Çekilmiyor insanda bin yüzlülük, lakin doğru, hayvanda da güzel durmazdı; yaradılışına ters...
Yakışmıyor gibi görünse de kendine heykeltıraşlık insana, o yetisi olmadığı iyi oldu hayvanların; insan, hayvan ayırdı adına...
Ve değişmediğine seviniyorum öz hislerinde alemi hayvanların, çünkü ancak öyle tanıyabiliyorum insanoğullarını...
Belirtmeliyim ki, çenede teklik, ağızda çokluk olunca hiç yıkamadan aynı dille hele; kokudan geçilmiyor burnun önü...
“Ama, fakat”lar cümle başlarını süsledikçe, özgün anlatımlardan yoksunluk hasıl oluyor.
Aynı sözler melodisiz, gürültü cihetinden dolduruyor kulakları ve baş ağrısı, kalp sıkışması, can sıkıntısı yapıyor; orta yollu, belirsiz yönlü ifadelerde...
İradesiz, inançsız, korkak, güdümlü aşırmalar ve öğütlerle yazılmıyor büyük yazılar, atılmıyor kalıcı nutuklar... Ve layıkıyla pişmiyor tarihler o zaman işte...
Çiğ kalıyor kocaman yıllar, kimse ne barıştığından, ne savaştığından anlıyor...
Öyle böyle arasına sıkışmış bir döneklik kanıksanınca, taharetlendiği ellerini yıkamadan ekmek bölebiliyor insan... Temiz paylaşma adına, ne acı ki...
Lakin koku engellenemiyor, gitmiyor işte hemen...
Kim anlatırsa anlatsın, ister eşitsizlik var diyenler, ister terörist damgacıları bilmeliler ki; pelesenk alıntılar yahut anılar doldurmuyor koskoca Nuh’un gemisinin yelkenlerini...
Ancak evet, gemi yavaş yavaş da olsa yol alıyor... Üstelik kapılar hala açık...
Kim girecek kim kalacak tartışması, büyük tufan olmadan biter mi bilmem?..
Bitmesi; güçlü irade istiyor, direnç istiyor, kararlılık istiyor...
Teröriste terörist demek istiyor önce, şerefsize şerefsiz, sonra adaletsizliğe adaletsizlik, haksızlığa haksızlık, eksikliğe eksiklik, ihmale ihmal...
Heyhat!..
Zihnine oportünizm çöreklenmiş, bedenine yuniseks kıyafetler biçen insandan fazlası beklenmiyor ama ben yinede söyleyeyim dedim. Rahatlamak için...
Ne yuniseks insan, ne yuniseks söylem, ne yuniseks savaş çekiliyor.
Herkes elbisesini, botunu, poşusunu, şapkasını, şalvarını giysin, saflarını görelim el hak!..
Sinmiş, kemiksiz konuşmaların şapırdamalarından kurtulalım.
Hayvanlardan girdim hayvanlarla bitireyim...
Evladır hayvanlık, dönek insanlıktan...
En azından işte bu hayvandır diyebiliyoruz...