İyisiyle, kötüsüyle, doğrusuyla,yanlışıyla bir referandum sürecini geride bıraktık. Yepyeni bir sayfa açıldı ülkemizin geleceğinde.. Anayasa değişikliğinin ardından çok mutlu olanlarımız da oldu, çok üzülenlerimiz de. Evetin ya da hayırın bize ne kazandırıp ne kaybettireceği üç gün içerisinde anlaşılabilecek bir durum değil. Sonuçta bu değişiklik toprağa ekilen bir ağaç fidesidir. Büyüyüp, kocaman olup bol meyveler de verebilir, ekildiği toprağı sevmeyip kuru üç dal haline de gelebilir. Bu ağacın etrafında ‘ben buraya ağaç dikilmesini istemiyorum’ diyenler de olacaktır, yanına yeni fideler dikmek isteyenler de.. Ağacı kökünden sökmek isteyenler de olacaktır, gölgesinden faydalanmak isteyenler de..
Gönül isterdi ki tüm bu değişiklik çalışmaları daha çok katılımcıyla, daha renkli bir havada gerçekleşsin. Siyasilerimizin seçim meydanlarını aratmayan yersiz tartışmalarındansa sadece referanduma konu olan maddeler tartışılsın toplumun her kesiminin anlayacağı dilde..Ancak ne yazık ki referandum bir referandumdan çok ön seçim tadında gerçekleşti ve çok yersiz kavgalara, etik olmayan siyasete sahne oldu.
Asıl önemli olan kısım ise şimdi başlıyor.Bundan sonra olmuşun üzerinde konuşmak bize vakit kaybetmekten başka birşey sağlamaz.
Sonuç çok açık: hem iktidar hem muhalefet bir referandum kampanyasına girdi, muhalefet toplumu ikna etme konusunda yeterli ve başarılı olamadı, iktidarsa istediği değişikliğe inandı ve anayasa değişikliği halkımızın özgür iradesiyle kabul edildi.
Şimdi artık sağduyulu davranıp yeni hazırlanacak olan anayasa ile ilgili üzerimize düşen ne varsa onu gerçekleştirmenin vakti, memnun kalmadığımız konularda ise taşın altına elimizi koyma, tepki duyduğumuz konularda tepkimizi doğru şekilde dile getirme ve en önemlisi çözüm üretme vakti.
Evet cephesinin destekçilerini tebrik ediyorum, sonuçta bu bir maratondu ve ‘inanmak başarmanın yarısıdır’ cümlesinin güzel bir örneği oldu çalışmaları. Hayır cephesinin destekçilerine ise söyleyeceğim o ki: artık siyaset kavramı eskisinden çok farklı. Yalnızca karalama kampanyası yaparak tek bir kişiyi bile herhangi bir konuda ikna etmeniz mümkün değil. Muhalefete yeni bir soluk getirilemediği sürece, koltuklarına yapışmış olan insanlar o koltukları bırakamadığı sürece, gençleri teşvik edip bünyelerine kazandıramadıkları sürece, yeni söylemler olmadığı, dinamizmden yoksun kaldığı sürece, toplumun bir kesimini kucaklayıp diğer kesimleriyle sohbeti kestiği sürece muhalefet bu tür üzüntüleri yaşamaya ve yerinde saymaya mahkum kalacaktır. Ortaya çıkan tablo normaldir, beklenendir..