Son Haberler
30.05.2012 Çarşamba 05:08
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

YARGITAY BAŞKANI GERÇEKER(4): YÜKSEK MAHKEMELER İLE YÜRÜTME ARASINDAKİ UZLAŞMAZLIK ARTACAK
06.09.2010 13:23
Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, yargı alanında yapılan anayasal değişikliklerle yüksek mahkemeler ile yürütme arasındaki uzlaşmazlığın daha da artacağını savunarak, "Zira bu değişikliklerle yüksek mahkemeler yok sayılmakta, yargı erki içerisindeki etkinlikleri yok denecek derecede azaltılmış bulunmaktadır" dedi. -"Her insanda, her meslekte olması gerektiği gibi, olduğu gibi Türk yargıçları, savcıları da onurlu insanlardır" diye konuşan Gerçeker, "Kimseden el açıp bir şey talep etmek durumunda değillerdir. Onurlu bir şekilde görev yapmak, onurlu yasamak için bu mesleği seçmişlerdir" diye konuştu.

-Gerçeker, "Adalet ve onu gerçekleştirecek olan yargı o kadar hassastır ki, incitmeye zedelemeye gelmez, kırılır, dağılır, bir daha düzeltmek de çok zor olabilir" dedi.

-Yapılmak istenilen anayasa değişiklikleri ile Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun yapısının değiştirileceğini ifade eden Geçeker, buralara yapılacak atamalarda da bu kurumların işleyişinde yürütmenin etkinliği çoğaltılmak suretiyle, yargının tamamen yürütmenin etki alanında bulunduğu bir sistem getirilmek istenmekte olduğunu ileri sürdü.

ANKARA (ANKA) - Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, yargı alanında yapılan anayasal değişikliklerle yüksek mahkemeler ile yürütme arasındaki uzlaşmazlığın daha da artacağını savunarak, "Zira bu değişikliklerle yüksek mahkemeler yok sayılmakta, yargı erki içerisindeki etkinlikleri yok denecek derecede azaltılmış bulunmaktadır" dedi.
Gerçeker, adli yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, yargılama birliğinin, güçlü yargının vazgeçilmez bir ilkesi olduğunu belirterek "Bu birliğin sağlandığı ülkelerde güçlü yargıya, güçlü devlet ve bireye, güçlü demokrasiye ulaşılmış, hukukun üstünlüğü ilkesi yasama geçirilebilmiştir. Mevzuatımızda bu ilkeden sapmanın en önemli örneğini Yüce Divan müessesesi oluşturmaktadır" dedi.
Yargıtay'ın yıllardan beri baktığı davaların niteliklerinin ve sayılarının, Yargıtay üyelerinin yetişme biçimlerinin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Geçeker, "Yüce Divan görevinin, yargılama birliğinin bir gereği olarak, yargılanacak kişiler bakımından oluşturacağı hukuksal güvence de dikkate alınmak suretiyle Yargıtay'a verilmesi zorunlu hale gelmiştir ve doğru olan da budur" değerlendirmesinde bulundu.
Gerçeker, Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş amacının Anayasa Yargısı olduğunu vurgulayarak AYM'nin işlevinin de Anayasa Yargısı ile sınırlı olması gerektiğini savundu. Gerçeker, "Yüce Divan yetkisinin daha önce Anayasa Mahkemesine verilmiş olması, yanlışlığın sürdürülmesine gerekçe olamaz. Bu düzenleme Hukuk Devleti ilkelerine uygun düşmemektedir" diye konuştu.
Konuşmasında HSYK'nın yapısıdaki değişikliğe sık sık vurgu yapan Gerçeker, "Adalet Bakanı ve müsteşarının kurulda yer almasının 'demokratik meşruiyet' ilkesiyle açıklanması gerçeği yansıtmamaktadır. Türk yargısının 'demokratik meşruiyet' sorunu bulunmamaktadır. Kurulun yapısında, oluşumu konusunda ilgili tüm kesimlerin hemen hemen üzerinde birleştiği temel eleştiri, siyasi irade ve yürütmenin temsilcisi olan Adalet Bakanı ve müsteşarının büyük yetkilerle kurulda yer almasıdır" dedi.

-AYM'YE BİREYSEL BAŞVURU-

Anayasa değişikliğiyle AYM'ye bireysel başvuru hakkı getirilmek istendiğini anımsatan Gerçeker, bunun bazı sakıncaları olacağını vurguladı. Gerçeker, "Bu yetki ile yüksek mahkemelerden verilen kararların değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması gibi bir sonuç ortaya çıkacaktır" eleştirisinde bulundu. Gerçeker, yapılmak istenen düzenlemenin, yüksek mahkeme kararlarının denetlenmesi ve yeniden bir karar oluşturulması sonucunu doğuracağını ileri sürdü. Gerçeker şöyle devam etti:
"Hiçbir yüksek mahkeme diğerinin kararını ortadan kaldıramaz, değiştiremez ve kararı uygulanamaz hale getiremez. Yüksek mahkemelerin denkliği esastır. Bu denkliğin bozulması yargıda kaos yaratır, yüksek mahkemelerin çatışması sonucunu doğurur. Yarar yerine zarar getirir. Bireysel başvuru hakkı demokrasinin, temel insan hak ve özgürlüklerinin temel öğesi olarak gösterilmekte ise de; Avrupa Birliği üyesi olan ve olmayan pek çok ülkede Anayasa Mahkemesi olmadığı gibi, Anayasa Mahkemesi olan pek çok ülkede bireysel başvuru hakkı da bulunmamaktadır. Bireysel başvuru hakkının, hukukun temel ilkelerinden olan "kesin hüküm' kavramı ile de hiçbir şekilde bağdaşamayacağı ortadadır. Bu hakkın tanınması dava açılmasını özendirecek ve teşvik edecektir. Davayı kaybeden herkes bir de bu yolu deneyecektir."

-"REFERANDUMA AYRI AYRI SUNULMALIYDI"-

Gerçeker, yapılmak istenilen değişikliklerin Avrupa bağımsız yargı kriterlerine de uygun olmasının söz konusu olmadığı öne sürdü. Birbirleri ile ilgisi olmayan konuların, ayrı ayrı referanduma sunulmasının, çağdaş anayasal demokrasinin ve hukukun gereği olduğunu savunan Gerçeker, "Bu gereklilik de ne yazık ki göz ardı edilmiştir" dedi.
Gerçeker, bu değişikliklerle Yüksek Mahkemelerin yok sayılmakta olduğunu ve yargı erkinin içerisindeki etkinliklerinin azaltılmış bulunduğun da sözlerine ekledi. Gerçeker, "Yüksek yargı kurumlarını birbirinden ayrı kurumlar gibi gösterecek bir davranış içine girmek, bu kurumlar arasında bir rekabet ortamı yaratmak, son derece tehlikeli ve vahim bir hatadır. Yargının birlik ve bütünlüğünü, kararlı bir uygulama ortamını yok edecek bu davranış biçimini çok büyük bir üzüntü ile gözlemlemekteyiz. Bu tür davranışların Türk yargısını, dolayısıyla anayasal birer güç olarak demokratik sistemlerde yer almış olan üç ana güç arasındaki dengeli işbirliğini çok olumsuz biçimde etkileyeceği göz ardı edilmemelidir" dedi.
Geçeker, yargı alanında yapılan anayasal değişikliklerle "yüksek mahkemeler ile yürütme arasındaki uzlaşmazlığın daha da artacağını" belirterek, "Zira bu değişikliklerle yüksek mahkemeler yok sayılmakta, yargı erki içerisindeki etkinlikleri yok denecek derecede azaltılmış bulunmaktadır" diye konuştu.

-HAKİM VE SAVCILARIN SORUMLULUĞU-

Gerçeker, Anayasanın 138'inci maddesinin 1'inci fıkrasında yer alan "Hâkimler
görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler" hükmünü anımsattı. Geçeker, "Bu hüküm, hâkim ve Cumhuriyet Savcılarımıza çok onurlu olduğu kadar çok büyük de bir sorumluluk yüklemektedir" dedi.

-"YARGI O KADAR HASSASTIR Kİ, İNCİTMEYE ZEDELEMEYE GELMEZ, KIRILIR, DAĞILIR"-

"Çağdaş dünyanın benimsediği, anayasal demokrasi sistemin in en temel kavramı olan kuvvetler ayrılığı ilkesi bizim de en temel değerlerimizden birisidir" diye konuşan Geçeker, "Bunun için de yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsız, ancak birbirleri ile uyum içerisinde çalışmaları gerekmektedir" dedi.
Hukukun üstünlüğü ile hukuk devleti ilkelerinin, anayasal demokrasinin gereği olduğunu bildiren Gerçeker, zaman zaman bu ilkelerden uzaklaşılmasını "çok üzüntü verici" olarak değerlendirdi. Gerçeker, "Böyle bir görüntü toplumsal uyumu da etkilemekte, bireyler kurumsal reflekslerden etkilenmekte ve düşünsel yapısını buna göre düzenlemektedir. Bu ise toplum için bir hastalık virüsü oluşturmaktadır. Adalet ve onu gerçekleştirecek olan yargı o kadar hassastır ki, incitmeye zedelemeye gelmez, kırılır, dağılır, bir daha düzeltmek
de çok zor olabilir" dedi.
Gerçeker, adalet duygusunun zedelenmesi durumunda bireylerin devlete olan güveninin de kalmayacağı ve devletin çökeceğini savundu.

-"BAŞBAKAN İKİ KUVVET ÜZERİNDEKİ ETKİNLİĞİNİ SÜRDÜRÜYOR"-

Anayasa reformunun da, çoğulcu demokrasi anlayışına uygun olarak, seçim sistemi ve siyasi partiler mevzuatını da kapsayacak şekilde yapılması gerekmekte olduğunu dikkat çeken Geçeker, "Bu şekilde yapılacak bir reform siyasi istikrarı güçlendirecek, siyasi partiler arasındaki diyalog ve uzlaşma ortamının oluşmasını da sağlayacaktır" dedi.
"Anayasal demokrasi açısından parlamenter sisteme getirilen en önemli eleştirinin, iktidara gelen partinin üç kuvvet üzerinde de etkinliğini arttırmak istemesi" olduğunu dile getiren Geçeker, Türkiye'de uygulanan seçim sistemi itibariyle siyasal gücü elinde tutan hükümet başkanının, hem yürütme hem de TBMM'deki iktidar grubunun başkanı olarak bu iki kuvvet üzerindeki etkinliğini sürdürdüğünü de dile getirdi.

-"YARGI TAMAMEN YÜRÜTMENİN ETKİ ALANINA GİRİYOR"-

Geçeker, yapılmak istenilen anayasa değişiklikleri ile Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulunun yapısının değiştirileceğini, buralara yapılacak atamalarda da bu kurumların işleyişinde yürütmenin etkinliği çoğaltılmak suretiyle, yargının tamamen yürütmenin etki alanında bulunduğu bir sistem getirilmek istenmekte olduğunu ileri sürdü.
Geçeker, "Bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesini tamamen ortadan kaldırarak adeta kuvvetler birliğine dönüş olacak, yargı bağımsızlığını büyük ölçüde ortadan kaldıracaktır. Siyasal iktidarın kötüye kullanılmaması ve özgürlükçü demokrasinin gerçekleşebilmesi için kuvvetler ayrılığı en baş koşuldur. Bağımsız yargı istiyorsak, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun
yapısı bu bakımdan çok büyük önem arz etmektedir" dedi.
Gerçeker söz konusu değişikliklerin hukuk devleti ilkelerini "çok büyük ölçüde zedeleyeceğini" savundu.

-"İDARE YARGININ BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZUYOR"-

Yargının, ilk derece ve yüksek mahkemeleri ile bir bütünlük teşkil ettiğini ifade eden Gerçeker, idareyi bu bütünlüğü bozmakla suçladı. Gerçeker, "Yargının çalışmalarını istikrarsız hale getiren, Anayasa'nın temel ilkelerine aykırı olarak yargıya müdahalede bulunan ne yazık ki idaredir" eleştirisinde bulundu.
Yargıyı, "adalet" olarak tanımlayan Gerçeker, adaletin ise devletin temeli, devleti oluşturan kişi ve kurumların en büyük güvencesi olduğunu söyledi. "Yargı bir toplumun en büyük değerini oluşturmaktadır" diyen Gerçeker, "Türk toplumu, hâkimine, savcısına tanıdığı saygınlıkla, verdiği değer ile bunu en iyi şekilde ortaya koymaktadır" diye konuştu.

-"TÜRK YARGIÇLARI KİMSEYE EL AÇMAZ"-

"Her insanda, her meslekte olması gerektiği gibi, olduğu gibi Türk yargıçları, savcıları da onurlu insanlardır" diye konuşan Gerçeker, "Kimseden el açıp bir şey talep etmek durumunda değillerdir. Onurlu bir şekilde görev yapmak, onurlu yasamak için bu mesleği seçmişlerdir" diye konuştu. Gerçeker, idarenin görevinin de yargının gereksinimi olan her şeyi, adalet terazisinin sapmaması için gerekli olan her türlü olanağı sağlaması olduğunu anlattı. Gerçeker, "Ama ne yazık ki, yargı bugün anayasal olarak eşit konumda bulunduğu yasama ve yürütmeden çok daha az olanaklara sahip durumdadır. Yüksek Yargı Kurumlarını önemsemezseniz, yok sayarsanız onlara görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeleri için gerekli olanakları sağlamazsanız, hukuk gelişip, güçlenemez, güvenli ve çabuk adalet sağlanamaz" dedi.

-"MAKAMLAR GEÇİCİDİR"-

Makamların ve görevlerin gelip geçici olduğunu dile getiren Gerçeker, "Bu gün biz varız yarın başkaları olacaktır. Geçmişte başkaları vardı. Ama devlet hayatı süreklidir. Gelecek kuşaklara daha iyi bir yasam ortamı, daha güvenli bir yargı sistemi, daha güzel şeyler bırakmalıyız. Bu bizim en büyük zenginliğimiz, gurur kaynağımız olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.(ANKA/SON)
(EÖ/ÖMR)
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.