Hani yolculukta karşı ve yan koltukların tebessümüne mahzar olan maskaralık çocuklar var ya onlar gibi ortadayım, hani elektronik eşya mağazasının dışarıdan bakan için çalışan televizyon ekranları var ya onlar gibi dışarıdayım, hani hep ışıldayan banka levhaları var ya onlar gibi yukardayım , hani 24 saat çalışan ve gündüzü koruyan benzin istasyonları var ya onlar gibi yanındayım, hani salça tenekesinin yarısına kadar açılan kapağı var ya onlar gibi üstteyim, hani reklam panolarındaki cüretkar büyüklükteki harfler ve rakamlar var ya onlar gibi öndeyim, hani terinle tenin var ya onların arasındayım, hani o hep kaldığın kumarhanede oturduğun sandalyenin arkasındayım….Yani hepsindeyim bundan sonra….Belki de içindeyim…
Bembeyaz bir sayfa…Sadece düşüneyim derken kalemin koyduğu bir nokta var üzerinde. Uyku gibi kardeş bir yar arsamda gözlerimde. Biliyorum ki eleğin delikleri açılmaz, gözenekleri kapanır kullandıkça… O yüzden ben de asıyorum duvarıma…Ve o yüzden iyi durulanmalı diyorum geçmişteki sevdalarımla….
Türban gibi inancımdan içeri, devletimden dışarı uçan bir kuşun başıma konmasını beklemiyorum elbette. Sadece fotoğraf makinesinde tutulan bir anın basılarak çoğaltılmasına inandığımdan, kaybolan zamana da yanmıyorum diyebilirim.
Nedir bazılarının isteği anlamıyorum….Al dedim, barajımın kapılarını evine açtım, doldurmak yerine o da açmış bahçe kapısını. Bak dedim: aşk yuvası kibrit çöpleriyle kurulmaz, güvercinler tavuklar gibi başlarından tutulmaz, dosdoğru yollar ortasından kazılmaz, yalanın mandalında çorap bile durmaz, kimseye vermediğin sırtı peygamber hırkası bile korumaz, kabe’ye kadar uzanan bir karınca yolunu senin adımların bozamaz…Ve en mühimi sen adam olmadan aşk sana bağışlanmaz…
Şimdi güzel bir plajı var umudumun
Kim uzanırsa kumlarına, yatıyor güneşin falakasına..
Kim girerse denizine, boğulana kadar orda kalıyor
Kim giriyorsa şemsiyesinin altına, rüyalara dalamıyor
Kim sadece oradan geçiyorsa, bir daha dönmek istemiyor
Güzel bir mevsimi var senden kalanın
Ne üşütüyor, ne ısıtıyor, ne yandırıyor…