Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Mucize Hedefindeki Teknolojinin Dili

MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ

ALLAH‘IN SANATLARINI SAYMAKLA BİTİREMEYİZ

“O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.” (48/259)

İşte arıyı anlattık, ipek böceğini anlattık, koyunu anlattık, sanki örümcek bundan daha aşağı bir sanat mı? Allah’ın hangi sanatını sayalım ki diğerinden daha harika olmasın.

Mikroskopla binler kere büyütüldükten sonra ancak görülebilen veya teknik imkanlarımız nispetinde Allah’ın yaratmış olduğu makro ya da nano varlıkları, o çok çok küçük canlıları sanat noktasında bitkiden, hayvandan, insandan hatta kainattan daha aşağı değildir. En küçük varlıktaki sanat en büyükte de vardır. Dolayısı ile o nano varlık, mükemmellik noktasında galaksilerden geri değildir.

“Demek sivrisineğin gözünü halkeden, güneşi dahi o halketmiştir, yaratmıştır. Pirenin midesini tanzim eden, düzenleyen, manzume-i şemsiyeyi, güneş sistemini de o tanzim etmiştir.

Risale-i Nurdan Sünuhat Risalesinde:
“ مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ “
("Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir." (49/28))
âyetinin sırrına müracaat et. Yalnız şu kitabın küçük bir kelimesi olan bal arısını gör.
Nasıl şehd-i şehadet, imanın verdiği huzur ve saadet o mu’cize-i kudretin lisanından akıyor.”(45/248)

KAFA KARIŞTIRAN SORULAR

Peki biz bu harika sanatları nasıl göreceğiz, nasıl idrak edeceğiz?
Yani böyle her şeyi tek tek tefekkür etmeye ve düşünmeye gerek var mı?
Ben yaşantımı düşünürüm, geçimimi düşünürüm, işimle meşgul olurum. Diğer şeyler beni ilgilendirmez, öyle değil mi?

Bu maddeci ve materyalist bir düşüncedir. Aklı olan ve düşünen ey insan!
Sen bir hücrenin yapılandırılmasında bir müdehalen var mı?
Ya iskeletinin yapılmasında bir müdahalen var mı?
Belinin hareket etmesi, boynunun hareket etmesi, ellerinin ve ayaklarının, onların parmaklarının hareket etmesi senin projen ve planın dahilinde mi oldu?
Peki kalbinin yapılması, beyninin yapılması, böbreklerini yapılması senin tasarrufunda mı oldu?

TABLACIYA BİR FIYAT VERİYORUZ

Bu kadar sanatların karşısında senin hiç sorumluluğun yok mu, olmasın mı sahi?
Tablacıdan bir kg elma alıyoruz, onun karşılığında ona bir fiyat veriyoruz.
Süt satandan, inekten sağılan sütü alıyoruz, onun karşında bir fiyat veriyoruz. 
Doktora gidiyoruz sağlığımıza kavuşmak için muayene oluyoruz, bir bedel ödüyoruz.
Bize muayene sonucunda bir ilaç alıyoruz, karşılığında bir fiyat veriyoruz. 

Her gün sağlıklı yaşıyoruz hiç bunun bedelini düşünüyor muyuz sahi?
Şayet doktor bize deseki senin için bir göz satın almamız lazım. Oysa gözün bir tane daha yardımcısı varken, fiyatı da senin bütün mal varlığındır dense, tereddüt etmeden verir misin vermez misin?
Peki yani aklımızın değerine bir fiyat biçtik mi? Kalbimizin değerine bir fiyat belirledik mi?
Ya akciğerimizin değerine bir fiyat biçen oldu mu?
Bu sayılan sendeki sanatları sağlıklı kullanmak senin elinde mi?
Bütün daha sayamadığımız duygu ve organlarımızın sağlıklı bir şekilde hayatına devam edebilmesi için ihtiyacı olan hava, su, yiyecek temini de senin elinde değil.

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
19..09.2020 

Devamını Oku

Mucize Hedefindeki Teknolojinin Dili

MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ

SÜT FABRİKASI

Süt fabrikası ne yapar? Süt hammaddesini alır onu belli bir sıcaklıkta pastörize eder. Bir müddet dayanıklı hale getirerek şişelerde veya kağıt kaplarda depolar, ambalaj yapar.
Ama o kapların içerisinde bozulmaması için de bir miktar sütün özelliğinin dışında katkı maddeleri katılır.

Bu fabrika onlarca metre kareleri kaplar. Makinaların çalışma gürültüsü vardır, isi vardır, pası vardır, kokusu vardır.
İçerisinde her meslekten insan çalışır. Farklı mesleklerdeki o insanların farklı görevleri vardır. Grevi vardır, lokavtı vardır. Yaptıkları iş ise, süt hammaddesini biraz daha dayanıklı hale getirmektir.
Ancak sütün orijinal tadında değişikler olmak kaydıyla.

Düşünmeye devam edelim ve diyelim ki; teknoloji öyle gelişmiş, mühendisler bu süt fabrikasını öyle küçültmüşler ki bir metre kareye sığdırmışlar.
Çok merakımızı celb etmez mi? Yahu bu ne harika mühendismiş? Bu nerede yetişmiş? Bu eğitim nereden almış demeyiz mi?

Hayal dünyamızı genişletelim; sonra deseler ki bu fabrika öyle bir fabrika ki; bir taraftan süt işlerken, öbür taraftan da aletlerini cihazlarını yeniliyormuş. Dişli çarklarını ve civatalarını değiştiriyormuş. Kendi kendini süt işleme esnasında kurumaya çalışıyormuş.
Bu daha çok dikkatimizi çekmez mi?
Bizi meraklar içerisinde bırakmaz mı?
Nasıl yapılmış, kim yapmış, nerede yapmış diye araştırmaya başlamaz mıyız?

Biraz daha ileri gidelim, diyelim ki bu fabrika var ya, sütleri aynı zamanda gezerek mandıralardan topluyor, süzüyor, ısıtıyor, pastörize yapıyor.
Bu daha da çok orijinal olmuş olur. Yâni her mühendis bunu yapamaz bunu yapan mühendis harika bir mühendistir, değil mi?

Biraz daha ileri gidelim mi?
Yeter artık dur orada daha ilerisi mi olur?
Bakalım birlikte, daha ilerisi var mi?
Bu fabrika bütün bu işleri yaparken bir de kendisi gibi fabrikalar icat ediyor.
Ne? Nasıl yani? Hayal ediyorsun değil mi? Demeyiz mi?
Hayal değil, gerçek dersek o zaman hayretler içerisinde kalınmaz mı?
Nedir, nerededir, kim yapmış, nasıl yapmış, bir de biz görelim demeyiz mi?

ORJİNAL SÜT FABRİKASI KOYUNU TANIYALIM

Evet düşünüyor muyuz süt veren bir koyunu büyüklüğü ne kadar metre kare ile tutmaz ancak kan ve fışkı içerisinden, bulaştırmadan bize en gıdalı yiyeceği takdim ediyor.

Bu süt fabrikası aynı zamanda hammaddesi odun, selüloz olan otları, samanları gezerek topluyor ve gezen fabrikasında süte dönüşmesine hizmet ediyor.

Aynı zamanda bu fabrika bir taraftan odun yiyip süt verirken aynı zamanda aletlerini makinalarını o ve cihazlarını yeniliyor.

Daha da orjinalini söyleyelim mi?

Bu fabrika odun hammaddesinden süt imal ederken, hammaddenin ayağına giderek hammaddeyi toplarken, aynı hammadde ile aletlerini, çarklarını, ve cihazlarını yenilerken... Daha da çok enteresanı, bir de kendi gibi fabrikalar doğurmasına vesile oluyor.

Halen merak etmiyor muyuz bu fabrikanın mühendisi kim?
Sahi bunu merak etmeyen insan olabilir mi?

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
16..09.2020 

Devamını Oku

Mucize Hedefindeki Teknolojinin Dili


MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ

İNSANI ANLATMAKLA BİTİREMEYİZ

Aynı sistem aynı düzen insanda da kurulmuştur. 100 trilyon hücre sürekli bir hareket içerisinde birbirine göre hareket etmekte ve değişime maruz kalmaktadır.

İnsan vücüdunda, özellikle bağırsaklarda iki kilograma yakın bakteri bulunmaktadır. Her bir bakteri de ayrı bir sistem ve alemdir. İnsan hücrelerinin on kattı mikrobu ayrıca vücudumuzda komşu olarak barındırıyoruz. Her bir mikrop başka bir muamma ve tanımaya değer.

BASİT OLARAK MAKİNE YAPILMASI

Bir proje hazırlayıp, o projeye göre bir makine yapmak mi kolay, yoksa birkaç mühendis bir araya gelip, ayrı ayrı düşünce ve tekliflerle bir makineyi yapmaları mı kolaydır. Hiç şüphesiz birkaç mühendisin bilgi ve istekleri çerçevesinde bir makineyi yapması, bir mühendisin projeye uyarak bir veya birkaç makineyi yapmaktan çok daha zordur.

Bir makineyi imal etmek için demir lazım, demiri elde etmek için demir hammaddesi lazım, bu hammaddeyi eritmek için fırın lazım, o fırından çıkan malzemeleri şekillendirmek için dökümhaneler ve takım tezgahları lazım, artık bunlar saymakla bitmez.

Bütün bunları bilen, kullanmasını planlayan birisi, bir makinanın bir elemanını, veya elenmanların bir araya gelmesi ile imal edilen bir cihazı ancak yapabilir. Bütün bunları bir araya getiremeyen bir makinanın imalatını düşünemez, imal edemez.
Teşbihten benzetmeden gerçeğe geçelim.

CANLILAR HARİKA SANATLAR

“İşte herbir hayvan, öyle bir kasr-ı İlahî, Allah’ın harika bir sarayıdır.
Hususan insan, o kasırların en güzeli ve o sarayların en acibidir.
Ve bu insan denilen sarayın cevherleri;
bir kısmı âlem-i ervahtan, ruhlar aleminden,
bir kısmı âlem-i misalden görünen alemden ve
Levh-i Mahfuz'dan (her şeyin hayatının yazıldığı Allah’ın ilminin ünvanı) ve
diğer bir kısmı da hava âleminden,
nur âleminden,
anasır, elementler âleminden geldiği gibi;
hacatı, ihtiyaçları ebede uzanmış,
emelleri, arzuları semavat ve arzın aktarında, tabakalarında intişar etmiş,
rabıtaları, alâkaları dünya ve âhiret edvarında, zamanlarında dağılmış bir saray-ı acib ve bir kasr-ı garibdir, şaşkınlık uyandıran bir saraydır.

İşte ey kendini insan zanneden insan!

Madem mahiyetin,esasın, iç yüzün böyledir; seni yapan ancak o zât olabilir ki:
Dünya ve âhiret birer menzil, Karaurgan yeri,
arz ve sema birer sahife,
ezel ve ebed (geçmiş, gelecek, şimdiki zaman ve sonsuz zaman) dün ve yarın hükmünde olarak tasarruf eden bir zât olabilir.
Öyle ise insanın mabudu, ibadet edileni ve
melcei, sığınacağı ve
halaskârı, kurtarıcısı o olabilir ki;
arz ve semaya hükmeder,
dünya ve ukba, ahiret dizginlerine mâliktir.” (47/135)


12.09.2020
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

 

Devamını Oku

Mucize Hedefindeki Teknolojinin Dili

MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ

İPEK BÖCEĞİ

İpek böceği de vücudundaki bir çift salgı bezinden salgıladığı sümüksü, yapışkan bir sıvıyı, böceğin alt dudağındaki çok küçük deliklerden iplik halinde dışarıya püskürtmektedir. Bu püskürtülen sıvı havayla temas ederek sertleşmektedir.

Bu madde ile ipek böceği evvela yuvasının dış kısmını örmekte, daha sonra kendini buraya yerleştirerek, etrafını kapatmaya çalışmaktadır.
Evinin inşaatında kullandığı malzeme, bizim özenle aramış olduğumuz ipektir.

Ne kadar çok basit anlattım değil mi?
Peki bu böceğin ürettiği ipeğin ham maddesinde bu kurtcuk fabrika ne kullanıyor?
Mükemmel ipek imalatında bu fabrika dut yaprağı kullanıyor.

Teşbihte hata olmasın, bu harika fabrika yeşil yaprağı kimya fabrikasında işleyerek ipek ham maddesini üretiyor.

Bundan sonra kozalar, yumuşatma kazanlarında kaynatılarak, çözülmeye hazır hale getirilir. İpek telleri özel ipek sarma aletleriyle sarılır.
Sonra, gene özel aletlerle, masuralara aktarılır. Tarakların da yardımıyla, ipek ipliği bükülür.

Ancak bu büküm safhasından geçtikten sonra ipek, iplik haline gelir. Artık İpek dokumaya elverişli bir duruma gelmiştir.

Biraz kafamızı yoralım ve düşüncemizi zorlayalım:

Bu ipek hammaddesini ipek ipliğine ve ipek kumaşlarına dönüştürmemiz için ne kadar çok tekstil ve dokuma fabrikalarına ve orada istihdam edeceğimiz ne kadar çok çeşitli mesleklerden mühendislere ve işletmecilere ihtiyaç olduğu yerinde görülebilir.

Peki şimdi sormak gerekmez mi bu ipek böceği bu ipek hammaddesini üretme tahsilini nerede yaptı?

BİLİMSEL İCADLARDA DA İLHAM YARDIMI VAR

İşte Cenab-ı Allah insanların istifade edebilmeleri için bazı bilim adamlarının da ilhamla önlerini açarak, medeniyete hizmetçi yapıyor.

İnsan bazı zor bilimsel konuları çözüme kavuştumak için gayret gösterirken, o konular hakkında artık rüyalar görmeye başlar.

Kalktığında tamam aklıma geldi buldum şu kısmı eksik bırakmışım, şunu yapmamışım. Bunlar yerine getirince mesela çözülecek der ve çözümü de bulur.
Bu bir ilham değil midir? 
“Hayvanat da emr-i Rabbanî ile beşerin ihtiyacatını yerine getirir.”

Şimdi soralım, bal arısı ve ipek böceği insanın ihtiyacını biliyor da mi bal yapıyor, yoksa insanın ihtiyacını bilen biri mi bal arısını ve ipek böceğini görevlendiriyor.

Neden o kadar teknoloji gelişmişken ve bilgisayar hemen hayatın her alanına girmişken ve hakim iken, tarım ve tekstil bilim adamları bir araya gelerek bir balı ve bir ipek maddesini üretemiyorlar?

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
09.09.2020 

Devamını Oku

Mucize Hedefindeki Teknolojinin Dili

MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ


SEMAVATTA BİR GEZELİM Mİ?

Bir gece esnasında Semavata bir bakarsanız yıldızların esrarengiz görüntülerini seyredersiniz. Teknolojinin bu günkü verilerine göre o yaldızlardan bir kısmı, yedi milyar ışık yılı mesafededir.

Aynı şekilde gündüzleyin güneşin hareketi onlardan daha geri değil. Her bir yıldız hem kendi ekseni etrafında, hem de yörüngesinde dönerek sürekli hareket etmektedir.

Dünyamız dönerken o uzayda çıkardığı sesi duysaydık uyuyabilir miydik?

Ses dalgaları havada yayıldığında, saniyedeki dalga sayısı yâni frekansı Herz (Hz) birimi ile ifade edilmekte, insan kulağı 20-20 bin Hz arasındaki sesleri duymaktadır.
İnsan kulağı 0-140 Desibel (dB) şiddeti arasındaki sesleri duymakta ve 85 dB'in üzerindeki sesler işitme kaybına yol açmakta, 140 dB ise kulakta ağrı ve kulak zarında yırtılma gibi etkiler yapmaktadır.

Gök gürültüsü 120 dB, tabanca 140 dB bizde nasıl etki yapıyor. Allah CC 20 Hz altındaki sesi bize işittirmiyor ama fareler ve örümcekler bu frekansta çıldırıyor ve o ortama gelemiyorlar. 20000 Hz üzerindeki sesleri de işittirmiyor.

VUCUMUZDAKİ SESLERİ DUYUYOR MUYUZ?

Şayet dünyanın gürültüsünü işitseydik, ağzımızdaki bakterilerin hareket seslerini de işitmek gibi, ömür boyunca uyuyamayacaktık. EKG çekiminde duyduğumuz kalbimizin sesi gibi bizi huzursuz edecekti.

Aynı sistem aynı düzen insanda da kurulmuştur. 100 trilyon hücre sürekli bir hareket içerisinde birbirine göre hareket etmekte ve değişime maruz kalmaktadır.

Aynı olay bal arısının hücreleri arasında da cereyan etmektedir. Dolayısıyla Yaratıcı kainata hangi düzeli koymuşsa, aynı düzeni bal arısına da koymuştur. Başka bir deyişle Allah için bal arısını yaratmak neyse, kainatı da yaratmak odur. 

“Ve keza semavat sahifesini güneş ve yıldızlarla yazan kudretle, bal arısıyla karıncanın sahifelerini hüceyrat (hücreler) ve zerrat (zerreler) ile yazan kudret bir olduğundan
“ اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ “
ile (mes’elenin ilânıyla) Hâlıkın (yaratıcının) bir olduğuna delalet ve şehadet eder.” (45/55)

BAL ARISINDAKİ SANAT KAİNATINKİNDEN AZ DEĞİL

“Meselâ, bir adamdan birkaç şeyin sudûru (meydana gelmesi), birkaç adamdan bir şeyin sudûrundan daha ehvendir (kolaydır). Meselâ bal arısının hilkati (yaratılışı), kudret-i İlahiyeye isnad edilmezse (Allah’a verilmezse) nihayetsiz müşkilât (zorluk) olur.” (45/57)

“Meselâ: Bal arısının bir ferdini yaratan bir kudretin hükmü, bütün kâinata cari ve nafiz olması lâzımdır. Zira, o bal arısı kâinatın unsurlarına (elementlerine) nümunedir, eczasını kâinattan alıyor. Halbuki vücud sahasında mahal (mevki) ve makam, yalnız ve yalnız Vâcib-ül Ehad'a mahsustur.” (45/72)

“Meselâ, şeffaf bir zerre, şemsi tavsif eder (güneşin özelliklerini anlatır), fakat şems olamaz. Bal arısı Sâni'-i Hakîm'i vasıflandırır (hikmet sahibi olan yaratıcıyı bildirir), amma Sâni’ (San’atkâr) olamaz...” (45/78)

“Meselâ: Bal arısı her şeyle alâkadar olduğundan, eğer icadı esbaba isnad edilirse (sebeplere verilirse), semavat ve arzın iştirakleri (ortaklığı) lâzımdır.”(45/92)

06.09.2020
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

Devamını Oku

Mucize Hedefindeki Teknolojinin Dili

MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ

KAİNATTA NE VARSA BAL ARISIINDA VAR

Şimdi bir yazar düşünelim. Öyle bir kitap yazmış olsa ki; o kitabın bir noktasında bir sayfa, bir kelimesinde bir bölüm, bir satırında bir kitap yazılı olsa, her yerde sergiler ve o sanatı ilan etmeye çalışırız. O halde:

“Bir kelime-i kudreti, meselâ “bal arısı”nı ekser eşyaya bir nevi küçük fihriste yapmak...” (2/295) ifadesini anlamaya çalışalım.

Bal arısı nasıl bütün eşyaya küçük bir fihristelik yapıyor bir tahlil edelim. Bir kitabın içerisindeki konuların neler olduğunu ve nelerden bahsettiğini öğrenmek isteyen birisi ne yapar? Önce kitabın fihristine bakar ve böylece de kitabı okuma merakı veya programı aydınlığa kavuşur.

Fehim, ifhamdan yâni anlamak, anlamaktan kolaydır. İşte bir zehirli sinek olan bal arısı, en güzel tatlı olan bal yapımı için görevlendirilirken, ona neler yerleştirilmiş bazılarını saymaya çalışalım:

Botanik bilgisi yerleştirilmiş. Hem çiçekleri tanıyor, hem onlardan bal hammaddesini topluyor, hem o çiçek grubu arasında çiçeklerinin ve nesillerinin devamı için döllenmeye aracılık ediyor, hemler çoğaltılabilir.
Kimya bilgisi yerleştirilmiş. O maddeleri öyle oranlarla bir araya getiriyor ki, yiyenlere zarar vermesin. Terkip uzun süre kokuşmasın, çevreye zarar vermesin, her yiyene uygun olsun.

Bir grubu çiçek balı yaparken, bir grubu da çam balı yapar. Bir çiçek grubu balı, diğer grup bala karıştırılmaz. Biz yerken insan olarak birbirinden ayırmaya zorlandığımız balın tadını ve kokusunu arılar nasıl karıştırmıyorlar.

Mühendislik bilgisi yerleştirilmiş. Tornası ile tesviyesi ile programlanmış CNC tezgahlarında öyle bir işçilik çıkarıyor ki, hiçbir çiçeğin kurumasına sebep olmadığı gibi,
balın dalağının altıgenlerinin köşe açıları eşit ve 60 derecedir.
Hangi birini sayalım, kısacası kainatta ne var ise bal arısında var, bal arısında ne var ise kainatta var.

Bal arası, bal yapma görevinde kilometrelerce arazi gezmekte, toplamış olduğu polenleri yuvasına getirip ve peteklerin kendine mahsus gözlerine depolamaktadır.

Hep birbirine benzeyen evler, altıgen şeklinde, ama karıştırılmıyor, kendine ait yerlerin dışına çıkılmıyor. Bu projenin eğitimi yaptırılarak, bu bilgileri acaba kim kafasına yerleştirdi?

Acaba bunun navigasyonu mu var ki; akşama kadar kilometrelerce yol kat edip, akşamleyin tekrar kovanına nasıl dönüyor?
Evet manevi navigasyonu var. Çünkü bal arası olan mucize yaratık, ilhamla yolunu tayin ediyor.

“Evet bal arısının ve hayvanatın ilhamatından (Allah tarafından kalbine doğan manalar) tut, tâ avam-ı nâsın ve havass-ı beşeriyenin ilhamatına kadar (sıradan insanların ve alim insanların  kalbine doğan manalar) ve avam-ı melaikenin ilhamatından (sıradan meleklerin kalbine doğan manalar)  tut , tâ havass-ı kerrûbiyyunun ilhamatına kadar (Allah'a yakın olan meleklerin en büyükleri, dört büyük melek kalbine doğan manalar) bütün ilhamat, bir nevi kelimat-ı Rabbaniyedir(herşeyi yaratıp terbiye eden Allah'ın kelimeleri, sözleri).” (46/448)

Demekki bu harika işlerin yapılmasında hayvanlar, ilhama mazhar olarak hareket ediyorlar ve görevlerini eksiksiz yerine getiriyorlar.

03.09.2020
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu 

Devamını Oku

Mucize Hedefindeki Teknolojinin Dili

MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ

RİSALE-İ NUR’DA BAL ARISI

Bal arısı her bir yaptığı görevle insanlara maddi manevi dersler veriyor ve faydalar sağlıyor. Birlikte bakıp sonra da tefekkür edelim.

“Bal arısı, kendine güvenmediği için, gündüzün güneşini bulur.”

Şimdi ben burada anladığımı anlatmaya çalışacağım ama, bunun ifade etmiş olduğu anlamı vermem mümkün değildir. Buradan içtimaiyatçının çıkaracağı ders farklı, bir gıdacının çıkaracağı ders daha farklıdır.

Ama şunu buradan bahsetmeden geçemeyeceğim. Vişne suyu fabrikasına bir bakalım.

Kilometreleri kaplayan bu fabrika ne yapıyor?
Vişne hammaddesini alıp, suyunu sıkıp, kağıt, cam veya teneke ambalajına dolduruyor.

Bu fabrika içerisinde her meslekten insan çalışmaktadır. İsi, gürültüsü, hava kirliliği, grevi, lokavtı, alayişi ve nümayişi vardır.

Vişne ağacı fabrikasını hiç düşündük mü? Hammaddesi nedir biliyor muyuz?
Çamur yeyip vişne meyvesini veren Allah’ın mucize ağacıdır.
İşte bu fabrikanın isi, pası, grevi, lokavtı olmadığı gibi çevremizi de temizliyor.

Ya balarısı ne yapıyor? Aman Yarabbi bu nasıl bir fabrika?
İnsan olan düşünmez mi?
Sinek kadar bir mahluk, kilometrelerce yol kat ediyor.
İnsanlar istifade etsin diye çiçeklerdeki en faydalı maddeleri topluyor, sonra kendi fabrikasında işledikten sonra hazır bir şekilde insanların istifadesine sunuyor.

Bu nasıl bir harika olay, düşünmeye değmez mi?
Bal arısı insanlığa ve medeniyete katkıda bulunurken, insanlık medeniyetten ve birbirinin menfaatini gözetmekten uzaklaşıyor.

Sözler’de insanların alacağı çok güzel dersler veriliyor. Ben oradan bir kesit aktarıyorum.

“Nasılki en küçüklerinden bal arısı ve ipek böceğini istihdam edip ilham-ı İlahî ile azîm bir istifade yolunu açarak..., medeniyet-i beşeriyenin mehasinine güzel şeyleri ilâve etmiştir.”(2/260)

Çok enteresan değil mi zehirli bir böcekten en gıdalı balı yiyoruz. Sümüklü bir böcekten de daha teknolojinin icat edemediği ipekten elbise giyiyoruz.

Bu harika olayları o zehirli böceğe ve o sümüklü böceğe verecek olursak; bu harika olaylar karşısında insanlık kendini nereye koyacak?

Bu durumda bir insan arıdan ve ipek böceğinden daha aşağı, daha bilgisiz, daha beceriksiz olmuyor mu?

Yoksa insanların hizmetine bu yaratıkları bir görevlendiren mi var?

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
31.08.2020

Devamını Oku

Mucize Hedefindeki Teknolojinin Dili

MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ

ARIYA YUVA YAPMASI İLHAM EDİLİYOR

Ey insan arı diyip geçmeyiniz, ismine sûre nazil olan bu yaratıklar için bakalım Rabbimiz neler buyuruyor:

“Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.” (44/68)

Bakınız arılar bu haliyle bal yapmaları için insanların onlara kovan hazırlamasına ihtiyacı yoktur.

Onlar yeryüzünde her tarafta ağaçta,
taşta ve
bir mağarada kendilerini kovan edinebilirler. Bunları çok görmüşüzdür.
Bal petekleri veya dalakları sıra üzerine çeşitli şekillerde kendilerini bize takdim etmiyorlar mı?
Aslında bizim arı kovanlarına ihtiyacımız var. Böylece onların yapmış olduğu balları kontrol altına alıyoruz.
Hatta yaptıkları işlere müdahale de ederek, onların görevlerine ve işlerine yardımcı olduğumuzu zannediyoruz.

ARIYA BAL YAPMASI AYETLE BİLDİRİLİYOR

“Sonra meyvelerin hepsinden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bal çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünen bir (toplum) için bir ibret vardır.” (44/69)

İşte Nahl Suresi 69. ayette onların görevlerini Rabbim çok açık bir şekilde tarif ediyor.

BAL MÛCİZESİ

Literatür bilgilerine göre yarım kilo bal için 17 bin arı 10 milyon çiçeği ziyaret ediyor.
8-10 kg bal üretmek için arı kolonisi 250 bin km üzerinde uçmak zorundadır.

Arının bal kesesini bir kere nektarla doldurabilmesi için, çiçeklerine göre 40- 120 dakika çalışması gerekir.

Arıların performansı gerçekten şaşırtıcıdır ve mucizedir.

Uçan bir arının yakıt ihtiyacı kilometre başına ifade edilemeyecek kadar eser miktar gram, 8-10 kg bal üretiminde görevli bir koloninin ihtiyaç duyduğu bal ise 1 kg olduğu tahmin edilmektedir. Mucize bir araç.

Nektar yani çiçeklerden toplanan tatlı, su ve eser miktardaki başka maddeleri ihtiva etmektedir. Arılar topladıklarını kovanlara keselerinde taşırlar.

Bal, nektar olarak bilinen kolay bozulan ince tatlı sıvı, arıların vücutlarından salgıladıkları bir takım enzimlerle işlenmesi sonucu, dayanıklı, yoğun ve yüksek besin değeri içeren bir gıda maddesine dönüştürülür.

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
27.08.2020 

Devamını Oku

Mucize Hedefindeki Teknolojinin Dili

MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ

ARILAR MUCİZE YARATIKLAR

Arıların ışığa doğru yöneldikleri deneylerle ortaya koyulmuştur. Hatta ışık yolunda engel olsa ve karanlıkta olmasa bile engelde beklemekte ve ışıktan vaz geçmemektedir.

Sözler mecmuasında bu konuyu Bediüzzaman şu şekilde ifade etmektedir.
“Bal arısı, kendine güvenmediği için, gündüzün güneşini bulur. Bütün dostları olan çiçekleri, Güneşin ziyasıyla yaldızlanmış müşahede eder.” (2/213)

Sizce engele takılmak saflık gibi görünebilir.
Ama öyle değil, çok büyük bir ilhama mazhardırlar. Öyle bir radar sistemi ile donatılmıştır ki, bizi navigasyonlar zaman zaman yanılttığı halde, arılar nerede, hangi çiçekten bal toplayacağını bilen, aynı beslenme alanını kullanan yüzlerce kovan arasında kendi kovanını bulabilen, aynı kovan içinde altıgen ve birbirine benzeyen yüzlerce petek gözünden kendininkini dokumayı, yumurtlamayı hiç şaşırmadan ve sürekli olarak yerine getiren, saf değil adeta çok zeki canlıdır.
Işığa doğru yürüyenler genelde hedeftir. İstifade etmek isteyenler de, çekemeyenler tarafından saflıklarımdan veya hainliklerinden her zaman engeller oluşturacaklardır. Önemli olan engellere rağmen sırat-ı müstakimden ayrılmamaktır. Tıpkı bal arıları gibi.

ARILAR ÖLÜRSE 4 YIL SONRA İNSANLIK ÖLÜR

Albert Einstein’e ve günümüzdeki diğer araştırmacılara göre arılar olmazsa, insan yaşamı 4 yıl sonra son bulmaktadır.

Bunlar görünüşte zehirli dikene sahipler, fakat yapmış olduğu işlere baktığımızda en tatlı, en makbul, emsaline yetişilmez ballı bir işle meşgul olmaktadırlar. Bununla da kalmıyor, insanlara yardımcı oluyorlar.

“Hayvanat da emr-i Rabbanî, bizi terbiye eden Allah’ın emri ile beşerin ihtiyacatını yerine getirir. Bal arısıyla ipek böceğinin insanlara yaptıkları yardımlar, bu davayı isbat eder.” (45/16)

ELMA SUYU FABRİKASI

İşte bizim elma suyu fabrikasına bakalım; ne yapıyor. Bu fabrika elmaya alıyor ve suyunu sıkıyor.
İçerisine de bekleme süresinde bozulmasın diye, kimyasal maddeler katıyorlar. Kaba bir ambalajda bize parası karşılığı pazarlamaktadır.
Ambalaj meyve suyu içildikten sonra atılmaktadır.

Ama o elmaya bakınız, çamur yiyor ve bize tatlı elmayı takdim ediyor. Öyle ki ambalajı içinde aylarca bozulmadan kalabiliyor ve üstelik ambalajı bile yeniyor hiç israf ve atık yoktur.
Üstelik elma ağacına da bir bedel ödemiyoruz.

Hiç düşünmüyor muyuz bu toprak fabrikası, bu ilmini ve tahsilini nerede yaptı ki;
aynı toprak bir taraftan elma yapıyor,
bir taraftan karpuz yapıyor,
diğer taraftan portakal yapıyor.
Artık siz sayın bitirebilirseniz.
Bunda tesadüf diye bir şey var mı?
Elbette mucizedir. 

İşte bize teknolojinin,
ilimin,
bilimin,
kimya fabrikalarının bir benzerini yapamadığı en mükemmel bir balı takdim etmek için görevlendirilmiş olan bu arı kolonisinin,
Allah korusun hayatları son bulsa;
insanlığın hayatı dört yılda altüst olmaktadır.

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
24.08.2020 

Devamını Oku

Mucize Hedefindeki Teknolojinin Dili

MUCİZE HEDEFİNDEKİ TEKNOLOJİNİN DİLİ

BALIN KALORİSİ REÇELDEN DAHA AZ

Bal şekere, reçele ve pekmeze göre daha düşük kalorilidir. 
Tek başına kullanılan bal, vücuda yoğun enerji vermesine rağmen, kilo yapmaması balı üstün nitelikli bir besin kaynağı olduğunu göstermektedir.
Bal diğer tatlılardan daha hızlı bir şekilde kana karışmakta, ılık suyla karıştırıldığında ise 7 dakika içinde kana karışmaktadır.
Balın inhibine etkisi olduğundan içinde bakteri barınamaz.
Yapılan deneyler ve gözlemler, sulandırılmış balın bakteri öldürücü özelliğinin saf bala göre
daha fazla olduğunu göstermiştir.
Arı kolonisine yeni dahil olacak kurtçukların, kendilerine bakmakla görevli arılar tarafından sulandırılmış balla beslenmesi bu özelliğinden dolayıdır.
Arı sütü, kovandaki işçi arıların ürettiği bir maddedir. Çok besleyici olan arı sütünde şeker, protein, yağ ve birçok vitamin bulunur.

ARILARA BU GÖREVİ VEREN VAR

Yukarıda rakamlarla ortaya koyulan ve arıların ihtiyaçlarından çok fazla ürettikleri balı, kimin için üretiyorlar?
İnsanlar için ve insanlara uygun olarak yaptırılan bu mucize madde karşılığında, insanların ne yapması gerekiyor?

Bu inanılmaz görevi arıların "kendi başlarına" yapamayacakları da bilimsel olarak ortada değil mi?

Bir hadisi şerifte şöyle buyuruluyor:

"İki şifaya birden sarılın: Biri Kur'an, öteki baldır.” (23)

Bal, midede biriken zararlı maddeleri yok eder.
Barsaklarda biriken bozuk gıda artıklarından mideyi temizler.
Sindirimi kolaydır. İnsanın tabiatını yumuşatır.
Midede eksik olmadığı müddetçe kalp hastalıklarına iyi gelir.
Sindirimi kalbe basınç yapmadığı içinde kalbi de yormaz.

Allah’a bu harika nimetler için insanların teşekkür etmesi gerekir.

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
21.08.2020 

Devamını Oku