Hakkında
Eğitim yöneticisi,yazar,sivil toplumcu,siyasetçi
  • Eğitimci
  • Yaşadığı yer Türkiye
  • Şehir Diyarbakır
  • Doğum tarihi 03 June
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

EĞİTİM REFORMU


Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin eğitim bu reformuna ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, "Ülkemizin geçmişten bugüne eğitim öğretim sistemi çocuklarımıza maddi bilgi yükleme üzerine kuruludur. Eğitim kısmı ihmal edilmiştir. Medyanın etkisiyle geleneksel eğitim öğretimin gücü azalırken yenisi konulamamıştır. Zihinler popüler kültür ve sapkın hezeyanlarla doldurulmuştur. Önceliğimiz aileden başlayarak çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmek şarttır. Bu topyekun eğitim-öğretim reformu gerektirir" dedi

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın bu tespitlerine katılmamak mümkün değildir
Bizim asıl eğitim öğretimimiz
ailede başlar.Daha sonra
okul ve sokakta devam eder.
Halk arasında iyi eğitim almış,düzgün bir yaşam sürdürenler için"İYİ BİR AİLE TERBİYESİ (EĞİTİMİ) ALMIŞ.
"Derler.Ailede iyi eğitim alan birey, genel olarak hayatta başarılı olur.Her kese güven verir.
Ailede terbiyeyi veren,birinci derecede ANA'dır.İkinci derecede baba ve diğer aile fertleri gelir.O zaman ailenin terbiyecisi ve temel taşı olan ana adaylarını anasınıfından
başlayarak çok iyi
yetiştirmemiz lazım.Kız ve erkek okulları imkanlar oranında ayrı olmalıdır.Kız okullarının öğretmenleri mümkün mertebe kadın öğretmenlerden seçilmelidir. Erkek okullarının da öğretmenleri imkan oranında erkek öğretmenlerden seçilmelidir.
Çocuğun Aile içinde sağlam bir eğitim alabilmesi için sağlam eğitimli bir ana ve baba gerekir.Eğer biz çocuklarımızı,
-İnançlı,
-Dürüst,
-Namuslu,
-Adil,
-Çalışkan,
-Güvenilir,
-Kendisi için istemediklerini,başkası içinde istemeyen,
-Büyüklerine karşı saygı,küçüklerine sevgi gösteren,
-Vatan sever,
-Cümert,
-Merhametli,
-Güzel ahlaksahibi olmasını istiyorsak.
(Benzer güzel sıfatları çoğaltmak mümkün).Bu sıfatlara sahip bir nesil yetiştirmek istiyorsak, sağlıklı aile yuvalarını kurmak zorundayız .
Sayın Cumhurbaşkanımızın yapmayı düşündüğü eğitim reforum bunları hedeflemeli ki biz millet olarak tarihteki yerimizi alabilelim.
Bizim ordumuz ilk Balkanlara çıkarma yaparken,bir rum köylüsünün bağının içinde geçerken bağın sahibi eyvah,bu müslüman ordusu bağımın içinden geçti.Bağım maf oldu diyor.Ordu uzaklaşınca Rum köylü bağa gidiyor.Bağın zarar görmediğini,bir asmanın önüne geldiğinde asmada asılı bir kese görür. Alır keseyi açar içinde bir miktar para ve bir not bulur.Asker notta şunları yazmış."Ey bu bağın sahibi, ben Hasta idim canım üzüm istedi, bir salkım kopardım yerine bedeli olarak bu parayı bırakıyorum.."Hakkın helal et diye yazmıştır.Rum köylü hayretler içinde kalır.Böyle bir ordu ve asker bağının içinden geçtiği halde bir salkımdan fazla üzüm koparılmamış.Koparılan salkımın yerine de bedeli bırakılmış olduğunu görünce ,rumların bizim hakkımızda kanaatları olumlu yönden değişmeye başladı.
Tekrar böyle asker ve bu askerleri yetiştiren ana yetiştirmek için zaman kayıp etmeden Eğitim Reformu yapılmalıdır.Bu milletin düşmanları çok zorluk çıkaracaklarını biliyorum.
Onların tepkilerini kaale almadan yolumuza devam etme zorundayız.
Eğitim reformu yapılırken Nizmiye medreseleri,Osmanlı eğitim sistemi,kore ve Belçika gibi bazı eğitim sistemlerini inceleyerek,bize ait metodlar ve çağdaş metodları ile harmanlayarak yep yeni bir eğitim sistemi
oluşturmalıyız."İLİM ÇİN'DE OLSA BİLE ALINIZ.İLİM MÜMİNİN KAYIP OLMUŞ MALIDIR."
Genç Nesillerimiz Daha fazla dejenere olmadan Eğitim Reformu yapma zorundayız.
-Yollarımızı yaptık.
-Hastanelerimizi yaptık.
-Her ile Üniveriste yaptık.
-Doğal gaz bulduk.
-Her ile hava alanı yaptık.
-Barj yaptık.
-Okul binaları ve yeterince derslik yaptık.
-Savunna sanayimizi dünya büyüklerinin seviyesine çıkardık.
-İhracat ve ithalat arasındaki makası daraltık.

ŞİMDİ ACİL YAPMAMIZ GEREKEN, FABRİKA AYARLARIMIZA GERİ DÖNDERECEK EĞİTİM REFORMU YAPMAKTIR.

Fıransa,ABD,İngiltere,Alman,
Rus,Çin,CHP ve HDP istemez.Varsın onlar istemasin Dünya Müslümanları istiyor,Türkiye halkı istiyor.Bu bize yeter.


EĞİTİM REFORMU


Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin eğitim bu reformuna ihtiyaç duyduğunu vurgulayarak, "Ülkemizin geçmişten bugüne eğitim öğretim sistemi çocuklarımıza maddi bilgi yükleme üzerine kuruludur. Eğitim kısmı ihmal edilmiştir. Medyanın etkisiyle geleneksel eğitim öğretimin gücü azalırken yenisi konulamamıştır. Zihinler popüler kültür ve sapkın hezeyanlarla doldurulmuştur. Önceliğimiz aileden başlayarak çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmek şarttır. Bu topyekun eğitim-öğretim reformu gerektirir" dedi

Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın bu tespitlerine katılmamak mümkün değildir
Bizim asıl eğitim öğretimimiz
ailede başlar.Daha sonra
okul ve sokakta devam eder.
Halk arasında iyi eğitim almış,düzgün bir yaşam sürdürenler için"İYİ BİR AİLE TERBİYESİ (EĞİTİMİ) ALMIŞ.
"Derler.Ailede iyi eğitim alan birey, genel olarak hayatta başarılı olur.Her kese güven verir.
Ailede terbiyeyi veren,birinci derecede ANA'dır.İkinci derecede baba ve diğer aile fertleri gelir.O zaman ailenin terbiyecisi ve temel taşı olan ana adaylarını anasınıfından
başlayarak çok iyi
yetiştirmemiz lazım.Kız ve erkek okulları imkanlar oranında ayrı olmalıdır.Kız okullarının öğretmenleri mümkün mertebe kadın öğretmenlerden seçilmelidir. Erkek okullarının da öğretmenleri imkan oranında erkek öğretmenlerden seçilmelidir.
Çocuğun Aile içinde sağlam bir eğitim alabilmesi için sağlam eğitimli bir ana ve baba gerekir.Eğer biz çocuklarımızı,
-İnançlı,
-Dürüst,
-Namuslu,
-Adil,
-Çalışkan,
-Güvenilir,
-Kendisi için istemediklerini,başkası içinde istemeyen,
-Büyüklerine karşı saygı,küçüklerine sevgi gösteren,
-Vatan sever,
-Cümert,
-Merhametli,
-Güzel ahlaksahibi olmasını istiyorsak.
(Benzer güzel sıfatları çoğaltmak mümkün).Bu sıfatlara sahip bir nesil yetiştirmek istiyorsak, sağlıklı aile yuvalarını kurmak zorundayız .
Sayın Cumhurbaşkanımızın yapmayı düşündüğü eğitim reforum bunları hedeflemeli ki biz millet olarak tarihteki yerimizi alabilelim.
Bizim ordumuz ilk Balkanlara çıkarma yaparken,bir rum köylüsünün bağının içinde geçerken bağın sahibi eyvah,bu müslüman ordusu bağımın içinden geçti.Bağım maf oldu diyor.Ordu uzaklaşınca Rum köylü bağa gidiyor.Bağın zarar görmediğini,bir asmanın önüne geldiğinde asmada asılı bir kese görür. Alır keseyi açar içinde bir miktar para ve bir not bulur.Asker notta şunları yazmış."Ey bu bağın sahibi, ben Hasta idim canım üzüm istedi, bir salkım kopardım yerine bedeli olarak bu parayı bırakıyorum.."Hakkın helal et diye yazmıştır.Rum köylü hayretler içinde kalır.Böyle bir ordu ve asker bağının içinden geçtiği halde bir salkımdan fazla üzüm koparılmamış.Koparılan salkımın yerine de bedeli bırakılmış olduğunu görünce ,rumların bizim hakkımızda kanaatları olumlu yönden değişmeye başladı.
Tekrar böyle asker ve bu askerleri yetiştiren ana yetiştirmek için zaman kayıp etmeden Eğitim Reformu yapılmalıdır.Bu milletin düşmanları çok zorluk çıkaracaklarını biliyorum.
Onların tepkilerini kaale almadan yolumuza devam etme zorundayız.
Eğitim reformu yapılırken Nizmiye medreseleri,Osmanlı eğitim sistemi,kore ve Belçika gibi bazı eğitim sistemlerini inceleyerek,bize ait metodlar ve çağdaş metodları ile harmanlayarak yep yeni bir eğitim sistemi
oluşturmalıyız."İLİM ÇİN'DE OLSA BİLE ALINIZ.İLİM MÜMİNİN KAYIP OLMUŞ MALIDIR."
Genç Nesillerimiz Daha fazla dejenere olmadan Eğitim Reformu yapma zorundayız.
-Yollarımızı yaptık.
-Hastanelerimizi yaptık.
-Her ile Üniveriste yaptık.
-Doğal gaz bulduk.
-Her ile hava alanı yaptık.
-Barj yaptık.
-Okul binaları ve yeterince derslik yaptık.
-Savunna sanayimizi dünya büyüklerinin seviyesine çıkardık.
-İhracat ve ithalat arasındaki makası daraltık.

ŞİMDİ ACİL YAPMAMIZ GEREKEN, FABRİKA AYARLARIMIZA GERİ DÖNDERECEK EĞİTİM REFORMU YAPMAKTIR.

Fıransa,ABD,İngiltere,Alman,
Rus,Çin,CHP ve HDP istemez.Varsın onlar istemasin Dünya Müslümanları istiyor,Türkiye halkı istiyor.Bu bize yeter.




Devamını Oku

KURTULUŞ IŞIĞI GÖRÜNDÜ
350 yıldır Eğitimimizi batılılaştırarak kurtulacağımızı söyleyenler,hep yanıldılar.
Babasını ve anasını huzur evine terk eden ,onlara moruk diyen nesiller yetişti.
Batı normlarına göre dizayn ettiğimiz eğitim sistemiyle, dininden,örfünden,
geleneklerinden,Ef-u Ecdadından kopuk nesil yeyiştirdik.Tüm okullarda okutulan derslerin müfredatı ,bize tamamen yapancı batılıların, telkin ve tavsiyeleri ile bizim batılılaşmış uzmanlar tarafından hazırlandı.
Yıllardır bu müfredatla yetişen,
çocuklarımız ,gençlerimiz bize benzemeyen tarzda yetiştiler.Bu gençlerimiz arasında, terörist,
hırsız,ırz düşmanı....gibi nesiller yetişti.
Fabrika ayarlarına dönme zamanı geldi. Geçiyor bile.Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ,düğmeye bastı.
Hepimize düşen görev Sayın Erdoğan'ın Eğitim sistemimizi fabrika ayarlarına dönmesi noktasınbdaki çağrısına tam destek olmaktır.
Ehli hamiyet,vatansever,millet sevesr.....gibi her kes.Ama ,
fakat,lakin gibi kelime ve kavramları kullanmadan,
arkasından saklamadan, tam destek olmalıyız.
Nihayet beklenen gün geldi.
Sayın Erdoğan şimdi Eğitim Sistemi ile ilgili yapacağı düzenlemeye tüm, fikir , vicdan ve iman sahipleri yeni sistemin bir an önce hayata geçirme noktasında gayret ve destek olmalıdırlar.
Buna karşı çıkacak olan, ABD,FIRANSA,ALMANYA,İNGİLTERE,RUSYA VE İÇİMİZDEKİ HAYİNLERİN gürültüsüne papuç bırakmadan Reis'in arkasında KURŞUN LEVHA GİBİ DURMALIYIZ.Bu fırsatı kaçırırsak yarın,hesap günü,hesap veremeyiz.
Bu ülkede yaşayan her kes: -Hırsızlıktan şikayeçi,
-Zulumden şikayetçi,
-Adam kayırmakta şikayetçi,
-Adaletsizlikten şikayetçi,
-Evladın anaya-babaya saygısızlıktan şikayetçi,
-İhaleye fesat karıştırmaktan şikayetçi,
-Torpilden şikayetçi,
-Rüşvetten şikayetçi,
-Fuhşiyattan şikayetçi........gibi.
Olumsuzlukların sayısını sıralamak mümkün.
Bunlardan kurtulmanın çaresi:
-Suçluları asmak,
-Suçluları cezaevine koyup bir daha çıkarmamak,
-Bunlara meydan dayağı atmak......gibi, cezaların çeşidini daha fazla sıralayabiliriz.
Bunların hiç biri kesin çözüm değildir.
Tek ve kesin çözüm eğitimdir.
Yeni nesilleri anasıfından, üniveriste bitene kadar, kendi değerlerimizle eğitirsek, şikayetçi olduğumuz olumsuzlukların sayı ve oranı asgari seviyeye düşer.
Tek tük kalır.Onlar da istisna olur.İstisnalar da kaideyi bozmaz.Topluma huzur hakim olur.
Kim bizim değerlerimize uygun eğitim sisteminin inşaasında yardımcı olmazsa ağlamaya,
sızlamaya ve şikayette hakkı olamaz.Her kes Hz.İbrahim as'ın ateşine su götüren karınca misali,katkı sunacak.
Kimi duasıyla,kimi oyuyla,kimi parasıyla,kimi fikirleri ile kimi medya yoluyla tam destek olmanın zamanı geldi.Zere imanı ve vicdanı olanın, bu konuda desteğini, geleceğimiz adına esirgememelidir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın Eğitim Reformu ile ilgili bu açıklama ve beyanı, 40 yıllık Eğitim yöneticisi ve eğitimci olarak beni heyecanlandırdı.Bu çalışmanın hayata geçmiş halini görürsem gözüm açık gitmem.40 yıllık hayilim gerçekleşirse ölsemde gam yemem.Benden sonraki nesiller kurtulur onlar adına seviniyorum.20 yıl sonrayı hayal ediyorum.herkesin barış içinde olduğu,Cahit Sıdk Tarancı'nın şiirinde ifade edilen:

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun,

Şiirinde ifade edilen,bir toplum meydana gelir.
Şimdiden gözümüz aydın.
Birileri buna engel olmak için her yola başvururlar.Biz de Eğitim Reformunun arkasında durmalıyız.
"KINAMACININ KINAMASINA ALDIRIŞ ETMEDEN" Eğitim reformu değerlerimize uygun olarak hayata geçirmeliyiz.
YA ALLAH BİSMİLLAH...

Devamını Oku

SİSTEM DEĞŞMEDİKÇE....
Daha önceleri,bu sistemi kurup ,ülkenin sahipleri olduklarını söyleyenler,
kurdukları düzen, Müslüman Türkiye halkının mutluluğu ve huzuru değil batılı, efendilerini mutluluğunu esas almışlardı.
Çıkardıkları yasa ve yönetmenlikler halkı canından bezdirmiş,itiraz edenler kendilerini darağacında bulmuşlardı.
Zamanla direnen halk iktidara getirdiklerinin eliyle herşeyşin aslına rucu etmesini isterken,sözde devletin sahipleri blr yere kadar tahamül ettiler.1960'ta askeri devreye sokarak ilk darbeyi yaptılar. Sistemin bir daha sahiplerinin eline,yani, Halkaın eline, geçmemesi için daha önce çıkardıkları,
1924 anayasasını da beğenmeyerek 1961 anayasını yaptılar .Bu anayasayla öyle kurumlar ihdas ettiler ki ,bundan sonra kim iktidara gelirse gelsin sistemimize tabi olmak zorunda olacaklar.dediler.
Kurduklar en muhkem kale "ANAYASA MAHKEMESİ'dir"
Sistemin sahipleri zaman içinde kurulan siyasi partileri beğenmedikleri zaman Anayasa Mahkemesine götürerek kapatmışlardı.
Bunların 4'ü Merhum Erbakan Hoca'nın kurduğu: MNP,MSP,REFAH PARTİSİ VE FAZİLET PARTİSİ.idi.
Beğenmedikleri başka partilerde vardır.
TBMM'nin bu milletin yararına olduğuna inandığı yasaları çıkardığı zaman,düzenin batılı sahipleri,yasayı, Anayasa Mahkemesine götürerek iptal etirdiler.Örnek: "411 el kaosa kalkmıştır."Diyerek birileri manşet attı. Birileri de Anayasa Mahkemesine götürdü.Başörtü yasağının kalkması ile ilgili yasayı iptal etirdiler.
Askeri darbeler hep bu milletin önünü kesti.Birileri manşet atarak:
"GENÇ SUBAYLAR RAHATSIZ."
"BU GECE GENELKURNAYIN IŞIKLARI SABAHA KADAR YANDI."
"ADINI SÖYMEYECEĞİM BİR ÜST RÜTBEDEKİ ASKER ŞÖYLE DEDİ."
Gibi manşetler hükümetleri hizaya getirip saltanatlarını sürdürüyorlardı.
Ne zaman millet kendisi gibi düşünen ve yaşayanların kurduğu AK Partiyi iktidara getirdi,vesayetçilerin oyunları tek tek bozulmaya başladı.
Önce Türk Silahlı Kuvetleri Natonun emrinde değil, milletin emrine girince,
vesayetçilerin oynları bozulmaya başladı. Ellerinde kalan son kozlardan biri olan Anyasa Mahkemesini devreye soktular.Abullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı için TBMM'de oylama yapılmadan önce KANADOĞLU köşesinden çıkarak,"Meclisin Cumhurbaşkanını seçebilmesi için mecliste 376 milletvekilinin hazır olması şarttır.dedi.Ve meclisi kitledi.Anayasa Mahkemesi Kanadoğlu'nun bu hukuk dışı görüşünü kabul etti.
Vesayetçiler ellerindeki kozlarını teker teker kayıp edip milletin eli güçlenince,
son bir hamle daha yaptılar.
"ANAYASA MAHKEMESİNİN IŞIKLARI YANIYOR.
"Demesi ,düpedüz darbe çağrısıdır.
Hükümetin başlattığı
"Halka hizmet ,Hakka hizmettir." Anlayışıyla yoluna devam edebilmesi için , darbaye ve yasa dışı tüm yolları acilen kapatmalıdır.
Halkın Yeni Türkiye'de darbasiz ve korkusuz yaşamaya devam edebilmesi için ACİLEN "VESAYET SİSTEM "DEĞİŞMELİDİR.
Halk sistemin değişmesini istiyor.Halka yabancı ve halka zorla dayatılan tüm ,sistemler, yasa ve yönetmenlikler değişmalidir.Gelenek ve değerlerimize aykırı yasalar değişmedikçe bu halk huzura kavuşamaz.

Devamını Oku

SAHTE İÇKİ Mİ TEHLİKELİ ?
HAKİKİ İÇKİ Mİ TEHLİKELİ ?

Bu günlerde Görsel Medyayı,
yazılı basını ,sosyal medyayı ve kamuoyunu en çok meşgul eden haber ""SAHTE İÇKİ" haberleridir. İçenlerin, öldüğü.Son haberlere göre ölenlerin sayısı 44 kişiye çıktığı açıklandı.
Bu haber sahte olmayan İçkileri sanki masum göstermektedir.
İçkinin hangi türlüsü olursa olsun meşru ve masum göstermek,Vatan sever değil ,vatan hayinliğidir.Kim bir insanın ölümüne seviniyorsa veya meşru görüyorsa ,o kimse ölenin katlidir.
Yıllarca ülkemizde içki içmenin çağdaşlığın ,modernliğin olduğunu içki içmemenin de çağdışı, ve gericiliğin sembolu olduğunu ,bu ülkenin sözde aydınları söyleyip durdular.
Aklı başında bir sağlık uzmanı,bir devlet yöneticisi, çıkıp içkinin tüm kötülüklerin anasıdır. İçilmesinini,
üretimini ve ticaretini yasaklayalım demedi.
Yurt genelinde 2015'in ilk 5 ayında polis kayıtlarına yansıyan tırafik kazalarından ölenlerin sayısı 876 yaralıların sayısı 88 bin 833 kişidir.Bu kazaların 619 'u aşırı hız,393'ü kırmızı ışık ihlali, BİN 381 kişide ALKOLLU araç kullanandır.
Alkollu içki kullanımının insanlık için ne büyük bir felaket olduğunu gözler önüne seriyor.

Dünya Sağlık Örgütü, alkollü içkilerin neden olduğu hastalık ve kazalar nedeni ile her yıl 2.5 milyon insanın hayatını kaybettiğini bildirdi.

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Dünya Sağlık Örgütü ve Britanya Bağımsız Bilimsel Uyuşturucu Komitesi ve bazı kaynakların araştırma raporlarına yer veren bir açıklama yaptı.
Buna göre, Britanya Bağımsız Bilimsel Uyuşturucu Komitesi (ISCD) ve Avrupa Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) üyesi bilim adamları tarafından yapılan araştırmada, yeni bir "uyuşturucu zarar ölçeği" belirlendi.

Sözkonusu ölçeğe göre bilim adamları, alkolün kokain veya tütünden yaklaşık 3 kat daha zararlı olduğunu iddia etti.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, alkollü içkilerin neden olduğu hastalık ve kazalar nedeniyle her yıl 2,5 milyon insan hayatını kaybediyor. Yani dünyadaki toplam ölümlerin yüzde 3,8'i alkol kaynaklı oluyor.

Dünyanın alkollu içkilerin yaptığı tahribat ile ilgili yaptığı çalışmalar ve hazırlanan raporlar, gerçek tehlikeyi gözler önüne seriyor.
Biz hala içkinin sahte mı? Gerçek mı? Diyoruz.Tüm dünya İçkinin üretimde kaldırılması için işbiliği yapmanın zamanı gelmiştir.
Türkiye buna öncülük yapmalıdır.
Türkiye vatandaşına sahip çıkan nadir ülkelerden biridir.Sigara yasağı hususunda gösterdiği hasasiyeti, alkollu içkilerin tamamının yasaklanması hususunda da göstermelidir. Bu hususta tüm dünyaya önderlik yapmalıdır.
İnsanın aklını başından alan hiç bir yiyecek ve içecek masum olamaz ve savunulamaz.
HAKİKİSİNDEN HAYIR GELMİYEN BİR ŞEYİN SAHTESİNDEN TABİİKİ HAYIR GELMEZ

Devamını Oku

OKULLAR AÇILACAK MI ?
TÜM VELİLER DERS BAŞINA
Okullar hep açıktır.CORONAVİRÜS dünyayı kasıp kavurmaya başlayınca ,bütün dünyada kafalar karıştı.Okullarda yüz yüze eğitime ara verildi.Şimdilerde bütün dünyada yeniden yüz uyüze eğitime başlama hazırlıkları yapılıyor.Bazı ülkelerde yüz yüze eğitime başlandı.Bizde ilkpokulun tüm sınıflarında,ortaokul ve liselerin son sınıflarında yüz yüze eğitime başlama kararı verildi.
Ülkemizde tüm okul ve sınıflarda başlayan Uzaktan eğitime devam ediliyor.zaman içinde gerekli tedbirleri alarak peyder pey yüz yüze eğitime geçilecek.Yüz yüze eğitimin devamı için Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun kararlarına uygun olarak başlayacak. Devam edip etmeyeceği hususu okullardaki maske ,mesafe ve hijyene ne oranda uyulup uyulmadığna göre karar alınacak.Tüm okullar yüz yüze eğitime başlamadan önce okulların eğitim mekankarını,sınıflar,
koridorlar,bahçe ,oyun alanları,
kütüphane,laburatuar ve benzeri tüm alanlar sürekli temiz tutulmalıdır.Her tenefüsten sonra elden geçirilmelidir.Bu hizmet için okullara daha çok temizlik elemanı istihdam edilmeli,öğretme,personel veli ve öğrenciler okulun dış kapısında içeri girmeden kontrıol yapıldıktan sonra alınmalıdır.Gün içinde durumundan şüphenilenler derhal okulun dışına çıkarılıp, evine götürülmelidir.Okullara kullanılacak hijyen malzemeleri bakanlık tarafından sağlanmalıdır.Okullarda hijyen kuralına uyulup uyulmadığı her gün denetlenmelidir.İşi okul yöneticilerine bırakılmıyacak kadar hayati olduğunu unutmayalım.
Denetim ekibi :Mahale Muhtarı,Aile Birliği temsilcisi,sağlık görevlisi ve Milli Eğitim Müfetişi'inden oluşturmalıdır.
Yüz yüze eğitim, eğitimin esasıdır.Öğrencinin bilgi alma yanında iyi alışkanlıklar ve sosyalleşme,insan ilişkileri kazandırması sağlanmasına vesile olacağını unutmayalım.
Uzakta eğitim imkansızlığın sonucu olduğunu unutmayalım.
Uzaktan eğitim iyi hazırlanmış pıroğramla mümkün olur.Veliler evde öğrencinin yanında oturarak öğrencinin dersleri takip etmesine katkıda bulunmalıdırlar.Açık öğretim ders saatı başladığı saatlerde öğrencileri serbest bıraktığımız zaman,sorumluluk duyguları gelişmemiş çocukkar. Dersi takip ediyormuş gibi velinin gözünü boyatarak bilgisayar,tablet veya telefonda oyun oynamaları kaçınılmazdır.
Okullarda yüz yüze eğitim başlayana kadar ;veliler uzakta eğitimin başladığı saatlerde işini gücünü bırakıp çocuğu ile dersi takip etmesi zorunludur.Aksi takdirde çocuk dersi takip etmeyecek ve öğrenmeden süreyi dolduracak, arkadaşlarından geri kalacak,yapılacak sınavlarda başarısız olacak.
TÜM VELİLER DERS BAŞINA diyoruz.

Devamını Oku

İMAN EDELİM Kİ
İNSANLIK KURTULSUN

49. Hucurat suresi 14. ayet

"Bedevi Araplar, "İnandık." dediler. De ki: "Siz inanmadınız, fakat teslim olduk, deyin. Çünkü henüz iman kalbinize girmedi. Eğer Allah'a ve Rasul'üne itaat ederseniz, O, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez." Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir"
Bu ayet celile,bir cephesi ile günümüz müslümanlarını işaret ediyor.
İman eden bir mümin,faiz yemez,fuhşiyatın her türlüsünden uzak durar,haksız yere insan öldürmez,hırsızlık yapmaz,rüşvet yemez,işi ehline verir,adil olur,insanlar arasından ayırım yapmaz,ibadetlerini aksatmaz
.....gibi,bu Müslümanların sayısı gittikçe azalyor.
Gözünü kırpmadan insan öldüren,hırsızlık yapan ,adam kayıran, adil olmayan,namaz kılmayan,oruç tutmayan,....gibi
müslüman olduklarını söyleyenlerin giderek sayısı artıyor.
" Siz inanmadınız,fakat teslim olduk deyin." Bugün bu ayetin işaret ettiği İNSAN TİPİ bir hayli fazla oldığunu görüyoruz.
Hepimize düşen görev,İllahi emre uyarak,mümin olmaktır.Bunun için Eğitim sistemimizi ve aile yapımızı İslama göre yeniden dizayn etmemiz şarttır."Ağaç yaş iken eğilir."atasözünden yola çıkarak, çocuklarımızı önce aile içinde eğiterek, hakiki iman sahibi ve iyi aile terbiyesi alması için alt yapıyı hazırlamak zorundayız.Aileyi oluşturan kadın ve erkek İslami kurallara göre yaşayınca ,evlatları da salih olurlar.Yoksa bir süre sonra müslüman olduğunu söyleyip, İslamla alakası olmayan nesiller yetişir.
Ailedeki eğitimin tamamlayıcısı olan okuldaki eğitim ,dinden,
imandan yoksun seküler bir anlayışla, çocukları ve gençleri yetiştirirse o zaman dananın kuyruğu kopar.Aile içinde evlatlarımıza verdiğimiz eğitim boşa gider. Tam bizim anlayışımıza zıt nesiller yetişir.Bu çocuklardan ve gençlerden meydana gelen toplum buna göre şekil alır. Diyanet,cemaatler,tarikatlar,okullar,
kanaat önderleri,farklılıklarımızı bir kenara bırakarak el birliği ve iş birliği yaparak bu problemi çömzmek. Zorundayız.
Yoksa hepimiz sorumlu

Devamını Oku

Tansu bey, yazılarımın okuma istatistik raporunu tarafıma versen sevinlrim.

KÖY ENSTİTÜLERİNİ( PARDON)
ŞEHİR ENSTİTÜLERİNİ
AÇALIM İHTİYAÇ VARDIR

Bİr şeyini nerede kayıp edersen gider, orada ararsın.Başka yerlerde ararsan bulamazsın.Ancak orada kayıp ettiğn yerde bulursun.
Ehli Sünnet vel Cemaat inancında olan tüm müslümanları bir arada tutan HALİFELİK müessesesi ve makamıdır.
Şia dünyası,İMAMET kurumu ile tüm şii müslümanları İMAMET kurumunun etrafında toplarken,
Ehli Sünnet inancına sahip müslümanlar yüz yıllar boyunca İslam Halife'sinin etrafında toplanıyorlardı.Taki Halifeliğin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 3 Mart 1924 günü çıkardığı kanunla halifelik makamının
kaldırılmasına kadar.
Bu tarihten sonra Dünyadaki tüm Ehli Sünnet Müslümanları başsız kaldılar.Bu tarihten günümüze kadar Ehli Sünnet Müslümanlarının organize edecek, bir araya getirecek başka bir kurum ve makam yoktur.
1944 tarihine kadar CHP hükümeti,
Müslüman Türkiye halkını İslam'dan uzaklaştırmak için yaptıkları,tüm
devrim ve uygulamara rağmen ,bir türlü başarılı olamadı.1944 yılında Köy Enstitülerini açarak işi eğitimle hal etmeye karar verdi.

Köy Enstitülerinde okutulan dersler
Kültür Dersleri:

1-Türkçe,

2-Tarih,

3-Coğrafya,

4-Yurttaşlık Bilgisi,

Matematik,

Fizik,

Kimya,

Tabiat ve Okul Sağlık Bilgisi,

Yabancı Dil,

El Yazısı,

Resim-İş,

Beden Eğitimi ve Ulusal Oyunlar

Müzik,

Askerlik,

Ev İdaresi ve Çocuk Bakımı,

Öğretmenlik Bilgisi: (a) Toplumbilim, (b) İş Eğitimi, (c) Çocuk ve İş Ruhbilimi, (d) İş Eğitimi Tarihi, (e) Öğretim Metodu ve Tatbikat,

 Zirai İşletmeler Ekonomisi ve Kooperatifçilik.

Ziraat Ders ve Çalışmaları:

Tarla Ziraatı,

Bahçe Ziraatı,

Fidancılık, Meyvecilik ve Sebzecilik Bilgisi,

Sanayi Bitkileri Ziraatı,

Zooteknik,

Kümes Hayvanları Bilgisi,

Arıcılık, İpek Böcekçiliği,

Balıkçılık ve Su Ürünleri Bilgisi,

Ziraat Sanatları.

Teknik Dersler ve Çalışmalar:

Köy Demirciliği (nalbantlık, motorculuk),

Köy Dülgerliği (marangozluk),

Köy Yapıcılığı: (a) Tuğlacılık ve Kiremitçilik, (b) Taşçılık, (c) Kireçcilik, (d) Duvarcılık ve Sıvacılık, (e) Betonculuk,

Kızlar için Köy Ev ve El Sanatları: (a) Dikiş-Biçki, Nakış (b) Örücülük ve Dokumacılık, (c) Ziraat Sanatları

Köy Enstitülerinde okutulan Derslere baktığımız zaman, köy Çocuklarını eğitecek,köylüye yardımcı olacak tüm alanlar düşünülmüş,ama DİN dersleri düşünülmemiş.Zaman içinde Köy Enstitülerinde mezun olan öğretmenler gittikleri köylerde SEKÜLER bir anlayışı da beraber götürdüler.
Köy Enstitüleri mezunu öğretmenler gittikleri köy okullarında köy çocuklarına ve gençlerini İslamdan uzaklaştırma yönünde yaptıkları tahribat anadolu insanını huzursuz etmeye başladı.
Şikayetler, önce sessiz sonra giderekgiderek tepkiler sesli olarak gündeme gelmeye başladı.Bu tepkiler Demokrat Partinin iktidara gelene kadar devam etti.Demokrat Parti halkın itiraz ve feryadına kulak vererek 1954 yılında KÖY ENSTİTÜLERİNİ kapattı.Köy Enstitüleri 1954 yılında kapatıldıysada ,O okullarda atılan imansızlık tohumundan yeşeren fidanlar, bütün anadolunun tarlalarına dikildi.Dikilen bu zakum ağaçlarının verdiği meyvelerle genç nesiller zehirlenip perişan oldular.
Hala ,Köy Enstitülerinde yetişen öğretmenlerinin islami anlayışının tesir ve etkisinden kurtulmamışız.
Köy Enstitülerinin o zehir zemberek İslam düşmanlığını körüklüyen anlayışından kurtulmak istiyorsak.
Hemen eğitim fakülterininin müfredat pıroğramlarını Türkiye insanının ruh köküne ve imanına uygun dersler okutarak,Köy Enstitülerinin yaptığı tahribati ŞEHİR ENSTİTÜLERİ ile bertaraf edilebilir.Mevcut inançlı kadrolar giderse 1940'lara geri dönme tehlikesi ile karşı karşıya kalırız.
Eğitim fakültelerinden mezun olan genç öğretmenlerin ,çoğu Köy Enstitülerinden mezun olanları aratmamaktadır.Türkiye köklerine dönmek istiyorsa,ki dönmek zorundadır çünkü tüm İslam dünyası kurtuluşu Türkiye'den beklemektedir.Çünkü HALİFELİK burada saklı olup bir gün ortaya çıkacağına inanıyor.Türkiyede gelecek kurtuluş hamlesini bekliyorlar.
Sayın Cumhurbaşkan'ımızın geçen yıl Afrika'ya yaptığı gezi sırasında yaşlı bir Afrikalı kendlsine yaklaşarak şöyle diyor":Avrupalılar bizim topraklarımızı işgal edip,bizi sümürgeleştirirken ,büyüklerimiz bize sabr edin. Türkler gelip bizi kurtaracak diyorlardı.Ben ölmeden Sizi burada gördüm.Geldiniz,bundan
sonra ölsem de gözüm arkada kalmaz."Diyor.
İslam dünyası bizi bekliyorsa ,bu kucaklaşma ve diriliş SEKÜLER ÖĞRETMENLERLE olmaz.Bize benzeyen,tarihimize,kültürümüze ,
dinimze,örf ve geleneklerimiz bağlı
Yeni bir öğretmen tipi yetiştirme zorundayız.




Devamını Oku

HANGİ İSLAM ,KİME GÖRE İSLAM ?

1-Devri saadet, dönemindeki İslami anlayış.
2-Emeviler döneminden günümüze kadar gelen İslami anlayış.
Devri saadet, yani ,Allah (cc)'nın Resulu (ass) ve 4 halife dönemi 30 yıl sürmüş,İslami anlayış ve uygulamalar,bu dönemde Kur'an ve sünnet'e uygun olarak yaşanmış,
müslümanlar arasında güven oluşmuştu.Müslümanlar,Kur'an ve Sünnet'e sıkı sıkıya bağlıydılar.Bu güzel uygulamalar 30 yıl gibi kısa zamanda kuzey Afrika'ya,Asya'nın ortalarına kadar gitmiş,insanlığa ışık olmıuştu.İslam,toplumunda
birlik ve beraberlik sağlanmıştı.
Tüm farklı inanç sahiplerine örnek olmuştu.Müslümanlar arasında
cemaat,tarikat ....gibi görüş ve farklı anlayışlar yoktu.
Muaviye ile başlıyan süreç günümüze gelene kadar,çok farklı anlayışlar ortaya çıktı ."Tarikatların
İslama bakışları,birbirlerinden çok farklı,cemaatlerin İslama bakışları ve algıları çok farklı farklı olduğunu görüyoruz.Kimi kıyafetle kafayı bozmuş,giydikleri kıyafeti giymeyenler İslamı anlamadıklarını ileri sörüyorlar.Bir başkası islamın kıyafet anlayışı renk ve şekille alakası yok.Esas olan sıtrı avrettir.
Diyor.Biri türbe ziyaretlerini İslamdan sayarken, bir başkası şidetle türbe ziyaretini red ediyor.
Birileri ,kapalı bir mekana girip kapıyı kapatıp , kitap okurlar,bu uygulamanın İslamın olmazsa olmazı gibi görüyorlar.Bu eylemin yeterli olduğuna inanırlar.
Müslümanların farklı anlayışlarını Sayarak bitiremeyiz.İslam dünyasındaki bu çok farklı anlayışları fırsat bilip, bu gurupların arasına sızan bazı kötü niyetli kimseler, hem guruba, hem müslümanlara zarar verdikleri zaman zaman ortaya çıkyor.Bunları görünce ağzımız açıkta kalıyor.
Fetö haraketi,Adnan oktar,Ali Kalkancı ve Aczimendiler gibi gurup ve cemaatlar ortaya çıkınca ancak anladık.Bir şekilde bunlar ortaya çıkmasaydı, bu ümnet'in evlatları bunların içinde İslamı öğreniyorum diye İslama zarar verenlerle bir ömür birlikte olacaklardı.
O zaman hangi İslam ?
Bütün İslam dünyasında var olan devletlerin ve toplulukların din işlerinden sorumlularının bir araya gelerek ,şu cemaatın veya bu tarikatın anlayışını ortak anlayış olarak kabul etme yerine,DEVR-İ SAADET'TE var olan İslam'i anlayışın üzerinde ittifak ederek, tüm İslam dünyasının okullarına, ortak ders olarak İslami anlayışı okutarak yeniden ortak anlayışta buluşalım.
Böylece bir birimizi tekfir ederek dışlama yerine, ortak anlayıştaki İslami eğitimi alarak, öğrenerek bir ümmetin fertleri olarak,birbirimizi sevelim,yeniden kucaklaşalım.
Yeniden bir birbirimizi sevmeye ve birbirimize güven duymaya başlayan bir ümmet olalım.
Türkiye'nin bu ve benzer konularda çalışmaları vardır. Ama bazı İslam devletlerinin yöneticilerinin aklı başkasının cebinde olduğundan henüz bir
mesafe kat edememiştir.Ve bir karara varılamamıştır.
Türkiye bu oluşuma önderlik yapmaya devam etmelidir.Birlik sağlayana kadar.
Çünkü Hilafet, hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiçtir” biçimindeki bir gerekçeyle kaldırılmıştır. Bu nedenle haklı olarak “Halifelik TBMM'de (manevi şahsında) saklıdır”
İslam dünyası Türkiye'den bekliyor.Onun için ümmet'i birliğe çağırmak Türkiye Diyanet Başkanına düşer.

Devamını Oku

DİYARBAKIR'A SAHİP ÇIK EY DİYARBAKIR'LI
Diyarbakır'lı kimdir?
Diyarbakır'da doğup büyüyen veya Diyarbakır'da yaşayan herkes Diyarbakır'lıdır.Bir şehri sevenler o şehirlidirler. Şehirler insanların yıllarca verdiği emeğin ürünüdür.
Kişi doğduğu veya doyduğu şehire yapacağı hizmet, kendi döneminde yaşayanlara faydası olduğu gibi, yıllar sonra da o şehirde yaşayacak olanlara fayda sağlayacaktır.
Binlerce yıl önce Dicle nehrinin kıyısındaki fiskaya'sının üzerideki düzlüğe kurulan ,Diyarbakır, günümüze kadar gelip geçen her medeniyet bir taş koyarak bu güzelikler günümüze kadar gelmiştir.Bu gün şehire koyacağımız bir tuğla veya çakacağımız bir çivi bu şehrin güzeliğini yıllar sonrasına taşır.
Kimi yönetim, kimi sanat,kimi kültür,kimi emek ile şehrine sahip çıkarak hizmet eder.
Diyarbakır'ın kalbi olan iç kaleye giderken, girişinde aslanlı çeşme
bizi karşılar.Aslanlanlı çeşmeyi yapanlar,bir tarafta iç kaleye gelip gidenlerin içme suyu ihtiyacını karşılamayı hedeflerken, diğer taraftan da sanat ve estetiği öne çıkararak çeşmeye yerleştirdikleri. (2) iki aslan heykeli bambaşka bir heybet ve güzellik sergiliyordu.Ne yazık ki bu şehr-i Diyarbekir-i sevmeyen bir kişi o aslan heykellerinin birini çalmıştı.Diğer aslan yalnız boynu bükük kalmıştı.Çeşmenin sanat,
estetik ve güzelliği yara almıştır.
Diyarbakır şehir araştırmaları ile Diyarbakır'ın güzelliklerini araştıran gün yüzüne çıkarıp, yetkililerin dikkatine ve bilgisine sunan,
Araştırmacı,eğitimci yazar
Diyarbakır sevdalısı Mehmet Ali ABAKAY'IN bu konudaki çalışmaları takdire şayandır.
Tarihi'nin taşlara yazıldığı kent olarak bilinen Diyarbakır surlarının her taşının üzerindeki yazı bir dönemi göstermektedir.Zaman zaman ,hazine avcıları, surlara zarar verdiyse de şehrin ve devletin duyarlı yöneticileri sura sahip çıkarak günümüze kadar ayakta kalmasını sağlamaları sevindiricidir
İçkale Aslan'lı çeşmenin kayıp olan,aslanının bir benzerini yerine konulursa tarihi bir hizmet olur,
Diyarbakır'ın tarihine,kültürüne sahip çıkan; Vakıflar Bölge Müdürü, Diyarbakır sevdalısı sayın Metin Evsen beyin Diyarbakır camileri,
medreseleri ve diğer dini ve tarhi yapıların bakım ve restorasyonunu aslına uygun olarak yapması uzun yıllar konuşulacak.
Kadri Göral beyin "Küçe Kapısı" adlı kitabı ile eski Diyarbakır 'ın dil ve geleneklerini yeni nesillere aktarması unutulmaz.
Diyarbakır sevdalılarını burada tek tek isimlerini yazmak, bu sutuna sığmaz. Bu alanda gayret gösteren
Diyarbakır'a hizmet edenleri
Diyarbakır halkı ve tarih hiç bir zaman unutmayacaktır.
Diyarnakır'a yeni atanan Sayın Valimiz Münir KARALOĞLU,yıkılan Dağkapı ve kapı çevresindeki surun yıkılan kısmını yeniden aslına uygun olarak yaptıracağına dair müjdeli haberi bizi ziyadesiyle memnun etmiştir
Diyarbakır insanına, tarihine ve kültürüne sahip çıkacağına dair niyet ve azmi olduğuna inandığım sayın Valimize ve ekibine başarılar diliyorum.
Diyarbakır,halkına,kültürüne
ekonomisine hizmet eden resmi,
sivil her kese başarılar diliyorum.

Devamını Oku