(İHA) - İş Bankası tarafından düzenlenen "İş'le Buluşmalar" konulu toplantı, Sakarya'nın Sapanca ilçesindeki Güral Otel'de gerçekleşti. Toplantıya İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ, Saray Halı A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Necati Kurmel, bölgede bulunan iş ve finans şirketlerin üst düzey yöneticileri katıldı.
"Değişen Rotalar ve Yeni Ufuklar" ana başlığı altında düzenlenen toplantının ilk bölümünde bir konuşma yapan İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince İş Bankası'nın tarihine değinerek, "Türkiye'nin en zor yılları olan Kurtuluş Savaşı'ndan çıktıktan sonra bu ülkenin insanları ulusal bir banka sevdasına giriyorlar, hiç akla gelir mi? Yeni ufuk bu kadar zorlamalı hedefleri dahi mümkün kılıyor. Atatürk'ün bir ifadesi var; 'sermayeniz az diye endişe etmeyin, en önemli sermaye zeka, dikkat, iffet ve metotlu
çalışmasını bilmektir'. İşte o yıllarda kurulan İş Bankası, Türkiye'de bugün Türk müteşebbis sektörünü oluşturmakta en önemli inisiyatiflerimizden bir tanesi. Bir cumhuriyet kuruluşu olarak bankamızı bu çizgide tutmaya özen gösteriyoruz. Bankacılık ülkemizde çok güçlendi, çok çeşitlendi, bir çok banka açıldı ve kapandı ancak biz bankamızı ana prensiplerinden en ufak bir şekilde uzaklaştırmamaya özen gösteriyoruz. İş Bankası modeli çok tartışıldı ancak bugün dünyanın geldiği yer gösteriyor ki
bundan daha uygun bir model yok. Çalışan sahipliği, bu tür kamusal görev yapan kuruluşlarda bir nevi işin sigortası gibi oluyor. İş Bankası kurulduğundan bu yana 300'ün üzerinde iştirak kurmuştur. Bu iştirakler içinde sinema şirketinden yayıncılık şirketine, denizcilik, gemi, nakliye şirketinden maden şirketine, tekstil şirketinden şeker şirketine kadar bir çok sektör var. Örneğin; Sakarya'da kurulmuş olan Şeker Fabrikası 1952 yılında kurulurken kurucu ortak olarak 10 milyon lira sermaye ile İş Bankası yine
ortaklar arasındadır. 80'li yıllara kadarda Şeker Fabrikasındaki ortaklığımız devam etmiş ancak daha sonra hazinenin isteği ile ortaklıktan ayrılmıştır" dedi.
Banka olarak hedeflerini sıralayan Özince şunları söyledi:
"İş Bankası, bilinenin aksine özel bir şirket olarak kurulmuştur. Amacımız, İş Bankası'nın Türkiye'de özel sektörün ve özel teşebbüsün destekleyicisi ve yaratıcısı olma görevi misyonudur. Buna halen ülkemizde bir çok ihtiyaç olduğu kesindir. En büyük ihtiyaç da yine en önemli örneğini İş Bankası'nın gösterdiği sermaye piyasası konusunda. Bugün ülkemizde birçok konuda uluslararası rekabete ayak uydurmakta zorlanılmasının arkasında yatan en önemli neden bankacılık değil, sermaye piyasanın yeterince
gelişmemesidir. Madem ki ülke ekonomisi endişemiz, sermaye piyasasının mutlaka ve mutlaka geliştirilmesi gerektiğini söylemeye devam etmeliyiz. Bu konuda sadece söylem değil, çok çeşitli çalışmalarımızda var, bir çok gazetede görmüşsünüzdür; en iyi yatırım bankası bizim grubumuz şirketlerinden biri olan İş Yatırım seçilmiş. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Türkiye'nin tek özel kalkınma bankası. Kalkınma bankacılığı dünyada kalmış değil, ancak biz fazlada bir kar beklentisi olmadan o konudaki de çabamızı
sürdürüyoruz. Ama sonuç olarak siz iş adamlarımızın olmazsa olmaz sahip çıkmanız gereken husus, Türkiye de bankacılığın yanı sıra sermaye piyasasını da gelişmesine dair alt yapıyı istemek olduğunu düşünüyorum. Bu konuda son yıllarda atılan en umutlu adım İstanbul Finans Merkezi fikri oldu. Ancak bu fikir çok yanlış anlaşıldı. Çoğunuz bunu düşündüğünüzde yine 'İstanbul'un bir yerine bir şeyler yapacaklar', 'bir yerlere binalar dikecekler', 'İş Bankası da dikti kuleyi gitti', örneğin Ankaralılar öyle
düşünüyor. İstanbul Finans Merkezi fikri ile düşünülen tamamen liberal serbest piyasa ekonomisinin doğru düzgün yapılacağı dünyanın iyi uygulamalı piyasalarından daha iyi para ve sermaye kurallarına sahip olacak bir ortam. Bunu sadece İstanbul da değil tüm Türkiye de hatta sadece Türkiye de değil yabancı yatırımcıyı özendirecek kurallarla uygulayacaksınız."
Özince, 1924 yılında serbest piyasa ekonomisine başlamış Türkiye'nin artık serbest piyasada bu kadar yılın deneyimiyle eskiden Latin ülkelerine özenirken şimdide eski demir perde eski sosyalist blok ülkelerine özenme durumunda olmaması gerektiğini ifade ederek, "Böylesine güçlü bir müteşebbis gücü varken Türkiye'nin mutlaka bu kuralları koyup piyasalarını çalıştırması lazım ki, yeni fikirler yeni ufuklar destekleyecek mali güç bulsun. Oldukça boyutlu bir ekonomimiz var, ekonomimizin şuandaki büyüklüğü
dahi biz hiç ummazken dünyanın ilk 20'si arasına girdi. Öyle inanılmaz bir şey ki bu çoğumuza bu piyangodan bir şey vurmuş gibi geldi. Söylemek istediğim şu, bunca yıllık deneyimi artık kurumsallaştırmak gerekiyor. En önemli sıkıntılarımızdan biri paylaşımı ölçeği büyütmeyi henüz başaramadık . Bankacılık açısından baktığımızda bugün bankalarımızın büyük bir bölümü yabancı yatırımcılar tarafından alındı ama ondan önce özel olanların hemen hepsi şahıs veya aile şirketlerine aitti. Halka açıklık dahi tam bir
model olamadı. Gelişmiş ekonomilerdeki bankaların çoğunun en büyük hissedarının yüzde 20'yi geçen hissesi olduğu baki değil; yüzde 5, yüzde 15'lerle banka kontrol ediliyor. Bunun sebebi sermaye piyasalarının gelişmiş ve derin olmasından. Sermaye piyasası konusu son derece önemlidir" dedi.
Ülke olarak gayrımenkul yatırımını sevdiklerini belirten Özince, "Ancak gayrımenkulü son yıllarda fazlasıyla bir yatırım aracı olarak görmemiz, dar olan kaynaklarımızı bir miktar daha da ağırlaştırmamıza da neden oluyor" diye konuştu.
Toplantının 2. bölümünde ise Dünya Gazetesi Genel Ya 'fcn ülkemizde birçok konudayın Yönetmeni Hakan Gürdağ yönetiminde bir panel düzenlendi. Bahçeşehir Üniversitesi İİBF Dekanı Prof. Dr. Taner Berksoy Türkiye Ekonomisi Ayrışıyor mu", Durmazlar Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz "Türkiye'de Makine İmalatının Geleceği Ne Olacak", Tema Vakfı Projeler Teknik Danışmanı Metin Şenol "Tarımda Ürün Toplulaştırması" ve Dünya Gazetesi Yazarı Rüştü Bozkurt " Doğu Marmara
Bölgesi'nin Orta ve Uzun Vadeli Geleceği" başlıklı birer konuşma yaptı.