<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->
Yiğit Bulut’un dramatik düşüşü ve tükenişi
Hak etmeden talihin yardımıyla zirveye hızla yükselmiş olanların düşüşleri, vurulmuş kartalların düşüşü gibi olur. Yere ok gibi çakılırlar. Sürüngenler gibi zirveye tırmananların inişi ise çıkışları gibi yavaş yavaş olur...
Yiğit Bulut.
Başbakan’la yaptığın ve millete saç baş yolduran TV. Programın nedeniyle; kalemi dürüst ve yandaş olmayan pek çok yazar, en ağır ifadelerle seni eleştirdiler…
Bir televizyon programcısına yönelik bu denli ağır eleştirilere Mete Akyol’dan sonra tanık olmadık… İnternette yazdığımız “Mete Akyol’dan Yiğit Bulut’a” başlıklı yazımızın altına gelen bir yorumda, senin “it ürür kervan yürür” diye suçluluk içerisinde yazdığın yazıdan sonra ikinci bir yazı yazdığınız bildiriliyordu.
Evimizin karşısında bulunan marketten gidip bugünkü (20 Ağus.) Habertürk’ü aldık ve “Türk Halkına açık mektup” başlıklı yazınızı istemeyerek okumak zorunda kaldık.
Zira bundan böyle, zorunlu olmadıkça ne TV. Programlarınızı, ne de yazılarınızı kesinlikle okumama kararı almıştık. Ancak, bakalım Yiğit Bulut ne yazmış ya da kendini nasıl savunmuş diye bilgilenmek için son kez Habertürk’ü almak zorunda kaldık…
Yazınızı okumadan önce, yazı başlığınızın “Türk halkından özür diliyorum” olacağını düşünmüştük. Yapmanız gereken de oydu.
Yazınızı Tv. Programınız gibi hayretler içerisinde okuduk. Okuduktan sonra, hey güzel Allah’ım basında on milyarlarca (on binlerce) maaş almak, bazı kullarını ne acınacak ve nefret edilecek hale getiriyormuş diye yakınmada bulunduk…
Yiğit Bulut.
Sana hitap ediyorum.
Sen geçmişte yazdığın yazıları, söylediğin sözleri, toplantılarda attığın vatan milletli nutuklarını unuttun mu? Başbakan’ın avukatları bile Tayip Erdoğan’ı senin kadar savunamazlar…
Çok değil birkaç yıl öncesine kadar, daha doğrusu Turgay Ciner’in patronajına girene kadar böyle abuk sabuk sözlerle halkın karşısına çıkmıyor, ağdalı konuşmaların, vatan milletli nutuklarınla ülkenin nasıl kötü yönetildiğini millete anlatıyordun…
Yiğit Bulut.
Şunu bil ki, yaptığın söz konusu TV programın nedeniyle, yıllarca dışlanacak ve yazı aleminde sık sık ağır eleştirilere muhatap olacaksın.
20 Ağustos 2010 tarihli köşende “Türk halkına açık mektup” başlıklı yazından ötürü de ileride büyük pişmanlıklar duyacaksın!
Mete Akyol, Turgut Özal’la yaptığı TV programından sonra, neredeyse piyasadan yok oldu.
Ünlü bir köşe yazarı; evine gönderildiği iddia edilen yüz binlerce dolar dolu bir çanta iddiası nedeniyle; okur indinde bitti tükendi. Bu satırların yazarı pek çok okur gibi artık o yazarın köşe yazılarını değil okumak başlıklarına dahi bakmak istemiyor.
İstediğin kadar “yarattığın faciadan” sonra seni eleştirenleri “it ürür kervan yürür” diyerek köpek yerine koymaya kalk, bu çıkışların senin güvenirlik ve saygınlık açısında uğradığın erozyonu önlemeyecektir.
TV sunucusu Güner Ümit konusunu hatırlatmamıza gerek var mı? TV programında ettiği bir söz, tüm geleceğini sıfırladı. Bugün Güner Ümit’ten söz edildiğinde ne söyleniyor? Şimdilerde varlığı yokluğu belli mi?
Boşuna çırpınma Yiğit Bulut…
On milyarlarca maaşın yarattığı teslimiyet, bugün seni bir çıkmaz sokağa itti… Yiğit Bulut ismi bundan sonra hep bu televizyon programıyla anılacak…
Yaptığın programda ki sunucu acizliğinden sonra telafisi mümkün olmayan ikinci büyük hatan, yazdığın “Türk Halkına açık mektup” başlıklı yazıdır.
Eminiz ki binlerce belki on binlerce kişi özellikle ülke meseleleriyle yakından ilgilenenler, yeri geldiğinde hatırlatmak için yazını kesip sakladılar.
İddia ediyoruz artık koltuğunuzda rahat oturamayacak ve bir süre sonra ayrılmak zorunda kalacaksınız…
Kim bilir belki yandaş medyada yerinizi alır iktidara oradan övgülerinizi rahat rahat düzdürürsünüz.
Yiğit Bulut.
Hiçbir zaman ne oldum demeyecek, ne olacağım diye düşünerek ona göre adım atacaksın! Bu tartışılmaz bir yaşam kuralıdır.
Yeter mi bunca söz ve hatırlatma…
Öyle “it ürür kervan yürür” diye seni eleştirenlere saldırarak, bu işten kendini aklayarak çıkacağını sanma!
Not:
Bu yazımızı, bu sitede ki bir önceki yazımız “Mete Akyol’dan Yiğit Bulut’a” başlıklı yazımızın devamı sayabilirsiniz..
BURHAN ÖZBEY