Bu yıl -Rusya ve İngiltere başta olmak üzere- birçok ülke gelmiş geçmiş en önemli öykü ve oyun yazarlarından Anton Çehov’un doğumunun 150. yıldönümü nedeniyle düzenenlenen anma etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. 26 Ocak’ta Moskova’da Çehov Günleri başladı. Beş gün sürecek etkinlikte Uluslararası Tiyatro Konferansı da yapılacak. Üstelik etkinlik Çehov’un el yazmalarının bulunduğu evde yapılıyor. İngiltere’deyse Çehov Günleri 19 Ocak’ta başladı.
29 Ocak 1860 yılında, eski bir Karadeniz liman kenti olan Taganrog’ta dünyaya gelir Çehov. Dedesi, kendisinin ve üç oğlunun özgürlüğünü satın almış bir serftir. Babası bir kumaş tüccarının kızıyla evlenir ve Taganrog’a yerleştikten sonra, burada manavcılık yapar. Çehov’un çocukluğu, babasının sert disiplin anlayışı ve katı dindarlığının etkisi altında geçer. Manavda babasına geç saatlere kadar yardım etmek zorunda olan Çehov, kardeşleriyle birlikte babasının şiddetine maruz kalır. İşte ailesine yardım etmenin yanı sıra Yunan çocuklarının devam ettiği okulda eğitimine başlayan yazar, gramer okulunda eğitimine devam eder. Çehov’un gözlemci yeteneği, ağırbaşlılığı daha o dönemlerden kendini gösterir. On dört yaşında, ailesi iflas edinceye kadar hayatı bu şekilde devam eder. Ailesinin Moskova’ya çalışmak için taşınmasından sonra, okulunu bitirinceye kadar Taganrog’ta tek başına yaşar.
Okulunu başarıyla bitirdikten sonra, Moskova’ya ailesinin yanına giden geleceğin yazarı, burada Moskova Üniversitesi’nde tıp okumaya başlar. Çehov’un tıp geçmişinin onun yazınında önemli etkisi olduğunu düşünülür. Serinkanlılığı ve gözlem yeteğininin bir ‘meslek’ unsuru olduğu kimileri tarafından dile getirilmiştir. Çehov da doktorluğu ve bilim insanı olmayı çok ciddiye almıştır. Serinkanlı yaklaşımı doktor olmasından mı bilinmez ama, Çehov öykülerini dergilerde yayımlamaya tıp okurken başlar. Kısa komedi öyküleri ve skeçler yazar genç adam, kısa sürede ünlenir ve ailenin maddi dayanağı haline gelir. Çehov’un yayımladığı kısa öyküler ve skeçler dışında, on yedi yaşındayken uzun bir trajedi yazdığı bilinmesine rağmen bu metin yok edildiği için günümüze gelmemiş.
İlk oyun ilk hayal kırıklığı
Çehov’un dergilerde çıkan öyküleri, öykü kitaplarının yanı sıra 1880’lerin sonuna doğru iki de romanı yayımlanır. 1888 yılında Puşkin Ödülü’nü almasıyla birlikte genç yazar Rus edebiyat çevresinde kabul gördüğünü kanıtlar ve ününe ün katar. Ancak bundan bir sene sonra yazdığı Orman Cini oyununun başarısız olması sebebiyle, ilgisini tıba ve bilime yöneltir. Bu dönemde sürgün bölgesi olan Sahalin Adası’na gider. Burada bilimsel araştırmalar yapar. Ancak çok çetin bir iklimi olan Sahalin Adası’nda geçirdiği zaman, sağlığını kötü yönde etkiler. Öyle ki geri döndüğünde hastalığı yüzünden Moskova’da yaşadığı köyde, Melikhove’de, uzun süre kalamaz ve Yalta’ya taşınır. Burada Maksim Gorki ile arkadaş olurlar.
Yazdığı ilk oyunun yarattığı hayal kırıklığı Çehov’u yıldırmaz. İleride dünyanın en iyi tiyatro yazarlarından biri olarak anılacak olan Çehov, 1896 yılında yayımlanan Martı oyunu ile en sonunda kendini tiyatroda da gösterir. Her ne kadar ilk gösterimi Çehov’un kendisi tarafından beğenilmese de Martı çok geçmeden hem yazarın hem de izleyicisinin gönlünde hak ettiği yeri bulur. Yazarın önemli oyunları deyince Üç Kızkardeş, Vişne Bahçesi ve Vanya Dayı’yı da es geçmemeliyiz.
Çağdaşları tarafından hem iyi hem de kötü eleştiriler alır Çehov. Yazına getirdiği yeni olanaklar açısından önemsenirken, ele aldığı toplumsal ve ahlaksal sorunları bir cevap vermeden bıraktığı için eleştirilir. Nitekim Çehov, kardeşine yazdığı mektupta belirttiği gibi belli prensipleri gözeterek yazmaktadır. Bunlar, politik, toplumsal ve ekonomik çevre üzerine laf kalabalığını engelleme, nesnellik, kişi ve nesnelerin gerçekçi betimlemeleri, özlü ifade; tiplemeleri kırmak, cüretkârlık ve orijinalliktir. İnsanı anlatan Çehov, oyunlarında, iyileşmemecesine tutulduğu hastalığın etkisiyle olsa gerek, öykülerindekinden daha ağır bir hava kullanmaya yönelir. Son derece üretken olan yazarın kısa öyküleri üzerine birden fazla gün harcamadığı, oyunlarını da bir ile on beş gün içinde yazdığı rivayet edilir.
Çehov kırk dört yaşında Tüberküloz’dan ölene kadar yazmayı ve üretmeyi sürdüren Rusya’nın bu önemli yazarı, aynı zamanda önemli bir düşünür ve aktivisti. İşçi hareketlerine eylemlere katılarak destek vermişti. Zola’nın yanında olduğunu, Fransa’ya giderek belirtmiş, Çar, Gorki’nin Rusya Bilimler Akademisi’ne kabulünü onaylamayınca, 1900 yılında onursal üye seçildiği akademiden de ayrılmıştı.
Edebiyata kattıkları, özellikle de tiyatronun seyrini değiştirmesiyle şu an çok konuşulan Çehov’un kendi üstüne söyledikleri, birçoklarının dediklerini ve hislerini özetler nitelikte: “İnsanlara dürüstçe söylemek istediğim tek şey: ‘Şöyle bir kendinize bakın ve hayatlarınızın ne kadar kötü ve yavan olduğunu görün.’ Asıl önemli olan insanların bunu fark etmesi çünkü fark ettiklerinde, büyük olasıkla kendileri için başka ve daha iyi bir hayat yaratacaklar. Bunu görecek kadar yaşamayacağım ama, biliyorum ki çok daha farklı olacak, şu anki hayatlarımızdan daha farklı. Bu farklı hayat gerçekleşmediği sürece ben de insanlara söylemeye devam edeceğim: ‘Lütfen, hayatlarınızın ne kadar kötü ve yavan olduğunu anlayın!’”
EZGİ CEREN KAYIRICI ( Radikal Kitap )