Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

İNSAN İŞTE!...İNSAN..

İnsanların başına gelen olayların %10 u iradesi dışında başına gelir. Fakat kalan %90 ise o olayları nasıl yönettiğiniz, nasıl karşıladığınız, nasıl tepki verdiğinize göre oluşur der uzmanlar.
 Bir özlü sözle, bir şiirle, bir hikayeyle çok insanın değiştiğine tanık oldum. Bakın yukarıdaki tespiti haklı çıkaracak enfes bir hikaye paylaşacağım. Kılavuz olacak bir hikaye.. Tabiri caizse 10 numara hikaye..
Tabi bu hikâyeyi günümüze uyarlamak size kalmış.
Hikâyemiz şöyle;
Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş. Keyfi yerinde olan şeytan, sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineği sağan genç bir kadını uzaktan izlemeye başlamış.
Şeytan, kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş. Buzağı bu, az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış. Buzağı yerinde debelendikçe boynundaki ip biraz daha gevşemiş ve sonunda yular hepten çözülmüş.
Koşarak annesini emmeye giden buzağı, süt kovasına çarpmış ve bütün sütler yere dökülmüş. Sağdığı süt ziyan olunca siniri tepesine çıkan genç kadın, eline geçirdiği odunu buzağının kafasına vurmasıyla yavru kanlar içinde yere yığılmış. Yavrusuna saldırılmasına kayıtsız kalmayan anne inek bir tekmede kadını yere serip öldürmüş.
Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp, elindeki tüfekle ateş ederek ineği öldürmüş.
Silah sesini duyan gelinin kocası koşup gelmiş. Karısını yerde cansız yatar, babasını da elinde tüfekle görünce, belinden silahını çekip, tek atışta babasını öldürmüş.
Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam bu kadar acıya dayanamayacağını düşünüp, bir kurşun da kendi kafasına sıkarak canına kıymış.
Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan, şimdi bu felaketi de bana yüklerler. ”Sorsanız hepsi Şeytana uydum der.  Buzağının ipini gevşetmekten başka ben ne yaptım şimdi?” demiş.
Düşünün, gelin olan bir kova süte olsun deyip gerekli sabrı gösterseydi, kendisi, eşi, kayınpederi, inek ve buzağı hayattaydı.. Yani küçücük bir sabır…
 Bu hikayeyi, evimizde karşılaştığımız türlü sorunlar, trafikte ki keşmekeşte , arkadaşlarımızla ilişkili envai çeşit münasebetlerde vs. kılavuz olarak kullansak bugün sonradan pişman olacağımız birçok olayı yapmayız diye düşünüyorum…
Tabi bunları söylerken elimizde olmadan kaçınılmaz son yani KADER diyeceğimiz konuları ayrı tutuyorum. Bununla  da ilgili çok beğeneceğiniz umduğum bir hikayeyle yazımı bitireyim.
Bir gün ölüm elinde listeyle adamın karşısına çıkmış. “Sıra sen de “ demiş. “Öleceksin”. Adam telaşlanmış, daha ölümün çok erken olduğunu, yapacağı çok şeyler olduğunu düşünmüş ve Ölüm e “Lütfen otur yorulmuşsundur bir kahve iç lütfen” demiş. Hikaye bu ya kabul etmiş şaşırmışta tabi. Adam kahvenin içine uyku ilacı atmış ve Ölüm kendinden geçtiğinde listedeki kendi ismini silip listenin en sonuna eklemiş.
Ölüm uyanınca yaptığı ikramdan çok etkilendiğini ve bu yüzden listenin sonundan başlayacağını söylemiş…
Bazen kaçınılmaz sonlar vardır…
 

Devamını Oku

GİTTİLER.. ONBİNLERLE...YÜZBİNLERLE..

Onlar tarihi kalemleri ile değil, kanlarıyla yazdılar.. Yıl 1915.. Adları mı? Mehmet, Mehmetçik.. Tek varlıkları CANları.. Hani İstiklal Şairimizin dediği gibi..” Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

 

En güzel zaferler kardeşlik ruhuyla kazanılmıştır. 16-17 yaşındaki bir Diyarbakırlı ile Konyalıyı, Malatyalıyı, Trabzonluyu, Kütahyalıyı, Mersinliyi,Edirneliyi aynı cephede buluşturan, yan yana şehit düşüren bu kardeşlik ruhumuzdur.

 

Türk Milleti nin Çanakkale de elde ettiği bu zafer, bütün dünyaya verilmiş bir insanlık dersidir.. 1915 yılında Türkiye"de 5 Lise, bazı tarihçiler göre ise 3 lise yani Galatasaray, Konya ve İzmir Lisesi hiç mezun vermedi, daha doğrusu veremedi. Çünkü mezun olacak öğrencileri Vatan için savaşmaya gitti ve bir daha dönmedi. Çanakkale ve İstiklal Savaşı"na katılan çok sayıda çocuk, vatan savunmasında destan niteliğinde kahramanlık örnekleri sergileyerek, "meçhul çocuk askerler" olarak Türk tarihinde yerini aldı. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuri Köstüklü, Türk milletinin vatan savunması verdiği dönemlerde erkek ve kadınlar kadar çocukların da çok önemli görevler üstlendiğini söyledi. Türk çocuklarının milli bir sorumluluk şuuru içinde gösterdikleri fedakarlıklar, çektiği çileler ve eziyetlerin tam olarak bilinmediğini vurgulayan Köstüklü, Anadolu"nun hemen her köşesinde, özellikle işgal gören yörelerde, çocukların da bir destan niteliğinde kahramanlık örnekleri sergilediğini anlattı. Çocuk askerler üzerine bir araştırma yaptığını ve elde ettiği bilgileri bazı seminerlerde sunduğunu dile getiren Köstüklü, bunlardan bazılarını şöyle sıraladı: "Antep savunmasında Kebapçı Said Ağa"nın oğlu küçük Mehmet, Şahin Bey"in oğlu Hayri, şehit Yolağası"nın oğlu Mehmed Ali gibi 11-12 yaşlarındaki çocukların özverisi göz yaşartıcı boyuttadır. Bu çocuklar Arslan Bey"in başında bulunduğu milis kuvvetlerinin içinde diğer Kuvayi Milliyeciler gibi silahlı olup yeri geldiğinde çatışmalara katıldılar ve çoğu zaman da istihbarat hizmetinde bulundular.

 

Vatan, Bayrak, Ezan, Namus Onlara Emanetti.. Ölmeden onlara sahip çıkamayacaklarını anlayınca eve dönmekten vazgeçtiler..

 

Kuzularını kınalarken analar, kurtarmadan vatanı dönme dediler… Peygambere komşu olmak için dönmedi kimse.. Dönmedi ONBEŞLİLER.. Bizlere, bu hayatın yeni sahiplerine inandıklarını teslim etmeye yürüdüler..

 

Biliyorlardı omuzlarındaki yük mukaddes bir yüktü

 

Şunu da çok iyi biliyorlardı

 

Allah yardım edecekti O en büyüktü

 

Yollara düştü küçük Mehmetler

 

Bu kez sevdanın ismi konulmuştu

 

Ayrılık gününün şafak vaktinde

 

Cenneti gördü hepsi düşlerinde

 

Ölümün kucağına koşmak

 

Hiç bu kadar zevkli olmamıştı

 

Anneden, babadan, kardeşlerden geçtiler

 

Candan geçtiler, Yardan geçtiler… Kınalı serdengeçtiler…

 

Dünyalık düşleri bir kenara itip öteleri tercih ettiler

 

Arkalarından el sallayanlar, dua mırıldananlar

 

Gidenlerin dönmeyeceğini biliyorlardı

 

Mehmetler de sevdiklerinin yüreğine

 

Gömüleceklerinin farkındaydı

 

(Mehmet Orhan Durdu)

 

Bu bir savaştan çok ama çok öte bir olaydı.. Bir destandı.. Düşünün Metrekareye 6000 mermi… İnanılacak gibi değil.. Değil mi? Her bedende yaklaşık 3000 mermilik yer bulmuştur.. Bu topraklarla aramızdaki bağ da böyle yoğun olmalı.. Şehitlerimiz üzerine düşeni yaptı.. Gittiler.. Binlerle, onbinlerle, yüzbinlerle gittiler.. Gece bitti.  Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”

 

Çanakkale Şehitlerimizi, Gazilerimizi Rahmetle, minnetle saygıyla anıyoruz..

Devamını Oku

İNSANLARA ALIŞMAYIN!

Ve bir gün kapını çalacak Ölüm Meleği…O köpük köpük öfken kar etmeyecek…Yalvarmalarında…Ne korkacak senden, ne de acıyacak…Sonra yüzüne bakıp diyeceksin ki;
-Daha önce karşılaşmış mıydık?
-Hiç ayırılmamıştık ki! Diyecek..
-Ne olur biraz daha zaman!? Diyeceksin…
-Hayır… Diyecek.
İnsan gündüzü ister, karşısına gece çıkar. Her zaman genç ve güzel kalmak ister. Ammaaa zaman derisine çizgileri atar. İnsan her istediğini yapmak ister, kısıtlanmak istemez. Yorulmadan koşmak ister. Koşmadan varmak ister. Oysa zaman hızla geçiyordur ve yaş kemale eriyordur. Tam bu zamanda bir bakar ki elinde 2 kiloyu taşırken belinde ince bir ağrı… Ömrünü iki fare kemirir durur. Biri gece biri gündüz.  Her gün biraz daha eksilir gücünden kuvvetinden… İnsan hep ister, durmaksızın hem de… HAYIR etrafındadır hep…Dışarı çıkmak istersin annen baban hayır der. Kocan hayır der. Karın hayır der. Bedenin hayır der. Arkadaşın hayır der. Ben gelemem bu akşam, işim var…Ama o an gitmek istiyorsundur.
Yani anlayacağınız her tuttuğunuzu koparamazsınız. Çünkü kopmaktasınız her daim. Kimse özel değildir. Çünkü er yada geç saçların beyazlar, kemiklerini sızlatır yorgunluk…Bu halinle bile çoğu zaman yaşamak hiç bitmesin istersin. Oysa dünya elini eteğini çeker birgün senin de üzerinden. Bütün kuşlar kaçışır dallardan, tutamazsın hiçbir arzunu hayat dallarından…Günler geçip gittiği halde direniyorsun, avuçlarında isteklerin…Aslında kaybeden  hep insandır. Hayat bir yol…Çarpışma kaçınılmaz… İnsanın başına gelen, diğer varlık kardeşlerimizin de başına gelir. Güneşlin önüne set çeker bulutlar  mesela. Kopkoyu cüsseleriyle aman vermezler güneşe. Güneş kapana kısılır. Bazen de yağmura susar toprak. Toprağın kucağındaki tohum aç ve susuz kalır. Çatlayamaz bir türlü. Kuraklık zamanı ağaçlar boy veremez… Susuzluktan çatlar toprağın bağrı ve hayvanların damakları.. Bir damla suya muhtaç dalın ucundaki meyve pat diye yere düşer, çürür gider. Olgunlaşıp kendini gösteremeden… Derler ya: Ağaçtan düşen yaprak rüzgarın oyuncağı olurmuş. Hayatla mücadelen tutunduğun daldan düşene kadardır. Sonrası rüzgar nereye, sen oraya..
Ey insan eğer kendini hür ve kendi başına olduğun yanılgısından biran önce vazgeçmezsen, o ölüm anında ,Ölüm Meleği sana kocaman bir HAYIR çektiğinde işin cidden zor…. En iyisi aklını başına al, Mutlak Varlık Yaradan a tabi ol ve her şeyin köleliğinden kurtar kendini…
 

 

Devamını Oku