Prof. Dr. Mustafa ÖZTÜRK
MNE ÇEVRE
Dünya’da iklim değişikliğinin etkileri her geçen gün artarak devam etmektedir. İklim değişikliği etkisi bazen sel, aşırı kar yağışı, bazen kuraklık, bazen fırtına, bazen soğuk/sıcak hava dalgası halinde görülmektedir. Doğal afetler daha sık ve şiddetli olarak yaşanacaktır. Karbon dioksit, metan, diazot monoksit gibi sera gazlarının salınımları yeryüzünde artarak devam etmektedir.
Kullanılan elektrikten, ulaşımdaki araçlardan, ısıtılan ve soğutulan binalardan, attığımız çöplerden dolayı her gün atmosfere milyonlarca ton sera gazı atılmaktadır. Kullan at modeli izlendiği sürece sera gazı salınımı artmaya devam edecektir.
Binasını yalıtmayanlar/yalıttırmayanlar hem cebini hem de binasını kirletirler. Yalıtımsız binalar, ısınma ve soğutma için hovardaca enerji tüketerek hem kendilerini hem de havayı hasta ederler. Üşümemek ve vücudun ısısını korumak için nasıl palto giyiliyorsa binalarda mantolanarak ısısı korunabilir. Temel felsefe; az ısı ile maksimum ısınma veya soğutma sağlamak olmalıdır.
Duvarından çatıya, penceresinden zemine varıncaya kadar binaya elbise giydirildiği zaman, o binada ısınma ve soğutma için en az %50-60 oranında daha az enerji tüketildiği görülecektir.
Binalarını yalıtmadan insanların ısınma ve soğutma için enerjiye çok para ödüyorum demeleri doğru ve anlamlı değildir. Yalıtımsız bina yarı çıplak insana benzer. Yarı çıplak insan nasıl sıcaktan ve soğuktan etkilenirse binalarda öyle etkilenir. Binalarda hasta olur.
Yalıtımsız binalarda pencere veya dış duvar kenarındaki sıcaklık ile oda ortasındaki sıcaklık arasında 0,7 0C fark varsa o odada her zaman gizli cereyan var demektir. Sıcaklık farkının bu kadar yüksek olduğu ortamlarda insanların hastalanmaları kuvvetle muhtemeldir. Sıcaklık farkı gizli cereyan demektir. Gizli cereyan insanı hasta eder.
Evleri, işyerlerini ve okulları yaşanabilir mekanlar haline getirmek için binalar mutlaka yalıtılmalıdır. Yalıtımsız binalar insanı ve havayı hasta eder. Nezle, grip ve soğuk algınlığının en önemli kaynağı yalıtımsız binalardır.
Düne kadar kapıcı bağırıyordu havayı ısıtamazsınız diye; ancak bacalardan salımlanan sera gazları iklimimizi değiştirdi.
Duvarı nem insanı gam yıkar misali yalıtımsız binalar çabuk çöker yani yaşlanır.
Gelin hep birlikte ısınma ve soğutmadan dolayı atmosfere atılan ve küresel ısınmaya neden olan sera gazı salınımı %50-60 azaltalım. Gelin doğamızın dengesini bozmayalım/bozdurmayalım.
İnsan sağlığı için yatak odasında en uygun sıcaklık 18oC, oturmak odasında 20oC olmalıdır.
Yalıtımsız binalar, enerjiyi savurganca tüketirler.
2007 yılı verilerine göre ülkemizde toplam enerji tüketimi yıllık 105 milyon TEP dir. Bu enerjinin %30’ı binalarda tüketilmektedir; tüketilen enerjinin %85’i ısıtma ve soğutma amacı ile kullanılmaktadır.
Ülkemizde mevcut 8 milyon bina ve 18 milyon konutun sadece %10’nun yalıtımlı olduğunu biliyor musunuz? Ülkemizdeki binalarda, Almanya’daki binalara göre, 2 kat daha fazla enerji kullanılmaktadır.
Ülkemizde tüketilen enerjinin %73’ü ithal edilmektedir. 2008 yılı verilerine göre ülkemiz yılda ithal enerjiye yaklaşık olarak 42 milyar dolar bedel ödenmiştir; tüketilen enerjinin yüzde 30'u binalarda harcanmaktadır. Yapılan hesaplamalara göre binaların yalıtımlı olması halinde yüzde 50 ile 60 arasında bir tasarruf elde edileceği, bunun da yıllık enerji faturalarına 7,5 milyar dolarlık düşüş olarak yansıyacağı kaydedilmektedir. Dolayısıyla enerji maliyetlerini azaltmanın başında binalarda ısı yalıtımı gelmektedir.
Ülkemizdeki binalar yalıtımlı olsa yaklaşık yılda 85 milyon ton sera gazı karbon dioksit daha az salımlanacaktır.
Yalıtım yatırımdır. Dünya genelinde enerji tüketimi, son 25 yılda kişi başına %5 artmış olmasına rağmen, Türkiye’de %100 oranında artmıştır. Dünya genelinde enerji tüketimi, son 25 yılda kişi başına %5 artmış olmasına rağmen, Türkiye’de bu oran %100’ün üzerindedir.
Binaları, insanın başını sokacağı mekanlar olmaktan çıkarıp sağlıklı ve konforlu yaşayacağı mekanlar haline dönüştürmek gerekir.
Türkiye’de toplam sera gazı emisyonu 2007 yılı verilerine göre 372,6 milyon ton CO2 eşdeğerine yükselmiştir. Kişi başı sera gazı emisyonları ise 2007 yılında 5,7 ton/yıl değerine ulaşmıştır.
Ülkemizde binaların yalıtımı ile ilgili seferberlik ilan edilmelidir. Binalar yalıtıldığı zaman %30 daha az enerji tüketimi olacak, yeni iş alanları ortaya çıkacak, enerjinin savurganca kullanımı önlenecek, iklim değişikliğine neden olan sera gazı karbon dioksit salımı 85 milyon ton/yıl azalacaktır; atmosfere atılan sera gazı emisyonu 372,6 milyon ton/yıl’dan 287,6 milyon/tona inecektir. Böylece bir taş bir çok iş yapılacaktır. İşsizliği de önemli bir çözüm yolu olacaktır.
Kamu ile özel sektör katkıları ile yalıtım işi yapacak insanlar özel eğitimden geçirilerek kaliteli yalıtım uygulaması gerçekleştirilebilir. Otomobil ve ev satın almak için nasıl bankalar uygun koşullarda kredi veriyorlarsa benzer şekilde bina yalıtımları içinde fonlar oluşturularak krediler verilebilir. Bu çalışmalar bir kampanya ile kamuoyuna duyurulabilir. Bankalarda çevreci uygulamalara girerek imaj yenilemesi yapabilirler.
Binaların yalıtımı için, Almanya’daki gibi, destek fonu oluşturulmalıdır. Binalarda enerjinin verimli kullanılması için yalıtım şarttır.