YARGIÇLAR PAŞALAR VE POLİSLER
Çevremizde ki tanıdıklarımıza soruyoruz…
Hukuka inancınız ve güveniniz var mı ve devam ediyor mu?..
Ortalama yanıtlar:
Eskiden bir ölçüde vardı ama şimdi hiç?
Neden diye soruyoruz.
Ortalama yanıtlar:
Yargıya cemaatler büyük ölçüde sızdı.
Verilen kararlarda savcıların ve yargıçların ne taraftan olduğuna bakılıyor…
Yani artık:
“Bizim yargıçlarımız”, “onların yargıçları” düşüncesi ön planda…
Yargıya kesinlikle güvenim kalmadı diyenlerin sayısı da az değil…
Kısaca ve Türkçesi:
Yargıya güvenim tam diyen, hemen hemen tek bir Allah kuluna rastlamadık…
***
Geçelim…
Bu kez Türk Silahlı kuvvetleri’nin (TSK) durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz diye soruyoruz.
Yanıtlar ortalama şöyle:
TSK’ya bir ölçüde güvenimiz sürüyor ama önemli ölçüde de koca koca generallerin düştükleri hallere bakıp, bunlar nasıl bu hallere düştüler diye şaşırıp kalıyor ve çok üzülüyoruz..
Peki ordunun yıprandığına ya da yıpratıldığına inanıyor musunuz?
Yanıtlar büyük ölçüde:
Yıprandı ve yıpratıldı biçiminde.
Üst komutanların Ergenekon davası konusunda durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yanıtlar iki şekilde geliyor…
Birincisi:
Genelkurmay Başkanlığı yapmış Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükkanıt’ın sorgulamanın ve yargılamanın dışında tutulmasını adil ve normal bulmuyoruz.
Bunlar Genelkurmay Başkanlığı yaparken, altta olan bitenden uzak kalmalarını normal ve masumiyet çerçevesinde mütalaa etmek mümkün mü?
Büyükkanıt’a emekliliğinde hükümet tarafından 1 trilyonluk zırhlı araba alınması, onun peşin peşin her türlü korumaya alındığını önceden açık açık göstermiyor mu?
İkincisi:
Ordu komutanlarına ve Genelkurmay ikinci başkanlığına kadar gözaltılar ve tutuklamalar sürerken, ayni camiada askeri okullardan başlayarak kader birliği yapmış, ülkenin savunmasında birlikte görev almış generallerin, bunlardan halen üst rütbelerde bulunan paşaların ve Genelkurmay Başkanı’nın sessiz ve tavırsız kalmasını normal ve kabul edilebilir yanı var mı? Yanıtlar böyle…
Öbür yanda Ordunun en üst rütbelerine gelmiş generallerin, düştükleri içler acısı durumların genç subaylar üzerinde yaptığı yıkıcı durumu göz ardı etmek mümkün mü?
Bir zamanlar büyük saygı ve güven duydukları, komutasında güven ve sevgi besleyerek görevlerini yapmış, çeşitli kademelerdeki subaylar; eski komutanlarının kamuoyuna yansıyan ve içler acısı acziyet durumlarını görünce, şimdiki komutanlarına olan güvenleri büyük ölçüde sarsılmaz mı?
“Demek halihazır komutanlarımızda; göründüklerinin dışında, günün birinde zor da kalırlarsa, bugünkiler gibi sessiz sedasız, ürkek bir fotoğraf ortaya koyacaklar koyacaklar…” Diye düşünmezler mi?
“Asker gerektiğinde gözünü kırpmadan ölüme gider ama ordunun şanına şöhretine tek bir leke getirmez! Her yerde ve her zaman dimdik ayakta kalır, kalmak konusunda da tüm gücüyle direnir! Mustafa Kemal’in askerleri, onurlu ve gururludur!”
Söylemleri ve telkinleri nereye gitti?…
Böyle düşünen insanımızın sayısının genelin yüzde ellisinden fazla olduğunu rahatlıkla ancak üzülerek söyleyebiliriz…
***
Polisin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İçlerinde gerçekten cansiperane ve tarafsız görev yapanlar çok ama ne yazık ki polisimizin önemli bölümü, tarikatlar ve cemaatlerin etki ve baskısı altında. F tipi diye adlandırılan cemaatlaşmanın, polis teşkilatının omurgasına yerleştiği görüşü halkımızda çok yaygın!...
Genelde ve ortalama yanıtlar bu şekilde…
***
Bu yazıyı okuduktan sonra siz de lütfen kendinizi test ediniz.
Yargımızı, ordumuzu ve polisimizi nasıl görüyorsunuz…
Ayrıca çevrenizde ki tanıdıklarınızın görüşlerini sorun ve mini bir anket yapınız..
İnanıyoruz ki, büyük ölçüde yukarıda aktardığımız sonuçlara ulaşacaksınız…
***
Sahi, bunlarda sorun mu Allah aşkına?
Millet gece gündüz, AKP ah şu anayasanın şu kadar maddesini bir değiştirse diye büyük merak ve heyecanla bekliyor(!)
Halkın tıkırı yerinde, işleri güllük gülüstanlık, kazançları bol, geleceğe büyük umutlarla bakıyor (!)
Tabi ki, insanımızın tek derdi anayasa değişikliği olacak(!)
Başka ne olabilir ki?
BURHAN ÖZBEY