Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Sayfalar
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

SİZ SELFİE ÇEKERKEN ONLAR EKG ÇEKEN İSİMSİZ KAHRAMANLARDIR

Tam altı gün...
Stres...
Acı...
Izdırap...
Bazen karamsarlık...
Bazen bitmişlik...
Sonunda "yeter hocam, artık kendimde birbaşka operasyon gücünü, kuvvetini, iradesini ve azmini göremiyorum. Lütfen beni bırakın. Kendimi, beynimi, vücudumu toparlayayım sizin için ne zaman uygun ise o zaman geleyim.
Bir yalvarış...
Bir yakarış...
Bir niyaz.
Elbette sizin için en güzelini, en sağlıklısını gene onlar biliyor ve heyet ile birlikte kararı veriyorlar.
Allah razı olsun verdilerde.

Elhamdülillah yoğun bakım ünitesinde çalışan doktoru, hemşiresi, laborantı ve temizlik görevlilerin hepsi üst derece büyük bir fedakarlıkla çalışıyorlar. Kim ki "hadiyaaaa hiçte öyle değil " diyorsa gelsin hesaplarımızı bi paylaşalım. Haklı ise ömür boyu konuşsun lakin değilse de ömür billah sussun. Zira KUL HAKKI DEDİĞİMİZ çok ama çok önemli olan bu hadisede kimse kimsenin hakkına girmesin, tecavüz etmesin.

Rabbim, hepsini bu salgından muhafaza eylesin, eşlerine, annelerine, çocuklarına kısaca sevdiklerine bağışlasın.

Hiçbirisinde virüs bana bulaşırsa
acaba virüse yakalanırsam ne olur endişesi yok.
Hepsi adeta cenge giden askerler gibi şen ve şakrak. Altı gün boyunca yoğun bakımda yaşadığım anlar hepsi benim için unutulmayacak hatıralardı.

Sabırsa, maşaallah hepsi çelik gibiler.
Yaşlı bir annenin yaşlılıktan dolayı söylenenleri anlayamaması, söylenen her sözün aksini yapması karşısında sabırla anneye dert anlatmaları bana kısaca pes dedirtti.

Ya mide operasyonu geçirip kendine geldiğinde sürekli su isteyen Mehmet amca ya ne demeli? Dikkat edin beyler bunların hepsi 20/30 yaşında gencecik insanlar. Bu nedenle sabrı bir kez daha dikte edelim.

Hepsi pırlanta gibi...
Saat yok.
Gecenin bir saatinde Bülent amca diyen Isparta'lı kızımızın sesi ile uyanırsınız.
Yediğiniz...
İçtiğinız...
Kısaca herşey kontrol altında.
Kim bunlar biliyormusunuz ...
Biz selfie çektirirken onlar EKG çekiyor...
En zor zamanlarda hep yanımızda olan, soğuk hastane koridorlarının beyaz meleğidir onlar.

Emeğin ödenmez...
kıymetin bilinmez...
hakkını helal eyle
gönlümüzdeki yerin silinmez.

Tüm sağlık emeklilerini can-u gönülden kutluyorum.
Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN

NOT: Amiiinnn
Ettiğimiz her dua
derdimize deva,
sağlığımıza şifa,
gözümüze nur,
gönlümüze huzur getirsin.
Berat Kandilimiz
mübarek olsun.
Herbir
Amel-i Salihimizin
ve Kur’an Cevşen okumalarımızın
sevapları yirmi binlere çıksın, Beraatimize
vesile olsun
inşallah.

Devamını Oku
Bülent Ertekin

SAĞLIK PERSONELİ İÇİN KAMPANYA YAPMAYA NE DERSİNİZ?

Onlar bu işin sevdalıları.
Yaptıkları iş ile hem candan...
Hem de canandan...
Hem de tüm sevdiklerinden feragat ediyorlar.
Gözle göremediğimiz bir virüsü alt etmek 7 sinden 70 ine herkesi bir an önce sağlığına kavuşması için büyük bir özveri, büyük bir fedakarlık ile geceleri gündüzlerine karışmış bir vaziyetteler.
Tüm bunlar olurken onlardan birçoğu ama doktor, ama hemşire, ama sağlık personelinden birisi menhus corona virüsüne yakalanmış olabilir.

Oysa bu kadar sıkıntı içinde yaşayan bu fedakârlara bizimde yapacak bir şeyimiz olmalı.

Şu bir gerçek. Emin olun ki onların bizlerden gelecek beş kuruşa dahi ihtiyaçları yok. Zira bu devlet bu fedakar insanlara her ne kadar sıkıntıları varsada haklarını veriyor.
inşaallah bu hadiseden sonra Sağlık Bakanlığı kanayan bir yara durumunda olan;

3600 ek gösterge,
Yıpranma payı
Döner sermayelerden hak ettikleri ücreti yani emeklerinin karşılığını hakkı ile verir.

Koronavirüs mücadelesi süresince sağlıkçıların beklentileri ise şöyle:

Döner sermaye sabit ek ödeme, her ay yüzde 50 artırımlı ödenmesi,

Özellikle aile sağlığı çalışanlarının, hasta potansiyeli düşeceğinden performans kayıpları karşılanması,

İzinleri iptal edilen tüm sağlık çalışanları bu süreçte döner sermaye vergisinden muaf tutulması,

Vaka ile bire bir mücadele eden sağlık çalışanlarına 1 (bir) maaş ikramiye ödenmesi,

İdari izinleri iptal edilen sağlık çalışanlarının yıllık izinlerine 2020 yılı için 10 gün ilave edilmesi.

Tüm bunların yanında bizim de bu fedakâr insanlara yapacaklarımız var.

ŞİMDİ SIRA BİZDE
Depremde...
Selde...
Çığda...
ve Ülkemizin 4 büyük takımından birisi olan FENERBAHÇE ye VERDİĞİ DESTEKLERİNİ BİLDİĞİMİZ Acun ILICALI ve bu ÜLKEMİN tüm SEVDALILARI olduklarını söyleyen sanatçısı, futbolcusu, sanayicisi, gazete patronu, tv kanalı sahibleri ve aklıma gelmeyen nice zenginleri tüm sağlık personeli için bir kampanya başlatma dönemi gelmedi mi?
Bana sorarsanız geldi de geçiyor.?

Evet Sayın ILICALI...
ORHAN BABA...
FUTBOL FEDERASYONU...
FATİH TERİM...
ŞENOL GÜNEŞ...
vs...
vs...
vs...
telefonların başına geçipte...

Havuzda toplanan bağışlar ile
gösterdiğiniz
Özverili...
Candan...
Canandan
vazgeçerek yaptığınız çalışmalarınızdan dolayı
Bizlerinde polikliniklerde yaptığımız adice saldırılardan...
Acilde yaptığımız vahşice zorbalıklarımızdan dolayı
BİZİ AFEDİN...
HAKKINIZI HELAL EDİN...
Bu bir bağış değil
Bu günahlarımıza belki keffaret
belki vicdanımızı rahatlatacak bir...

Ne dersiniz?
Yaparlar mı?
Bence yapmalılar.
Zira,
GEÇ KALIYORLAR.
GEEEEEEEEÇ!!!

Selam ve dua ile
Bülent ERTEKİN

Devamını Oku
Bülent Ertekin

ÜNSÜZLERE(!) TUTUKLAMA KARARI ÇIKSA NE OLUR?

Bir akşam...
Saat 19.000
Ana Haber
Ekranda SON DAKİKA
Ekranın yakışıklı karizmatik spikeri SON DAKİKA haberini okuyor.

Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN " Fenerbahçe Basketbol takımı oyuncularında koronavirüs testinin pozitif çıkmasının neticesinde evden çıkarlarsa tutuklanacaktır." (!)dedi.

Devlet, vatandaşın sağlığı için gerekli bütün önlemleri alır iken ve tüm bu önlemleri ulusal yerel tüm gazetelerde, televizyonlarda paylaşırken halâ bu ikazlara uymayan uymak istemeyen bana, bize birşey olmaz diyen ünlü, ünsüz, sesli(!), sessiz(!) nice kendini bilmezlere ne demeli acaba?

Yukarıda yazdıklarımız şimdilik bizim ülkemizde geçerliliği olmayan lâkin yakın bir zamanda bizde de olması muhtemel alınacak kararlardan.

Oysa 20.03.2020 tarihinde,

İspanya La Liga devi Real Madrid'in koronavirüs karantinasından kaçan ve ülkesi Sırbistan'a giden santrfor oyuncusu Luka Jovic için Sırbistan Başbakanı Ana Brnabic ve Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'ten sert açıklamalar geldi.

Sırbistan Cumhurbaşkanı: "Jovic evden çıkarsa tutuklanacak"
Peki bizde ne oluyor.
T.C kimliğini taşıyan ÜNLÜ(!) ünsüzler her türlü alınan tedbirleri elinin tersleri ile iterek kaba bir tabir ile
-Bize bir şey olmaz...
-Biz Türküz, heeeyt be...
-Vatan, millet, Sakarya.
ya da sokak ağzı ile
-...... Kasımpaşa...
Noktalı yerleri doldurmak serbest.

Peki bu kadar sıkı tedbirler alınırken bu yasaklara ....KASIMPAŞA diyen Kasımpaşa'lılar da kim ki?
14 gün karantina kuralına uymayan İŞTE O ÜNLÜLER.

Guido Senia- Şeyma Subaşı

Şeyma Subaşı ve erkek arkadaşı Tel Aviv’den İstanbul’a gelmiş ve bir barda eğlenme görüntüleri sonrası karantinaya alındılar.

Kenan DOĞULU-Beren SAAT

Çift doğum günlerini Londra’da kutlamıştı…

Ebru Şallı – Uğur AKKUŞ

Barselona’ya giden Ebru Şallı’ya eşi Uğur Akkuş da eşlik etmişti…

Işın KARACA, doğum günü için Can Yapıcıoğlu ve arkadaşlarıyla Amsterdam’a gitmişti.

Hacı SABANCI-Nazlı KAYI.

Özlem YILDIZ

Şimdi bunlar için TUTUKLAMA KARARI ÇIKSA, NE OLUR ACABA?

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN

Devamını Oku

CEHALET HER ZAMAN KÖLELİĞİ GETİRİR.

Cehalet mi?
Aptallık mı?
Komiklik mi?
Söylenecek çok şey var lâkin nereye koyacağımı bir türlü bilemiyorum.

Bir sürü adam görüntülü ucubelerin yaptıklarına bakınca neremle, nasıl güleceğimi şaşırıyorum.
..........
Polis ekiplerinin çöpçü kılığına girerek gerçekleştirdiği saf alkol operasyonunda, koronavirüsten korunmak amacıyla etil alkol içerek ölen Türkmenistanlıların sayısı 21'e yükseldi.

Tam bitti diyorsun bu seferde sanal basındaki mankurtlar ortaya çıkıyor.

Filmino
Kalabalık alanlarda insanları kendimden uzak tutmak için sürekli öksürüyorum.

Pusat
Metrodan çıkınca üstümü başımı silkeliyorum virüsler gitsin diye.

Evrim Maymunoğlu
Sayısal loto oynamaya kendi kalemimle gittim, umumi kalemleri kullanmadım.

Tako
Tuvaletten sonra ellerimi yıkıyorum.

Söylediklerimin hepsini bir kenara koyuyor sadece ve sadece CEHALET diyor ve Haziran 1503'te yaşanan gerçek bir hayat hikayesi ile NOKTA diyorum.
..............

Haziran 1503.
Kristof Kolomb, gemilerin zorunlu tamiratı için Jamaika'ya uğrar. Oradaki yerliler tamirata yardımcı olur, gemi tayfasına yiyecek içecek verir. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen tamirat bitmez. Üstelik gemi tayfası, yerlilerin yiyeceklerini yağmalamaya başlamıştır...

Bu duruma kızan yerliler, yardımı ve yiyeceği keser. Çaresiz durumdaki Kolomb, o dönemlerde gemilerde bulunan ve yıldız pozisyonlarını da içeren takvimi karıştırırken, ertesi gün Ay tutulması olduğunu öğrenir. Aklına parlak bir fikir gelir ve hemen yerlilerin şefine gider...

Şefe, Tanrı ile haberleştiğini ve Tanrı'nın yardımın kesilmesine çok kızdığını, bu kızgınlığını da Ay'ı kan kırmızıya çevirerek göstereceğini söyler.
Ertesi gün akşam Ay tutulması başlar ve Ay'ın rengi tutulmadan dolayı kızıla döner. Kolomb'un oğlu, o anı günlüğüne şöyle yazmış:

"İnleme ve feryatlarla birlikte, her yerden gemilere doğru geldiler, yiyecek ve içecekler getirdiler, Tanrı'ya onları affetmesini söylemesi için amirale yalvardılar"

Kolomb kum saatine bakar, 48 dakika süren tutulma bitmek üzeredir. Onlara Tanrı'nın kendilerini affettiğini ve Ay'ı birazdan normal rengine çevireceğini söyler...

Tutulma biter, Tanrı tarafından affedilen yerliler de mutludur, evrenin işleyişini bilen Kolomb da...
Kolomb bu olay sonrası seyir defterine şöyle yazar
"CEHALET HER ZAMAN KÖLELiĞi GETiRiR"..

Selam ve dua ile
Bülent ERTEKİN

Devamını Oku

TÜM SAĞLIK PERSONELİNE TEŞEKKÜRÜ BİR BORÇ BİLİYORUM

Asker...
Sağlık ordusu...

Asker, "başım ağrıyor, bugün hiç bir şey yapasım gelmiyor, içtimaya da, eğitimede çıkmayacağım..."

Sağlıkçı, "virüs var, salgın var. Bugün işe gitmeyeceğim. Bir rapor alayımda kendi kendime sıkıntı yapmayayım" deme lüksü yoktur. Hatta aklının dahi ucundan getir(e)mezler. Zira bütün bir toplumun sağlığı bu MELEKLERİN KANATLARI ALTINDADIR.

Büyük bir fedakarlık...
Büyük bir özveri...
Büyük bir gayret...
Büyük bir hizmet aşkı ile ellerinden gelen her türlü çalışmayı, hastalıklı, virüse yakalandı, ölecek demeden KENDİ HAYATLARINI DAHİ hiçe sayarak geceli gündüzlü çalışırlar.

Oysa virüs salgını patlak vermeden önce bu fedakar insanları darp eden, döven, ağzını burnunu dağıtan bıçaklayan bu VİRÜSLÜ ZİHNİYET değilmi idi?

Olay, 15 Ağustos Perşembe günü saat 10.30 sıralarında, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde meydana geldi. Nefroloji Bölümü Başasistanı Doç. Dr. Metin Sarıkaya, bir hasta yakınına bilgilendirme yaparken, iddiaya göre başka bir hasta yakınının sözlü tacizine uğradı. Sarıkaya'nın haber vermesi üzerine, hastanenin güvenlik görevlileri, ismi açıklanmayan hasta yakınını uzaklaştırdı. Metin Sarıkaya, hasta ziyaretlerini tamamlamasının ardından odasından çıktı. Sarıkaya, koridorda yürürken tartıştığ hasta yakını önünü kesip, önce küfür etti ardından doktora yumruk atmaya başladı.
...........

Osmaniye'de trafik kazasında yaralanıp Devlet Hastanesi’ne getirilen yaralının yakınları, hastaya bakılmadığını öne sürerek 2 hemşire ve 1 hasta bakıcıyı dövdü. 

Bu ve benzeri haberleri çok okuduk, izledik. İzlerkende "Allah sizi bildiği gibi yapsın."
"Allah sizi kahr u perişan etsin."
demekten kendimizi alamadık.

Ve bugünlere geldik.
Dünyayı kasıp kavuran Corono Virüs belası.
Çin'de başlayıp dünyanın her bir tarafına çok kısa sürede yayılan ve girdiği ülkelerde yüzlerce binlerce insanı kısa sürede öldüren bir veba, bir taun.

Bugün düşünme ve tefekkür zamanı Horladığınız...
Hakir gördüğünüz...
Taciz ettiğiniz...
Dövdüğünüz...
Bıçakladığınız...
kahramanların hizmetlerine MUHTAÇSINIZ.

Dün yaptığınız:
APTALCA!!!
ŞEREFSİZCE!!!
ADİCE!!!
DAVRANIŞLARINIZ İÇİN
ÖZÜR DİLEYECEKMİSİNİZ
HELALLEŞECEKMİSİNİZ.

İşte şimdi EMPATİ ZAMANI

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN

Devamını Oku
Bülent Ertekin

ANNE BABASINA HİZMET EDENİN ÖMRÜ BEREKETLİ VE UZUN OLUR.

İki kardeş vardı. Yatalak annelerine bir gece biri, diğer gece öteki bakacaktı. Öyle anlaşmışlardı. Abid olan kardeş nafile ibadete çok düşkündü, sabaha kadar ibadet ederdi. Bunun için, kardeşine,
“Bugün de anneme sen hizmete devam et, ben de yine ibadet edeyim” derdi.

Annesine bakma sırası hiç ona gelmezdi. Kardeşi, onun da sevap kazanması için Abid olan kardeşine, bazen (Bugün sıra sende) derdi.
Bu Abid genç, rica eder, sabaha kadar ibadetle meşgul olurdu.

Yine bir gece sabaha kadar yaptığı ibadetten duyduğu hazdan dolayı kardeşine, her zaman olduğu gibi sırayı bozarak, "Bu gece de bana izin ver ibadet edeyim"
dedi.
Kardeşi kabul edip annesine hizmete gidince, bu ibadet etmeye koyuldu.

Bir ara uyuya kaldı ve bir rüya gördü. Rüyasında nurani yüzlü bir zat annesine hizmet eden evlada dedi ki:
-Kardeşin affedildi.

Genç merakla sordu:
“Ben niye affedilmedim?”

-Sen de affedildin ama, kardeşinin yüzünden affedildin.

“Ben Allahü teâlâya ibadet ediyorum. Kardeşim ise anneme hizmet ediyor. Fakat benim onun yüzünden affedilmemin hikmeti nedir?”

O zat dedi ki:
"Allahü teâlâ size nafile ibadeti farz kılmadı, ama ANA BABAYA iYiLiĞi, HiZMETi FARZ KILDI.

Üstelik annenin hizmete ihtiyacı var. Kardeşin bu emire uyduğu için kazandı ve derecesi yükseldi.
"Onun sayesinde sen de affedildin...."

Hadis-i Şeriflerde buyuruldu ki:

"Anne babasına hizmet edenin ömrü bereketli ve uzun olur."

Hayatınızın...
Ömrünüzün...
Bereketli..
Uzun...
Huzurlu olma duası ile
Bülent ERTEKİN

Devamını Oku
Bülent Ertekin

HATIRLA(t)MAK İYİDİR...

Hatırla(t)mak iyidir...
Unutmamak diri tutar...

Hatırlamak...
Hatırlatmak...
Unutmamak...
Unutturmamak..

Kime...
Kimlere...
Elbette ve elbette...
Kemiklerine kadar METASTAZ yapmış HAİN ve DARBE SEVDALILARINA...

Öyle güzel makaleler var ki onu aynen alın, makalenin altına şayet yazarı var ise ismini yazın, yoksa da yazanın hakkına geçmemek adına ALINTI yazın.
Lâkin gene de yayınlayın.
Aşağıdaki yazı işte yazmaya çalıştığım hususun ta kendisi. "Yazılırsa bu kadar güzel yazılır dediğimiz bir yazı.
Daha fazla karıştırmadan BUYRUN OKUMAYA!
Lâkin sadece okumakla da kalmayın OKUNMASINA VESİLE OLUN.
...........

Zekai Paşa:
Tuğgeneral Semih Terzi vatan hainidir, onu karargaha girmeden öldür, bu yolun sonunda şahadet var, hakkını helal et!..

Ömer Halisdemir:
Hakkım helal olsun,vatan sağolsun komutanım!..
............
"Neredesin? Darbe yaptık, göz altına alınacaksın” diyen Semih TERZİ’ye
“Bizde kapıya gelene sıkılmaz! Neredesin? Söyle, ben geleyim, orospu çocuğu!” diyen İsmail Metin TEMEL Paşa,
............

15 Temmuz'da darbecilere “yere yatmam! İsterseniz vurun” diyen bürokrat,
..........

"Bizi, rütbelerimize eş değer asker alsın gözaltına; böyle olmamalı” diyen FETÖ'cü albaya, “Albayın ağzını da bantlayın” diyen Barış DEDEBAĞ,
.............

O gece görevli olan asteğmen oğluna, "O şerefsizlerin emrine uyarsan, 'anam babam var' diye buralara bir daha gelme sakın.
Onlara karşı dik durup şehit de olsan, başımın üstünde yerin var" diyen baba,
.............

Genel kurmay önünde bekleyen kalabalığa, "Abi, genel kurmayı kurtarmamız lazım. 500 kişiyiz, aynı anda içeri dalalım. En fazla 100 kişi şehit oluruz. Kalanlar burayı kurtarır” diyen delikanlı,
..........

“Alo 155 mi? Bende bir tank var. Nereye çekeyim?” diyen dayı,
..........

"Nereye dede?" diye soranlara, koltuk değnekleriyle köprüye koşarken, “Cennete” diye cevap veren dede,
.............

Bir polis aracından, megafonla, ''Lütfen buradan ayrılmayın! Varlığınız bize güç veriyor'' anonsu yapan polis,
...........

Jetlere, "yakıtın bitmeyecek mi ulan?” diyen abi,
...........

"Biz buradan gidersek, 'Millet korktu' der; millet meydanlara inmez. Bizim burda yapmamız gereken ölmektir…" diyen
siyasetçi,
..............

Kısıklı’da “Abdülhamid'i deviriyorlar, yetişin!” diye feryad eden ve köprüde şehit olan genç,
.............

Köprüde, polisin, "gitmeyin; vurulursun!" uyarısına, “Ben giderim abi… Öleceksek adam gibi ölelim!” diyen adam,
.............

"Kelime-i Şehadet getirin gerisi kolay!" diyen amca,
............

Sokağa koşan gençlere, "Çıkın! Eğer bu gün sokağa çıkmazsak, bir daha hiç çıkamayız” diyen teyze,
...........

Güneydoğu'dan, çatışmayı bırakıp namlusu soğumadan,
Ankara’ya gelip şehit olan Özel Harekatçı kahramanlar…

İYİ Kİ VARSINIZ!..

BU MİLLETİN GÖNLÜNDE EBEDİYYEN VAR OLACAKSINIZ...

(10. Köy'den Gökhan AYYILDIZ)

Devamını Oku

EMPATİ İMİŞ! KALDIRIN BU REKLAMI!!!

Dünya devi...
Bir içecek firması
Lâkin bir uyuşturucu gibi...
İçen bir daha bırakmıyor, müptelası oluyor.
206 ülkede faaliyet gösteriyor.
Amerikan devi COCA COLA dan bahsediyorum.

Son zamanlarda tüm ulusal kanallarda iki reklam gözünüze çarpmıştır.
Benim sadece çarpmakla kalmadı sinirlerimide tepeme çıkardı.
Reklamın ana teması EMPATİ

1. Reklam

Empati kurmak zor mu
Birbirimizi daha iyi anladığımız bir dünya
Empati kendine soru sormakla başlar

2. Reklam bir futbol sahasında. Maç bitmiş kırmızı takım yani coca cola(!) kazanmış. O neeee.
Trübünde bizim meşhur sol ayak ile kornerden goller atan Mustafa Hoca. Bir dönem Galatasaray'ında antrenörlüğünü yapan hocamız.
Ayakta...
Alkışlıyor...
Birden yenen takımında seyircileri ve takımı başlıyor alkışlamaya.

Ekranda başlıyor yazmaya.

Kaybeden takım alkışlanmaz.
Birbirimizi daha iyi anladığımız dünya Empati ile
Empati soru sormakla başlar.

Neyi soralım?
Nerden başlayalım.
Hadi bunu geçtim.

13/07/2002’de Coca Cola’nın sahibi CNN’de yaptığı açıklamada, "Temmuz ayının tüm gelirini ve bundan sonra ki ayların kâr paylarını İsrail ordusuna devredeceğiz.” demişti.

Öte yandan Coca Cola`nın yaptığı reklamlardan birinde aynen şöyle deniliyor: Coca Cola iç, İsrail`i destekle. Amerikan ürünlerini destekleyerek, İsrail`e destek verin`

Gelin şimdi empati ise, hep birlikte yapalım.

Yıl 1996. Lübnan'daki Kana mülteci kampına düzenlenen kanlı saldırıda çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 109 kişi can verdi.

Tarihin en büyük katliamlarından birini İsrail 2002 yılında Cenin'de işledi. Cenin'deki mülteci kampına zırhlı birliklerle saldıran İsrail ordusu, 1300 sivili katletti.
Ve nice katliamlar...
Albümler...
Çocuk ve kadın cinayetleri...
Ya sahilde oyun oynayan çocukların üzerine atılan bombalar...

Empati idi değil mi?
Bütün Türk milleti ve Alem-i Islam ayakta alkışlayalım mı?
Neyi?
Neden?
Niçin?

Empati (anlamı)

Kişinin başka bir kişinin istek ve duygularını anlayabilmesi, başka bir kimsenin halini kavrayabilmesi durumu. Kişinin kendisi başka bir bilincin yerine koyarak, söz konu­su bilincin duygularını, isteklerini ve düşün­celerini, onun bu yaşantılarını o anda belli etmeksizin anlayabilmesi

Ya da KENDİN İÇİN İSTEDİĞİNİ KARŞINDAKİ BİREY İÇİNDE İSTEMEN.

Şimdi
Coco Cola yetkilileri ve bu reklamı yapanlar!!!
AKLIMIZLA DALGA GEÇMEYİN..
Bir yanda
Zulüm...
İşkence...
Katliam yapacaksın sonrada EMPATİ REKLAMI!!! yapacaksın.
Ya ADAM GİBİ REKLAM YAPIN...
Ya da KALDIRıN BU REKLAMI!!!

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN

Dünya devi...
Bir içecek firması
Lâkin bir uyuşturucu gibi...
İçen bir daha bırakmıyor, müptelası oluyor.
206 ülkede faaliyet gösteriyor.
Amerikan devi COCA COLA dan bahsediyorum.

Son zamanlarda tüm ulusal kanallarda iki reklam gözünüze çarpmıştır.
Benim sadece çarpmakla kalmadı sinirlerimide tepeme çıkardı.
Reklamın ana teması EMPATİ

1. Reklam

Empati kurmak zor mu
Birbirimizi daha iyi anladığımız bir dünya
Empati kendine soru sormakla başlar

2. Reklam bir futbol sahasında. Maç bitmiş kırmızı takım yani coca cola(!) kazanmış. O neeee.
Trübünde bizim meşhur sol ayak ile kornerden goller atan Mustafa Hoca. Bir dönem Galatasaray'ında antrenörlüğünü yapan hocamız.
Ayakta...
Alkışlıyor...
Birden yenen takımında seyircileri ve takımı başlıyor alkışlamaya.

Ekranda başlıyor yazmaya.

Kaybeden takım alkışlanmaz.
Birbirimizi daha iyi anladığımız dünya Empati ile
Empati soru sormakla başlar.

Neyi soralım?
Nerden başlayalım.
Hadi bunu geçtim.

13/07/2002’de Coca Cola’nın sahibi CNN’de yaptığı açıklamada, "Temmuz ayının tüm gelirini ve bundan sonra ki ayların kâr paylarını İsrail ordusuna devredeceğiz.” demişti.

Öte yandan Coca Cola`nın yaptığı reklamlardan birinde aynen şöyle deniliyor: Coca Cola iç, İsrail`i destekle. Amerikan ürünlerini destekleyerek, İsrail`e destek verin`

Gelin şimdi empati ise, hep birlikte yapalım.

Yıl 1996. Lübnan'daki Kana mülteci kampına düzenlenen kanlı saldırıda çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 109 kişi can verdi.

Tarihin en büyük katliamlarından birini İsrail 2002 yılında Cenin'de işledi. Cenin'deki mülteci kampına zırhlı birliklerle saldıran İsrail ordusu, 1300 sivili katletti.
Ve nice katliamlar...
Albümler...
Çocuk ve kadın cinayetleri...
Ya sahilde oyun oynayan çocukların üzerine atılan bombalar...

Empati idi değil mi?
Bütün Türk milleti ve Alem-i Islam ayakta alkışlayalım mı?
Neyi?
Neden?
Niçin?

Empati (anlamı)

Kişinin başka bir kişinin istek ve duygularını anlayabilmesi, başka bir kimsenin halini kavrayabilmesi durumu. Kişinin kendisi başka bir bilincin yerine koyarak, söz konu­su bilincin duygularını, isteklerini ve düşün­celerini, onun bu yaşantılarını o anda belli etmeksizin anlayabilmesi

Ya da KENDİN İÇİN İSTEDİĞİNİ KARŞINDAKİ BİREY İÇİNDE İSTEMEN.

Şimdi
Coco Cola yetkilileri ve bu reklamı yapanlar!!!
AKLIMIZLA DALGA GEÇMEYİN..
Bir yanda
Zulüm...
İşkence...
Katliam yapacaksın sonrada EMPATİ REKLAMI!!! yapacaksın.
Ya ADAM GİBİ REKLAM YAPIN...
Ya da KALDIRıN BU REKLAMI!!!

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN





Devamını Oku

BİZ BURADAYIZ ANNE, EMİR GELENE KADAR.

Ne işimiz var Suriye'de...
Niçin İdlib'deyiz.
Koca koca kafalar...
Dana dişi gibi adamlar...
Akil(!)...
Vatan...
Bayrak...
İstiklâl ve istikbal için siyaset üzere hizmet verdiğini düşünen(ler)(!)...

Bunca zaman bunun için bu vatanın ASLAN YÜREKLİ EVLATLARI...
En zirvesinkinden...
Aşağıladığınız...
Yürekli Hasanlar...
Mehmetler...
Ayşeler...
Anladıda bi siz..
BİR TEK SİZ, ANLAMADINIZ!!!
Ne diyelim
Vermeyince Mabud,
Neylesin Sultan Mahmud...

Lâkin...
Bir kezde niçin orada olduğumuzu anlamanız için ŞEHİDİN SON MEKTUBUNU OKUYUN.
Biliyoruz...
İnanıyoruz...
Onların...
Okusalarda gene yüreklerin de bir kıpırtı dahi ol(a)mayacak.

Şehit Muhammed’den ibretlik mesaj. İdlib’de şehit düşen Uzman Onbaşı Muhammed Yılmaz, rejimin bombaladığı köydeki çocukların dramını şehadetinden bir hafta önce annesine attığı mesajlarda anlattı.
Buyrun..
LÜTFEN!!!
"İDLİB'DE NE İŞİMİZ VAR" DİYENLERE OKUYUN
OKUTUN!!!
..............

Yüreğim sızlıyor anne. Çocukların hepsi yetim, onlarla kumanyamızı paylaşıyoruz. Üstleri başları yırtık. Biz olmasak bu çocuklara kim yardım edecek? Türk askerinden başka tutacak dalları yok.

Anne biz bu çocuklarla kumanyalarımızı paylaşıyoruz. Onlara çikolata dağıtıyoruz.
Çok yalnızlar.
Kıyamam, yüreğim sızlıyor onları görünce.
Üstleri başları yırtık, ayaklarında ne ayakkabı var ne de çorap.
Korku dolu gözlerle bakıyorlar.
Ne okul var ne market, kiminin ailesi bile yok.
Çoğunun ayağında çorap yoktu, hepsini topladık kendi çoraplarımızdan kendi ellerimizle giydirdik.
Tek tek kıyafet verdik.
Savaş psikolojilerini mahvediyor anne çocukların.
Kimin çocuğu olursa olsun onlar bu hayatı büyükleri yüzünden yaşıyorlar. Bizi görünce umut dolu gözlerle bakıyorlar. Elimizden ne gelirse yemeğimizi falan paylaşıyoruz.

Türk askerinden başka tutunacakları dal yok anne.
Biz de hala 'Evde neden şu yok bu yok' diyoruz. Bunlar ekmek bulamıyor. Kimsenin umurunda değil.

Biz buradayız anne, emir gelene kadar. Biz buradayken hiçbirinin kılına zarar gelmez. Bizler olduğumuz sürece bu çocuklara kimse bir şey yapamaz anne.

Herkes bizim burada neden olduğumuzu sorguluyor. Biz olmazsak bu çocuklara kim yardım edecek? Bu çocukların hepsi yetim."
..........
Bundan iki gün sonra gönderdiği mesajda ise Yılmaz, yardım ettikleri o çocukların yaşadığı köye rejim unsurlarınca bomba atıldığını yazarak, durumun içler acısı olduğundan bahsetti.
(A.g 06.03.2020)



Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN.

Devamını Oku
Bülent Ertekin

SENİNLE BERABER BİZDE KEFENİMİZİ GİYDİK.

Ne güzel sözlerdi onlar..
"Ben kefenimle oraya gitmeye hazırım. Kefenimi giydim, bekliyorum."

Ruhun gibi...
"Davam" dediğin vatan sevgin ile...
Seninle birlikte..
Hüznü...
Göz yaşını...
Hicranı...
Yaşadım.

Sen ne güzel adamsın;
Mustafa YUMLU...
Ne güzel bir terbiye...
Ne güzel bir ahlak...
Ne güzel bir imanın varmış.
Seni yetiştiren o mübarek insanları bir görsemde elini öpsem, duasını alsam diye ne dualar ettim.

İdlib'de şehit olan askerlerimizi anar iken;

"Ben bedelli askerlik yaptım ama şu an yemin olsun abdestliyim, İdlib'e askerlerimizin yanına gitmek istiyorum. Gerçekten beni göndersinler. Bizi cepheye göndermezler belki ama gerekirse o kardeşlerimizin ayakkabılarını, çantalarını temizlerim.

Ben kefenimle oraya gitmeye hazırım. Kefenimi giydim, bekliyorum.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun bir sözü vardır; 'Biz millet olarak savaşı sevmiyoruz ama söz konusu vatan ise dünyanın şah damarını keseriz!' Biz böyle bir milletiz." 

Seni Allah için çok seviyoruz Mustafa kardeşim.
Seninle beraber biz de kefenimizi giydik GÖREV emrini bekliyoruz.

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN

Devamını Oku
Bülent Ertekin Bülent Ertekin