Son Haberler
04.02.2012 Cumartesi 19:16
USD 1,7500 EUR 2,2970 EUR/USD 1,3126 IMKB100   60148/%0,00
ISTANBUL Pazar: 4°C/11°CPazartesi: 5°C/12°CSalı: 4°C/9°C

Havadurumu ayarlari

Lutfen havadurumunu goruntulemek istediginiz sehri listeden seciniz.

Zafer Kimin?
İsrail’in Gazze’ye yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine yönelik yaptığı saldırının sonuçlarını masaya yatırdık. HaberX okurları için çeşitli Ortadoğu uzmanları, emekli büyük elçi, eski Dış Politikacı ve gazetecilerle görüşen Hülya Okur, bu operasyondan kimlerin kârlı çıktığına dair şu sorunun cevabını aradı: 04.06.2010 09:31

 

HÜLYA OKUR-HABERX

SORU: “Dokuz gönüllüyü kaybeden her türlü tehlikeye karşı gözünü karartan yardım gönüllüleri mi, gemilere kanlı baskın yapıp Gazze ablukasını aşmasını engelleyen İsrail mi, İsrail’e karşı dünya çapında bir kampanya başlatan, Birleşmiş milletlerden kınama kararı çıkarttıran ve 24 saat restiyle tüm gönüllüleri İsrail’in elinden alan Türkiye mi? Bu meydan okumada kazanan ve kaybedenler kimler olmuştur?

21.yy Türkiye Enstitüsü Başkanı Ümit Özdağ;

“ BU BİR İMAJ OPERASYONUDUR, ORTADOĞU’YA HOŞGELDİN PARTİSİDİR”

Hülya Hanım soruyu böyle sorunca insana cevap alanı bırakmıyorsunuz. Böyle sorunca Türkiye oluyor. Ama meseleye böyle bakmayıp, başka açıdan bakmak da mümkün. Bu saldırı bilinçli bir şekilde gerçekleşti, tesadüf değildi. Adamlar gemilere inerken bunu bilerek indiler, en ufak bir direniş bir katliamla sonuçlandırmaya kararlıydılar. Bütün bunları düşünürken bir kâr- zarar hesabı yapmış olmaları lazım, karşımızda Yahudiler var. Bence İsrail, bu kâr- zarar hesabında, zarar hanesinde önüne çıkacak hususları biliyordu. Yani Birleşmiş Milletlerden bir kınama çıkabilir, değişik toplum örgütleri eleştirebilir, Gazze tekrar dünyanın gündemine gelebilir gibi….Ama kâr olarak gördükleri bir şey vardı ki yaptılar.

Siz İsrail Başbakanı olun, ben de Savunma Bakanı olayım bu operasyonu yürütmekte, bu kararı verdiğimize göre deneyimsiz politikacılar olmadığımıza göre, geçen sene bir ilçede bir eczane işletip aniden Başbakanlığa geçmediğimize göre bir kâr- zarar dengelemesinde, bizim için o kadar büyük kâr görülmeli ki, zararları kabul etmiş olalım. Bence bu Türkiye’ye yaptıkları imaj operasyonudur. ‘One Minute’ den sonraki süreç İsrail’i çok rahatsız etti ve kendilerini Ortadoğu’da hırpalanmış ve mağlup hissediyorlardı. Türkiye’ye bu operasyonla ‘Orta Doğu’ya Hoş geldin’ partisi düzenlediler.

30 Ekim 1918 Türkiye’nin Ortadoğu’daki son günüdür. Mondros Mütarekesi. O günden bu yana bu bizim Ortadoğu’daki gerçek ilk günümüz. Ortadoğu’da kurallar çok farklı. Ortadoğu’da Uluslar arası sistemin en basit kuralları bile gereğince çalışmıyor, burası farklı ve tehlikeli bir mahalle. Hükümet bu insanlar giderken böyle olacağını biliyor muydu? bilmiyordu. Ben de beklemiyordum, kimse beklemiyordu. Bu bir delilik diye düşünüyorsunuz, böyle bir şeyi neden yapsınlar? Ama karşımızda Tevrat’a göre yönetilen, sürekli savaş halinde olan bir toplum ve devlet var. Bunun kâr- zarar hesaplaması, bizim kâr- zarar hesaplamalarımızdan farklı oluyor. Bize yapılan imaj operasyonunun cevabını verebilmemizin bir tek yolu var. Gazze’ye ablukanın kaldırılmasını sağlayacak bir küresel sürecin başlaması. Bu olursa esas galibiyet o zaman olunur...

***

1973-1980 İsrail Hükümlüsü /Ortadoğu Uzmanı/ Siyasi Yazar/ Faik Bulut,

 

“BU RAUNDU TÜRKİYE ALDI AMA MAÇ DEVAM EDİYOR”

Çok net, bu raundu İsrail kaybetti. Bu raunt hep vardı ve bir defada olup bitecek bir iş değil, bitmiş de bir iş değil. Bu rauntta kaybeden İsrail, kazanan ‘şimdilik’ Türkiye. Süreç daha devam ediyor. İsrail- Türkiye ilişkilerini bir süreç, raunt, boks maçı olarak değerlendirirseniz, 2-3 raundu var, geleceği var, bu burada bitmeyecek. Dolayısıyla şu andaki haliyle Türkiye kazanmış, İsrail kaybetmiş durumdadır. Ama daha maç devam ediyor. Bence Türkiye üç şey yaparsa kazanmış addedilir: Birincisi, Amerika değil de Avrupa ülkelerini yanına çekip, İsrail’e karşı ciddi kararlar, yaptırımlar alabilirse, ikincisi, İsrail’i bir şekilde Türkiye’nin içinde mahkemeye verirse, savaş suçlusu olarak, bir sivil toplumunun vermesiyle böyle bir karar çıkarsa uluslar arası adalet divanına götürebilirse, üçüncüsü; bu kuşatmayı kaldırırsa bence kazanmış olacak. Üç şartı gerçekleştirdiğinde Türkiye kazanmış olacak.

***

Milli Egemenlik Hareketi Koordinatörü Eski Devlet Bakanı diplomat/siyaset adamı Kamran İnan,

“TÜRK BAYRAKLI GEMİYE TECAVÜZ, TÜRK TOPRAKLARINA TECAVÜZDÜR”, “AKSİYON LAZIM, SÖZ DEĞİL”

Kınama kararı çıkmadı. Başkanlık açıklaması yapıldı karar çıkmadı, bağlayıcı bir belge değil o. Bu olayda herkes kaybetmiştir. Önce insanlık kaybedildi, 9 insanın hayatı kaybedildi. 20’yi aşkın yaralı var. Dünyanın en kıymetli varlık insandır, onun hayatının kaybı her şeyden daha üstündür. İkincisi kaybeden tabiatıyla İsrail’dir. İsrail, açık denizlerde bir korsanlık hareketi yapmıştır, devlet tarafından.    Aden Körfezinde, Somali’lerin yaptığı korsanlığı bu sefer İsrail devlet olarak yapmıştır ki, bütün dünya da İsrail’in bu hareketini kınamış, karşı vaziyet almıştır.

Ortadoğu’da İsrail’e düşman olmayan, kuruluşundan bu yana İsrail’le diplomatik ilişkileri sürdüren, çok yakın işbirliği içinde bulunan tek Müslüman ülke Türkiye idi. İsrail bu son hareketi ile Türkiye’yi kendisinden uzaklaştırdı ve Türkiye’ye karşı takındığı düşmanca tavrı Türkiye’nin kabullenmesi, affetmesi mümkün değildir. Sayın hükümetin bu konuda nasıl kararlar alacağı henüz bilinmiyor ama hangi karar çıkarsa çıksın, milletçe bunun arkasında durmamız lazım. Her türlü siyasi düşüncenin üstünde kalarak, bütün siyasi partilerin ve insanlarımızın hükümetin bu alanda alacağı karar ve tedbirlerin arkasında yer alarak İsrail’e bir ders vermek lazım.

Birleşmiş Milletler bu konuda çok kötü bir imtihan vermiştir. Bir kere daha uzlaşmazlıkları çözemeyeceğini göstermiştir. Türkiye, güvenlik konseyinin üyesi olarak acilen toplantıya davet etmiş ancak toplantıdan karar çıkmamıştır. ABD önlemiştir. Başkanın açıklaması kimseyi bağlamaz ve hiçbir etkinliği yoktur. Sadece zevahiri kurtarmaktan başka. NATO kötü not almıştır. Çünkü Türk bayraklı bir gemiye, açık denizde tecavüz, Türkiye topraklarında tecavüzdür. NATO, Türkiye topraklarına yapılacak herhangi bir tecavüzü önlemek vazifesiyle karşı karşıyadır. O da sadece bir açıklama yaparak, ‘Doğru yapmadınız’ şeklinde geçiştirmiştir. Her iki kuruluş da kötü imtihan vermiştir. Ve Türkiye’nin de her iki kuruluşun bu kusurlarını yüzlerine vurması lazımdır. Kazanmak mümkün değil hanımefendi. Böyle durumların kazancı yoktur. Böyle durumlarda barış kaybeder, insanlık kaybeder, bölgemiz esasen Ortadoğu, maalesef barışa susamış, hasret kalmış bir ülke. Mevcut ihtilaflara yenilerini eklemek, insanlığa ve barışa hizmet değildir. Yapılanlar her bakımdan kınanmalıdır. TBMM’nin yaptığı açıklamayı, milletçe desteklemek lazımdır. Türkiye büyük bir imtihanla karşı karşıyadır ve büyük bir devlet olmanın gereğini yapmalıdır. Bunun için de aksiyon lazım, söz değil. Az konuşmak lazım. Başbakan Yardımcısının ‘Savaş yapmayacağız” gibi lüzumsuz bir söz söylememesi gerekirdi. Yapılır veya yapılmaz, onu Sayın hükümet ve onunla beraber TBMM kararlaştırır. Öyle bir ifade aczin ifadesidir ki, bu da Türkiye’ye yakışmaz. Orada konuşmanın zamanı değil, düşünmenin ve yanlış adım atmadan gerekli cevabı vermenin zamanıdır. Maalesef gördüğüm kadarıyla bu çok üzücü olay, biraz da iç politika malzemesi haline dönüştürülmektedir ve çok konuşulmaktadır, bundan çekinmek lazımdır. Medyamız güzel bir destek vermiştir. Bu desteğin hükümete devam etmesi gerekir.

***

Eski Dışişleri Müsteşarı ve Emekli Büyükelçi Tuncer Topur,

“TÜRKİYE ESKİ DOSTANE GÜNLERİNE DÖNERSE KAYBEDER”

Bu işten zararlı çıkan Türkiye değil. Zararlı çıkmış olan İsrail’dir. Bütün iç yüzü ortaya çıktı çünkü şiddeti kendisine şiar edinmiş, bayrak yapmış, şiddeti adeta varlığının bir aleti olarak kullanmaya çalışan zavallı bir ülke aslında. Arkasını dayamış Amerika’ya, her şeyi yaparım zannediyor. Fakat bunun böyle olmadığını sert kayaya çarptığını görmüş olması lazım. Fakat öyle görünüyor ki, görmüyor. Çünkü Amerika’daki siyasi ortam bunu açık seçik görmesine müsait değil. Eninde sonunda görecektir bunu. Temenni ederim Türkiye bunu ortalama bir yolla kapatıp, eski işbirliği, dostane günlerine dönmeyecektir. Dönerse, Türkiye için felaket olur, kaybetmeye başlar.

Tam manasıyla Türkiye başarı elde etmiştir. Şimdiye kadar İsrail’in yaptıkları yanına kâr kalmış, bu defa kalmamıştır. Güvenlik konseyinden her ne kadar Başkanlık açıklaması olarak da olsa, netice olarak o bir güvenlik konseyi kararıdır, bir karar  çıkmıştır. 2006’nın yaz ayında haftalarca Lübnan’ı bombaladılar. Amerika’nın yardımları sayesinde bu bombardıman durmadı, yüzlerce insan öldü. Hatta Lübnan Başbakan’ı Sinyora bir konuşma yaptı, dedi ki,”Yahudi’nin gözyaşları bizim kanımızdan daha mı değerlidir, biz daha az Allah’ın kulları mıyız da bu muameleye maruz bırakılıyoruz?”dedi.  Condoleezza Rice da ona cevap verdi, dedi ki;”Bu konferansa(Roma’da) bir insani dokunuş, insani fırça geldi ama şimdi işimize bakalım”… Dedi ve o bombardımanlar devam etti, hiçbir şey olmamış gibi. Bu derece arkasını Amerika’ya dayamış bir devlet. Artık o dayamanın sonuna gelmiş olduğunu görmüş olması lazım, dünya kamuoyunun tepkilerinden. Böyle bir ortam içinde kim zararlı kim kârlı konuşmaya dahi yer yok ama yeter ki Türkiye, bu kararlığını, bu tutumunu devam ettirsin. Bunu ettirmez de eğer kısa yoldan bir uzlaşmaya varırsa, gene birkaç laf söyleyip arkadan da araya askeri tatbikatlar, futbol maçları, dostluk grupları gitmeye gelmeye başlarsa, işte o zaman Türkiye için kaybetme başlar.

***

Radikal Gazetesi Yazarı/   İskender Auroba;

“BAŞBAKANIMIZ KAYBEDECEK GİBİ GÖRÜNÜYOR”

Bu tip Uluslararası olaylarda kimin karlı kimin zararlı çıktığı ancak orta vadede anlaşılmaya başlanır. Kısa vadede, hele hele 24 saatte hiçbirşey anlaşılmaz.

Temel prensip, kazananın haklılığı haksızlığından ziyade, kuvvetli, veya o olay ile kuvvet kazanan tarafta olup olmadığına bağlıdır. Hem görünüşe göre, hemde bence, zaferi hakketmesine rağmen, sonunda bizim Başbakanımız kaybedecek gibi görünüyor.

***

Haber Türk Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Suat Çağlayan;

“YARDIM GEMİSİNE BİNEN RADİKALLER İSRAİL’E GOL ATMAYI BAŞARMIŞTIR”

Hülya Hanım; İsrail (kısa dönemde çok, uzun dönemde ise daha az olmak

üzere) kaybetmiştir...

Türkiye de hem insanını ve hem de -Batı'nın gözünde- itibarını yitirmiştir...

Ancak kazanan bir kesim vardır; İslam radikalizmi yardım gemisine binerek gidenler içinde var olan bu radikaller -İsrail'in akıl almaz katliamı nedeniyle- amaçlarına ulaşmış ve Yahudi karşıtlığında İsrail'e gol atmayı başarmışlardır...Türkiye Hükümeti de bunu seyretmiştir...Hem de bile bile...

***

İİBF-Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayyar ARI;

“KİMİN KAZANÇLI OLDUĞUNU BİRAZ DA ZAMAN GÖSTERECEK.”

İsrail’in, kıyılarından 70 mil açıkta uluslararası sularda seyreden ve Türk bayrağı taşıyan yardım gemisine saldırarak 9 Türk vatandaşını öldürmesi, hangi açıdan ele alırsak alalım akıl ve vicdanla izah edilecek bir durum değil. İsrail’in, bölgede kendisiyle düşmanca ilişkilere sahip olmayan tek devleti de karşısına almasına yol açan böyle bir harekette bulunması rasyonel bir devletin yapacağı en son davranış olabilir. İsrail'in, son zamanlarda bazısı insanlık dışı bazısı ise aptalca sayılabilecek davranışlarından dolayı hükümetler arasında bazı sorunlar yaşansa da Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkiler tam olarak kopmamıştı. Türkiye’de kamuoyuna bakıldığında önemli bir çoğunluk İsrail’den nefret etse de en azından belli bir kesim bu ilişkilere önem vermekteydi. Oysa bu son gelişme Türk-İsrail ilişkilerine onarılmaz biçimde zarar vermiştir. Eğer köklü değişiklikler olmazsa düzelmesi de zor görünmektedir.

İsrail’in eğer amacı bölgede gerek nüfusuyla, gerek ekonomik büyüklüğüyle gerek coğrafyasıyla gerek tarihi ve kültürel birikimiyle gerekse dünyaca sayılı askeri güçler arasında yer almasıyla oldukça önemli ve aynı zamanda uzun yıllar Batı ittifakının bir parçası olmuş, halen ABD ile çok önemli konularda stratejik işbirliği yapabilen özellikle Irak’ın ve Afganistan’ın istikrarı ve enerji arz güvenliği açısından hayati bir role sahip olan Türkiye’yi karşısında almak ise bunu başarmıştır. Bundan sonra İsrail, Orta Doğu barış sürecinden, nükleer potansiyeline kadar her konuda peşini bırakmayacak bir Türkiye bulursa karşısında hiç şaşırmasın. Eğer Türkiye başarılı bir şekilde yürüteceği diplomasi ile yalnız bölgenin değil uluslararası toplum açısından da en tehlikeli devletin İsrail olduğu gerçeğinin peşini bırakmazsa şaşırmasın. Eğer Davutoğlu’nun 31 Mayısı Türkiye’nin 11 Eylül’ü olarak ilan etmesinin arkasındaki gerçek, uluslararası toplumu terörist ve haydut devlet ile meşru devlet arasında; yani kötü ile iyi arasında tercihe zorlarsa ve şimdi tercih zamanıdır “Ya bizimle berabersiniz ya da terörist ve haydut devletle” derse şaşırmasın. Eğer Türkiye bu işin peşini bırakmazsa kendi pes etmezse ya da birisi ona pes ettirmezse, İsrail’in Gazze ablukasını devam ettirmesi, Filistin’deki işgali ve bölgede şiddeti ve insanlık dışı politikaları sürdürmesi mümkün olmayabilir. Şayet İsrail’in amacı bunları başarmak ise Netanyahu hükümetini tebrik etmek lazım. Ancak Netanyahu hükümetinin amacına ulaşmasının Erdoğan-Davutoğlu ekibinin başarısına bağlı olduğunu da unutmayalım. Aksi halde bu ikilinin fiyakası bozulmuş, karizması çizilmiş olacaktır. Yalnız Orta Doğu’da değil vicdanı olan bütün dünya kamuoyu açısından bir ümit ışığı olarak görülmek yerine palavra olarak anılacaklardır. Henüz oyun yeni başladı. Kartlar yeni dağıtılıyor. Bundan sonra şayet Türkiye, hem politikacısıyla hem kamuoyu ile birlik görüntüsünü korursa gerçekten geleceğin dünyasının onurlu bir üyesi olmayı hak edecektir.

***

Türkiye Gazetesi Yazarı Metiner Sezer;

“KAZANANIN KİM OLDUĞU BUNDAN SONRA BELLİ OLACAK”

Zafer kimin? diye soruyorsunuz. Takdir edersiniz ki bir tek olayda zafer beklemek imkansız bir şey. Ancak, İsrail'in vahşet, katliam ve acımasızlıkla katılaşmış o sert kabuğunda bir çatlama olduğu kesin bu son hadiseden sonra. Neredeyse 60 senedir kendi içine kapanan ve dünyadan gelen tepkilere kulağını tıkayan İsrail, devekuşu misali bir pozisyondaydı. İsrail, Bölge'ye yerleşip genişlemesine engel olmak isteyenlere her türlü silahla saldırmayı mubah saydı, sayıyor. İletişim, ateşli silah, tank, top ve bilhassa propaganda... her türlü silahı kullandı. Destekçileri de olunca, her yaptığı yanına kâr kaldı. İHH'nın öncülüğünde yola çıkan yardım gemilerine gözünü kırpmadan saldırma cüretini göstermesi de bu himayeden kaynaklanıyor bir yerde. "İyi yaptınız. Gidin, Filistinlilere yardımlarınızı teslim edin" diyecek hali de yok zaten. Tüm çirkinlikleri o sınırlara dizdikleri beton duvarların ardında gizli çünkü. Bir gedik açılsa, bütün çıplaklığıyla zalimlikleri ortaya çıkacak. Dolayısıyla, açamazlar. Geçişe izin veremezler. Ayrıca, açsalar; bir daha kapatamazlar!... Saldırdılar ve insani gaye ile gelen insanları şehit ettiler...Gelelim kimin kazandığı meselesine. Esasında kazananın kim olduğu bundan sonra belli olacak. Devreye kamu diplomasisini sokmak lazım. Türkiye şayet diplomatik kozlarını iyi oynar ve yaşanan "vahşet"i dünya kamuoyuna anlatabilirse, İsrail bir daha böyle bir densizlik yapamaz. Elde belge var. Rapor var. Fotoğraf ve kamera kayıtları var. Geriye bir tek, bu verileri doğru kullanmak kalıyor. Son söz: İsrail'den önce İsrail'e destek verenleri ayıklamak ve teşhir etmek lazım. Yalnız kalan İsrail, bir hiçtir. Hiç!

***

Birgün Gazetesi Yazarı Ünal Özmen;

“HAMAS’TAN BAŞKA KİMSE KAZANMADI”

Kimse kazanmadı; herkes kaybetti; Hamas'tan başka...  İsrail'in kınanması bu devlet açısından ciddi bir kaybetme, Türkiye açısından da kazanç sayılmaz. Dokuz vatandaşı ölen ülke zafer kazanmış sayılabilir mi?

 

YORUMLARINIZ
A.POLAT - 07.06.2010 11:03
İsrail bir devlet olmayıp bir şebekedir. Filistin içinde israile uyduruk fuze saldırısı yapıp israilin elini güçlendiren kesimde filistin içindeki israilin paralı tahrik ajanlarıdır. İsrail bir şebeke olduğu için tüm siyaseti entrika eksenlidir. Yardım organizasyonunu da gine kendi gizli ajanları tarafından önerilmiştir. Aynın yahudileri filistinde zorunlu ikamete mecbur etmek için Almanyadaki uyduruk soykırımı kendi ajanları tertip ettiği gibi.
yusuf yesiller - 06.06.2010 21:30
ihh hamasin ve iranin koludur ve onlar gemiye bicak ve sopalarla antalyada binmislerdir ne pasaportlari nede konrolari israil istihabarati tarafindan anlasilir anlasilmaz uluslar arasi drnizde israil gemiye binmek mecburiyetinde kalmistir ihh israil icin terorist bir orguttur. erdoganin bu hususta ne dusundugu hic onemli segildir.
mehmet bey - 05.06.2010 18:08
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Milleti el ele birlikte yürümeye karar vermişlerse bu Devleti ve Milleti dünyada hiçbir güç bu hareketlenmeyi engelleyemez ve durduramaz…..hiç hilafsız TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VE MİLLETİYLE DÜNYA SÜPER GÜCÜ OLURMU ???....OLUR !!!....ancak bu hareketlenme o kadarda kolay bir iş değil…..neden ???....çünkü devlet erkanının toplumun seviyesine inmeleri gerekecek……Vatandaşın her türlü derdine derman olacaksın……bu suretle devletle millet arasında gönül bağı oluşacaktır……devlet,milletine…..millet devletine inanacak ve güvenecek……bugünün Türkiyesinde vatandaşını kelle veya müşteri olarak hesaplayan bir devlet yapısı söz konusu…..işte sırf bu yüzden çok zor ve hemen hemen imkansız…..zira o insanlar,kendilerine göre o mevkilere,makamlara toplumun seviyesine inmek için çıkmamışlardı……inerlerse,bütün emekleri heba olacak kendilerine göre…..halbuki nelere ve kimlere ne menem ödeyecek diyet borçları vardı ve işbirliği yapacaklardı……netice’mi ???....benim hiç umudum yok…..ama inşallah yanılan ben olurum…..
popeye. - 05.06.2010 17:24
ALLAHA HAMD OLSUN ONUN RESULU MUHAMMEDE SELAT VE SELAM OLSUN.MUHAKKAK Kİ İSLAM ÜSTÜN GELECEKTİR.FAKAT BU OLAYDA TEK KAZANANI AÇIKLIYORUM.HERKES BAŞINI İKİ ELİNİN ARASINA KOYSUN VE DÜŞÜNSÜN.KAZANAN ÇOK SÜRATLİ BİR ŞEKİLDE İMALATÇILARDIR.NE İMALÇISIMI?BAYRAK,ATKI,BERE,İMALATÇILARI.BU KADARMA SATIŞ OLUR BU BİR KAÇ GÜNDE.ALLAH KAZANÇLARINA KAZANÇ KATSIN DİYECEM DE.KANLA KAZANILAN BİR PARA.ELBETTE İMALATÇILARIN ARDINDAN SEÇİM KAZANANLAR DA OLACAK VE BUNUNDA BİR BEDELİ İSRAİLE TAVİZ VERİLECEK.SENİN ANLAYACAGIN EMMOGLU.İMALATÇI KAZANDI,TAYYİP KAZANDI,İSRAİL TKAZANDI,TABUTÇU KAZANDI,CAMİ İMAMI BİLE KAZANDI.KAYBEDENSE İNSANLIK VE VİCDAN OLDU.BİR DAHA GÖRÜLDÜKÜ,KAZANA BİLMEK İÇİN CAN ALMAK GEREKLİ.ALLAH İSLAMI HAKKIYLA ANLAMAYI VE ANLADIKTAN SONRA YAŞAMAYI NASİP ETSİN.
mehmet - 05.06.2010 06:22
Kamran İnan'a katılıyorum.
BIKTIM ARTIK ŞU SULU GÖZLÜ RİYAKARLARDAN.
Zeyn Akövü - 04.06.2010 21:39
Ne duruşu,ne kazanması kardeşim.
Türkiye kimseyle savaş halinde değil ki!...
Asi kanunsuz bir ötgüte,İsrailde hümet eden parti tarafından şidet kulanıp siyasi propaganda yaparak oy potansiyelini artırma yolunu seçti.
Aynı davranışla,İsraile atıp tutarak bizim iktidar olan AKP de cahillerin dini duygularını sömürerek oy potansiyelini yükselmek istemiştir.

Bence her iki partide,liderleri az olasada kazançlı.Ama ölenler bu siyasi kazançlara kurban edildi..
Allah onları asla afetmiyecektir.
H.K. - 04.06.2010 19:40
Kendilerini feda etmegi goze almis gonullu 9-10 insanimiza mal oldu. Onlar haksizliga karsi mucadele etmis sehitler kategorisinde kararli insanlarimiz. Inancim odur ki Allah, olen bu insanlarin hak yolundaki fedakarliklarini en iyi bir sekilde mukafatlandiracaktir. Manevi acidan olenler kazanclidir. Diger acidan, Israilin barbarliginin derecesini daha yakindan gormek ve bunu butun dunyaya gosterebilmek acisindan bu olay yine bir kazanctir, cunku dunya israilin dunya barisi icin ciddi bir tehdit oldugunu her gecen gun daha iyi anliyor. Israil Dunyadaki itibarini daha fazla kaybetmistir. Bu olayin akabinde dunya kamu oyu ile dayanisma icersinde hareket edilmesi cok onemlidir. Bu yapilmazsa, izole kalinirsa gelecekteki etkisi zamanla azalir ve bir sure sonra unutulabilir bile. Israil imajini duzeltmek icin yapmaga calistigi propaganda medya da karsiligini bulmali. Yalanlari ile de mucadele edilmeli.
rhm - 04.06.2010 16:46
Türkiye bu duruşunu korursa ve işin peşini bırakmazsa uzun vadede kazanır
D E M O K R A T - 04.06.2010 16:17
filistinliler hiç bir şey kazanmadı.

gerisi

palavra, reklam, siyaset, kaprota koruma, koltuk koruma
mücahit öksüz. - 04.06.2010 15:07
çanakkalede 250 bin şehit veren dedenin torunları!!!!bu maçta şike var.kaybeden kazandı bu maçta.seçim kazanıldı referandum kazanıldı.sen hala israilin pilotlarının konyada egitildigini ömür boyu güvenlik anlaşması imzalandıgının farkında degilsin galiba.one mınut olayından sonra istifa eden vekillerimiz günler sonra neden tekrar üye oldu.ülkemden çıkartın israil ve amerika üstlerini artık.neden genel kurmay başkanı ve başbakan ülkede yoktu o akşam.neden kızılay ve kızılhaç aracılıgıyla yapılmadı bu operasyon.müslümansan ozaman şu hadise dikkat et.müslümanın haliyle hallenmeyen bizden degldir.israille yapılan danışıklı dövüş bu.seçim çalışmaları bunlar.elbette insanlıgın vicdanıda harekete geçmiştir bu olayla.fayda saglamışta olabilir uzun vadeli bakarsak.2 hafta sonra siz olacaklara bakın heryer sütliman bir kaç hafifletilmi ambargo kaldırımı falan filan one mınuteden sonra two mınute.thre mınute gibi düşünün.yaşasın seçim için insanlıgın vicdanıyla oynayan zalimler için cehennem ,yaşasın zulme dur diyen insanlık için cennet.
imbat - 04.06.2010 13:49
Kimin kazanıp, kimin kazanacağını radikal yazarının dediği gibi ilk 24 saatte belli olmaz, uzun vadede radikal yazarının görüşlerine katılıyorum.
İyimser - 04.06.2010 12:12
İsrail’in yardım gemilerine yapmış olduğu alçakça saldırı
İsrail kadar ABD’nin de kaybetmesine yol açabilir.ABD’yi
İsrail’le beraber yalnızlaşan ülkeler haline getirebilir.Gösterilen
tepkiler İsrail’in umurunda değil ama ABD’nin gösterilen tepkilerden
daha fazla rahatsız olduğu söyleyebiliriz.ABD zamanla hem İsrail
hem de Türkiye ile stratejik ilişkilerin mümkün olamayacağını
görebilir.Yapacağı tercih “Barış mı yoksa medeniyet savaşları mı?”
sorusunun cevabını ortaya koymuş olur.Şu an “Şahinler” in politikasında
devam ediliyor olması seçim sonrası Obama’ nın ortaya koyduğu görüşleri
devlet politikası olarak ortaya koyamadığına işaret ediyor.Düşüncelerinin
daha fazla berraklaşması için tereddütlü bir politika izledikleri görülüyor.
Dünyada ki hızlı gelişmeler barış veya savaş konusunda bir an evvel karar
verme gerekliliğini ortaya koyuyor.İsrail’in zaten savaş yönünde vermiş olduğu
karar ABD’yi kararsızlığa veya kerhen savaş yanlısı olmaya zorluyor.Türkiye’nin
barış yanlısı politikalarının da dünya ülkelerinin çok büyük bir kısmı tarafından
kolayca tasvip gördüğünü ve görmeye devam edeceğini bildikleri için iyi düşünüp
karar vermeleri gerektiğinin farkındalar.ABD’nin bundan sonra ortaya koyacağı tutum,
dengeleri de değiştirecektir.Türkiye ve İsrail arasında daha fazla ikilemde kalması
mümkün değildir.Bir an evvel saflarını belli etmelidir.Ondan sonra ortaya çıkacak
yeni ittifaklar ve dengelerden sonra kaybeden ve kazanan konusunda daha net görüşler
ortaya konulabilir. Buna rağmen barış yanlılarının kazanmaya daha yakın
olduklarını söyleyebiliriz.


fatih erol ikil - 04.06.2010 11:58
israil .dennen devleti artık eski günlerdedeki gibi yapılan silah anlaşmalarını fes edip başka devlet ler ile yanlaşmasını yapmalıdır.israil ile arasındaki dostane hareketler devam ederse türkiye kaybeder
mehmet - 04.06.2010 10:10
israil yaptığı eşkiyalık, hukuktanımazlık ve zalimlikle türkiye gibi bir düşman kazandı..
israil bir kere daha vahşet ve vampirlik sınavını başarıyla geçti..
israil kendilerinden başka insanlara hayat hakkı tamımama yarışmasını birinci olarak kazandı..
israil akdenizin en KURUKAFA korsanı olduğunu dünya literatürüne kaydettirdi..
israili yönetenlerin insan ırkından başka bir mahluk olduğu tescillendi..
sonuç olarak israil her türlü KÖTÜLÜKTE KAZANMIŞTIR..
VAHŞET eken NEFRET biçer..
TÜRKİYEDE SAĞCISI SOLCUSU; Milliyetçisi ve myhafazakarıyla HERKES İSRAİLDEN NEFRET EDİYOR ve HEPSİNE LANETLER OKUYORUZ
Bu sayfaya yorum yazarak tarihe not düşün.
1

Share on Facebook