YEREL BASININ YAĞLI KALEMLERİ - 2008
Sevgili okurlar,
Bundan bir süre önce, internete yayınlanmış olan “Yerel Basının Yağlı Kalemleri” başlıklı köşe yazımızı; gerektiği ve “yıkama yağlama” ameliyesi hızından bir şey yitirmeden yüksek tempoda devam ettiği için 2008’de güncelleştirdik.
Güncelleşmiş olan yazımızı aşağıda sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Ne hazindir ki, durumda değişen bir şey yok, daha da kötüleşme var…
Buyurun, birlikte okuyalım. Takdir sizlerin!..
X
Yerel gazetelerin ve televizyonların, istisnalar hariç, neredeyse tamamı; her dönemde iktidarlara ve kentlerinin belediye başkanlıklarına bağımlı olarak yayın yapma anlayış ve uygulaması içerisindedirler.
Basın patronları, kentin en önemli rant odağı belediyelere ve iktidarın yerel temsilcilerine, milletvekillerine, haklı olarak dahi olsa eleştirisel yazılar yazan, yorumlar yapan köşe yazarlarını ve televizyon yorumcularını genelde gazetelerinde ve televizyonlarında barındırmıyorlar.
Patronlara bağımlı, kişiliksiz, çıkar karşılığı gerçeklerden uzak siyasi erkleri sürekli olarak öven “yağlı kalem köşe yazarları” ve “televizyon yorumcuları”; satılmış medya patronlarının gözbebeğidirler(!) ama öbür yandan defolu yapıları nedeniyle, çalıştıkları basın organı ve o kentin basını adına kara lekedirler!
Kent belediyelerinden, ilan, reklâm vs. nedeniyle yüklü paralar kazanan günlük yerel gazetelerin ve televizyonların; nemalandıkları belediyelerle ilgili, dostlar alışverişte görsünlerden öte, ciddi eleştirisel haber ve yorumlar yapması, kesinlikle mümkün değildir! Örneklerini de açıkça görüyor ve gidişatı ibretle izliyoruz…
Basında çalışan genç ama umudunu yitirmiş bir okurumuzdan gelen mail aynen şöyle:
Merhaba Burhan Bey
AKÜ radyo ve tv mezunuyum ve bu meslekte 7. ayım.. Daha önce ki yerel medya hakkında ki yazınıza üzülerek katılıyorum.
Ama çoğu zaman kınadığınız köşe yazarları kendileri bile yazmıyor yazıları.
Yanında çalışan stajere yazdırıp bir de övünüyorlar.
Yerellerin çoğu, halkın değil resmi paydan bir parça koparmanın peşinde..
Tabi bir de seçim zamanında kimlere yaranabilirim acaba diye düşünerek geçiriyorlar zamanlarını..
Ben de onları acıyarak izliyorum.
Çok zor meslek seçmişim.
Bana kolay gelsin..”
X
Ne diyor genç okurumuz?
“Yerellerin (gazete ve televizyonların) çoğu halkın değildir, onlar resmi paydan parça koparmanın peşindedirler.”
Zaten biz de ayni şeyi söylüyor ve iddia ediyoruz..
Bugün ülkede yayın hayatında olan ve genel toplama göre yüzde 80 – 90 oranı oluşturan günlük yerel gazeteler ve televizyonlar; gelir (rant) beklentisi açısından, tamamıyla sırtlarını devlete – belediyelere - dayamış durumdadırlar.
Gözlemleyerek gördük ki; sektöre yeni giren ve girmeye hazırlananların da, istisnalar dışında, dürüst, objektif kriterlerde, basın ilkelerine dayalı yayıncılık yapmaktan öte asıl amaç ve beklentileri; siyasi erkleri kullanarak, devletten ve belediyelerden koparacakları daha doğrusu koparmayı ümit ettikleri “tatlı paralara” biran önce kavuşmak!
Özellikle yerel gazete ve televizyon patronları; çok az istisna dışında, kendilerine maliyet oluşturacak ama işini iyi bilen, kültürlü, kaliteli ve kişilikli, televizyoncu, gazeteci ve yazar istihdamından kaçıyorlar.
Gazetecilik ve televizyonculuk mesleğinde gelecek bekleyen, mesleğin eğitimini almış çalışkan, dinamik gençlere gazetelerinde ve televizyonlarında yer vermiyorlar. Verseler de, onları siyasi eğilimleri ve çıkar beklentileri doğrultusunda kukla yapmak isteyip, cep harçlığı düzeyinde komik ücretlerle çalıştırıyorlar.
Bu anlayışın sonucu olarak;
Gazeteler ve televizyonlar; çoğu zaman mesleki kaliteleri vasata bile ulaşamayan, kültürsüz, birikimsiz yazarların yazmış oldukları salt kentin belediye başkanına ya da önemli siyasi erklere sahte övgülerle dolu köşe yazıları ve haberlerle bezenmiş, okunmayacak itici mevkuteler ve asla izlenemeyecek ekranlar olarak halkın önüne geliyor.
X
Cebini istediği gibi dolduramayan patron bey haykırıyor!
“Gazetem satmıyor, kimse almıyor! Bu memlekette kimse kitap gazete okumuyor. Televizyonuma reklam gelmiyor!...”
Tabi satmaz!
Tabi yerel yönetimlere – iktidara- güdümlü televizyonun izlenmez!
Tabi kimse senin taraflı gazetene ve televizyonuna reklâm vermez!
Millet parayı yerden mi topluyor, senin siyasi ve maddi çıkarın için yaptığın yanlı yayınlarına destek versin!
Kentinin belediye başkanına, milletvekillerine ya da makam sahibi erklere yönelik sürekli sahte övgülerle dolu gazeteni, okur bir de cebinden para vererek neden alıp okusun ki?.. Niçin senin televizyonunu izlesin ki?
X
Devlet, personelini sürekli sömüren, halka gerçekleri yansıtmayan ve milletin parasını haksız yere kasasına indiren günlük gazete ve televizyon patronlarını beslemek ve doyurmak için var değildir!
Yaşananlar ortada…
Eğitimini alıp, mesleğe yeni başlayan her genç gazeteci adayı; “yerel gazeteler ve televizyonlarda ki dramı (!)” bizzat görüp yaşayınca; yukarıda mailini okuduğunuz genç okurumuz, meslektaşımız gibi ne yazık ki, büyük umutsuzluklar içerisine düşüyor, düşebiliyor!...
Göllerde nadir yetişen “nilüfer çiçekleri” gibi sayıları çok az ama ruhları, onurları, meslek ahlâkları yüksek, dürüst, namuslu sevgili meslektaşlarımızı ve medya patronlarını; yukarıda tanımlamaya çalıştığımız olumsuz genelin içinde tutmadığımızı, varlıklarından her zaman mutlu olduğumuzu ve onur duyduğumuzu, özellikle belirtmek isteriz…
Onlara güvenimiz ve saygımız büyük!...
BURHAN ÖZBEY
burhanaozbey@yahoo.com