Son Haberler
30.05.2012 Çarşamba 05:12
USD 1,7570 EUR 2,3630 EUR/USD 1,3449 IMKB100   59737/%0,00
ISTANBUL Perşembe: 15°C/21°CCuma: 15°C/22°CCumartesi: 14°C/23°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

YARSAV BAŞKANI TARHAN(2): MEDEL'İN AYM VE HSYK YAPISINDA ÖNGÖRÜLEN DEĞİŞİKLİKLERE YÖNELİK ELEŞTİRİLERİNİ AÇIKLADI
12.07.2010 14:29
YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, Ankara'da gerçekleştirilen ve YARSAV'ın da üye olduğu Demokrasi ve Özgürlük İçin Avrupa Yargıçlar Birliği(MEDEL) Yönetim Kurulu toplantısının sonuç bildirisinde, Türkiye'deki yargı bağımsızlığına yönelik görüşlere yer verildiğini belirterek, HSYK'nın ve Anayasa Mahkemesi'nin yapısında öngörülen değişikliklerin eleştirildiğini söyledi. -Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in, yargılanma sürecine de değinilen bildiride, "Süreçteki uygulamaları meşrulaştırmak amacıyla Adalet Bakanlığı tarafından terör davalarındaki kuralların dayanak gösterilmesi, yargıç ve savcılar için öngörülen Anayasal güvenceler ile uyumlu değildir" denildi.

ANKARA (ANKA) - YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, Ankara'da gerçekleştirilen ve YARSAV'ın da üye olduğu Demokrasi ve Özgürlük İçin Avrupa Yargıçlar Birliği(MEDEL) Yönetim Kurulu toplantısının sonuç bildirisinde, Türkiye'deki yargı bağımsızlığına yönelik görüşlere yer verildiğini belirterek, HSYK'nın ve Anayasa Mahkemesi'nin yapısında öngörülen değişikliklerin eleştirildiğini söyledi.
YARSAV Başkanı Tarhan, birlik merkezinde düzenlediği basın toplantısında MEDEL'in Türk yargısı ve Anayasa değişikliği paketine ilişkin görüşlerini anlattı.
Tarhan, MEDEL'in Avrupa Birliği ile Avrupa Konseyi'nin danışmanı statüsünde olduğunu ifade etti. Tarhan, YARSAV'ın kurulduğu günden bu yana Türkiye'deki Yargıç ve Cumhuriyet Savcılarının sesi olarak, insan hakları çerçevesinde yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü ve yargıç güvencesinin takipçisi olduğunu kaydetti.
MEDEL'in bildirisinde bazı tespitler dikkat çekiyor. Bildiride, Türkiye'de bazı yargıçların, "sadece YARSAV üyesi olmalarından dolayı tarafsızlıklarını kaybettikleri gerekçesiyle" Adalet Bakanlığı tarafından reddedildiklerinin görüldüğü öne sürüldü.
Bildiride, "Oysa yargıda örgütlenme özgürlüğü 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun Yargının Bağımsızlığına İlişkin Temel İlkeleri içeren belgesinden bu yana çeşitli uluslararası belgelerle resmen kabul edilmiştir" denildi.

-HSYK'NIN YAPISI-

MEDEL'in bildirisinde, birliğin Türkiye'deki yargı bağımsızlığına yönelik görüşlerine de yer verildi. Bildiride, Anayasa Değişikliği Paketindeki yargıya yönelik yapılması öngörülen değişiklikler ise şöyle eleştiriliyor:
"Temel sorun, getirilmesi öngörülen yeni sistemin, siyasi partilerin HSYK ve dolayısıyla yargı bağımsızlığı üzerindeki etkisini artırma riski ile ilgilidir. Öncelikle Kurulun seçim usulünün güvenceli belirlenmemiş olması, ayrıca HSYK'nın bağımsız bir bütçesinin bulunmaması, HSYK'nın Sekretarya hizmetlerinin Adalet Bakanlığı tarafından yürütülecek olması, Teftiş Kurulunun Adalet Bakanlığına bağlı olması konularının üzerinde durulmalıdır. Yargıç ve savcıların atanmalarına ilişkin HSYK kararnamelerinin çıkartılamaması ile ilgili önemli konuda hiç bir çözüm sağlanmamıştır.
Bir başka belirtilmesi gereken konu da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen, HSYK'nın tüm kararlarına karşı yargı yolunun açılmasının yeni Anayasa değişiklikleri ile düzenlenmemiş olmasıdır."

-"AYM'NİN VERECEĞİ KARARLAR TARTIŞMAYA AÇIK HALE GELİR"-

Türkiye'de Anayasa Mahkemesi gerektiğinde ceza yargılaması da yaptığının anımsatıldığı bildiride, Anayasa Değişiklik Paketi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesindeki insan hakları ihlâllerinde, Anayasa Mahkemesine kişisel başvurularda yetki tanıdığı, mahkemenin iyi bir şekilde faaliyet gösterebilmesi için bu mahkemeye nitelikli hukukçuların atanması ve seçilmesinin büyük önem taşımakta olduğu ifade edildi. Ancak, pakette Anayasa Mahkemesindeki hukukçu sayısının tüm mahkeme üye sayısının yarısından da eksiği kadar olmasının öngörüldüğü belirtilerek, "Bu durum, Anayasa Mahkemesinin vereceği hukuksal denetim kararlarını tartışmaya açık hale getirebilir" denildi.
Pakette, Anayasa Mahkemesinin 14 üyesinin Cumhurbaşkanı, 3 üyesinin de TBMM tarafından seçilmesinin öngörüldüğü, "mahkemenin tüm üyelerinin yasama veya yürütme organı tarafından seçilmesinin yargı bağımsızlığına aykırı" olduğu görüşü dile getiriliyor.
Bildiride, TBMM tarafından 3 üyenin seçiminde nitelikli çoğunluk yerine salt çoğunluğun öngörülmesinin de üyelerin seçiminde "tek bir partinin söz sahibi olmasına yol açacağı" ileri sürüldü.

-YARGIDA ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ-

Bildiride, yargıdaki örgütlenme özgürlüğünde bazı "engellemelerin" olduğu ileri sürülerek şu eleştiriler getirildi:
"Kurulduğundan bu yana siyasetçilerin YARSAV'a karşı tutumları çok sert olmuştur. YARSAV kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu hakkında, sadece YARSAV'ın ilk başkanı olması sebebiyle çeşitli disiplin ve ceza soruşturmaları başlatılmıştır.
YARSAV'ın kapatılması amacıyla iki ayrı dava açılmıştır. Kurucu Başkan ve YARSAV'a karşı yapılan tüm bu girişimler yargısal açıdan dayanaktan yoksun bulunmuş, ayrıca YARSAV'ın kapatılması amacıyla hazırlanan iki yasa tasarısı da, ulusal ve uluslararası düzeydeki kuvvetli tepkiler sebebiyle geri çekilmiştir.
Son olarak, Türkiye'de bazı yargıçların, sadece YARSAV üyesi olmalarından dolayı tarafsızlıklarını kaybettikleri gerekçesi ile Adalet Bakanlığı tarafından reddedildikleri görülmüştür. Oysa yargıda örgütlenme özgürlüğü 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun Yargının Bağımsızlığına İlişkin Temel İlkeleri içeren belgesinden bu yana çeşitli uluslararası belgelerle resmen kabul edilmiştir."

-İLHAN CİHANER DAVASI-

Bildiride, yargıç ve savcı birliklerinin, yürütülmekte olan yargısal davalar veya disiplin soruşturmalarına müdahale etmesinin beklenilmeyeceğini ancak, eğer evrensel ilkelerin ihlali söz konusu ise bu durumda bazı değerlendirmeler yapılmasının kaçınılmaz olduğu anlatıldı. Hukuk devleti dahilinde iyi işleyen bir sistemin temel direğinin "yetki" olduğu ifade edilen bildiride, "Yetki yoksa, mahkeme veya diğer herhangi bir yargısal makam da yoktur" denildi.
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in, yargılanma sürecine de değinilen bildiride, Devlet Bakanı Cemil Çiçek'in Adalet Bakanlığı görevindeyken, Cihaner'in yaptığı bazı soruşturmaların AKP'yi zor durumda bırakacağı gerekçesiyle son verilmesi ve gözaltına alınanların bırakılmasını istediği yönünde çıkan haberlere de yer verildi.
Bildiride, Anayasa'nın 144. maddesine göre, Adalet Bakanı, bir yargıç veya savcı hakkında soruşturma ve inceleme işlemlerinin, müfettişler veya bu kişiden daha kıdemli yargıç veya savcı eliyle yapılmasının talep edilebileceği bildirildi. Cihaner, hakkında Anayasanın 144. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından başlatılmış bir soruşturma bulunmamasına rağmen, Başsavcı, 23 Şubat 2010 tarihinde tutuklanmış, evi ve makamının arandığı kaydedilen bildiride şöyle denildi:
"Bu uygulamayı meşrulaştırmak amacıyla Adalet Bakanlığı tarafından terör davalarındaki kuralların dayanak gösterilmesi, yargıç ve savcılar için öngörülen anayasal güvenceler ile uyumlu değildir.
Aslında sonradan, bu gözaltı emrinin, bir başsavcının soruşturma konusu edildiği davaya bakma yetkisi olmayan bir savcı tarafından verildiği anlaşılmıştır. HSYK yetkisi dahilinde, gözaltını gerçekleştiren savcıların yetkilerini aştığını belirlemiş ve yetkisinin değiştirilmesine karar vermiştir. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı dört ay tutuklu kaldıktan sonra Yargıtay kararı ile tahliye edilmiştir. Bazı medya grupları tarafından bu olaylar, söz konusu olayların mağduru olan Erzincan Savcısı ve Yargının itibarının zedelendiği şeklinde yorumlanmıştır."(ANKA/SON)
(EÖ/ÖMR)
YORUMLARINIZ
Henüz bir yorum yapılmamış.
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.