YA SABIR!.. YA SABIR!...
Ya sabır ya sabır!
Böyle durumlarda kimi kadın yazarlar genelde şöyle diyorlar:
“Ay bana bir şeyler oluyor patlayacağım vallahi..”
Bir de bunun erkekçesini söyleyelim…
“Yahu neler oluyor, tepemizi attırmayın lan.”
Evet sevgili okurlar…
Günümüzde erkeğin de kadının da canı burnunda.
Kardeşim pes be! Vallahi de pes, billahi de pes!
Ülke nasıl bu hale getirilir?
Millet avcıdan korkup çalı dibine sinmiş tavşan gibi korkudan ve sinirden tir tir titriyor… Herkes her şeyden ürküyor ve korkuyor.
Ülkede özgür basın diye bir şey kalmadığı için gerçekleri vatandaş öğrenemiyor.
Sanıyor ki ortada tehlike boyutuna gelmiş olan biten bir şey yok.
Muhalefet, elitler, Kemalistler, laikler durumu saptırıyorlar…
O halde ülkenin ne hale geldiğini daha doğrusu nasıl uçuruma doğru sürüklendiğini girin internet sitelerine, oralarda çıkan haber ve köşe yazılarını okuyun, bakın bakalım bu güzelim ülke nerelere doğru sürükleniyormuş görün bakalım!...
X
Gazeteler ve televizyonlar, artık büyük ölçüde iktidarın yandaşı ve payandası oldular. Ülkede hangi gazete ve televizyona yandaş deniyor ya da öyle sayılıyor çok net biçimde biliniyor… Bilinen acı gerçeği tartışmaya gerek yok…
Durum böyle olunca, internet siteleri; patronları işadamı olan gazeteler gibi iktidara (AKP’ye)bağımlı ve güdümlü değiller. Haksız çıkarlar karşılığı AKP baskısına boyun eğmek gibi bir yola da sapma gereğini duymuyorlar.. Pek çoğu özgür biçimde yayın yapan medya internet sitelerinde, güdümlü yazılı basının yazamadığı ülkede, basında, siyasal ve sosyal yaşamda yaşanmakta olan hemen her şey dile getirilmekte.
Zaman zaman, çalıştığı gazetede ya da televizyondaki kepazelikleri, haksızlıkları; çaresiz internet sitelerinde duyurmak zorunda kalan meslektaşlarımızın isyanlarına tanık oluyoruz
Yukarıda belirttiğimiz; “yahu neler oluyor, tepemizi attırmayın lan!” noktasına somut olarak geliş ancak internet sitelerinde olanaklı olabiliyor.
Yüzlerce, binlerce internet sitesi, bilgisayar ekranlarında bu yönde harikalar yaratıyor.
Kendini kanıtlamış emsallerinden öne geçmiş ve yönetimleri itibarıyla saygı ve güvene layık internet medya sitelerinde, siyasi güçlerce gizlenmeye çalışılan olumsuzluklar, rahatlıkla halkın gözlerinin önüne serilebiliyor…
X
Vatan millet, Allah kitap diyerek geçmişte de bugün olduğu gibi çok çok önemli mevkilerde bulunanların malı götürmek gibi huyları var mıydı?
Tarihçi Hasan Beyzade’ye göre Kanuni’nin damadı Sadrazam Rüstem Paşa’nın:
Çeşitli eyaletlerde 815 parça arazisi ya da çiftliği vardı.
Bu mülklerde 175 değirmen, 2 900 at, 1 160 deve, ve her iki cinsiyetten 1750 köle bulunmaktaydı.
Haziresinde 780 duka altını, pek çok altın ve gümüş külçesi, otuz iki çok kıymetli mücevher, elbise dolabında ise 4880 takım giysi, silah odasında 2 000 kadar zırh, 1 150 gümüş miğfer ve 1 060 altın ya da altın kaplamalı gümüş miğfer, 760 kıymetli taş kakmalı kılıç ve 1 015 altın ya da gümüş işlemeli kılıç bulundu.
Paşa’nın gümüş ya da altın işlemeli ve kıymetli taş kakmalı 1 130 eğeri ya da at örtüsü çıktı.
Kütüphanesinde, tarih, felsefe ve ahlak üzerine 5 000 el yazması kitabı ve 130’u altın ya da kıymetli taşlarla bezenmiş olan 6 500 Kuran’ı bulunmaktaydı.
Yine aynı yazar; veziriazamın, kayınpederi’nin (kanuni’nin) güveni sayesinde gerçekleştirdiği muazzam yiyiciliğin (Rüşvet ve yolsuzluğun) imparatorluğu şaşkınlık içerisinde bırakan bu envanterle ortaya çıktığına işaret etmektedir. ( Babıâli ve Sadrazamları – Nazır Şentürk – Dogankitap – s: 34)
X
Osmanlı devletinin neden battığı anlaşılıyor.
Günümüz Türkiye’si için biz bir değerlendirme yapmıyor, takdir ve yorumu okurlarımıza bırakıyoruz. Ortalık nasıl görünüyorsa gerçek öyledir.
Sadece şunu eklemek isteriz:
Devlette 25 yıl müfettişlik/başmüfettişlik/tef.krl, bşk. lığı yapmış eski bir denetim elamanı olarak gördü ki ve iddia ediyoruz ki; mal varlığı bildirimi denilen uygulamanın fonksiyonel açıdan hiç mi hiç önemi ve işlevi yoktur. Kandırmacadan öte bir şey değildir.
İsteyen (Allah korkusu taşıyarak(!)) hem mal bildiriminde bulunur, hem de servetini çok rahat gizleyip köşeyi dönebilir…
BURHAN ÖZBEY