Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Dünyaca ünlü Polonyalı kozmetik firması Paese Cosmetics, artık Türkiye pazarında.

 

Avrupa’nın önde gelen profesyonel makyaj markalarından birisi olan Paese kozmetik, Türkiye’de Emaar Square’de ilk mağazasını açarak, Türkiye pazarına giriş sağladı. Özellikle yeni nesil ürünleriyle tanınan ve yüzde photoshop etkisi yaratan ürünleriyle tanınan marka, Türkiye’de hem mağazası hem de online mecralar üzerinden yapacakları stratejileri hakkında bilgiler verdiler.

Paese kozmetik Türkiye direktörleri Ünal Hasanli ve Babek Muhammetli,”Paese olarak, Dünyaca tanınan, Polonya menşeili bir markayız. Ağırlıklı profesyonel makyajlarda, Avrupa pazarı’nın yüzdesinin yarısı bizde diyebiliriz. Renkli kozmetik ürünlerimiz tüketicilerimiz tarafından çok tercih edilmekte. 18 ülkede faaliyet gösteren bir markanın Türkiye ayağını bizler üstlenmekteyiz. Türkiye’de renkli kozmetik üzerine birçok firma bulunmakta lakin profesyonel kozmetik denilince bir elin parmağını geçmeyecek kadar az. Bizlerde bu konuda Avrupa’daki başarımızı Türk kozmetik sektöründe de göstermek istedik. Türk kadınları kozmetiğe Avrupalılardan daha çok önem veriyor. Ki ülkemizde bizim tarzımızda ürün üreten firmalar olmadığı halde tüketim oldukça fazla. Bildiğiniz üzere, 2019 yılında Türk kozmetik sektörü 26,4 milyar TL’lik bir pazar haline geldi ve düzenli olarak %10 büyüme kaydetmeye devam ediyor. Pandemi dönemi olsa bile, pazarın çok küçülmediği gözle görülür şekilde belli oluyor. Ürünlerimizin en büyük özellikleri, içeriğindeki aktif doğal kompleksler, yağlar, balmumları, mineraller ve doğal güneş koruyucu bileşenlerle birlikte, Ecocert ve Soil Association tarafından verilen organik sertifikasına sahiptir. Ülkemizde bu sertifikalara sahip ürün neredeyse yok diyebiliriz. Bu yüzden de daha yeni girdiğimiz pazarda, hızlı bir şekilde satış grafiğimizin yükseldiğini söyleyebiliriz. Normalde pandemi süreci olmasaydı, 2020 sonunda 3 şehirde toplam 11 şube hedefimiz vardı. Yaşanan bu üzücü günlerin ardından artık 2021’in ikinci çeyreğine kadar bu hedefimizi tutturmayı planlıyoruz. Şu an için 18 kişilik bir ekibiz, aynı şekilde onu da ilk çeyrekte 80 kişilik bir çalışma arkadaşına çıkartmak istiyoruz. Bunların yanı sıra, dijital satış kanallarının çoğunda varız ve çok iyi gittiğini söyleyebilirim, onunla da alakalı 2020 sonu 3 milyon dolar satış yapmayı planlamaktayız.” diye ifade ettiler.

Devamını Oku
Dünyaca ünlü Polonyalı kozmetik firması Paese Cosmetics, artık Türkiye pazarında.

Müge ve Gökhan Cebeci Fenomen Çift

Müge ve Gökhan Cebeci çifti 2014 yılında hayatlarını birleştirdiler. Bekâr hayatlarında farklı ülkelere bireysel seyahatler yapmış olan Müge & Gökhan Cebeci çifti evliliklerinin birinci senesinde 5 ülke gezdiler. Seyahat etmenin getirdiği mutluluk ve özgürlük duygusu en büyük motiveleri olan Resfeber Couple 5 yılda tam 25 ülke 40 tan fazla şehir gezip gördüler. Gelen talepler üzerine açtıkları instagram hesabı “resfebercouple” kısa sürede 50 bini aşkın takipçiye ulaştı.

Nasıl Fenomen Oldunuz?

Aslında sosyal medya hesabımız yoktu fenomen olmak gibi bir düşüncemizde yoktu. Hiçbir sosyal medya platformunu kullanmıyorduk. Gelen talepler üzerine instagram hesabımız Resfeber Couple’ı açtık. Hiç beklemediğimiz bir ilgi gördü ve 2 yıla yakın bir zaman diliminde 50 bin kişiye ulaştı her gün de hızla artıyor. Herkesin hayatında keyfi aldığı bir şeyler var ve bu konuya yatırım yapıyorlar, biz ise yatırımlarımızı seyahate yapıyoruz. Biletlerimizi genelde aylar öncesinden hatta uçağın biletleri ilk satışa çıktığı gün almaya çalışıyoruz. Otelimizi ve etrafındaki olanakları çok detaylı araştırıyoruz ve yol planı hazırlıyoruz. Tabi ki TL kazanarak Euro harcamanın zorlukları da yok değil ama dikkatli bir bütçe ile yapabileceklerinizin sınırı yok.

Resfeber Couple’ı Nasıl Tanımlarsınız?

Öncelikle belirtmek isteriz ki biz gezgin değiliz sadece sık seyahat eden turistleriz, gezgin olmak çok ayrı bir kavram. Yaptığımız seyahatler aslında sosyal medyada yayınlamak için yapacağımız çekimlere bir arka fondu bizim için. Geziden daha çok lifestyle bizim için çok daha uygun bir tanım. Sadece gezmiyoruz paylaşımlarımızda moda ve gastronomi de yüksel ölçüde mevcut.

Kitap Projesi Nasıl Gelişti?

Kahveyi çok sevdiğimiz için gittiğimiz her ülkede kahve içiyorduk. İkimiz toplamda günde 15-20 bardak kahve tüketiyoruz. Bununla birlikte içtiğimiz her kahve hakkında notlar aldık ve araştırmalar yaptık. İstanbul’a dönünce bunu bir kitap haline dönüştürdük ve adını We Travel For You, Coffee (Senin İçin Seyahat Ediyoruz, Kahve) koyduk amazon’a gönderdik. Onlarda kitabı onayladı ve yayınladı şuan 11 ülkede satışta. Yaklaşık 1 ay süresince de best seller olarak 4 farklı kategoride zirvede kaldı.

Gidilecek Yerleri Nasıl Seçiyorsunuz?

Tabi ki dünya üzerine görülecek çok yer, yapılacak çok aktivite, dinlenecek çok hikâye, tanınacak çok insan var. Bu tamamen sizin neyden keyif aldığınız ile alakalı. İster Finlandiya’da kuzey ışıklarını görmeye gidebilir, isterseniz de dünyanın en hızlı eğlence treni için Paris’e gidebilirsiniz. Önemli olan neyden keyif aldığını ve ne için yola çıktığını iyi bilmek. Yol kendiliğinden oluşuyor. Biz keyif aldığımız rotaları tercih etmeye çalışıyoruz. Bu rotaların başında tarihi ve kültürü ile Avrupa geliyor. Özellikle Venedik, Roma, Prag, Budapeşte gibi eski Avrupa şehirleri en çok ilgimizi çeken yerler oluyor.

Seyahat Etmenin Olumsuz Yanları Var mı?

Her şeyin olduğu gibi gezgin olmanın da olumsuz yanları var. Öncelikle hiçbir zaman kâğıt üzerinde yaptığınız kusursuz planı uygulayamıyorsunuz mutlaka başınıza bir şeyler geliyor, o an korkutsa ya da heyecanlandırsa bile sonrasında keyifli bir anı halin dönüşüyor. Biletlerimiz önceden alındığı ve otel rezervasyonumuz yapıldı için ki bu yeri geliyor 5-6 ay önceden alınıyor. Gün geldiğinde hava durumunun ne olacağını bir hafta öncesine kadar bilemiyorsunuz. Odessa’ya yazın ortasında önceden planlayarak yapığımız bir deniz kum güneş tatili tam 10 gün süren şiddetli bir fırtınaya denk geldi. O kadar soğuktu ki bir avm bulup yeniden alışveriş yapmak zorunda kaldık. Bir defasında da Milano’dan Venedik’e yaptığımız aktarmalı bir tren yolculuğu Demir Yolu çalışanlarının grevi nedeniyle kâbusa dönüştü. Çalışan olmadığı için devasa büyüklükte yaklaşık 20 trenin eş zamanlı yanaşabildiği bir tren garında binlerce nereye gideceğini bilmeyen elinde biletler danışacak insan arayan kalabalığın ortasında kaldık. Hatta bir şekilde arayıp bulduğumuz trende doğru tren değilmiş. Zorlu bir gündü.

Hem Aktif Çalışıp Hem Nasıl Gezebiliyorsunuz?

Bu tamamen planlama meselesi. Bizde diğer herkes gibi haftanın 5-6 günü mesai saatleri içerisinde çalışıyoruz. Ama hafta sonu da dâhil bütün izin günleri değerlendirmeye çalışıyoruz. Bir gecelik konaklama için yüzlerce km yolculuk yaptığımız günler oldu. İşin özü istediğiniz şeylere ne kadar vakit ayırdığınızla alakalı.

Pandemi Sürecinden Nasıl Etkilendiniz?

Başlangıç haberlerinin yayınlandığı zaman özellikle sağlığımızı riske atmak istemedik ve ikişer ay arayla yapacağımız 3 seyahatin uçak biletlerini açığa aldık. Pandemi sonrası için bekletiyoruz şimdilik. Rotamızı yurtiçine çevirdik. Görmek istediğimiz yerlere vakit seyahat ediyoruz.

Yeni Kitap Gelecek mi?

Kahve kitabının topladığı beğeni ile 2 yeni kitaba daha başladık. Birer yıl arayla çıkacaklar. Birisi Şarap birisi de Çikolata üzerine olacak.

www.instagram.com/resfbebercouple

Devamını Oku
Müge ve Gökhan Cebeci Fenomen Çift

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ÇAY ÜRETİCİLERİNDEN DARÜLACEZE’YE DESTEK

 

 

KARALİ ÇAY PANDEMİ DÖNEMİNDE DE YAŞLILARIMIZI UNUTMADI

 

 

 

Rize’nin köklü çay üreticisi Karali Çay, pandemi döneminde de ihtiyaç sahiplerine ve kurumlara yaptığı yardımlara devam ediyor.

 

Köklü Çay üreticisi Karali Çay yaşlılar için başlattığı çay kampanyası kapsamında Darülaceze’ye yüklü miktarda çay bağışında bulundu. Konuyla ilgili proje detaylarını paylaşan firma yöneticisi Ahmet Karali, yanınızdayız mesajı verdi.

 

 

Karali Çay başlattığı sosyal sorumluluk projesiyle yardımlarına devam ediyor. Çeşitli kurumlara çay yardımında bulunan ünlü çay üreticisi Karali Çay, Darülaceze’ye yüklü miktarda çay bağışında bulundu. Darülaceze Başkanı Hamza Cebeci’nin desteklerinden dolayı teşekkür plaketi sunduğu bağış kampanyası kapsamında Karali Çay Grup Sözcüsü Ahmet Karali, şu ifadelerde bulundu: ‘’Karali Çay olarak topluma duyarlı ve saygılı bir kurum olma amacıyla çalışıyoruz. Toplumun sorunlarına duyarsız kalmamayı seçiyor, elimizden geldiğince çözüm üretmeye çalışıyoruz. Bugün de bu amaç çerçevesinde buradayız. Pandemi nedeniyle uzun süre yalnız kalan büyüklerimizi ziyaret etmek, onlarla zaman geçirmek, hatırlarını sormak amacıyla geldik.’’ dedi.

 

Başlattıkları sosyal sorumluluk projesinin detaylarını paylaşan Karali, sözlerine şöyle devam etti: ‘’2020 yılı herkes için zor bir yıl oldu. Bizde Karali Çay olarak bu zor geçen günlere kısa bir ara vermek amacıyla çeşitli kurumlara çay ikramında bulunmaya başladık. Daha sonrasında bağışlarımızı bir sosyal sorumluluk projesine dönüştürerek kapsamımızı genişlettik. Karali Çay’larını paylaştığımız bu projeyle herkese ‘yanınızdayız’ mesajı veriyoruz.’’ dedi. 

 

Yapılan yardım sonrası Karali Çay’a teşekkürlerini sunan Darülaceze Başkanı Hamza Cebeci ise: ‘’Karali Çay uzun yıllardır tanıdığımız ve sevdiğimiz bir marka.  Ahmet Bey’e ince düşüncesinden dolayı teşekkür ederiz. Desteklerinden dolayı Karali Çay’a teşekkür plaketi vermekten mutluluk duyarız.’’ dedi.

 

 

 

Devamını Oku
TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ÇAY ÜRETİCİLERİNDEN DARÜLACEZE’YE DESTEK

Tüm dünyaya ihraç edilecek nitril eldivenler Düzce’de üretilecek

 

 

Tüm dünyaya ihraç edilecek olan nitril eldivenler, Düzce’de Avrupa ve Ortadoğu’nun ilk tesisi olma özelliği taşıyan TT Nitril tarafından üretilecek.

 

Koronavirüs sebebiyle önemi daha da artan nitril eldiven ihtiyacını karşılamak üzere Düzce’de üretim tesisi kuruluyor. Yılda 13 milyar adet nitril eldiven üretim kapasitesine sahip TT Nitril, tüm dünyaya ihracat yapacak.

 

TT Medical Group bünyesinde faaliyet gösterecek TT Nitril, 50 bin metre kare alan üzerine kurulacak. Tesis üretime ise önümüzdeki Şubat ayında başlayacak.

 

Dünya çapında yaşanan pandemi nedeniyle maske ve eldiven gibi koruyucu ürünlere ulaşmada yaşanan kriz, bu alanda yapılacak yerli üretimin önemini artırdı. TT Medical Group bünyesinde üretimi yapılacak olan nitril eldiven, hem Türkiye’nin ihtiyacını karşılarken hem de Düzce’den tüm dünyaya ihraç edilecek. 50 bin metrekare alan üzerine kurulacak olan tesis saatte 1 buçuk milyon, yılda ise 13 milyar adet nitril eldiven üretim kapasitesine sahip olacak.

 

TT Medical Group tarafından tesisle ilgili yapılan açıklamada, “Kronikleşen nitril eldiven sıkıntısını çözmeye yardımcı olmak ve öncelikle Türkiye pazarına güvenilir bir yerli kaynak sağlamak üzere TT Nitril’i kurduk. TT Medical Group bünyesinde kişisel koruyucu malzeme imalatını Türkiye’ye kazandırmak, uluslararası tedarikçilere olan bağımlılığı azaltmak ve yerli ürün tüketilmesini desteklemek aynı zamanda yüzlerce insanımıza istihdam sağlamak ve neticesinde ülkemizi hijyen açısından güvenli bir hale getirmek için Ortadoğu ve Avrupa’nın en büyük Nitril Eldiven tesisi olan TT Nitril’i Düzce’de kuruyoruz” denildi.

 

Saatte 1 buçuk milyon adet eldiven üretecek

 

Tesisin Şubat 2021’de üretime başlayacağı ve yılda 13 milyar adet nitril eldiven üretim kapasitesinin olduğu belirtildi.  TT Medical Group tarafından yapılan açıklamada tesis ve üretim kapasitesiyle ilgili olarak şu ifadelere yer verildi:

 

“TT Nitril tesislerimiz iki fazdan oluşacaktır. İlk 25 hattımız acil ihtiyacı karşılayabilmek üzere Şubat 2021’de operasyonel hale gelecektir. İkinci 25’lik hattımız ise Temmuz 2021 tarihinde tamamlanarak tam kapasiteye ulaşacaktır. İlk hattımızı siparişleri verilmiş olan makinelerimizi dört ay içerisinde fabrikamızın inşaatı biter bitmez kurarak seri üretime başlamış olacağız. Sekiz ay içerisinde iki fazı da tamamlayarak tam kapasite çalışır halde saatte 1 buçuk milyon, ayda 1 milyar 80 milyon ve yılda 12 milyar 960 milyon adet eldiven üretiyor olacağız. Üretilen ürünler bekletmeden yüklemeye hazır olacaktır. Üretim hattımız 50.000 m2 üzerinde çevreye duyarlı üretim yapan bir tesis olacaktır. Her bir üretim hattımız 180 metre uzunluğunda 10 metre genişliğinde ve 15 metre yüksekliğindedir. Fabrikamız Asya’daki eski makinelerle, ucuz ve düşük kalite işçilikle üretim yapmakta olan rakipleri ile kıyaslandığında çok daha modern ve kaliteli üretim yapacak şekilde dizayn edilmiştir. Ayrıca makine hatları bu doğrultuda sipariş edilmiştir. Yapmış olduğumuz yatırımda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yerli ve milli sanayi oluşturma hedefleri doğrultusunda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ayrıca Düzce Valiliği ve Düzce Belediyesi’ne destekleri için sonsuz teşekkür eder, milletimize hayırlı olmasını temenni ederiz.”

 

Devamını Oku

GÜLER SABANCI, SABANCI ÜNİVERSİTESİ’NİN HİKÂYESİNİ “BİR ÜNİVERSİTE VAR EDERKEN” KİTABINDA ANLATTI

 

 

 

 

Sabancı Üniversitesi’nin Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Sabancı Üniversitesi’nin kuruluş fikrinin ortaya çıktığı ilk andan günümüze kadar geçen süreci Alfa Yayınları’ndan çıkan “Bir Üniversite Var Ederken’’ kitabında anlattı. Kitabın geliri ise, Sabancı Üniversitesi Burs Fonu’na bağışlanacak.

 

Bir Üniversite Var Ederken kitabında, yükseköğrenimde fark yaratmak hedefiyle, Türkiye’nin 3. vakıf üniversitesi olarak kurulan ve 20.yılını kutlayan Sabancı Üniversitesi’nin ilk adımlarından günümüze uzanan öyküsü anlatılıyor. Güler Sabancı, “hayatımın en önemli gayelerinden” dediği Sabancı Üniversitesi’ni anlatırken, kendi kariyer ve yaşam yolculuğu içerisindeki yerine de ışık tutuyor.

 

Sabancı Ailesi’nin ve Sabancı Vakfı’nın yaptığı katkılar ile akademik kadroların üstlendikleri roller de kitapta anlatılıyor. “Bir dünya üniversitesi” vizyonuyla yola çıkan Sabancı Üniversitesi’nin kurumsallaşma sürecinde geçtiği aşamalara da kitapta geniş yer veriliyor. Üniversitenin çok paydaşlı bir yapı olduğu ve “birlikte” var edildiğinin altı çizilerek, bürokrasiden, akademisyenlere, öğrencilerden uluslararası iş birliği yapılan kurumlara geniş bir pencere sunuluyor. Güler Sabancı, kitapta kuruluşundan bu yana geçen 20 yılda Türkiye’nin yükseköğrenim yakın tarihine de bir not düşüyor.

 

Güler Sabancı, kitabın gelirinin Sabancı Üniversitesi Burs Fonu’na aktarılacağının altını çizerek şunları söyledi, “Sabancı Üniversitesi, Sabancı Ailesi ve Sabancı Vakfı’nın destekleriyle ‘bir dünya üniversitesi’ olma vizyonuyla yola çıktı. Bugün 20.yılını kutlarken de birbirinden başarılı mezunları, uluslararası iş birlikleri, akademik dünyadaki saygınlığı ile örnek bir kurum haline geldi. Ben de bu kitapla, Sabancı Üniversitesi’nin hayal edildiği, hayata geçirildiği ve bugünlere gelmesini sağlayan yolculukta gönülden verilen emeği anlatmak istedim. Aynı zamanda, bu kitabı Sabancı Üniversitesi’ne katkısı bulunan herkese teşekkür etme fırsatı olarak da görüyorum. Umuyorum ki, Sabancı Üniversitesi’nin hikayesi, benzer hayalleri kuranlara cesaret ve ilham verir”.

Devamını Oku
GÜLER SABANCI,  SABANCI ÜNİVERSİTESİ’NİN HİKÂYESİNİ  “BİR ÜNİVERSİTE VAR EDERKEN” KİTABINDA ANLATTI

Yeni Malatyaspor’da Gevrek tepkisi

 

Yeni Malatyaspor sezona kötü başladı. Ligde geçen sezon arka arkaya alınan kötü sonuçlar ve kulübün ekonomik olarak dar boğaza girmesinin sorumlusu olarak Başkan Adil Gevrek’in gösterilmesi Yeni Malatyaspor’u adım adım kongreye götürüyor.

Geçen sezon 16. olarak küme düşen ancak koronavirüs salgının ardından ligden düşmenin kaldırılmasıyla yeniden Süper Lig’de mücadele etme hakkı verilen Yeni Malatyaspor’da sular durulmuyor.

Ligde geçen sezon arka arkaya alınan kötü sonuçlar, ekonomik açıdan kulübün darboğaza girmesi, borçların ödenmesi için kulübe ait araçların satılması ve oyuncuların alacaklarının ödenmemesini gerekçe göstererek sözleşmelerini feshetmesi sorumlusu olarak Başkan Adil Gevrek gösterilirken, yaptıkları hamlelerde hatalı olduklarını kabul eden Başkan Gevrek’in koltuğu sallanmaya devam ediyor.

Hayal kırıklığı sürüyor

Hayal kırıklığıyla geçen 2019-2020 sezonunun ardından Yeni Malatyaspor, bu sezon ligin ilk haftasında Fatih Karagümrük’e karşı 3-0 mağlup oldu. Malatya temsilcisi, 2. haftada ise sahasında Göztepe ile 1-1 berabere kaldı. Geçtiğimiz sezon dahil olmak üzere Süper Lig’de son 13 maçta evinde sadece bir galibiyet alan Yeni Malatyaspor, 2020 yılında ligde sadece 2 galibiyet görebildi.

Geçen sezon alınan kötü sonuçlar ve küme düşülmesi, bu sezon ise yeniden Süper Lig’de devam etmesine rağmen zamanında transferlerin yapılamaması camiada büyük tepkiye neden oldu.

Yeni Malatyaspor taraftarları gidişattan endişeli!

Malatya’da yerel yöneticiler, milletvekilleri, taraftarlar ve spor kamuoyu, sarıkırmızılı takımın gidişatından dolayı büyük endişe duyarken, Adil Gevrek başkanlığındaki yönetim kurulunun istifa etmesi gerektiği yönünde beyanatlar veriyor.

Başarısızlık çanları sezon öncesinden çalmaya başlamışken, sezon başında Yönetim ve Divan Kurullarında deprem etkisi yaratan istifalar yaşandı. Bunlardan en dikkat çeken isimler Divan Kurulu Başkanı Ahmet Çakır, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Selim Pilten oldu.

Taraftar grupları ve camia tarafından istenmeyen adam haline gelen Başkan Adil Gevrek, geçtiğimiz sezon sonu da şehrin önde gelenleri tarafından tepki görürken, kulübün Divan Kurulu tarafından istifaya çağrılmıştı. Tüm bu eleştirilere ve çağrılara kulak tıkayan Yeni Malatyaspor Başkanı, izlediği transfer politikasıyla da taraftarları çileden çıkardı. Yaşananlarla birlikte Yönetim Kurulu üyesi Erdal Gündüz’ün istifası Adil Gevrek kanadında soğuk duş etkisi yaratmıştı.

Spor kamuoyunda tüm bunlar yaşanırken ligin ilk 2 haftasında denk takımlara karşı kaybedilen puanlar ve Yeni Malatyaspor Kulübü Başkanı Adil Gevrek’in üzerindeki istifa baskısını da iyice artırdı.

Yaşanan gelişmelerin ardından Başkan Adil Gevrek’in yakın zamanda kulüpte Mali Kongreyi yapması ve Olağanüstü Genel Kurul kararı alınması bekleniyor.

 

Devamını Oku

Tanju Karaçancı: Reisin yolunu yol, davasını dava biliriz

Tanju Karaçancı: Reisin yolunu yol, davasını dava biliriz

Uluslararası Gazeteciler ve Televizyoncular Federasyonu (UGTF) Yönetim Kurulu  ve Siyasi İşler Kurulu Üyesi, Efeler Haber İmtiyaz Sahibi Mehmet Evren Karaköse, röportaj köşemizde bu hafta AK Parti'nin sevilen ismi Tanju Karaçancı'yı konuk etti.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Aydın’daki önemli siyasi aktörlerinden Tanju Karaçancı’yı konuk ediyoruz. Kendisi 2007 yılından itibaren aktif siyasetin içinde değil ancak AK Parti’de görev verileceği zaman akla ilk gelen isimlerden.

Erdemli duruşu ve siyasetiyle parti tabanı tarafından çok sevilen, tabanın vazgeçmedi bir isim Tanju Karaçancı. Geçen dönem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine ismi Aydın İl Başkanlığı için geçmişti.

-Evet Sayın Tanju Karaçancı, öncelikle kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Tanju Karaçancı. 1973 yılı Söke doğumluyum. Evliyim. Eğitimim iktisat ve yerel yönetimler üzerine. Dokuz Eylül İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat ve Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yerel Yönetimler mezunuyum. Şu anda da Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimime devam etmekteyim.

-Daha önce Söke’de İlçe Başkanlığı görevinde bulunmuştunuz. O günler ile bugünleri genel siyaset bazında değerlendirebilir misiniz? Genel siyaset nasıl?

Evet, o günlerde kendimizi milletimizin önüne çıkarttığımız ilk dönemdi. Elbette bu oluşum milletin bağrından kopan bir hareket. AK Parti çatısı altında vitrine ilk çıktığımız yıllardı. Türkiye’nin yıllardan beri bekleyen sorunlarının çözümü için Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde AK kadrolar yoğun bir çaba içerisindeydi. O günlere baktığımda, heyecan anlamında aynı heyecan devam ediyor. Ancak Türkiye, partimizin kuruluş yıllarındaki Türkiye değil elbette. Artık AK Parti iktidarıyla hem masada hem sahada sözü geçen, bölgede lider konumda bir ülkeyiz. Milli teknoloji alanında yapılan atılımlar, İHA ve SİHA’ların göklerimizde uçması bugün Türkiye’nin geldiği noktayı en iyi şekilde özetliyor.

O dönemle bu dönemi karşılaştırmak gerekirse şayet, mücadele devam ediyor. AK Parti, rayların üzerinde varış noktasına giden bir tren gibidir. Hedef hep daha ileridedir. İlk durak 2023, sonrasında da 2071’dir.

-Yerel siyaset ile ilgili düşünceleriniz neler? Aydın hak ettiği hizmeti alabiliyor mu?

Aydınımız maalesef bir süredir hak ettiği hizmeti alamıyor. Hükümetimiz milyarlarca liralık yatırım yapıyor ancak yerel belediyeler maalesef ki dar alanda siyaset yaparak koltuklarını koruma gayreti içerisinde. Aydın’da elle tutulur tek bir yatırım yok. AK belediyeleri hepimiz görüyoruz. Bugün bir Konya, Kayseri, Denizli’nin merkezi hükümet ile uyumlu çalışan belediyelerinin aldığı hizmetleri hepimiz görüyor ve imreniyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız belediye başkanlığı yaptığı dönemi hepimiz hatırlıyoruz. İstanbul’u almış, bambaşka bir İstanbul ortaya çıkarmıştı. Çöp sorunu, Haliç’in temizlenmesi gibi görüntüler halen hafızamızda.

-Partinizin Aydın’daki çalışmalarını beğeniyor musunuz? Önerileriniz oldu mu hiç?

Partimizin Aydın’daki temsilcileri çalışmalarını sürdürüyor. Halk odaklı çalışmalarına devam ediyorlar. İl Başkanımız ve Milletvekillerimizi başarılı buluyorum. Şayet yanlış gittiğini gördüğüm bir nokta olursa da bunu zaten burada konuşmam, aile içi meselemizdir. İstişare toplantılarında dile getiririm.

-Siz partinin kurucularındansınız.. O dönem ile bu dönemi karşılaştırmanızı istesek ne gibi farklılıklar görürsünüz?

Partiyi ilk kurduğumuz dönemlerde daha dar bir kadro ile yola çıkmıştık. Şimdi AK Parti artık dünyanın en büyük siyasi oluşumu. Dava aynı dava, hizmet aşkı aynı. Ama artık Recep Tayyip Erdoğan’ın davası ümmetin davası haline geldi. Eskiden AK hizmetleri anlatıyorduk. Şimdi hem AK hizmetleri anlatıyoruz hem de Türkiye’nin dünyadaki pozisyonunu anlatıyoruz.

-Yani artık yükümüz daha ağırlaştı diyorsunuz..

Bizim yükümüz ne olur ki.. Çalışma arkadaşlarının bile temposuna yetişemediği Recep Tayyip Erdoğan’ın yüküne bakınca biz yükümüz var demeye ar ederiz. Ömrünü vatanına, milletine adamış bir lidere omuz vermek bizim için bir onurdur. Bizim mahalle başkanlarımızdan il, ilçe başkanlarımıza kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın yüküne omuz vermek gibi bir görevimiz var. Ben Sayın Cumhurbaşkanımızın, göğsünde yanıp tutuşan imanından, mazlumların sesi olmasından, zalimin karşısında asla eğilip bükülmeyen iradesinden dolayı yanındayım. Siyasete dava bilinci içinde bakıyoruz.

-Peki partinizde bir göreviniz yok, adınız da il başkanlığı için konuşuluyor. Diyelim ki görev verilmedi, bu sözleriniz o zaman için de geçerli olacak mı?

Ben gerek davama ve gerekse liderime sadakatle bağlıyımdır. Güce, kudrete ve menfaate tapan biri değilim. Aksine 19 yıldır partimin tüm çalışmalarında yanında olan biriyim. Bizim dava inancımızda mağlubiyet yoktur, imtihan vardır. Ben her türlü sonucu muhasebe eden ondan ders çıkaran bir siyasi anlayışın talebesiyim. Bende mücadele esastır. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin her üyesi il başkanı, ilçe başkanı ve milletvekili kadar çalışmak zorundadır. Bizim Erdoğan’ın yüküne omuz vermek için mevki-makam beklentimiz yok. Zaten gittiğimiz her köyde, her mahallede, girdiğimiz her kahvede, ev ziyaretlerimizde AK Parti’yi anlatıyoruz. Eğer partide bir görevimiz olursa o doğrultuda çalışırız, görevimiz olmazsa da şimdi ne yapıyorsak onu yaparız, yani Sayın Cumhurbaşkanımızın yüküne parti üyesi olarak omuz veririz.

-Görev almadan neden bu kadar emek veriyorsunuz?

Ben bir ilahi davaya inanırım ve bu dava için mücadele ederim. Benim davam hiçbir zaman makam davası, mal, mülk, şan, şöhret davası olmadı. Az önce de dediğim gibi, bu dava yalnız Türkiye’nin değil ümmetin davası oldu artık. Siyaset insanlara hizmet edebilmek amacıyla yapılan sanattır. Teşkilatçılık anlayışımız çalınmadık kapı, sıkılmadık el bırakmamaktır. Amacımız gönüllere girmektir. Türkiye dünyanın lider ülkelerinden biri haline geldi. Hem masada hem sahada sözü geçen bir ülke haline geldik. Bunu bize sağlayan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ben AK Parti’liyim. Ama her şeyden önce Recep Tayyip Erdoğan’ın neferiyim. Onun yolunda hangi şartlarda olursa olsun o şekilde hizmet ederim.

-İki üniversite bitirdiğinizi biliyoruz. İş insanısınız. Bu yoğunlukta siyasete ne kadar zaman ayırıyorsunuz?

Benim iş hayatım belirli bir düzende ilerliyor. Günümün büyük bölümünü siyasi çalışmalara ayırıyorum. Tabi siyaset yapmak için büyük toplantılara, mitinglere ihtiyaç yok. Gittiğimiz köy kahvesinde, mahallede, ev ziyaretinde mutlaka partimizi konuşuyoruz. Partimizin hizmetlerini anlatıyoruz. Türkiye’nin dünyadaki pozisyonunu anlatıyoruz.

-Lafı çok dolandırmadan sormak isteriz; İl Başkanı adayı mısınız?

Ben geçmişte ilçe başkanlığı görevinde bulunmuştum. Siyasette her devrin adamı olmadım. Çizgimi hep korudum. Hizmet şiarım Millete Efendi olmak değil, hizmetkâr olmaktır. Geçen dönem de Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle İl Başkanı adayı olarak Ankara’ya çağrılmıştık. Benim adayım demek gibi bir durumum yok. İl Başkanı olmak isterim, daha fazla sorumluluk almak isterim. Ancak şu anda partimizin İl Başkanı görevinin başında. Sayın Cumhurbaşkanımız takdir ederse -onun davasında daha fazla sorumluluk almak için- İl Başkanı olmak isterim.

-İl Başkanı olursanız ilde ne gibi bir değişiklikler planlıyorsunuz?

Partimizin teamülleri var. Öncelikle Genel Merkezimizin belirlediği politikalar ile yolumuza devam edeceğiz. Ancak oluşturmak istediğim kadroyu Aydın’ı bilen, Aydın’ın ihtiyaçlarına karşılık verebilecek arkadaşlar ile oluşturmak isterim. Örnek vermek gerekirse kentleşmede sıkıntı var, şehir planlamacısı bir büyüğümüzü kadromuza alırım. Aydın’da suni bir gündem yaratılıyor jeotermallerle ilgili. Bu alanda uzmanlaşmış bir arkadaşımıza yönetimimde görev veririm. Yani Aydın’a her anlamda hakim bir kadro ile yola çıkarım. Eğer görev değişikliği meydana gelir, bize de görev verilirse şimdiye kadar görev almış tüm il başkanlarımızla periyodik olarak toplantı yapar, görüşlerini alırım.

-İl Başkanı olmazsanız?

İl Başkanı olursam olmazsam diye şimdiye kadar hiç düşünmedim. Ama il başkanı olmazsam siyasi hayatımda herhangi bir değişiklik olmaz, AK Parti’ye üye olarak hizmet etmeye, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yüküne omuz vermeye üye olarak devam ederim. Benim fikrim ve zikrimde devlet ebed müddettir. Siyaseti de milletim için, devletim için, bayrağım için yaparım. Bunu 15 Temmuz’da meydanlarda, alanlarda mikrofon başında halkımızla birlikte omuz omuza mücadele vererek kanıtlamışımdır.

-Genel siyasetle ilgili görüşleriniz neler? Yeni partiler kuruluyor, seçimlere bir etkisi olur mu?

Yeni kurulan partilerin zorla oluşturdukları kadrolar dışında milletimizde bir karşılığı yok. O yüzden bu konuyla ilgili söylenecek bir şey yok.

-Aydınlılara söylemek istediğiniz neler var?

Siyasette hep ‘Hayata tepeden bakarsan insanların tepesini görürsün. Hayata insanların yanından bak ki insanların yüzünü ve kalbini gör’ mantığıyla yapmaya çalıştım. Tüm çalışmalarım da bu yönde oldu. Şimdi sorunuza istinaden bir değerlendirme yapmak gerekirse, Aydın birkaç dönemdir geriye gidiyor. Merkezi hükümet ile yerel yönetimin aynı partiden olmasının önemi Kayseri, Konya, Denizli gibi illerimizde görülebiliyor. Aydın, Merhum Başvekilimiz Adnan Menderes’in memleketi. İnşallah bir sonraki dönem hem yerelde hem genelde Aydın’dan daha iyi sonuçlar çıkartacağız. Aydınımız daha güzel şeyleri, daha fazla hizmeti hak ediyor. Komşumuz Denizli’nin geldiği noktayı hep beraber görüyoruz. Aydın ise hizmet noktasında yerel yönetimden hak ettiği desteği göremiyor. Olduğu yerde patinaj çekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız belediyecilikten geliyor. İstanbul’un o dönemiyle Sayın Erdoğan dönemi arasındaki farkları hep birlikte hatırlıyoruz. AK Belediyecilik de bunu gerektiriyor. Görev olsun olmasın önemli değil, bir sonraki dönemde Aydın’ı AK Parti Belediyeciliği ile buluşturacağız hem Büyükşehir Belediyesi hem de 17 ilçede AK Parti’yi birinci parti yapacağız.

Devamını Oku
Tanju Karaçancı: Reisin yolunu yol, davasını dava biliriz