Peki ya şimdi.....Sıra kim de?
Evet soru çok açık. Fazla zorlamaya gerek yok.
Asker kendi kendini tasfiye etmiyor veya etmek istemiyorsa,
İktidar altta verilen bu çarpışmayı çözmek istemiyor veya cesaret edemiyorsa,
Bu sorunun çözümü kime kalacak?
Evet aynen tahmin ettiğimiz gibi TSK içindeki gerçek Müslüman Türk subaylarına...
Gelecekte İslam davasına büyük hizmet yapacak bu genç subaylar, emin olunmalı ki şuanda bu durumdan çok rahatsızlar ve artık bu şekilde gitmeyeceğini görüyorlar...
Umarım yukarıdan birileri de bu durumun farkındadırlar.
Zira hep Mason Bektaşilerin genç subayları rahatsız olacak değil ya; ''Bırakalım da biraz da bizim Müslüman - Türk subaylar rahatsız olsun...''
raufatillapolat@hotmail.com