HABER7
Murat Menteş'in röportajı
Zeki Alasya’nın evinin balkonunda oturuyoruz. Eşi Jülide Hanım limonata sunuyor. Alasya gayet dinç. Sohbeti çok güzel. Hem içten hem neşeli. ‘Zeki Alasya kravatı diye bir şey var...’ diyorum. Gülerek ‘Kocaman ve kısa’ diyor
• Sırrı Bey’in Öyküsü adlı bir film çekecektiniz.
O iş aksayacak gibi. Film şirketi, gerekli bütçeyi hazırlamakta gecikti. Biz de Akasya Durağı’nın yeni sezonuna başladık bu arda.
• Yeşilçam dönemi ile bugünü kıyaslayacak olsanız...
Yeşilçam dönemini sona erince, 1993’te Yavuz Turgul’un Eşkıya’sına kadar bir fetret devri yaşandı. Bu dönem olmasaydı, Yeşilçam’ın enerjisi bugün devam ettirilebilirdi. Teknik eksiklikler de artık halledildiği için, sinemamız daha ileride olurdu. Bunu fark edenlerin başında Çağan Irmak geliyor bence.
• 1960’larda, 70’lerde, insanların sinemayla kurduğu bağ farklı mıydı?
Bütün bir halk, Cüneyt Arkın’ı, Tarık Akan’ı, Ayhan Işık, Hülya Koçyiğit, Belgin Doruk’u... yani sinemada gördüğü kişileri canı gibi seviyordu. Bir akraba, arkadaş gibi benimsiyordu.
• Cem Yılmaz’ı neden eleştiriyorsunuz?
Cem Yılmaz çok güçlü bir adam. O bir moda. Biz bunu yaşadığımız için çok rahat söylüyorum. Çok da güzel şeyler yapabilecek bir beyni var. Stand-up’larında bu ülkenin insanını anlatıyor.
• İzlerken gülmüyor musunuz?
Ölüyorum gülmekten. Şovları harika. Halktan kopuk olduğunu düşünmüyorum. Bambaşka yerlere savrulacak biri değil. Fakat sinemada fantezi yapıyor. Uzay filmi, kovboy filmi çekiyor. Halbuki şovunda sunduğu insanı beyazperdeye taşıması gerekir. Bu, ona önemli bir sinemacı olmanın yolunu açar.
• Şahsen tanışıyor musunuz?
Yo, tanışmadık. Rastlaşmışlığımız var. Cem Yılmaz son derece kaliteli bir anlatıma sahip. Bu kesin...
ŞAHAN BENİM İÇİN BİTTİ
• Yılmaz Erdoğan’ı daha makul buluyor olmalısınız?
Yılmaz Erdoğan gayet kıvamlı işler yapıyor. İlk filmi Vizontele mesela sıcak bir filmdi. Sonradan yavaş yavaş uçukluklara yöneldi. Noel Baba’yı kattı işin içine. Sanırım o da etrafına bakıp ‘Biz geri kalmayalım’ diye düşünüyor.
• Sizin zamanınızda nasıldı?
Ertem Eğilmez’le yıllarca beraber çalıştık, hocamdır. Bizden sonra Şener Şenler, Yavuz Turgullar devam ettiler. Arzu Film bir okuldu. Cidden enikonu sinema, seyirci, toplum üzerine düşünür, etüt yapardık. Üç beş arkadaş bir araya gelip, ‘Şöyle uçuk bir fikir var, filmini çeksek kıyak olur’ demiyorduk yani.
• Şahan Gökbakar hakkındaki görüşünüz ne?
Şahan Gökbakar iyi bir oyuncuydu. Fakat benim nazarımda artık bitti. Seyircinin beğeni düzeyi düşük olabilir. Sen de ‘Hazır seyircinin beğenisi böyle düşükken, ben son derece kalitesiz filmler yapayım ki beni sevsin’ gibi bir mantık güdersen, büyük gişe yapabilirsin. Recep İvedik’le bunu yaptı. İnsan hiç değilse o parayı kazandıktan, o ilgiyi yakaladıktan sonra seyirciyi yukarı çekmeye yönelir.
• Sanatçının, seyirciyi yükseltmek gibi bir görevi var mı sahiden?
ABD’de olmayabilir, Türkiye’de var. Bunu devletten bekleyemezsin. Yeşilçam’da da böyle bayağı filmler çekenler vardı. O dönemde tutmuyordu. Bugün, Şahan Gökbakar, gençler tarafından sevildiğini düşünebilir. Fakat sanatçı olarak bu insanlara bir şey katmadığını da görmeli.
• Yeni kuşak komedyenlerle neden buluşmuyorsunuz, bu konuları etraflıca konuşsanız, iyi olmaz mı?
Ben demiyorum ki ‘Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar, Yılmaz Erdoğan gelsinler biz de onlara akıl verelim.’ Ayrıca bizzat görüşmek de gerekmiyor. Filmlerimize, oyunlarımıza bakabilirler.
YERİM NİYE DOLMASIN?
• Bir filminizi, Cem Yılmaz ile Şahan Gökbakar yeniden çevirse, ne dersiniz?
1963’te oynadığımız Vatan Kurtaran Şaban’ı geçen sene Adana Belediye Tiyatrosu oynadı. Bizi de davet ettiler. Gittim. Ayakta alkışladım. Gazeteciler sordu, ‘Bizden daha iyi oynuyorlar’ dedim. ‘Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer’ lafı bana çok aptalca gelir. Durağanlığı, bugüne inanmamayı, ümitsizliği ifade eder. Bana ‘Siz başkasınız, yeriniz doldurulamıyor’ denmesinden de hiç hoşlanmıyorum. 70 milyonluk ülke. Neden doldurulamasın? Clark Gable’a, Robert Mitchum’a kimse böyle dememiştir. Çünkü 56 defa filan yeri doldurulmuştur.
Metin’i Mason yapamadım
• Masonlukla bir ilginiz var mı?
Ben Masonum.
• Masonların dünyayı yönettiği söyleniyor. Siz de yönetiyor musunuz?
Hayır, dünyayı yönetmiyorum. Masonluk bir ahlak ve kardeşlik sistemidir. Bir din değildir kesinlikle. İnsanların kardeş olması gerektiğini öne çıkaran bir yapıdır. Çok kötü tanınıyor. Ben Mason olmaya kalktığım günlerde ailem dehşete kapıldı.
• Ne zaman Masonluğa geçtiniz?
15 sene oldu.
• Metin Akpınar ‘Zeki bana Mason olmayı önerdi, kabul etmedim’ diye bir açıklama yapmıştı. Öyle mi sahiden?
E tabii, ben Mason olunca, Metin’in de Mason olmasını istedim. Fakat yanaşmadı.
• Kimler Mason oluyor?
Mesleğinde ileri gitmiş kişiler kabul ediliyor. Zenginlerin toplandığı bir yer değildir. Ben Mason olduğumda kiralarımı ödemekte zorluk çekiyordum.
• Kaç Mason var?
Dünyada 6 milyon, Türkiye’de de 15 bin. Masonluk ulusal bir kuruluştur. Sanıldığı gibi kökü dışarıda, Siyonist filan değildir. Ateistseniz Mason olamazsınız.
• Hangi dinden olmak gerekiyor?
Belli bir dinden ziyade, Yaratıcıya inanmak gerekir. Yaratıcı’ya ‘Evrenin Ulu Mimarı’ diyoruz. Bence çok güzel bir tabir. Masonluğu vahşi ve aşağılık bir şey olarak anlatan kitaplar okumuştum. Halbuki ahilik, Bektaşilik, Mevlevilik gibi bir oluşum.
• Masonluk size çok şey kattı mı?
Çok. Sabırlıydım, sabrım arttı. Paylaşmayı severdim, paylaşımcılığım arttı. Üç-beş kişi bir araya gelip saçma sapan şeyler konuşuyorduk. Futbol, para, kadınlar, dedikodu... Bir arayışa girmiştim. Masonlukta karar kıldım. Çok memnunum.
• Çok ilginç... Masonlar genellikle Masonluklarını gizler.
Evet. Başlarına bir şey gelecek diye korkuyorlar. Mesela Devlet Tiyatrosu’nda çok Mason var, söylese işinden olacak.
• Eklemek istediğiniz bir şey var mı üstadım?
Bu üstat lafını çok severim, biz Masonlar çok kullanırız... Hayatta her şey olur, para gelir, şöhret gelir, bilgi gelir... Hepsinden önemlisi iyi insan olmaktır.