Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

KAHRAMANLAR CANKAHRAMANLAR CAN VERİR YURDU YAŞATMAK İÇİN

Sürekli bana gelip “Babamla telefonla konuşalım” diyordu. Ben de “Babanla artık görüşemeyeceğiz” diyordum. “İşe mi gitti, çok mu işi var. Derik’te mi?” diye soruyordu. Baktı ki aramama süreci uzadı. Bir çocuk psikiyatristiyle birlikte hareket ederek “Baban bir daha gelmeyecek, o seni görüyor” gibi şeyler söyledim.

Uyku problemi çok oldu. İyi geceler telefon konuşmalarını yapamadığı için uyuyamıyor. “Kötü rüyalar görüyorum” diyor.

Televizyonda bir program izliyorduk, babasının video gösterisi geçti. Kulaklarını kapattı. “Anne kapatın televizyonu gece uyuyamıyorum” dedi. Çok etkilenmiş demek ki. Önceden en çok kimi seviyorsun derdim “Babamı ve seni” derdi. Son dönem sorduğumda “Sadece seni” diyordu. O kadar içime dokunuyor ki o “sadece” kelimesi. “Oğlum baban bizimle hala. Hep babamı ve seni seviyorum de tamam mı” dedim. Şimdi “Babamı ve seni” diyor.

Kabre götürdüm. “Oğlum buradan bir kapı açıldı baban cennete gitti. Orada seni bekliyor” dedim. “Anne biz de gidelim” dedi. Bizim gitmemiz için baban gibi güzel işler yapmaya ihtiyacımız var. Derik’te çalıştığı gibi cennette de bizim için çalışıyor. Biz de burada çalışacağız, sonra cennette buluşacağız” dedim. Çocuk rahatladı. Mezar taşını öptü. Çiçekleri sevdi.

Şehid Muhammed Fatih Safitürk'ün Eşi VERİR YURDU YAŞATMAK İÇİN


Vatan...

Bayrak...

Ezan...

Şehitler..

Bir şehit evladı...

Ve annesi...


Siz...

Vatan hainlerinin kucağına oturanlar...

Siz; pkk, terör örgütü ve teröristtir diyemiyenler...

Ve siz, dana dişi gibi gördüğümüz lâkin MİLLET OLAMAYAN VEKİLLER.

Hepiniz...

Çoluğunuz çocuğunuz...

Ve bilhassa eşiniz ile yüreğiniz yetiyorsa bir kez, sadece bir kez okuyun

.........


Sürekli bana gelip “Babamla telefonla konuşalım” diyordu. Ben de “Babanla artık görüşemeyeceğiz” diyordum. “İşe mi gitti, çok mu işi var. Derik’te mi?” diye soruyordu. Baktı ki aramama süreci uzadı. Bir çocuk psikiyatristiyle birlikte hareket ederek “Baban bir daha gelmeyecek, o seni görüyor” gibi şeyler söyledim.

Uyku problemi çok oldu. İyi geceler telefon konuşmalarını yapamadığı için uyuyamıyor. “Kötü rüyalar görüyorum” diyor.

Televizyonda bir program izliyorduk, babasının video gösterisi geçti. Kulaklarını kapattı. “Anne kapatın televizyonu gece uyuyamıyorum” dedi. Çok etkilenmiş demek ki. Önceden en çok kimi seviyorsun derdim “Babamı ve seni” derdi. Son dönem sorduğumda “Sadece seni” diyordu. O kadar içime dokunuyor ki o “sadece” kelimesi. “Oğlum baban bizimle hala. Hep babamı ve seni seviyorum de tamam mı” dedim. Şimdi “Babamı ve seni” diyor.

Kabre götürdüm. “Oğlum buradan bir kapı açıldı baban cennete gitti. Orada seni bekliyor” dedim. “Anne biz de gidelim” dedi. Bizim gitmemiz için baban gibi güzel işler yapmaya ihtiyacımız var. Derik’te çalıştığı gibi cennette de bizim için çalışıyor. Biz de burada çalışacağız, sonra cennette buluşacağız” dedim. Çocuk rahatladı. Mezar taşını öptü. Çiçekleri sevdi.

Şehid Muhammed Fatih Safitürk'ün Eşi


Selam ve dua ile. 

Bülent ERTEKİN 

Devamını Oku
Bülent Ertekin

KARABAĞLAR'IN GÖNÜL ELÇİLERİ...

Karabağlar Gönül Elçileri Karabağlar İzmir Huzurevi sakinlerini ziyaret etti

İlçe Kaymakamımız Cemil Özgür ÖNEĞİ’nin eşi Özlem ÖNEĞİ öncülüğünde yapılan ziyarette önce Karabağlar İzmir Huzurevi’nin sakinleri ile sohbet edildi. Ardından, İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görev yapan doktorlarımız tarafından yaşlılarımızın tansiyonları ölçüldü, fizyoterapistimizin eğlenceli spor etkinliklerine eşlik edildi ve psikoloğumuzun yaşam motivasyonunu arttıran sunumu keyifle izlendi.

Yatan hastalarımızı da odalarında ziyaret ederek tek tek ilgilenen Sayın ÖNEĞİ, bir huzurevi sakininin kendisine hediye ettiği tablo vesilesiyle başta Karabağlar İzmir Huzurevi Müdiresi Sayın Atike ÖZTÜRK’e, değerli hizmetler sunan kurum personeline ve huzurevinin kıymetli sakinlerine sıcak ev sahiplikleri için teşekkürlerini sundu ve Karabağlar Kaymakamlığı Gönül Elçileri olarak kendilerine her zaman her türlü desteği vermeye hazır olduklarını hatırlattı.

Devamını Oku
KARABAĞLAR'IN GÖNÜL ELÇİLERİ...

SİZİN VAR YA.... SİZİN... ALAYINIZI...

Vardır ya hani...
Devrelerinizin yandığı...
'la havle vela deyipte...
Ya da...
Senin var ya senin...
İşte o anlardan sadece bir kaç tanesi.

Malum dizilerden fırsat kalınırsa(!) arada sırada da olsa biraz bilgimizi ölçelim, zihinsel melekelerimizi diri tutalım diyoruz. Tutalım tutmasına da...
Olmuyor beee...
İnanın olmuyor.

Bilgi yarışmalarını ailecek büyük bir heyecan ve sabırla izliyor ve takip ediyoruz. Lâkin... Sorulara, bir de soruların cevaplarına bakınca " bu kadarına da pes, böylede sorumu olur " diyoruz. Diyoruz demesine de bizim o koca koca, anlı şanlı büyük, kocamaaaaan okullarımız, üniversitelerimiz var ya? işte oralardan hani kültürlü(!) gençler yetiştiriyor vatana, millete hayırla iş yapacak beyaz yakalılar çıkaracağız diyoruz yaaaa...
Eeeeee....
İşte o mezunların paçalarından adeta....

Neyse...
Bilgi yarışması programlarımız maalesef yarışmaya katılanların cehalet dolu cevapları ile doldu taştı. İçlerinden hangisi? derseniz inanın seçim yaparken bile çok zorlandım, eminim ki siz de zorlanacaksınız.

İşte saç baş yolduran o cevaplar:
Atv.
En Zayıf Halka...
Soru: 'Her şeyin belli olacağını ifade eden deyimde kuyruğu kopan hayvan hangisidir?' sorusuna, cevap; 'Dana' yerine 'Kertenkele' demesin mi?

Devam ediyoruz Atv'ye.
Güven Bana yarışmasında Müge Anlı soruyor: 'Tunus nerede?' Heyecanlı yarışmacı Ezgi panikle ,'Tunus nerede? Cezayir'de mi?'

Devrelerimizin yanmasına devam ediyoruz.
Kanal 360. Ben Bilirim yarışması.
Soru: Türkiye'nin en büyük tatlı su gölüdür' Yarışmacının cevabı şapkayı yedirecek cinsten:
'Nil Nehri...'

En Zayıf Halka'nın heyecanlı yarışmacısı Yusuf'a 'Bostan olarak bilinen bir türü de olan, közlenerek, beğendi de yapılan bir sebze...' diye sorulunca ne yanıt verdi dersiniz?
'Karpuz...'

Kim Milyoner Olmak İster?'de hanım yarışmacı 'Konser başlangıcında orkestra şefi 'Son, ki, üç, dört' dediğinde genellikle hangisi olur?" sorusuna 'Seyirciler saymaya devam eder' yanıtını verdi. (Doğrusu: Müzik başlar.)

Kim Milyoner Olmak İster? de
'Hangi hayvanların erkek damızlık olanlarının ismi burçlara verilmiştir?' diye soruldu. Şaşkın yarışmacı "Yengeç ve balık" şıkkını tercih edip elendi.
(Doğru yanıt: Koyun ve sığır.)

Güven Bana'da gelen saçma yanıtlar ise sunucu Müge Anlı'yı âdeta çıldırttı:
Soru:-Koyunun yavrusuna ne denir?
Cevap:-Keçi.
Soru:-Sıpa neyin yavrusudur?
Cevap:-Sığır? İnek?..

Şimdi burada derin bir nefes alıp sonrasında da
SİZİN VAR YA... SİZİN...ALAYINIZI!!!!

Adnan YÖNTEM abi, abi yardımına ihtiyacım var.
Ben...
Ben anca bu kadarını...
Anladın sen onu...

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN

Devamını Oku

KIRK YAŞ DEMEK, KIRK BAHAR, KIRK YAZ, KIRK KIŞ DEMEKTİR

Yaşın 40’a ulaştı mı?
Bırakın ulaşmayı çoktan geçti.
Bu nedenledir ki, bu soruyu okuyunca,
Evet! dedim akabinde de büyük bir merak ve heyecanla sonuna kadar okudum.

Eğer kırk yaşındaysan veya kırka yaklaşmışsan yahut kırkı geçmişsen, bil ki Kuran’ın kendisine has bir dua bildirdiği tek yaş kırk yaştır:

“ Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: 'Rabbim bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi ve senin razı olacağın salih amelleri işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.” (Ahkaf/15)

Alimler bu duanın önemini vurgulamışlar, amelin kabulüne sebep olacağını söylemişlerdir. Zira arkasından şu ayet gelir:

“İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir vaattir.” (Ahkaf/16)

Ey kırk yaşına girmiş kişi,
kendini ahirete hazırla!
Kırk veya elli yaşına giren kişi, bilmelidir ki büyük ihtimalle kalan süre geçenden daha azdır. Geçip giden süre bir göz açıp kapaması gibi gelir insana. Öyleyse kalan kısım daha da çabuk geçecektir.

Kırk yaşına ulaşan kimseye uyarıcı gelmiş demektir!
Kırk yaş demek,
Kırk bahar...
Kırk yaz...
Kırk kış...
Ömrün yarısı...
Civarıdır…

Ve karşısına şu soru dikiliverir: “Geçip giden kırk senede neler kazandın?” Eğer kırk yaş civarındaysan, muhatap olduğun neslin yarısı şimdi toprak altındadır. Belki kendi akranlarından bile göçenler vardır.

Şu sözü iyi anlaman lazım: “Sizler önden gidenlersiniz, bizler de size yetişeceğiz…” Bir yolculuğa çıkan kimse, sürenin yarısını geçince dönüş hazırlıklarına başlar. Biletini alır, işlerini ayarlar, dönüşü düşünmeye başlar. İşte kırk yaşını geçen de dönüşü düşünmeye başlamalıdır.

Mesele; ölüme inanmak kadar, ölüme hazırlanmaktır!

Ne zamana kadar?
Artık Rabbine yönelmenin vakti gelmedi mi?
Kırk yaş Allah’tan sana bir mesajdır:
“Ey kulum, buluşma vakti yaklaşıyor, buna hazır mısın?” (Muhammed Râtib en-Nablûsî)
ALINTI

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN

Devamını Oku

GENE AÇIKTA KALAN...

Gazetenin ana başlıkları...
Birinci sütuna bir başlık...
TÜRK HEYETİNİN GAYRETLERİ SONUCUNDA LİBYA'DA ATEŞKES SAĞLANDI...

-Aç kızım aç. Libya'da ateşkes sağlanmış.
Şu SON DAKİKA HABERİ bi dinleyelim.
.......

Sayın seyirciler almış bir olduğumuz bir SON DAKİKA HABERİNİ sizlerle paylaşmak istiyoruz. Şuanda karşımızda Ortadoğu ve Balkanlar'ın en yakışıklı(!),en karizmatik (!), en genç (!), en diri (!) muhabiri Cevat KELLE ye bağlanıyoruz.
-Evet, Kelle seni dinliyoruz. Bize son durum nedir anlatırmısın?

Sayın seyirciler,
Libya'da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac'la, gayrimeşru silahlı güçlerin başındaki Halife Hafter arasında ateşkes anlaşmasının imzalanması için dün Moskova'da hızlı bir diplomasi trafiği yürütüldü. Görüşmeler öncesinde, arabuluculuk görevini üstlenen Türk ve Rus heyetleri toplantı yaptı. Türk heyetinin başında ana muhalefet partisi CHP nin kurmayları ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu'nun yer aldığı toplantıda, arabuluculuk görevleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.

Ana muhalefet partisi CHP nin kurmayları, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Serrac'la Rusya Dışişleri Bakanlığı Devlet Konukevi'nde bir araya geldi. Görüşmede, ateşkes anlaşmasının nasıl olacağı masaya yatırıldı. Lavrov ve Şoygu ise Libya'nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin başındaki Halife Hafter'le görüştü. Ardından, Türk ve Rus heyetler ile Serrac ve Hafter'in katılacağı genel kurul toplantısı yapıldı.

Toplantının ardından açıklama yapan CHP 'nin basın sözcüsü,, "Muhtemel bir ateşkesin modalitelerini içeren taslak bir metin ortaya çıkardı. Metin nihai hale geldikten sonra Sayın Serrac ve Sayın Mişri (Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı) imzalayarak Türkiye tarafına teslim ettiler. Hafter tarafı ateşkesi imzalamak için yarın (bugün) sabaha kadar süre istedi" dedi. Öte yandan CHP nin kurmayları, dün ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile telefonda görüştü.

-Yuh artık yaaaaa. Yuuuh.
-Gene ne yediiiin... Ne içtin oğlum sen.
-Ne oldu anaaaa...
-Daha ne olacak be gahbecik...
-????
-Ulen CHP kim? Libya ile oturup barış görüşleri yapmak kim? Senin gene .....
Neyse geri kalan kısmı siz sayın okurların hayal gücü zihinsel hazinesine bırakıyor ve bekliyorum.
Yazın bakalım...

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN



Devamını Oku
Bülent Ertekin

DÜN... BUGÜN...

DÜN...

Cenaze namazı Beyazıt Camii’nde kılınacaktı. Az sayıda insan caminin kapısında bekliyordu. Bir araba yaklaştı. İçinden çıplak bir tabut çıkardı üç hamal.

Önce kimsesiz bir garibanın tabutu sandılar. Sonra bu çıplak tabutun Mehmet Akif’e ait olduğu anlaşılınca, camide sessiz bir kıyamet koptu. Akif’i kefensiz, çıplak getirmişler gibi, ağlamaya başladı oradakiler.

Birden Darülfünun öğrencileri her yandan camiye akmaya başladı. Gözyaşları içinde çıplak tabuta sarıldılar. Cami girişinin karşısında bulunan Emin Efendi Lokantası’nda asılı Türk bayrağını aldılar, çıplak tabutu örttüler. Kabe örtüsü bulundu bir yerden. Onu da tabutun üstüne koydular.

Beyazıt’tan Edirnekapı Şehitliği’ne kadar Akif eller üstünde, başlar hizasında taşındı. Geçtiği her yerden insanlar cenazeye katıldı. Adını duyan hürmetle ayağa kalktı, Fatiha okudu, usulca kalabalığın arasında katıldı ve yürüdü. Kalabalık sayısı binlere ulaştı.

BİR GARİBANIN TABUTU...
BİR TEK RESMİ GÖREVLİ VARDI ODA ZİRVEDEKİ ZEVATIN GÖREVLENDİRDİĞİ CENAZEYE KATILANLARI FİŞLEYEN İSTİHBARAT ELEMANLARI.

BUGÜN...

"Şu anda bu milletin imkanlarıyla ortaya konmuş olan tankı, topu, uçağını, helikopterini kullanarak milletin üzerine gelmenin bedelini bunlar çok ağır ödeyeceklerdir. Bu konuda gerek Cumhurbaşkanı olarak gerek Başbakanımız, hükümetimiz olarak bizler atılması gereken adımlar neyse dik durmak suretiyle bu adımı atacağız. Bunun bedelini asla bizler farklı bir şekilde yorumlayamayız ve meydanı da onlara bırakamayız. Yapmış oldukları işgalide çok kısa sürede ortadan kaldıracağımıza inanıyorum. Kararlı bir şekilde bu işin üzerine gideceğimizi özellikle bildirmek istiyorum ve bu konuda bu kararlılığımızı kimsenin test etmeye de gücü yetmeyecektir.

Bu arada milletime de bir çağrı yapıyorum, oda şudur, MİLLETİMİZİ İLLERİMİZİN MEYDANLARINA DAVET EDİYORUM. Havalimanlarına davet ediyorum ve milletçe meydanlarda, havalimanında toplanalım ve bunların o azınlık grubu, tanklarıyla, toplarıyla gelsinler ne yapacaklarsa halka orada yapsınlar. Halkın gücünün üstünde bir güç ben tanımadım bugüne kadar."

"Ben de CUMHURBAŞKANI OLARAK MEYDANA GELİYORUM"

Dün...
Aslanlar..
Yiğitler...
Yusuf yüzlü...
Hamza yürekli
YİĞİT ÜSTÜ YİĞİTLER!!!

O gün...
Bir yetim...
Bir kimsesiz gibi yolun ortasına bırakılarak zulüm yapanları bırakmayanlar kimler ise,

Bugün...
Alçakça bir girişim ile vatanı satmaya çalışan içerideki hainlerin karşısında duranlarda ONLARDI!!!

Onların ne sayıları...
Ne de kahramanlıkları biter.
Rabbim, onlardan ebediyen razı olsun.
Kabirlerini nur eylesin.

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN


Devamını Oku
Bülent Ertekin

İSVİÇRE'DEN BİSMİL'E UZANAN YARDIM ELİ.

İSVİÇRE'DEN BİSMİL’E UZANAN YARDIM ELİ

Bir avuç gönüllü olarak insanlığa hizmeti ilke edinmiş bir birey olarak; umut bekleyen, yetim, mağdur ve zor şartlar altında yaşam sürdüren insanlara ulaşmayı ilke edinerek hizmette gönül koydum. Ben diyerek değil biz diyerek yaşayan dünya olacaktır.

Herkes kendi kılıfına bürünüp çekilirse, peki zor şartlarda ve hiç imkanı olmayan insanlar ne olacaktır. İşte bizde istiyoruz ki bu zor şartlarda yaşam mücadelesi veren insanların yanında olmak ve karınca misali hayatlarında ışık yakmaktır.

Bir avuç gönüllü olarak yolla çıktığım ve bu gün ise insanlığı yeşerten kocaman bir aileye sahibim.

İsviçrede yaşayıp ve Bismil umut bekleyen nice insanlara umut olmak adına seferber olan hayırseverler Ayhan Özarslan ve Muhsin YAVUZCAN beylere Ne kadar teşekkür etsem bile azdır. İnsanlığa ve duyarlığı vermiş olduğunuz yardımlarınızdan dolayı çok çok teşekkür ederim.

Sizler gibi güzel kalpli ve İyiliklerle dolu insanlar artıkça insanlık hep yaşayacaktır.

Engin AKYOL

Devamını Oku
İSVİÇRE'DEN BİSMİL'E UZANAN YARDIM ELİ.

YENİ TAKİYYE: HAMAMDA KOCA KARILAR NASIL BAYILIR?

Takiyye...
Mezhebini...
İnanışını gizli tutma, saklama işi.
Bunu kim iyi, hatta ve hatta en iyi kim yapar ya da yapıyor derseniz?
Cevap FETÖ ve onun MANKURTLARI.

Peki, nedir bunlar? diye soracak olursanız inanın say say bitmez. Ben gene hafizam dakileri şöyle bi sıralayayım.

-Abdestin tuvalette alınması
-Yatakta ima yolu ile beş vaktin topluca kılınmasının mümkün olduğu
-Zorda kalınması halinde içki içilmesi
-Porno film seyredilmesi
-Deşifre olmamak için hiçbir sınır tanımadan her şeyin yapılabilmesinin mümkün olduğu
-Top sakal veya ülkücü bıyığı bırakmak
-Kadınlar ise dizlere kadar ten rengi çorap, tayt, dar pantolon kullanmak.

Tabiiki bunlar benim aklımda kalanlar elbette bunlara daha bir çoklarını sizlerde ilave edebilirsiniz.
İşte son numara, son takiyye(!)
Son olarak Arnavutluk'tan Türkiye'ye gönderilen firari FETÖ'cü Harun Çelik'in iade edilme anına ait görüntüler ortaya çıktı.

Görüntülerde FETÖ'cü hainlerin iade edilmek üzere olan Harun Çelik'e "HARUN BAYIL, BAYILMA NUMARASI YAP" şeklinde taktik verdiği ve bu şekilde iadeden kurtarmaya çalıştıkları görüldü.

Yahu bunda ne var ki? diyebilirsiniz.
Bana birden bire yıllar önce mahallemize gelen roman vatandaşlarımızı hatırlattı. Ekmek parası uğruna bir elinde tef, diğerinde kalın bir zincir, zincirin ucu burnundaki halkaya takılmış olan koca boz bir ayı…

Malum ayı, kendine öğretilen hareketleri uysallıkla yeşilçam artistlerine taş çıkartırcasına yapıyor, yapamadığında ise oynatıcısının elindeki sopa şraakk diye bedenine iniyordu…

- Hadi bakayım oğlum oyna…

Duriyemin güğümleri kalaylı ah kalaylı
Fistan giymiş etekleri alaylı alaylı aman

Adamın bet sesine karışırdı ayının kollarını kaldırıp oynamaya çalışması….

- Oğlumm göster bakimm kocakarılar hamamda nasıl bayılır?

Ayı kendini yere atar ve bayılmış taklidi yapardı. Aradan geçen 40 yada 45 sene bu hadise bana TAKİYYENİN KİTABINI YAZAN bu MANKURTLARI hatırlattı.

Ne dersiniz bir benzerlik var mı?
Hatta soruyu biraz daha genişleteyim.
AYI KİM?
TEFI KİM ÇALIYOR?
ZİNCİR KİMİN ELİNDE?
Dostlar, cevaplarınızı alayım.
Buyrun...

Selam ve dua ile
Bülent ERTEKİN


Devamını Oku
Bülent Ertekin

SİZ, NASIL BİR ÖĞRETMENSİNİZ?

Öğretmen...
Muallim...
Birisi benlik ve gurur ifade ederken...
Diğeri sadelik, mütevazilik, kucaklayıcılık
Bizim seçtiğimiz, yere göğe sığdıramadığımız ise benlik, gurur, enaniyet yani;
BEN... BEN... BEN...

Hayatımızın en güzel anılardan bir tanesi de herhalde talebelik yıllarımız olsa gerek. Hele o dilim içerisinde unutamadığımız veya unutamadıklarımızın içerisinde ilkokul ve öğretmenimiz gelir. Sizi bilmem, lâkin ben, Hasan ÖNDER hocamı hiç ama hiçbir zaman unutamadım. Aradan geçen onca zamana rağmen kendisini aramış olsamda ulaşamadım. Yaşıyorsa, Rabbim sağlık, afiyet ihsan versin, şayet ölmüş ise Rabbim Peygamber Efendimize komşu eylesin. Zira, üzerimde çok hakkı vardı.

Öğretmenlik mesleğinin toplum ve bireyler üzerinde çok etkili bir meslek olduğuna inanlardanım. Zira henüz çocuk yaşta iken bir hamur mesabesindeki evlatlarımız bu fedakar insanların elinde şekillenmekte ve bir birey olarak ailesine, topluma, yaşadığı ülkesine sonrasında da tüm insanlığa faydalı bir birey olarak hazırlanmaktadır.

Tabiiki bu şekillendirme hadisesi bu ülkenin milli, manevi, kültürel ve ahlaki değerleri ile olması gerektiğine inananlardanım. Bunu da yapacak olan elbetteki öğretmenlerimiz öğretenlerimiz ile olacaktır.

Oysa...

Bir ara verelim...
Gazete manşetlerinden bir küpür, bir haber...

"Alerjik bir hastalık nedeniyle Arhavi Devlet Hastanesi Çocuk Polikliniğinde tedavi gören ve okuluna gidemeyen 4 yaşındaki Musab Yusuf Güllü, yılbaşını ailesiyle birlikte hastanede geçirdi. Yılbaşında öğrencilerini yalnız bırakmak istemeyen okul öğretmenleri NOEL BABA KOSTÜMÜ GİYEREK öğrencilerine sürpriz yaptı. Hastane çalışanları ve hasta yakınlarının meraklı bakışları altında Noel Baba kostümüyle hastaneye giren öğretmenlerini karşısında gören Musab ve ailesi, sürpriz karşısında şaşkına göndü. Sınıf öğretmeni Caner Karataş, "Hem Yılbaşı gecesi yalnız bırakmamak istemedik hem de geçmiş olsun dileklerimizi sunmak için kendisine Noel Baba kostümlü bir sürpriz yaptık." diye konuştu.
ARTVİN/01 Ocak 2020

Bu mu olacak...
Bu mu olmalı idi...
Hasta bir çocuğu mutlu etmek için PALYAÇO KILIĞINA MI GİRMEK GEREKİYORDU?
Alternatif olması adına,
TEKSAS
TOMMİKS
ÖRÜMCEK ADAM
SÜPERMEN
ZORO da olabilirdiniz(!)

MADDE 86- Öğretmenin Görev ve Sorumlulukları

(1) Öğretmenler görevlerini Türk millî eğitiminin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda yapmakla yükümlüdür.

Buna iyi niyet diyebilirsiniz.
Lâkin....
Sizin gibi düşünmüyor...
Yaptığınızıda takdir etmiyorum.

Selam ve dua ile.
Bülent ERTEKİN

Devamını Oku
Bülent Ertekin

BEYAZ BASTONU ÇİĞNEMEYELİM

BEYAZ BASTONU ÇİĞNEMEYELİM.

"7-14 Ocak Beyaz Baston ve Görme Engelliler Haftası" Bu haftada görme engellilerin sorunları ve Beyaz bastonla ilgili farkındalık çalışmaları yapılır.

Beyaz baston görme engellilerin en büyük yardımcısı vücudunun bir parçası desek abartmış olmayız.

LÜTFEN!!!
Araç sahipleri ve değerli vatandaşlar;

Beyaz bastonun üzerine araç sürmeyelim. Beyaz bastonu çiğnemeyelim.
Yanlışlıkla beyaz bastonu ezip kırdıysak görme engelli arkadaşımızı gideceği yere kadar götürelim.
Özür dilemeniz görme engelliyi gideceği yere kadar götürmez.
Görme engelli sizden yardım istemediyse izinsiz dokunmayalım.
Kendimize göre sağa sola diyerek yönlendirmeler yapmayalım.
İzinsiz elinden elbisesinden çekiştirmeyelim. her insanın bedeni özeldir, lütfen; eşya muamelesi yapmayalım.

BEYAZ BASTONA SGK 22 LİRA VERİYOR.

Birde bunu için sıkıntılı bir süreci var. Siz beyaz bastonu alıyorsunuz faturasını SGK’ya gönderiyorsunuz oda size 22 lirayı veriyor. Hem beyaz bastonun ödemesi arttırılsın, hem de daha kolay bir şekilde beyaz bastona sahip olalım.

BASTON VAR MI?

Baston var mı? bu soruyu sorduklarında içimi bir hüzün kaplıyor. Yurt dışı ve Yurt içinde birçok arkadaşımıza baston gönderdik. Sponsorlar bularak bu hizmeti yaptık. Şikâyetimiz yok, bazı dernekler ve İstanbul’daki görme engelliler rehabilitasyon merkezide ücretsiz gönderiyor.
Her zaman sponsor bulmak kolay olmuyor.
Bu yüzdende SGK ödemesi arttırılırsa bu iş çözülmüş olur.

Salih Arıkan, Tel: 0506 514 96 93

 

 

Devamını Oku
BEYAZ BASTONU ÇİĞNEMEYELİM