Artan toplumsal sıkıntılardan mıdır, havamızdan mıdır, suyumuzdan mıdır bilinmez son bir kaç ayda trafik kazaları inanılmaz derecede arttı. Gazetelerde kaza haberi okumadığım, televizyonlarda içimizi acıtan görüntüler görmediğim tek bir gün bile yok.
Daha geçtiğimiz haftalarda bir arkadaşımızı kaybettik henüz 30 yaşında.. Fakat ne tuhaftır ki bu durumdan rahatsız olan, bunu dile getiren biri de yok aramızda.
Trafik kazasında ağır maddi hasar ya da can kaybı içinde bulunduğumuz 2010 yılında artık karşılaşmamamız gereken bir durum.
Yıl 2010, her geçen yıl artarak ödediğimiz vergilerin zirve yaptığı yıl. Daha güzel yollara sahip olmak, ulaşımı daha medeni şekillerde yapmak için ödediğimiz vergiler.. Oysa ortada ne doğru düzgün karayolu var ne de tır gibi ağır vasıta taşımacılığının önünü kesecek raylar..
Yıl 2010, iletişim çağı olarak adlandırdığımız bu zamanda biz hala iletişememekten şikayetçiyiz. Yeni, eğitici,bilgilendirici internet siteleri açacağımız yerde varolanları yasaklamayı tercih ediyoruz. İletişim olarak gördüğümüz tek şey yaratıcılıkta sınır tanımadığımız küfürlerimiz..
Yıl 2010, ortak bir dünyada yaşadığımızı kabul edemeyen ve dünyanın sadece kendisine ait olduğuna, kendi etrafında döndüğüne inanan milyonlarımız var. Ha bir de bu milyonlarımızın kolayca alabildikleri ehliyetleri..
Yıl 2010, hala torpille araç muayenesi yaptırabiliyoruz, frenmiş, lastiklermiş kimin umurunda, muayeneden yırtalım yeter..
Yıl 2010, trafiği kendimizi ispat ettiğimiz, hünerlerimizi sergilediğimiz yegane yer olarak görüyoruz, bas gaza ile başlayan şarkılarımız var milyonlar satan, gaza gelip gaza basanlar yüzünden ölen binlerce insanımız var bir de..
Yıl 2010, hala okuma yazması olmayan şöförlerimiz var, okuması bile olmadan trafik işaretlerinin anlamlarını bilmesini beklemek haksızlık olur.. Ama onlarca can emanet ediliyor kendilerine trafik işaretlerinin renklendirdiği yollarımızda..
Sonuç; canımız her gün daha da çok yanıyor, tanımasak bile aramızdan insanlar ayrılıyor yok yere..Hatta bazen tanıdıklarımızla, çok sevdiklerimizle, vedalaşmak zorunda kalıyoruz bir hiç uğruna.. Biraz sesimizi çıkartmamız gerekiyor artık, biraz sorumluluk almamız. Gidenlerimizi geri getiremesek bile gidecek olanlara dur deme şansımız olduğunu bilmemiz gerekiyor..
Addison der ki bir mermer blok için heykeltıraşlık neyse insan ruhu için de eğitim odur. Eğitime destek verelim ,her türlüsüne hem de.. Verelim ki bozuk yollara tepkimiz, trafik kurallarına hassasiyetimiz, sevdiğimiz sevmediğimiz her canlıya, insanlığımıza verdiğimiz bir değerimiz olsun..