Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

HAZIRLANIN YENİ BİR FIRTINA VEYA TSUNAMİ GELİYOR!


Seri bir yazıya başladık gidiyoruz.
İ.B.B de çıkarılan işçilerin vicdanlarımızı sızlatan durumunu,
İŞÇİ DOSTU SENDİKALAR(!) NE KADAR DELİKANLI OLDUĞUNUZU Bİ GÖRELİM Mİ?
diyerek işten çıkarılan kardeşlerimizin acı, üzüntü, elem, yokluk, sıkıntı ve çile ile dolu, iki aya yaklaşan direnişlerinde sendikaların bu elem dolu tabloya çare bulmalarını anlatmaya çalışmış idik.

Sonrasında da yapılan dönüşlere istinaden DANA DİŞİ gibi SENDİKA BAŞKANLARININ aldıkları maaşlarını hakedecek çalışmalar ile KIŞ GELMEDEN İŞTEN ATILAN EMEKÇİLERİN durumuna bir an önce TEPELERDEN BİR EL(!) DOKUNMADAN gerekeni yapmalarını istemiş ve bunu da

İŞÇİ DOSTU SENDİKALAR (!) VE ONLARIN CEVVAL BAŞKANLARINA.
diye yazarak tepkimizi, dilek ve temennilerimizi belirtmiş idik.

Lâkin ne gün bitiyor, nede gündem. Bizler bunları yazarken İstanbul'un gölge belediye başkanı veya EŞBAŞKANI Canan KAFTANCIOĞLU daha vahim bir açıklama yaptı.

Bu açıklamaya sebeb ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından İSPARK, İSTAÇ, BELTUR, BELBİM, MEDYA A.Ş., İSFALT ve İSTGÜVEN şirketlerindeki görevlerine son verilen bir grup işçinin, dün CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde oturma eylemi başlatmış olması idi.

Ellerinde "Ey Kılıçdaroğlu namus sözün seçime kadar mıydı?", "Ey İmamoğlu hani kimse işinden olmayacaktı?" yazılı dövizler bulunan işçiler günlerdir devam eden ilgisizlikten şikâyet ediyorlardı.

İşte tam bu esnada yani İşçilerin eylemi sırasında binaya İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu gelir. Kaftancıoğlu, "Sizler seçim dönemi içerisinde işe alındınız. Birkaç gün içerisinde iş bulabilirsiniz. Fakat
İSTANBULDA 200 BİN İNSANIN CV'si VAR.
ONLAR İŞE ALINACAK. dedi.
Şaka mi desek, tehdit mi desek.
Ne derseniz deyin inanın ELLE TUTULACAK HİÇ BİR YANI YOK!

Evet beyler,
Sayın sendika başkanları...
Sayın sanayii odaları...
Sayın fabrikatörler...
Hazırlanın YENİ BİR FIRTINA veya TSUNAMİ GELİYOR.

Bu nedir, biliyorsunuz değil mi?
200.000 İnsan işten çıkarılacak.
800.000 bin ekmek bekleyen...
800.000 bin mutsuz...
800.000 bin huzursuz ..
800.000 bin gözü yaşlı...
Anne...
Baba...
Eş...
Çocuklar...
ve daha nice....

FIRTINA: İstanbul'da 200 bin insanın CV'si var. Onlar işe alınacak.

TSUNAMİ: İstanbul'da 200 bin insanın CV'si var. Onlar işe alınacak.

SONUÇ: STRES İÇİNDE BEKLEYEN 200.000 BİN İŞÇİ ve onların EŞ, ÇOLUK, ÇOCUK...

Şimdi bu yapılanlara ne diyelim?
Şimdi bunu yapanlara ne diyelim?
Güzel bir söz var.
Derler ki...

KAN VE KEMİK TÜM İNSANLARDA BULUNUR. FARKLI OLAN YÜREK VE NİYETTİR.
Marlo Morgan

Siz Sendikalar...
Siz sendikanın liderleri...
Yeni bir faciaları engellemek mi istiyorsunuz?
O halde bir an önce şu İŞTEN ÇIKARMALARA ve ÇIKARILANLARA KIŞ GELMEDEN BİR ÇARE BULUN.

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN

Devamını Oku
Bülent Ertekin

BİLİN LÜTFEN!!!


BİLİN LÜTFEN!!!

Bizler dünyayı yaşanabilir kılmak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak istiyoruz.

Yaptığımız her çalışmada bir emek var

Bazen...

"Sizin işiniz mi yok? Gidin evinizde oturun, boş işler bunlar boş, siz mi kurtaracaksınız dünyayı" diyen insanlarla karşılaşıyoruz.

Bilseler ki,
Kaç çocuğun yüzünü güldürdüğümüzü
Sinema, tiyatro, sirk ve müzeye gitmemiş olan çocukları götürmeye çalıştığımızı
Kadınlarımıza verdiğimiz eğitimler ile daha bilinçli bir toplum yaratmaya çalıştığımızı
Kaç aileye eğitim konusunda destek olmaya çalıştığımızı.

Bilseler ki;
İzmir de oturup deniz görmeyen insanları denize götürdüğümüzü
Televizyon seyretmek yerine kitap okumayı sevdirdiğimizi

Bilseler ki;
Dedikodu yerine iş ürettiğimizi

Bilseler ki
Bir teşekkür etmenin insanın yüzünü nasıl güldürdüğünü.
Bunları anlatsak da bazıları anlamak istediği kadar anlıyor.

Bilin LÜTFEN!!!
Bu kadınlar çocuklarına İYİLİK ve GÜZELLİK bırakacaklar.

Aydan KURT

Samsung Galaxy akıllı telefonumdan gönderildi.

Devamını Oku
BİLİN LÜTFEN!!!

İŞÇİ DOSTU SENDİKALAR (!) VE ONLARIN CEVVAL BAŞKANLARINA. İŞÇİ DOSTU SENDİKALAR (!) VE ONLARIN CEVVAL BAŞKANLARINA.

İŞÇİ DOSTU SENDİKALAR(!) NE KADAR DELİKANLI OLDUĞUNUZU Bİ GÖRELİM Mİ?
diye bir makale yazmış biraz sendikaları ve liderlerini dolaylı yoldan PAMUK ELLER CEBE diyerek göreve çağırmıştık. Yaptığımız biraz fantazi idi, biliyorduk. Olur yaaaa bakarsın görürler (!) görürlerde
İŞÇİMİZ AÇ YATARKEN, BİZ TOK YATAMAYIZ deyiverirler vede
-uleeen gahbecikler hade hakem.
Nedcez hindi biliyonuz mu?
-Söyle hee başkanım.
-Herkes.
Genel başkan, yani ben...
başkan yardımcıları...
Sekreterler...
Bölge müdürleri...
Herkes MAAŞLARININ YARISINI İŞTEN ÇIKARILAN KARDEŞLERİMİZE HİBE EDİYORUZ!!!!
????????????
Duymadım sanmayın ne söylediğinizi. Duymasam da hiss-i kable'l-vuku ile anladım(!)

Neyse bu kadar geyikten sonra, yazımız bir önceki yazı üzerine değerli büyüğüm Mikdat EREZ hocamdan.

"İyi noktadan yakalamışken devam. Hiç olmaz ise maaşın yarısını versinler.
İmkansız."
şeklinde bir geriye dönüş aldım.
Tabii ki bu yazıyı hocamında dediği gibi böyle bırakmamak lazımdı.

Bizde önce şu başkanlardan bir başlayalım bakalım, ne kadar maaş alıyorlar diye bizim amcaya (!) GOOGEL AMCAYA SORDUK.

Türkiye’de sendikalı işçi sayısı Çalışma Genel Müdürlüğü’nün 2018 rakamlarına göre 1 milyon 802 bin 155. Bu rakam 2003 yılında ise daha yüksek: 2  milyon 751 bin 670. Yıllar içerisinde sendikalı işçi sayısı düşmüş.

 Genel müdürlüğün 2018 Temmuz verilerinde sendikalı işçilerin konfedarasyonlara dağılımı da şöyle: Türk-İş’in üye sayısı 958 bin 618, Hak-İş’in 654 bin 722,
DİSK’in 160 bin 658,
Bağımsız sendikaların üye sayısı da 28 bin civarında.

Rakama bakarsak sendikaların kasalarına giren paranın yani ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞAN İŞÇİLERDEN ALINAN AİDATLAR İLE, NE KADARDA DEVASA RAKAMLARA ULAŞTIĞINI DAHA İYİ ANLAYABİLİRİZ.

Peki bu kadar devasa rakamların döndüğü sendika liderlerinin maaşları ne alemde?

DİKKAAAAAAAAT!

Nakliyat–İş Başkanı’nın aylık net ücreti 2 bin 989 TL. İlave olarak da yılda 4 maaş tutarında ikramiye alıyor.

DİSK Metal-İş Genel Sekreteri Özkan Atar 9 bin 600 TL ücret alıyor.

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu ayda 9 bin 739 TL ücret alıyor.

 DİSK Genel İş Genel Sekreteri Cafer Konca 10 bin TL’ye yakın ücret alıyor.

Türkiye'nin en büyük işçi sendikaları Hak-İş ve Türk-İş'tir.  Bu sendikaların yöneticilerinin ne kadar maaş aldıkları ise bilinmiyor.
( T24 4 Mart 2019 haber sitesi)

Abboooooo!!!
Bu ne laaaan....
Vay beeeeee...
diyebilirsiniz.
Durun daha bitmedi.
Bunlar buz dağının görünen kısmı. Bir de görünmeyen kısmı varki işte o zaman buralarda rakamlar maaş olarak 18 bin ile 36 bin arasında görünüyor, maaşın daha az olması fark etmiyor, harcırah burada da değişik kalemler üzerinden delinebiliyor, iki ayda bir çift maaşları var. Ne yer, ne içer, nereyi gezerler ve kimleri ağırlarlarsa bunları örgütlenme, eğitim, konaklama gideri olarak gösterebiliyorlar.

Bilader elalemin derdi seni mi gerdi?
Zenginin malı senin çeneni yorar!!! da diyebilirsiniz.
Kimsenin aldığı parada, yediğinde, içtiğinde, gezdiğinde, giydiğinde gözüm yok. Allah ziyadesi ile yemelerini, gezmelerini, giymelerini nasip etsin.

Benim derdim kış geliyor. Siyasi katliamlara uğrayan işçilerin kış gelmeden evlerine mutlu gitmeleri.
Evlerine odun, kömür...
çocuklarına defter, kitap, kırtasiye...
Çocuklarına önlük, çanta ...
Mutfağına yiyecek ve gıda...

Ve daha nice eksikliklerinin giderilmesi ve en önemlisi ise;
NE MERDE
NE DE NAMERDE MUHTAÇ olmadan
ALIN TERİ İLE EVİNE GİTMESİ.

Bugün devasa maaşlar alan sayın başkanlarım, işçinin, işçilerimizin evlerine
MUTLU...
HUZURLU...
GÖNLÜ HOŞ VE MUTLU...
ELİNDE Bİ TOPAN EKMEK ile gitmesini istiyorsanız.
ALDIĞINIZ MAAŞLARIN...
KULLANDIĞINIZ MADDİ VE MANEVİ TÜM NİMETLERİN HAKKINI VERİN.
MAAŞLARINIZI VEREMEYECEĞİNİZİ ELBETTE BİLİYORUZ. Lakin yapılacak çok daha fevkalade işler olduğuna eminim.

Olurmu demeyin?
Biz vicdanımızın sesini dinledik.
Sizlerde de biraz vicdan var ise eminim o sese kulak vereceksinizdir.
Yoksa gene
TEPELERDEN BİR SES,
FAKİR GURABANIN İŞLERİNİ HALLEDİN!!!

der.
Mesele O 'nun değil. Sizin ne yaptığınız ve yapacağınız.
Not: Bugünkü gazete ve haber sitelerine düşen bir haber. İşten çıkarılacak 200.000 bin insan var. Yani KIYIM BİTMEDİ


Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN







İŞÇİ DOSTU SENDİKALAR(!) NE KADAR DELİKANLI OLDUĞUNUZU Bİ GÖRELİM Mİ?
diye bir makale yazmış biraz sendikaları ve liderlerini dolaylı yoldan PAMUK ELLER CEBE diyerek göreve çağırmıştık. Yaptığımız biraz fantazi idi, biliyorduk. Olur yaaaa bakarsın görürler (!) görürlerde
İŞÇİMİZ AÇ YATARKEN, BİZ TOK YATAMAYIZ deyiverirler vede
-uleeen gahbecikler hade hakem.
Nedcez hindi biliyonuz mu?
-Söyle hee başkanım.
-Herkes.
Genel başkan, yani ben...
başkan yardımcıları...
Sekreterler...
Bölge müdürleri...
Herkes MAAŞLARININ YARISINI İŞTEN ÇIKARILAN KARDEŞLERİMİZE HİBE EDİYORUZ!!!!
????????????
Duymadım sanmayın ne söylediğinizi. Duymasam da hiss-i kable'l-vuku ile anladım(!)

Neyse bu kadar geyikten sonra, yazımız bir önceki yazı üzerine değerli büyüğüm Mikdat EREZ hocamdan.

"İyi noktadan yakalamışken devam. Hiç olmaz ise maaşın yarısını versinler.
İmkansız."
şeklinde bir geriye dönüş aldım.
Tabii ki bu yazıyı hocamında dediği gibi böyle bırakmamak lazımdı.

Bizde önce şu başkanlardan bir başlayalım bakalım, ne kadar maaş alıyorlar diye bizim amcaya (!) GOOGEL AMCAYA SORDUK.

Türkiye’de sendikalı işçi sayısı Çalışma Genel Müdürlüğü’nün 2018 rakamlarına göre 1 milyon 802 bin 155. Bu rakam 2003 yılında ise daha yüksek: 2  milyon 751 bin 670. Yıllar içerisinde sendikalı işçi sayısı düşmüş.

 Genel müdürlüğün 2018 Temmuz verilerinde sendikalı işçilerin konfedarasyonlara dağılımı da şöyle: Türk-İş’in üye sayısı 958 bin 618, Hak-İş’in 654 bin 722,
DİSK’in 160 bin 658,
Bağımsız sendikaların üye sayısı da 28 bin civarında.

Rakama bakarsak sendikaların kasalarına giren paranın yani ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞAN İŞÇİLERDEN ALINAN AİDATLAR İLE, NE KADARDA DEVASA RAKAMLARA ULAŞTIĞINI DAHA İYİ ANLAYABİLİRİZ.

Peki bu kadar devasa rakamların döndüğü sendika liderlerinin maaşları ne alemde?

DİKKAAAAAAAAT!

Nakliyat–İş Başkanı’nın aylık net ücreti 2 bin 989 TL. İlave olarak da yılda 4 maaş tutarında ikramiye alıyor.

DİSK Metal-İş Genel Sekreteri Özkan Atar 9 bin 600 TL ücret alıyor.

Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu ayda 9 bin 739 TL ücret alıyor.

 DİSK Genel İş Genel Sekreteri Cafer Konca 10 bin TL’ye yakın ücret alıyor.

Türkiye'nin en büyük işçi sendikaları Hak-İş ve Türk-İş'tir.  Bu sendikaların yöneticilerinin ne kadar maaş aldıkları ise bilinmiyor.
( T24 4 Mart 2019 haber sitesi)

Abboooooo!!!
Bu ne laaaan....
Vay beeeeee...
diyebilirsiniz.
Durun daha bitmedi.
Bunlar buz dağının görünen kısmı. Bir de görünmeyen kısmı varki işte o zaman buralarda rakamlar maaş olarak 18 bin ile 36 bin arasında görünüyor, maaşın daha az olması fark etmiyor, harcırah burada da değişik kalemler üzerinden delinebiliyor, iki ayda bir çift maaşları var. Ne yer, ne içer, nereyi gezerler ve kimleri ağırlarlarsa bunları örgütlenme, eğitim, konaklama gideri olarak gösterebiliyorlar.

Bilader elalemin derdi seni mi gerdi?
Zenginin malı senin çeneni yorar!!! da diyebilirsiniz.
Kimsenin aldığı parada, yediğinde, içtiğinde, gezdiğinde, giydiğinde gözüm yok. Allah ziyadesi ile yemelerini, gezmelerini, giymelerini nasip etsin.

Benim derdim kış geliyor. Siyasi katliamlara uğrayan işçilerin kış gelmeden evlerine mutlu gitmeleri.
Evlerine odun, kömür...
çocuklarına defter, kitap, kırtasiye...
Çocuklarına önlük, çanta ...
Mutfağına yiyecek ve gıda...

Ve daha nice eksikliklerinin giderilmesi ve en önemlisi ise;
NE MERDE
NE DE NAMERDE MUHTAÇ olmadan
ALIN TERİ İLE EVİNE GİTMESİ.

Bugün devasa maaşlar alan sayın başkanlarım, işçinin, işçilerimizin evlerine
MUTLU...
HUZURLU...
GÖNLÜ HOŞ VE MUTLU...
ELİNDE Bİ TOPAN EKMEK ile gitmesini istiyorsanız.
ALDIĞINIZ MAAŞLARIN...
KULLANDIĞINIZ MADDİ VE MANEVİ TÜM NİMETLERİN HAKKINI VERİN.
MAAŞLARINIZI VEREMEYECEĞİNİZİ ELBETTE BİLİYORUZ. Lakin yapılacak çok daha fevkalade işler olduğuna eminim.

Olurmu demeyin?
Biz vicdanımızın sesini dinledik.
Sizlerde de biraz vicdan var ise eminim o sese kulak vereceksinizdir.
Yoksa gene
TEPELERDEN BİR SES,
FAKİR GURABANIN İŞLERİNİ HALLEDİN!!!

der.
Mesele O 'nun değil. Sizin ne yaptığınız ve yapacağınız.
Not: Bugünkü gazete ve haber sitelerine düşen bir haber. İşten çıkarılacak 200.000 bin insan var. Yani KIYIM BİTMEDİ


Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN





Devamını Oku
Bülent Ertekin

TÜRKİYE AFRİKA YATIRIM VE TİCARET ZİRVESİ

  • TÜRKİYE AFRİKA YATIRIM VE TİCARET ZİRVESİ

Türkiye Afrika Yatırım ve Ticaret Zirvesi
28-29 Eylül 2019 tarihinde
Grand Ankara Hotel de gerçekleştirilecektir.

Gerçekleştirilecek olan bu zirveye 9 Doğu Afrika ülkesinden Bakan, Ticaret Odaları Başkanları, Odalar Borsalar Birliği Başkanları ve 150,ye yakın iş adamı katılacaktır.

Zirvede Türkiye'ye yatırım ve Türkiye Afrika ithalat ve ihracatı ile alâkalı yetkili kişiler bilgi verecek. Akabinde Türk iş adamları ve Afrika'dan gelen iş adamları arasında B2B programı gerçekleşecektir.

Programı Afrika ülkelerinden sorumlu kurum Al-Nasri Foundation ve SRS Overseas , Kifed iş geliştirme komitesi düzenlemekte olup Ankara'nın en öndeki markası GIMAT ise desteklemektedir. Programa Gimat yönetim kurulu Başkanı Recai Kesimal , KAIFED Genel Başkanı Erdoğan Yıldırım Afrika ile ilgili gelecekte yapılacak proje ile ilgili bilgi vereceklerdir.

Türkiye'den de önemli devlet adamları siyasiler ve bürokratlarında katılacağı zirve özellikle ticaret için köprü konumunda olacaktır.

SRS Overseas CEO'su ve KAIFED iş geliştirme Komitesi Direktörü Seyfettin Boğazli ve Al-Nasri Fondation Başkanı Abdulnasır Turky bu zirvenin Türkiye ve Afrika kıtası için yeni yollar ve yeni dostluklara vesile olacağını belirterek bu tarz programlar kaynaşmayı dostluğu pekiştirmeyi geliştirerek bu gelişmenin akıbetinin de sağlam ticarete vesile olacağını söyledi.

Zirvede ülkemizin güzide işadamları ve firmalarının yanında sitemiz yazarlarından olan Nesibe TÜKEL ve Rukiye AYDIN hanımefendiler de Proje Uzmanı olarak Afrika yatırımları ile alakalı iş konulu sunumda yapacaklar.

Üçgün sürecek toplantının sonunda toplantıya katkıda bulunanlara ve sunum yapan konuşmacılara plaketler verilecektir.

Devamını Oku
TÜRKİYE AFRİKA YATIRIM VE TİCARET ZİRVESİ

İŞÇİ DOSTU SENDİKALAR(!) NE KADAR DELİKANLI OLDUĞUNUZU Bİ GÖRELİM Mİ?

Gözler mahzun...
Eller boş...
Sofralar eskisi gibi artık zengin değil...
Ekmek...
Peynir...
Domates...
Zeytin...
Çay....

Ağlayan...
Ağlamaklı bir göz...
"Okullar açıldı biz evlatlarımıza ne bir çanta, ne bir önlük alabildik. Nede ceplerine bi cep harçlığı  koyabildik..."

Bunu söyleyen bir baba. Evine ekmek. Bir topan helalinden bir ekmek götürme gayreti içerisinde olan birçok babadan ve erkekten sadece birisi.

23 Haziran seçimleri...
Seçimden önceki vaatlerden bir tanesi...
Belkide insanları en çok memnun edeni...

Meydanlarda verilen bir söz:

"Bütün işçilere namus sözü ve garanti veriyorum. Kazandığımız bir belediyede, belediye başkanı haksız yere bir işçinin işine son verirse gelecek beni bulacak" 18.12.2018

Aradan geçen onca zaman sonra bugün itibari ile İBB iştiraklerinden İSTAÇ A.Ş.’den 200, İstanbul Güvenlik A.Ş.’den 750, Metro İstanbul A.Ş.’den 200, Boğaziçi Yönetim A.Ş.’den 200, Park ve Bahçelerden 185, İspark A.Ş.’den 246, Beltur A.Ş.’den 175, Medya A.Ş.’den 72, Kültür A.Ş.’den 17 ve Belbim A.Ş.’den de 5 işçinin işine son verildi. Çoğu yıllardır İSMEK’te çalışan 2 bin 652 kişi de iş sözleşmesi yenilenmediği için fiili olarak işten çıkarıldı (30 Ağustos 2019 Y.Safak).

Herkes inandığını yapıyor. Bundan dolayıdır ki ne söylense, ne yazılsa boş.

Ben verilen NAMUS(!) sözü üzerinde yorum yazmayacağım. Zira artık bu hamur çok şu götürdüğünden hamur hamur olmaktan çıktı.

Gelin hep beraber işten çıkarmalara başka bir açıdan, yâda kocamaaaaaan bir pencereden bakalım mı?

SENDİKALAR VE AİDATLARINA BAKALIM MI?

Sendika; İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için en az yedi işçi veya işverenin bir araya gelerek bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları ifade etmektedir. 6356 sayılı Kanunun yaptığı tanım budur.

Neymiş?
Kocaman harflerle tekrar yazalım.

İŞÇİLERİN veya İŞVERENLERİN ÇALIŞMA İLİŞKİLERİNDE, ORTAK EKONOMİK ve SOSYAL HAK VE ÇIKARLARINI KORUMAK VE GELİŞTİRMEK...

Hemen hemen hergün ulusal tv lerin ana haber bültenlerinde son zamanlarda seçimi kazanan ve el değiştiren belediyelerdeki işten çıkarmaların haberlerine şahit oluyoruz. Yukarıda sadece İstanbul örnegini verdik..

Tabiiki bu durum karşısında;
SENDİKALAR KONFEDERASYONLARDA boş durmuyor. İşten çıkarılan işçi arkadaşlarımızın yanlarında onlara güç ve moral veriyorlar. Fevkalade insani, vicdanı, ahlâkî ve SENDİKAL bir DAVRANIŞ.
Tebrikler...

Beyler!!! artık LAF ve SLOGAN ÜRETMEYİN.
Gerçekten haklarını savunmaya çalıştığınızı söylediğiniz işçilerin yanında olmak istiyorsanız PAMUK ELLER CEBE!!!. deme zamanınız gelmedi mi?

Yıllarca bu insanlardan AİDATLAR toplamadınız mı?
Hadi şimdi sıkıyorsa şunu yapabilecek veya söyleyebilecekmisiniz?

-Tüm işten çıkarılan kardeşlerimiz işlerine geri dönünceye kadar veya yeni bir işe girinceye kadar
1) Maaşları aynen hesaplarına yatırılacak!!!
2) İkramiyeleri...
3) SSK primleri...
4) Yakacak paraları...
5) Okula giden çocuklarının her türlü OKUL MASRAFLARI...

Ve tüm sosyal yardımlar tabikiiiiiiii.
İŞE ALININCAYA veya YENİ BİR İŞE GİRİNCEYE KADAR
SENDİKAMIZ TARAFINDAN ÖDENECEKTİR.

Şimdi adam gibi...
Gerçek bir işçi yandaşı veya yoldaşı gibi, ŞUNU SÖYLEYİN!!!

BUNCA ZAMANDIR,
HER AY KESTİĞİMİZ AİDATLARI,
BU ZOR ZAMANINIZDA SİZLERE
ANANIZIN AK SÜTÜ GİBİ, TEKRAR
GERİ ÖDEMEYE HAZIR VEDE NAZIRIZ.
.............

Sen ne yedin bilader???
Ot mu yedin???
Toz mu içtin?

Evet bilader bi şeyler içtim.
Fazla gaz vardı HARBİSİNDEN Bİ NİĞDE GAZOZU içtim.

Ne oldu???
SİZİ NE BOZDU?
Gazoz mu bozdu???
Yoksa....

NOT:Asgari ücretli bir işçi aylık 2.558,4 * % 80 = 68 TL, yıllık ise 68*12 = 816 TL üyelik aidatı ödemektedir. Ücret arttıkça aidat tutarı da artmaktadır.
VARIN HESABI ŞİMDİ DE SİZ YAPIN!!!

Selam ve dua ile
Bülent ERTEKİN








Devamını Oku
Bülent Ertekin

YAZMAYIN!!!
AYNI ZAMANDA GÖZÜMÜZEDE SOKUN!!!!

Basın...
Onun kuvvetli kalemşörleri...
Ulusal tv ler...

Basın her halükarda üzerine düşen görevini beğenirsiniz veya beğenmezsiniz lâkin ben şahsım adına görevlerini yaptıklarına inanıyorum. İster yandaş deyin, ister yoldaş deyin.
Yani, kısaca ne derseniz deyin.
Zira, herkes inandığını, düşüncesini, hayat tarzını, inanç ve davası hayatına yansıtıyor.

Bu fitri bir durum olsa gerek. Zira herkes inandığının en iyisi, en güzeli olduğuna inanıyor ve bunu hayat felsefesi haline getiriyor. Haaaa şunu diyebilirsiniz, o batıldır hak değildir. Evet; batılda olmayabilir, hakta olmayabilir. Lâkin SAMİMİ BİR İHLAS İLE EN GÜZEL İCRAATLARI DA YAPABİLİRLER VE BAŞARILIDA OLURLAR.

Tabii ki konumuz bu değil. Konumuz devletin tüm imkanlarını, belediyelerin yada kamu kurumların başlarına gelen BAŞKAN yâda EŞBAŞKANLARIN DEVLETİN tüm İMKANLARINI bu ŞER ODAKLARI İÇİN KULLANILMASININ DEŞİFRE EDİLMESİ.

Üzerinde özellikle durmak istediğim konu bu pervasızca, ahlaksızca yapılan fiillerin bilinmesinin BELGELER İLE KAMUOYUNDA PAYLAŞILMASI.

Konunun daha iyi anlaşılması için olayı biraz daha basitleştirelim..

İçişleri Bakanlığı’nın görevden aldığı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin eski Başkanı Selçuk Mızraklı’nın özel hastanelerde yaralı PKK’lıları gizlice tedavi ettiği iddia edildi. ( aa.g.g 10.09.2019 )

Yeni Şafak'ın haberine göre, 2016 yılında örgütten kaçarak Mardin’de teslim olan kadın terörist H.A.’nın ifadeleri Selçuk Mızraklı’nın örgütle ilişkisini deşifre etti. Terörist, hasta ve yaralı örgüt mensuplarının Selçuk Mızraklı’nın kontrolünde ve dahil olduğu ameliyatlarda tedavi edildiğini, PKK/KCK’nın Diyarbakır’daki en güvendiği doktorun Mızraklı olduğunu itiraf etti.

Kadın terörist, 2013 yılı başında Diyarbakır kırsalından bir gece yarısı hastaneye getirilen teröristin ameliyatını Mızraklı ile Dağkapı Çocuk Hastanesinde anestezi teknikeri olan M.F. ve hastanenin acil tıp teknisyeni E.K. ile hemşire B.S.’nin gerçekleştirdiğini söyledi.

Kadın terörist, Mızraklı’nın yaralı ve hasta teröristleri tedavi etmek için kendisi gibi doktor olan İ. A., hemşire B.S., anestezi teknikeri M.F. ve acil tıp teknisyeni E.K.’dan oluşan bir ekip kurduğunu ve teröristlerle sadece bu ekibin ilgilendiğini beyan etti. 

Kaynak soruyor iseniz o kaynak; devletin güvenlik birimlerine teslim olmuş İTİRAFCI BİR TERÖRİST.

İtirafci olan terörist olayı, olayın baş aktorünü, faillerini ve yardımci elemanlari ile sahnenin geçtiği yerleri, isim ve zaman olarak tek tek söylüyor. Basın ve TV LER de bunu paylaşıyor.

Şimdi asıl konu şu.
Devletin teröristlerin içlerine terör kamplarına kadar yerleştirdiği istihbarat birimleri elbette var ve olduğuna da adımız kadar inanıyoruz. Bu birimlerin, bu aslanların bunları görüntüleme veya kayıt altına alma imkanı öyle veya böyle elbette olmuştur.

Lütfen!!!
...YAPMIŞLAR...
...ETMİŞLER...
ile değil, bizzat İŞ ÜZERİNDE İKEN yâni

TERÖRİSTLERİ TEDAVİ EDERKEN!!!
TEDAVİ EDİLENLERİ!!!
TEDAVİDE BULUNAN HEMŞİRELERİ!!!
TEDAVİ YAPILAN HASTANEYİ!!!
GEREK FOTOĞRAF,
GEREKSE VİDEOLARI GÖSTERİN.

Hatta göstermekle kalmayın
GÖZÜMÜZÜN İÇİNE SOKUN!!!
SABIRSIZLIKLA BUNLARI BEKLİYORUZ

Eminim ki bu resimlerde videolarda vardır.

Selam ve dua ile
Bülent ERTEKİN


Devamını Oku

NASILSIN... ANNE...

Diyarbekir...
Hdp Parti binası...
Kapının önünde PKK nın elinde bulunan çocuklarını almayı bekleyen,

BAŞLARIM SİZİN KÜRDİSTAN DAVANIZA, SİZİN ÇOCUĞUNUZ HANGİ ÖZEL OKULDA OKUYOR, EŞİNİZ HANGİ PLAJDA

diyen;
YÜREKLİ...
MERHAMETLİ...
ŞEFKATLİ...
KAHRAMAN ANNELERE...

Dinle anne...
Sadece dinle...
Sımsıcak kollarından ayrılalı yıllar oldu.
Evimizi...
Kardeşlerimi...
Babamı...
Ve anne...
Seni...
Seni çok özledim.

Dinle anne...

Köyümden ayrılalı tam 5 yıl...
Koca koca...
Izdırap...
İskence...
Tehdit...
Açlık...
ve .T...lerle dolu tam 5 yıl...

2014 yılında sonbahar ayında köy camisinin hoparlörlerinden tüm köy halkının öğleden sonra köy camisinde toplanması için anons yapılmıştı. Ben de camiye gittim. Köydeki hemen hemen tüm genç kızlar ve erkekler camiye gelmişlerdi. Bir müddet sonra camiye silahlı, uzun boylu, esmer tenli, siyah saçlı, zayıf yapılı 'Çektar' olarak hitap edilen bir örgüt mensubu ile sivil giyimli 40-45 yaşlarında, orta boylu, kilolu, esmer, ak saçlı, saçının ön kısmı kısmen dökülmüş 'Hafit' olarak hitap edilen şahıslar geldi.

Camiden anons yapan bu iki kişiydi anne. Çektar, bize gençlerin örgüt mensupları ile irtibatlı olmalarını, örgüt mensuplarının bulundukları bölgelere gelip gitmelerini, yardım istediklerinde örgüt mensuplarına yardım etmemizi, ihtiyaç olduğu durumda kadın-erkek gençlerin örgüte katılmalarını ve hizmet etmelerini söylemiş idi.

Bunun üzerine camide bulunanlar Çektar'a katılım yapmak istemediklerini söylediler. Çektar bu sözler üzerine bağırarak, 'Sizler ister kabul edin, ister kabul etmeyin ihtiyaç duyulduğunda gönüllü ya da zorla örgüte katılacaksınız' dedi.

5-6 GÜN SONRA ÇEŞMEYE GELDİLER.

"Yaklaşık 5-6 gün kadar sonra akşam saatlerinde köyün çeşmesinde bulunduğum sırada yaya bir şekilde ve silahlı olarak Çektar ve başka bir örgüt mensubu yanıma geldi. Çektar, 'Seni dağa götüreceğiz, Sakın bağırma, bağırırsan köyü başımıza toplarsın, böyle yaparsan ihanet edersin, bizimle birlikte geleceksin' dedi. Ben korktuğum için bağıramadım. Çektar ile yanında bulunan örgüt mensubu beni zorla yaya bir şekilde 3-4 saat kadar dinlenmeden bilmediğim bir yere götürdüler.

Bir kampa geldik. Bu kamptan sonra Zap kampı olarak belirtilen yere geldik. Kampın içerisinde ev tipi barakalar ile 100-150 kadar silahlı örgüt mensubu gördüm. Beni ve yanımda bulunan kadınları alarak Beritan olarak söyledikleri, sadece bayan örgüt mensuplarının bulunduğu kampa götürdüler. Bu kampta 10-12 kişi gördüm. Bizi bu kampa yerleştirdiler."

'1 YIL SONRA HASTALANDIM'

Zap kampında spor, silah ve siyasi-ideolojik eğitim gördüm.
Sonrasında ne oldu biliyormusun anne? Dedemin büyük bir özenle sağ kulağıma ezan, sol kulağıma gamet getirip büyük bir mutluluk ve heyecanla koyduğunuz ismimi değiştirdiler.
Şimdiki adım  'Bınewş Güneş' anne...

Ardından örgütün Metina kampına götürduler. "Metina kampında 500-600 civarında silahlı örgüt mensubu bulunuyordu. Bu kampta eğitim işi yoktu, çevreyi tanıyarak nöbet tutuyorduk. Yaklaşık olarak bu kampta 1 yıl kadar kaldıktan sonra hastalandım. Hastalığım ağırlaştıkça yanımda bulunan örgüt mensupları ile tartışıyordum ve 'Beni evime gönderin' diyordum.

Lakin anne...
Olmadı...
Olmuyor...

Ölüyorum anne ...
Burada bulunan annelerinin gonca çiçekleri olan çok, ama çok kız var. Hepsi kurtulacaklardı günü bekliyorlar.
Oysa kurtulmak; ya ölüm yâda ölüm anne...

Ölüyoruz anne...
Ölmesek te gam yemeyeceğiz.
Zira hastalıktan ölmez isek...
Onlar öldürecek anne...

Soramadım...
Nasılsın...
Nasılsın?
Anne...
Anneciğim.

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN

NOT: 2014 yılında güvenlik güçlerine teslim olan bir kızımızın TERÖR ÖRGÜTÜNE, NASIL KATILDIĞINI anlatan itiraflarıdır. İsimler ve olayların geçtiği yerler gerçektir.)





Devamını Oku
Bülent Ertekin

BİZ DE SUSMAYACAĞIZ!!!

Tabiri caiz ise ne zaman dara düşsek...
Ne zaman ekonomik, siyasi ve ahlaki bir buhrana/krize girsek içerideki ve dışarıdaki hainler aldıkları direktifler ile kendilerince açtıkları ŞER CEPHESİNDE ellerindeki malzemeler ile saldırmaya başlıyorlar.

Herkes...
Her parti ve sempatizanları...
Tüm sanatçılar...
Elbette bir düşünceleri ve kendilerince dava diye niteleyeceğimiz bir dünya görüşleri vardır. Bu görüş çerçevesinde de inandığı davasını anlatır savunur...

Bir kaç gün öncesinde Rapçi Şanışer’in öncülüğünde Fuat, Ados, Hayki, Server Uraz, Beta, Tahribad-ı İsyan, Sokrat St, Ozbi, Deniz Tekin, Sehabe, Yeis Sensura, Aspovai Defkhan, AgaB, Mirac, Mert Şenel ve Kamufle gibi 16 müzisyenin Youtube aracılığıyla yayınladığı 'SUSAMAM'  adlı şarkıya TEPKİ üstüne TEPKİ geldiği gibi yere göğe sığdıramıyanlarda var, olacakta.

14 dakika 54 saniye süren şarkıda müzisyenler sırasıyla, Doğa, Kuraklık, Hukuk, Adalet, Türkiye, İstanbul, Eğitim, Sorgulamak, Kadın Hakları, Hayvan Hakları, Gurbet, İntihar, Faşizm, Sokak, Trafik başlıklarıyla ayrılan bölümlerde eleştirilerini seslendiriyorlar. 

"Güzel olmuş" diyebilirsiniz.
"Eksik kalmış" ta diyebilirsiniz.
"Yazıklar olsun size " de diyebilirsiniz.

Peki, Eksik olan neydi?
Seslendirilmeyen neydi?
VERİLMEYEN MESAJ,
DUYMAK İSTEYİPTE,
DUYAMADIKLARIMIZ neydi?

Zira her bir sanatçıdan kendi tarzı ile beklerdik ki;

Tunceli'de PKK'nın tuzakladığı patlayıcının 2 çocuğu hayattan kopardığını, buna karşılık Hdp li vekillerin ve terör örgütü PKK'nın çocuk katliamı karşısında suskunluklarını anlatmaktan SUSMAYACAĞINIZI!!!

"Lamı cimi yok. Susamam şarkısındaki virgülden bile rahatsız olanları kafanıza kazıyın. Katil, sapık kim nasıl anlarsa anlar." diyenleri ve onun direkt olarak TEHDİTKAR SÖZLERİNİ bu millete söylemekten ve şikayet etmekten SUSMAYACAĞINIZI !!!

Yurdun çeşitli yerlerinde bir anda çıkan orman yangınlarında herkesten önce duyup ayağa kalkıp sonrasında da bunu biz PKK nın bilmem ne kolu yaptık demesine rağmen çıkıpta üç maymunu oynayan sözüm ona aktivistlerin kör, sağır, dilsiz olduklarını anlatmak için SUSMAYACAĞINIZI!!!

"İnandığınız Allah'ınız sizin de belanızı versin."
diyen metropol bir şehrin siyasi liderinin her kelimesi tehdit ve hakaret kokan sözlerini ne olursa olsun söylemekten SUSMAYACAĞINIZI!!!

Diyarbakır’da çocukları PKK tarafından kaçırılan ailelerin oturma eylemini durduramayan HDP’lilerin dağa kaçırılan anne ve babalarını ölüm tehdidine başladığını ve bunu söylemekten SUSMAYACAĞINIZI!!!

Gece yarısı evine dönen Rauf Biçer’in önünü uzun namlulu silahlarla kesen 3 HDP’linin, “HDP binasına giderseniz önce evladınızı sonra sizi öldürürüz diyen pkk lıları millete şikayet ederek SUSMAYACAĞINIZI!!!


Diyarbakır'da terör örgütü PKK tarafından çocukları dağa kaçırılan acılı ailelerin, annelerin; HDP binası önündeki feryadına günlerdir sessiz kalan parti başkanının, PKK ve onun siyasi uzantısı konumundaki HDP'ye tek bir söz dahi etmemesi ve “O annelerin feryadının çözüm adresi, bir partinin kapısı değil, devletin kapısıdır” ifadelerini söylerek, SUSMAYACAĞINIZI!!!

Bir kaç ağaç uğruna ülkeyi kaosa sürükleyen sözüm ona masum genç görünümlü gezi zekalıların bu ülkeye milyar dolarlarla nasıl zarara uğrattıklarını diğer yandan ormanlar yanar kül olurken kıllarını dahi çıkarmayan SANATÇILARI yazmaktan ve söylemekten SUSMAYACAĞINIZI !!!

DUYMAK...
DİNLEMEK...
SİZİNLE TEMPO TUTMAK İSTERDİK.

İşte bu yüzden TEPKİ VERDİK...
İşte bu yüzden BİZDE SUSMAYACAĞIZ.

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN









Devamını Oku
Bülent Ertekin

İSRAF!!! İSRAF!!! DİYEN HERKESE!!!
BU TOHUMU SİZ EKEBİLİR MİSİNİZ?

Bir zamanlar Çin'de bir adam o kadar aç ve bitkin düşmüştü ki, dayanamayıp bir armut çaldı..
Adamı yakalayıp cezalandırılmak üzere İmparator'un karşısına çıkardılar. Hırsız imparatoru görünce ona şöyle dedi;
"Değerli efendim, çok açtım,
dayanamadım çaldım ve yedim. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer affedersiniz size paha biçilemez bir armağanım olacak.."

İmparator dudak büker;
"Senin gibi birinde paha biçilemez ne olabilir ki?"

Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır ve;
"Bu çekirdeği ekerseniz bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşerdiğini göreceksiniz.."

İmparator kahkaha atarak;
"Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni.." dedi.

Yoksul adam;
"Haşmetlim bu tohumu ben ekemem çünkü ben bir hırsızım..
Bu tohumu ancak, ömründe hiç
çalmamış, başkalarına hiç haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum o zaman gücünü gösterir, aksi takdirde onu ekeni zehirler, tarif edilemez acılarla öldürür. Sultanım, bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz.."

İmparator irkildi, suratını astı, bir süre düşündü, sonra hırçın bir sesle;
"Ben imparator'um bahçıvan değil, o tohumu başbakana ver eksin de altın meyveleri görelim." dedi..

Yoksul adam, tohumu başbakana uzatınca başbakan telaşe içerisinde imparatora dönüp itiraz etti.
"Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim, sihirli tohumu ziyan ederim. Bence bu tohumu hazinedar başı eksin.."

Hazinedar başı da hemen bir bahane buldu ve bu görevi başkasına devretti.

Bir bir orada bulunan herkes sudan sebeplerle tohum ekme görevinden kaçındılar..

Sonra İmparator, doğan sessizliğin içerisinde bir süre düşündü. Başı önünde başbakana, hazinedara ve bütün görevlilere dik dik baktı ve;

"Hadi bakalım bu hırsız bahçıvana tohumun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim." dedi.
Cebinden bir altın çıkarıp yoksul adamın tutması için attı.

Herkesin ceplerinden sessiz sedasız birer altın çıkarıp adama vermesini izledi..

Sonra da gülerek;
"Bas git buradan be adam, bugünlük bu ders hepimize yeter.." dedi.

Ortalığın toz duman olduğu şu günlerde acaba başımızdaki idarecilere BU TOHUMU SİZ EKEBİLİR MİSİNİZ? desek kaçı ekebilirdi?
Sahi unuttum sormayı
TOHUMDAN MAKSAT NE OLA Kİ?
CEVABINIZ?

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN

Devamını Oku

ANNELER GEREKENİ YAPIYOR. SIRADA TÜM TV LER. ŞİMDİ İNDİRİN BU HAİNLERİN MASKELERİNİ !!!


HDP Kandil’dir. Diyarbakır’da 4 annenin başlattığı “Çocuklarımızı geri verin” eylemine 7 aile daha katıldı. Kaçırılan polis Vedat Kaya’nın annesi Emine Kaya Kürtçe olarak “HDP Kandil’dir. Bunlarda vicdan, din ve iman yok” dedi (Haberler Gündem 06.09.2019)

HADİ BAKALIM, SIKIYORSA HDP, KANDİLDİR!!! DEYİN.

Hadi görelim şu mangal yüreklileri.
HACİRE ANNE ile başlayan, KÜRT ANNELERİN İSYANI dalga dalga yayılarak devam ediyor. Bir anne idi, 4 oldu, 7 oldu, 10 oldu. Bu gidişle HDP yi, meclisteki  ortakları değil KÜRT ANNELERİ BİTİRECEK gibi.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken özellikle
siyasetçilerin...
stk ların...
derneklerin...
vakıfların...
ve bana göre en önemlisi DANA DİŞİ GIBİ YAZARLARIN ISKALADIKLARI bir husus var.
Kürt annelerin çocukları zorla, cebren, tehdit ve şantajla dağa militan ve akabinde de hedef tahtası olarak cepheye taşınırken, HDP li milletvekillerinin, başkanlarının çocuklarının ve akrabalarının yurt içi ve yurt dışındaki okullarda büyük bütçelerle lüks ve konfor içinde okuyor ve  yaşıyor olmaları.

Oysa tüm bunları milletin adeta gözünün içine soka soka gündeme getirecek olan GAZETELER...
TV LER...
RADYOLAR...
BASIN MENSUPLARI...
DEVASA MAAŞLAR ALAN KÖŞE YAZARLARI NEREDE?

YÜREĞİ YANAN EMİNE KAYA  ANNE HAYKIRIYOR!!!

HDP oğlumu götürmüş, onların eline vermiş. Onların çocukları Amerika'da okuyor, niye çocuklarını göndermiyorlar?

Hay ağzına sağlık be annem.
Peki, HDP li eski ve yeni milletvekillerin eşbaşkanlarının, parti içerisinde  alt ve üst yönetimde bulunan idarecilerin, ÇOCUKLARININ HANGİSİ DAĞDA?
HANGİSİ EN İYI EĞİTİM KURUMLARINDA?
KİMLER AKDENİZDE TATİLDE???

Bu soruya gelin biraz eski tarihlerde yayınlanan gazete haberlerine pbakalım. Bunları bugünün tarihine göre revize etmek O DANA DİŞİ GİBİ TV ve KÖŞE YAZARLARINA DÜŞÜYOR.

Doğu ve G.Doğu halkına ‘sivil itaatsizlik’ çağrısı yapan ve Kürt çocukların okumasına engel olan Pervin Buldan’ın oğlu Fransa’da, kızı ise İngiltere’de eğitim görüyor.(2018-12-13)

Kürtlerin açlık ve sefaletle boğuştuğunu söyleyen Pervin Buldan’ın oğlu Neçirvan’ın değeri 400 bin liradan fazla üstü açık BMW model lüks bir otomobile bindiği, boşta kalan zamanlarında da havuzlu villasında keyif çattığı tespit edildi.

BDP'li Sırrı Sakık'ın halktan JAGUAR marka arabasını gizlediğini; oğlu Heval'in lük içinde yaşadığını... (03 Haziran 2014 Salı)
........
BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekili IBRAHİM BİNİCİ' NİN OĞLU CİHAN BİNİCİ ABD’de CUNY KİNGSBOROUGH Koleji’nde eğitim görüyor. Cihan Binici Manhattan Beach/New York’ta yaşıyor.
.......

ZENDERLİOĞLU’NUN KIZI

BDP destekli Bitlis Adayı Hüsamettin Zenderlioğlu’nun kızı Beyzar Zenderlioğlu da özel okul mezunu. Beyzar Özel Kervan Akşam Lisesi’nden mezun olmuş.
..........

ÇELİK’İN OĞLU

BDP destekli Muş Adayı Demir Çelik'in oğlu Özgür Çelik’in de Özel Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde okuduğu öğrenildi.  Çelik’in yıllık masrafı 20 milyarı geçiyor.

KAPLAN’IN KIZI

BDP destekli Şırnak Adayı Hasip Kaplan'ın kızı Işıl Kaplan ise İstanbul Fatih Pertevniyal Anadolu Lisesi (Fransız Dili ve Edebiyatı)’nden 2003 yılında mezun oldu.
Diğer kızı Güneş Ruken Kaplan da özel okul mezunu, Güneş İstanbul Özel AR- EL Lisesi’nden mezun oldu.

BİRDAL’IN KIZI

Akın Birdal'ın kızı Evren Birdal-Sharma Ankara Özel Arı Lisesi mezunu. Bu lise Ankara’nın en pahalı okullarındandı. Evren Birdal İngiltere uyruklu Ajay SHARMA ile evliydi.

BOZLAK’IN OĞLU

BDP destekli Adana Adayı Murat Bozlak'ın oğlu Rukan Bozlak da 1992-1995 yılları arasında Özel Yüce Fen Lisesi’nde okudu.  Rukan Bozlak'ın kendi adına kayıtlı Ankara'da bir akaryakıt istasyonu ve 20 dönüm arazisi bulunuyor.  Murat Bozlak'ın diğer oğlu Ramazan Bozlak da Özel Yükseliş Lisesi’nde Ankara’da okudu. 1997 yılında ise Özel Doğu Akdeniz Üniversitesi (KKTC) Turizm ve Otelcilik Yüksekokulunu paralı okudu.

TÜRK’ÜN OĞLU

BDP  Mardin Belediye Başkanı  Ahmet Türk’ün oğlu Umut Ejder Türk de 1995-1999 yılları arasında Ankara’da Özel Yükseliş Lisesi’nde okudu.

KİTAP OKUMAYAN...
GAZETE OKUMAYAN...
Sadece BAKAN ve DİNLEYEN MİLLETE!!!
BİZ SIRTIMIZI KANDİLE DAYADIK diyenlerin,
NE HAYSİYETSİZ...
NE ŞEREFSİZ...
NE YALANCI...
NE SATILMIŞ...
olduklarını anlatma ve gösterme zamanı gelmedi mi?

ULUSAL YAYIN YAPAN TV LER
TRT1
ATV
STAR
SHOW
KANALD
STAR
24
ve diğerleri asıl vazife şimdi...

Resim ve belgelerle masum ve ekmek derdinde olan
HACİRE ANA,
AYŞEGÜL BİÇER,
EMİNE KAYA,
Ve diğer evlatları dağa kaçırılan annelerin acılarını paylaşmak ve hainlerin gerçek yüzlerini göstermek istiyorsanız ki eminim göstermek isteyeceksiniz. O halde bu milletvekillerinin, eşbaşkanların, belediye başkanlarının ve diğer tüm HDP lilerin bugün nerede ve hangi şartlarda okuduklarını ve yaşadıklarını bu milletin gözünün içine soka soka, beyinlerine çaka çaka anlatın.
Anlatın ki HACİRE annelerin, Ayşegül annelerin ve daha isimlerini bilmediğiniz annelerin yanına birçok anneninde katılmasına dalganın daha da büyümesine vesile olun.

Diyor ve istiyoruz ki!!!

ANNELER GEREKENİ YAPIYOR.
SIRADA TÜM TV LER.
ŞİMDİ İNDİRİN BU HAİNLERİN MASKELERİNİ !!!

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN.







 



Devamını Oku
Bülent Ertekin