YÜZDE ELLİYİ HAZMEDEMEMEK
Seçimden sonra arzulanmayan ancak beklenenler olmaya başladı…
AKP’ye büyük destek veren dinci, tarikatçı, cemaatçi kesimin azmışları, üstlendikleri misyon gereği kendilerini göstermeye başladılar… Tek hedefleri laik, Atatürkçü, çağdaş ve cumhuriyetçi kesimde yer alanlar…
İnternet sitelerinde yazı altlarında yorumlara bakılırsa, AKP’nin yüzde 50 oy almasıyla sanki Yunan’a karşı savaş kazandılar.
Yavaş yavaş gerçek yüzlerini gösterip azgınlaşmanın çeşitli versiyonlarını sergiliyorlar…
Hakaret, alay, tahrik, büyüklenme, intikam çağrısı, Atatürkçü ve laik kesime dönük adeta küfür tandanslı koro halinde rezilleşmeler!..
Ülkenin seçim sonrası fotoğrafı ne yazık ki hiç de hayra alamet değil.
Görünen o ki, kısa süre sonra, helalleşme değil HESAPLAŞMA süreci yaşanacak. Hem de artan biçimde ve kıyasıya…
Kimsenin “balkon konuşması” aldatmacalarına inanması ve güvenmesi diye bir şey yaşanan atmosferde söz konusu değil!.. Hamaset söylemleri her zaman ki gibi söylendiği yerde, balkonda kaldı
Kadıköy’de iki kara çarşaflı kadının, caddede yanlarından geçmekte olan çağdaş giyimli anne kıza saldırmaları helalaşma değil, çok açıktır ki HESAPLAŞMA çatışmasının ilk habercisidir.
Ne demiş çarşaflılar anne kıza; “yüzde 50 oy aldık. Defolun gidin bu ülkeden Amerika’da yaşayın” (Vatan - 18 6. 2011) Vay vay vay!.. İşin bu raddelere geleceğini önceden kestirememek ancak aymazlıkla mümkün olabilir!..
“Okyanus ötesindre” “Pensilvanya”da ki (Malum çok önemli siyasi liderlerimiz onu her hikmetse adını söylemekten çekinerek böyle anıyorlar)ABD ve CİA destekli muhterem boşuna mı söylüyordu:
Sabredin, bekleyin, bir ileri iki yapın, saklanın sinin sonra zamanı gelince atağa geçin… Siyasetin yeri dolmaz önderleri; boşuna mı ekranlara çıkıp muhtereme bol bol sempati mesajları yolluyorlar…
Ne helalleşmesi bunun adı düpe düz kapışma kapışma!
HESAPLAŞMA!
ABD’nin güdümünde ülkemiz çok tehlikeli bir sürece doğru sürükleniyor.
Seçim sonrası azgınları kendilerinden olmayanlara; “Yüzde 50 oy aldık. Bu ülke artık bizim sizin değil, defolun gidin bu ülkede Amerika’da yaşayın!” naraları atarak ülkenin tapusunu kendilerine çıkarma hezeyanı içindeler…
İşin sonunda bu noktalara geleceği çok öncelerden belliydi.
Bekleyin üçüncü dönemde ülkeyi ne tür zorluklar hatta kaoslar bekliyor…
ABD Başbakan Erdoğan’ı kutlamış, Suriye konusunda ki tavır değişikliğinden ötürü…
Neden kutlamasın ki, Türkiye’de her şey tam istediği gibi gidiyor…
BOP eşbaşkanlığı görevi en iyi şekilde yürütülüyor…
Sonunda asıl hedef ülke Türkiye değil mi?
AKP hükümeti hangi konuda ABD’nin talimat ve yörüngesinden çıkmış ki?
Çıkamaz. Zira ABD sıcak parayı bir günde çeker, üç günde de, “Dünya lideri”nin ülkesini derin bir krizin içine iter… İşini bitirir….
ABD ve Batı’nın emperyalist ülke liderleri, ülkemizi ve yönetenlerini kutluyorlarsa bilin ki, ülkemizin aleyhine, onların lehine gelişmeler oluyor demektir…
Yüce Önder Atatürk’ün ülkesini ele geçirmek için, Pensilvanya’da özel bakım ve korumaya aldığı zatı muhteremin; ABD hakkında tek bir kötü kelamına tanık oldunuz mu? Olmadınız…
Saf, temiz Türk halkını din duygularını sömürerek, 25 milyar dolarlık bir güce ulaşmış bir gücü kim yarattı? Türkiye’yi kamplara ayıran, insanların gizli gizli Atatürk düşmanı olarak beyinlerinin yıkanmasında, Cumhuriyet rejiminin yıkılıp ülkeyi din devleti haline getirmesinde çabalar içerisinde olan bu muhterem; ne yazık ki, ülke insanını ikiye bölmeyi başardı…
Ülkenin şu haline bakın!
İnsanlar karşıt saydığı kişilerin neredeyse gözlerini oyacak duruma geldi.
Yazı altlarına gelen küstah, terbiyesiz ve rezil yorumlara bakın.
Yazısına yorum yaptığı yazara “Havlama” ve benzeri bir sürü küfür sözcükleriyle saldıracak kadar rezilleşen ve “yorumu yayınlayan editörün” dahi “basiretini bağlatan” böyle insanlara, bu cüreti kim veriyor?
Okur tabiî ki katılmadığı düşünceyi eleştirecek, uygar biçimde tepkisini de koyacaktır. Ancak yazara yönelik “utanmaz” , “arlanmaz” “havlama” gibi küfürleri kullanma ve yayınlatabilme şansını nasıl yakalayabiliyor? Editörler bu tür insanların seviyesiz yorumlarına nasıl yayın onayı verebiliyor? Anlayabilmek mümkün değil…
Sonuç…
Helalleşme aldatmacasına kimse inanmadı.
Ancak HESAPLAŞMA gerçeği, en yoğun biçimde, çeşitli versiyonlar olarak yakında vizyonda olacak… Bundan kimsenin kuşkusu olmasın! Durum bu!
Çünkü ülkeyi ve insanımızı bu noktaya getirdiler…
BURHAN ÖZBEY