Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
  • Eğitimci
  • Yaşadığı yer Türkiye
  • Şehir Diyarbakır
  • Doğum tarihi 03 June
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

BİRBİRİMİZİ ANLAMAYA ÇALIŞALIM
Bazen haklı olduğumuz bir davada ,meramımızı anlatırken,değişik anlamlara gelen veya değişik anlamlar yüklenebilen kelimeleri kullanmakta kaçınmalıyız.Kötü niyetli kimseler, pusuda bekliyorlar.Senin bir vesileyle faklı anlamlara gelen kelimeyi kullanmışsan,O,kimseler o kelimeyi alıp senin anlatmak istediğin anlamın dışında başka bir anlamda yorumlarlar. Maksat ortalığı kışkırtmak, farklı kelimeleri,farkAlı yerlerde ve farklı zamanlarda kullandığımız zaman, senin anlatmak istediğin maksadı anlamayan kimseler,kullandığımız kelimelerin mecaz veya yan anlamı üzerinde bizim kastımızın dışında başka başka anlamlar yükliyerek bize saldırırlar.
Bir seçim gezisinde ,Sayın Erdoğan Doğuanadolu mitinglerin birinde,devlet ve millet düşmanları,asker ve polise kuşun sıkan bu devleti ve bu milleti sevmeyenler başka yere gitsinler mealince bir ifadesi olmuştu.Bazı kötü niyetli kimseler "Erdoğan demiş ki Kürtler Türkiye'den gitsin " günlerce bu saptırmayı gündemde tutular.Cumhuriyet tarihinde Kürtlerin varlığını ve haklarının verilmesi ve kardeşliği en çok savunan lider olduğu halde.
Bu son günlerde sayın Abdurrahman Dilipak'ın. "AKP'NİN PAPATYALARI" Başlıklı yazısı üzerinde kopartılan fırtınalar, hepimizi üzmüştür.
Dilipak'ın defalarca açıklamasına rağmen, birileri ya kötü niyetinden veya yazıdaki maksadı anlamadıkları için,Dilipak'a yüklendiler ve AK Parti kadın kolları 81 bir ilde sayın Dilipak'a dava açtılar.
Bu yetmiyormuş gibi Sayın Erdoğan'ı da yanıltarak,işin içine soktular.Sayın Erdoğan'ın isim vermeden Dilipak'ı eleştirmesi camiayı üzmüştür.
Sayın Erdoğan, bizim cenahın asla vazgeçmiyeceği bir siyasetçi , dava ve devlet adamı olduğu gibi sayın Dilipak'ta cenahımızın asla vazgeçmiyeceği bir yazar ve fikir adamıdır.Bu kardeşlerin birinin diğerini yanlış anlaması üzerine kopan fırtınanın dinmesi,bizim cenahın daha fazla yıpranmaması için dava dilekçerinin geri çekilerek sukunetle tartışmanın sona ermesini beklemek bizim samimi arzusudur.

Devamını Oku

ABDURRAHMAN DİLİPAK YALNIZ DEĞİLDİR..!
HADDİNİZİ BİLİN..!

Kim Bir müslümana haksızlık ederse, tüm müslümanlara haksızlık yapmış sayılır.
Dilipak Türkiye'de kimden gelirse gelsin, kime yapılırsa yapılsın ,bütün yaşamı boyunca haksızlıklarla mücadele etmiştir.Örnek gazeteci,yazar ve dava adamı.Bu millete ne zaman bir haksızlık yapılmışsa,kimin yaptığına bakmaksızın,Dilipak'ı karşıdında bulmuşuzdur.Bir gün gelir iktidara geliriz tüm haksızlıkları ,
adaletsizlikleri bu diyardan def ederiz diyorduk .Öyle bir gün geldi ; kardeşlerimiz iktidarda,bizden biri olan Dilipak , mahkeme kapılarındadır. Yargıç da. AK Parti kadın komisyonu başkanı gibi düşünürse belki bu yaştatan sonra Dilipak,hapse girer.Veya evini satar .
Suçu ne ? Fahişelere sahip çıkanları eleştirmiş.Hey hat ne günlere kaldık.28 şubat'ta,salonlarda kızlarımızın ağzını kapatarak salonda çıkaranlar, bizden değildirler diye teseli buluyorduk.Şimdi hayatım boyunca destek verdiğim,üyesi oldığum ; partinin kadın komisyonları TV 'ye çıkmış bu müslüman milletin gözünün içine baka baka Dilipak'ı mahkemeye verdim. diyor.Nereden nereye savrulduk.Kabul etmiyoruz.Davalarınızı geri çekin ; birileri bizi bir birimizle kavgaya tutuşturmak istiyor.AK Parti'nin içindeli AKP'liler buna alet oluyorlar.Bu ümmete ve bu iktidara zarar veriyorlar.
AK Parti'nin içindeki akp'liler kimdir ? diye sorarsanız,derim ki:,Kim hizmet için değil, menfaat için oradaysa onlardır.
Sayın Dilipak,ceza alır , hapse girerse en çok AK Parti'ye oy verenler üzülür.AK Parti iktidarına karşı olanlar sevinir.

Devamını Oku

ÖKÜZ ALTINDA BUZAĞI ARAMAK
Bir zamanlar bir memlekette lakabı ördek olan bir adam varmış.Bu adam arkadaşları ile bir çay bahçesinde otururken,o arkadaş gurubundan biri ,arkadaşlarına ,"Hele şu bulut'a bakın, kapkara bir bulut,o bulut'un içindeki yağmur yağsa her taraf göl olur." der.Lakabı ördek olan,kişi bulut'u dikkat çeken arkadaşına saldırır."Sen ne demek
istiyorsun ? Bu buluttaki ,yağmur yağsa,her taraf göl olur ,gölde ördekler yüzer.Beni kast ediyorsun."der.
Bugün kim ne diyor ? Kimler üstüne alınıyor,
Dilipak "fahişeler" derken kimleri kastettiği? Türkiye o yazıyı konuşuyor..Gazeteci-yazar ,
Abdurrahman Dilipak'ın 27 Temmuz Pazartesi günü yayımlanan yazısında İstanbul Sözleşmesini destekleyenler'e fahişe' dediği iddia edildi. Ve sosyal medyada linç girişimi başlatıldı. Dilipak, yaptığı açıklamada söylediklerinin çarpıtıldığını vurguladı.Uzun yıllardır tartışma konusu olan ve Türkiye, gündeminden düşmeyen İstanbul Sözleşmesini eleştiren isimlerin başında gelen Abdurrahman Dilipak ,kaleme aldığı ''AKP’nin papatyaları'' başlıklı makalesinde geçen 'fahişe' ifadesi üzerinden sosyal medyada linç edilmeye çalışıldı. 
DİLİPAK'IN AÇIKLAMASI ÇARPITILDI
Dilipak'ın daha önce kaleme aldığı yazısında, ''AK Parti içindeki ,AKP’liler, FETÖ’nün zihniyet ikizi gibi davranıyorlar. Hem uluslararası fonlarla destekleniyorlar, hem de kamu fonlarını kullanıyorlar. Malum “Yeşil Sermaye” de bunlara sponsor olabiliyor. Koç kadar, Sabancı kadar, Eczacıbaşı kadar bizim “Yeşil sermaye” davasına sadakat gösterip, bu fahişelere ve onların türevlerine karşı seslerini yükseltebilecekler mi? Konfeksiyoncu, gıda zinciri, finans kuruluşu, ses ver .Türkiye! Ne bekliyorsunuz!'' ifadelerini kullanarak fuhşiyat'ı destekleyenler'e karşı sessiz kalındığı vurgusunda bulunmuştu. Bu açıklamasını ele alan linç çetesi, Dilipak'ın İstanbul Sözleşmesini destekleyenler'e 
'fahişe' dediği algısı oluşturmaya çalıştı.
Dilipak'ı tanıyanlar,hiç böyle yüzeysel düşünmezler.Birileri ısrarla Dilipak'ı gözden düşürmeye,bizim cenahı bir birine kırdırmaya çalışıyor.
Bizim cenahta bugüne kadar çok az fikir ve düşünce insanı yetişti.Çünkü birileri sürekli engeliyordu.Mahkemeler,karakollar,
sürgünler bize yol olmuştu.Molla said-i Kürdi'nin bütün ömrü mahkemelerde,
karakollarda,cezaevlerinde ve sürgünde geçti. Necip Fazıl Kısakürek'e Karakollar,
mahkemeler ve cezaevleri mesken olmuştu.....gibi.Şimdi sıra bizim cenahın yaşayan bir kaç fikir ve düşünce insanından biri olan ,Abdurrahman Dilipak'ta,AK Parti seçmeninin fikir dünyasının oluşmasında
büyük katkısı olan bir dişünce ve fikir insanıdır. Dilipak'ı ,Önce AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, şimdi de, AK Parti
Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam, da 81 ilin AK Parti kadın komisyonları tarafından Dilipak'a dava açacaklarını duyurdular.
Halk tabiriyle, AK Parti ,kendi kalesine gol atmaya hazırlanıyor.Bu gol atışı hiç akıl işi değil ,40-50 yılda zor yetişen bir fikir ve düşünce insanını ,KASTIN, dışında bir anlam yükleyerek haraket etmenin çok akıllıca bir eylem olmadığını düşünüyorum.Kendi tarafının, fikir insanlarının eleştiri ve uyarılarını başkasının istediği gibi anlam yüklemek bize değil karşımızda duranların işine yarar.
AK Parti karşıtları, adeta ,öküz altında buzağı ararcasına ,Dilipak'ın anlatmak istediğinin tam tersi , başka anlam yükleyerek ortalığı karıştırmak istiyorlar.
Yapılacak akıllıca, iş bu mahkeme sevdasından vazgeçmektir.

Devamını Oku

DAVA DİLEKÇENİZİ GERİ ÇEKİN

Sayın Dilipak, ne dedi de ? AK Parti Merkez Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam'ın talimatiyla 81 il Kadın Kolları,c.baş savcılarına suç duyurunda bulunmuşlar.Kim haklıdır,kim haksızdır? Anlamak isteyenler.Abdurrahman Dilipak'ın ,Yeni Akit gazetesinde yayınlanan ,"AKP'nin Papatyaları" adlı yazıyı anlayarak okuduktan sonra konuşsunlar.
Ben 40 yılı aşkındır sayın Dilipak'ı tanıyor ve takip ediyorum.Hep Hakk'ın safında yer alan bir mümindir.Lütfiye hanımın, adını ilk kez duydum.Dilipak akp'lileri eleştirirken Ls. Çam,
akp'lilere sahip çıkmasına anlam veremedim. Çam,akp'li ise AK Parti'nin yakasını bıraksın.Yok AK Parti'liyse niye alınıyor ve akp'lilere sahip çıkıyor ? AK Parti içinde bir tek akp'li kalana kadar AK Parti'liler Sayın Dilipak ile birlikte haraket etmesini beklerim.Çünkü bütün ümrümü AK Parti iktidarı için çalıştım,akp iktidarı için değil.
-AK Parti iktidara gelirse
-Adalet gelir,
-Zenginlik gelir
-Rüşvet kalkar,
-Adam kayırma kalkar,
-İş ehline verir.
-Zengin ve güçlü olana değil,haklı ve ehil olana görev verilecek.
-Zalimlere değil mazlumlara sahip çıkarlar.
AK Parti Sadece Türkiye'nin partisi değil,bütün Müslüman dünyanın partisidir.Eğer AK Parti Müslüman yazar ve fikir insanlarına mahke yolunu gösterirse,başımızı iki elimizin arasına alıp derin derin düşünmemiz lazım nerede yanlış yaptık diye kendimlzi sorgulamamız lazım.
Tüm AK Parti'lilere ve akp'lilere,Dilipak'a açtığınız davayı geri çekin.Diyorum.Ben Dilipak için endişeli değilim.Yıllarca emek verdiğim,AK Parti'nin göreceği zararın telafisi zor olur.Olan Reis'e güvenenlere olur.AKP'lilerin umurunda olmaz .Yeni limana doğru dömen kırarlar.Allah ( c.c.) muhafaza.Tarih örnekleri ile doludur.Bi yanlış yapsan ; vereceğiniz zarardan pişmanlık duysanız bile artık para etmez.Reis'e dua edenler , Reis'in iktidarı zararına sebep olanlara bedua ederler.

Devamını Oku

KÜRTLER'İN VE TÜRKLER'İN BERABERLİĞİNİ BOZMAK İSTİYENLEREE FIRSAT VERMEYELİM
Ben 7 yaşında, ilkokula başladım.Yıl 1957 öğretmenim"Kürt diye bişey yok .Herkes Türktür." Diyordu.Biz buna hiç bir anlam veremiyorduk.Her sabah : "Türküm,doğruyum,çalışkanım....."andımızı okuyorduk.7 yaşındaki bir çocuk Kürt,
Türk,Arap.....gibi kavramların ne anlama geldiğini bilmesi mümkün değildi.İlkokula başlarken Kürtçe'den başka dil bilmiyordum.Öğretmenimiz dersleri takip edebilmemiz için bir an önce, Türkçe öğrenmemiz gerektiğini biliyordu.Türkçe'yi kısa zamanda öğrenmemiz için mümkün oldukça öğrencilerin aralarında Türkçe konuşmaları üzerinde duruyordu.
Öğretmenimin, daha farklı bir uygulaması vardı. Evde ve köyün içinde arkadaşlarımızla oynarken bile Türkçe konuşmamız için sınıfta,görevlendirdiği, Sınıf başkanı,Kızılay başkanı,Temizlik başkanı.... gibi başkanlıklar yanında bir de Kürtçe başkanı ihdas etmişti.Kürtçe başkanının görevi,okul içinde ve dışında Kürtçe konuşan öğrencilerin ,
isimlerini yazıp öğretmene vermekti.Okul dağıldıktan sonra köy meydanında ,
çelik-çomak oynarken,aramızda Kürtçe konuşurduk.Çünkü Kürtçe , ana dilimiz olduğu için daha kolaydı.Türkçe'yi iyi konuşamadığımız için ,hemen Kürtçe'ye başlardık.Kürtçe başkanı gelince hemen Türkçe konuşmaya başlardık.İlkokul 1.sınıf bitene kadar böyle devam etti.Böylece Türk olduğumuzu kabullenmiştik.Türkiye'de Herkes Türk'tür diyorduk.Ta ki ırklar nedir,kavimler nedir öğrenene kadar.
Bu anlayış,Cumhuriyetin bir projesiydi.
Kürt,Abaza,Çerkez,Arnavut,Arap,laz
diye bişey yoktur. Türkiye'de yaşıyan herkes Türk'tür.Halbuki Anadolu insanı Bir imparatorluğun bakiyesidir.
Kavimlerin mozaikdir.Bu kavimleri birleştiren çimento İSLAMDIR,İslamı rafa kaldırırsak taşları birbiriyle bağlantısını koparırsınız.
Çimentosuz duvar ayakta kalamaz.Bin yıldan beri İslam kardeşliği gereği birlikte hareket eden Türk'lerle ,Kürt'leri karşı karşıya getiren ABD,FIRANSA,ALMANYA,İNGİLTERE ve diğer İslam düşmanı devletlerdir.Terör örgütlerini kurup, finanse ediyorlar.Bu kardeşliğimiz o kadar kökleri derindedir ki ,mutlaka aramızda var olan sıkıntı ve arızaları gidermeliyiz.Bu çözümün muhatapları, Kürt'lerin yaşadığı illerdeki İslam alimleri ve islami hasasiyeti olan kanaat önderleridir.Kürt sorunu bunlarla çözülür.Devlet bir yanda terörle mücadele ederken,diğer yandan da çözüm yollarını aramalıdır.İslam dünyasının kürtuluşu Kürt'lerle. - Türk'lerin kardeşliğinde saklıdır.Kürt'leri Türk'lerden ayrırdığınızda oluşacak Kürt yapı İslam düşmanlarının kuklası olur.Türk'ler Kürt'lerden ayrılırlarsa küçük bir Türk. Devleti dünyada sözü para etmeyen bir devletcik olur.Kendini korumakta zorlanır.Türk'lerle -Kürt'ler birlikte oldukları zaman "DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR." Demeye devam ederler.Ve Dünya onları ciddiye alır.Son 18 yıl içinde,Kürt'lerin
tabii haklarının bir kısmı verildi. Geri kalan talepler de devlet, Alim ve kanaat önderleri ile yapacağı görüşmelerde çözülür.Bayan Miterand'ların gelip içimizi karıştırmasına izin vemeyelim.İki kardeş arasında olup biteni iki kardeş birlikte hal etmeleinden daha doğal ne olabilir.
BOZGUNCULARA FIRSAT VERMEYELİM.

Devamını Oku

GÜZEL İŞLERİ YAPMAK
İÇİN, GEÇ KALMAYALIM

18 yılda AK Pari Türkiye'yi dünya devleti yaptı.
Bazı muhalif ve çıkarcılar, Kör oldukları için, görmiyorlar.
1.Tüm illerde üniversite yapıldı..
2.Tüm iller arası ve büyük ilçelerle iller arasındaki yolları duble yol yapıldı.
3.2001 de fert başına düşen milli gelir 2.500 dolardı iken,2020 de fert başına düşen milli gelir 13.000 dolar oldu.
4.Türkiye'nin 2001 de İMF'ye 26 milyar dolar borcu vardı.2020 de İMF'ye borç 0,(sıfır) oldu.
5.Asya ve Avrupa kıtalarını deniz altından birbirine bağlayan, 150 yıllık rüya Marmaray hizmete açıldı.
6.Türkiye ilk kez hızlı trenle tanıştı. 7.Marmaray'a kardeş olan Avrasya Tüneli açıldı.
8.İstanbul Boğazı'na 3'ncü köprü Yavuz Sultan Selim Köprüsü, yapıldı.
9.İstanbul ve İzmir arasını 3.5 saate indiren Osmangazi Köprüsü hizmete girdi.
10.150 milyon yolcu kapasiteli dünyanın en büyük havalimanı hizmete açıldı.
11.İnsansız ,silahlı ve silahsız SİHA VE İHA'lar yapılıp ülkenin savunma hizmetine sokuldu.
12.2001 tarihinde tüm Türkiye'de istisnaları hariç okullarda çiftli eğitim-öğretim yapılıyordu.Bazı illerde, bazı okullarda, üçlü eğitim-öğretim yapılıyordu.2020 yılına geldiğinde çiftli eğitim - öğretim yapan okul kalmadı .Yapılan yeni derslikler'le normal eğitim- öğretim yapılıyor.
13.2001tarihinde her köyde 1-2 otomobil ve zenginlerin kapısında traktör vardı.2020 gelindiğinde tüm köylerde yaşayanların en az yarısının otomobili ve traktörü vardır.
Şehirlerde yaşan vatandaşların hemen hemen herkesin kapısında otomobil vardır.Hangi sitenin bahçesine bakarsanız bakın ,bahçede o kadar çok otomobil var ki, bahçede otomobil park edilecek yer kalmadığını görürsünüz.
14.Engelli ve bakıma muhtaç tüm vatandaşları maaşa bağlandı.AK Parti'den önce engelli çocuğu olan veya evinde bakıma muhtaç olanı ,onları bir köşeye terk ediyorlardı.Şimdi dört elle sarılıyorlar.Ama bişey olmasın maaşı kesilir ,diye başı ağırdı mı ? Hemen doktora koşturuyorlar.
15.Bütün illerde Organize sanayi bölgelerinin hayata geçirilmesi.
16.Acız,ekonomi kötü yönetilyor diyenlerin kapısında en az iki otomobil vardır.Buz dolabını açarsan kuş sütü hariç herşey var bu nasıl açlıksa anlamada zorlanıyotum.
17.CORONAVİRÜS, Dünyayı kasıp kavururken ,Türkiye'nin aldığı tedbirler ve devasa şehir hastaneleri sayesinde süreci en az zararla yürütüyor.Dünyanın bir çok zengin ve fakir ülkesine tıbbi destek verdi.
18.Türkiye'yi Dünyanın ileri devletleri arasına yükseltti.2001 den önce 3. Dünya ülkesi durumunda iken,2020 ye gelindiğinde Türkiye'yi A Sınıfı devletler arasına yükseltti.Dünyanın bir çok yerinde ve bölgemizde ,Türkiye'siz masa kurulamıyor.
19.Dünya'ya ait çok şey yaptı ve yapıyor.
20.Müslüman halkın içini kemiren,rüyalarına giren ,AYASOFYA'yı ibdete açması ile halkın manevi değerlerine sahip çıkacağının işaret fişeği hükmündedir.
MÜSLÜMAN HALKIN VE MÜSLÜMAN DÜNYASININ BEKLENTİLERİ

1.İstanbul sözleşmesini kökten kaldırıp atmak, yerine kadın ve erkek hakklarını düzenliyecek maddeleri ,5237 sayılı Türk Ceza kanununa eklemek..
2.1996 ve 1998 yıllarında Anayasa mahkemesi tarafından iptal edilen ZİNA suçunu toplumun, değer yargıları,inanç ve kültürüne göre yeniden düzenliyerek 5237 sayılı yasasına ilave ederek zinanın suç kapsamına alınması.
3.5237 sayılı yasanın 227. Maddesi yeniden yazılması.Fuhuş'un tanımını yapılması.
4.Kürt sorunu, PKK VE ABD,FIRANSA'ya bırakılmayacak kadar kardeşliğimiz için hayatidir.Kürt sorununu ,İslam kardeşliği çerçevesinde çözülmelidir.
5.İşe alınacak gençleri,kart hamili yakınımdır. Usulu ile değil ,ehil ve hak edenler alınmalıdır.
6.Eğitim sistemi yeniden masaya yatırılarak,Müfredat proğramları ,milletin değer ve inanç esaslarına göre yeniden düzenlenmelidir.
7.Sayın Cumhurbaşkanımızın aldığımız kararlarda ,batı ne der değil halkımız ne der ? Şeklinde ki tespit ve kararları esas alınmalıdır.
8.AK Parti iktidarı, iki yüz yıldan beri halkın özlemle beklediği iktidardır.Bu iktşdarın daha uzun süre devamı ve halkın tüm sorunlarını çözmek için gayret göstermeliyiz.
9.Mü'minlerin duasının sürekli arkanızda olmasını istiyorsanız."KINAMACININ KINAMASINDAN KORKMAYINIZ."
10.Zaman hızla akıp gidiyor.Elinizi çabuk tutunuz.Müslüman dünya sizi bekliyor.
11.Ana sınıfından Askeri liseye kadar tüm okullara mutlaka Kur'an'ı Kerim,Temel Dini Bilgiler ve Siret-i Nebi dersleri zorunlu olarak konulmalıdır.Ve bu dersleri ehil öğretmenlere verdirmeliyiz.Bu dersleri çocuğuna aldırmak istemeyen gayri müslim ve mürtedlere seçme hakkı verilemlidir.
Bu hizmetleri yapmada gecikirsek bir daha bu fırsatları bulmayabiliriz.İçimizdeki hain ve ajanlar.Ne derse desinler.Halkımızın ve ümmet'in ne diyeceği önemlidir.
Ayasofya ibadet açılırken,Afganistanda cuma hutbasinde hüngür hüngür ağlaması Müslüman dünyanın bizi beklediğini gösteriyor.
AK Parti'nin işinin ne kadar zor olduğunu biliyorum.Rabbim yar ve yardımcınız olsun.
Çıkar ve mefaat için AK Partide bulunan akp'lilere'de çok dikkat edin.

Devamını Oku

ÜLKÜCÜLER VE AYASOFYA

"Yahudi krallarını peygamber diye Türk milletine telkin ederek milli mefahiri unutturmak suretiyle İsrailiyyatı hayat ve ahlak sistemi diye öne sürmek milli bir cinayettir."(ÖTÜKEN, 1970, Sayı: 11-Nihal ATSIZ )
1960 yılların sonu ,1970'li yılların başlarında Türkiye'de İslamcı Gençliğin ortaya çıkıp örgütlendiği yıllardı.MTTB'nin İslamcıların hakimiyetine girdiği yıllardı.Aynı yıllarda Merhum Prof.Necmeddin Erbakan Hoca ve arkadaşlarının kurdukları Milli Nizam partisini,laikliğe aykırı eylelemleri gerekçesiyle Anayasa mahkemesi tarafından kapatılnca ;Erbakan Hoca ve arkadaşları pes etmediler. Çıktıkları yol Allah'ın yolu, ucunda ölüm olsa da geri dönüşü yoktu.Dağılmadılar arkadaşları ile Milli Selamet Partisini kurdular.MNP ve MSP gençlik kolları ve MTTB'nin, yanında AKINCILAR teşkilatını da kurdular.Bu samimi ve heyecanlı gençler geçmişe ,tarihe ve İslama sahip çıkmayı hedeflerine koydular. 50 yıldan beri toplumu ,okulda,kışlada,fabrikada,medyada ve sokakta yeni bir insan tipi ;müslümanım diyor ,batılın yani, gayri müslim gibi ysşıyorlar. Oluşturulan bu yeni insan tipi Erbakan'la alay ediyordu.Bir gazeteci Erbakan'a :Hocam siz bu kafayla ancak öbür dünyada iktidar olursunuz.Diyor.
Merhum Erbakan o güler yüzüyle tebesüm ederek:,Evladım zaten bizim de amacımız odur.Diyor.Hoca'nın bu cevabı ile imtihanda olduğumuzu söylüyor ,ama ne o gazeteci, nede kendilerine sağcı veya solcu diyen,siyasetçiler anladılar.Ama Erbakan hoca'yı anlamaya başlayan gençler,sağcı veya solcu gençlerin saldırısına maruz kalıyorlardı.Sol görüşün hakim olduğu ,Diyarbakır'da,Kars'ta... benzer illerdeki okullarda İslamcı gençler onların baskılarından bizar olmuşlardı.Aynı dönemde Erzurum'da,Gaziantep'te ....gibi illerde de Ülkücüler,Milliyetçiler hakimdi bunlar da İslamcı gençlere baskı yapıyorlardı.Solcuların bir kısmı inkarcı olduklarını saklamıyorlardı. Bazı solcular da biz de müslümanız, namaz ve orucumuz yok ama kalbimiz temizdir diyorlardı.
Ülkücüler, biz gerçek müslümanız diyorlardı.
Sıloğanları :"Tanrı Dağı kadar Türk,Hira dağı kadar müslümanız." diyorlardı.
Ülkülcüer en iyi müslüman biziz derken,Ülkücü haraketin fikir babası durumunda olan Nihal Atsız'ın, girişte ÖTÜKEN dergisinde aldığım alıntının farkında değildiler.İslamcı gençlere siz,Türk'ü bırakmış pis ,hain ,bizi arkadan vuran Arapların safındasınız diye eleştiryorlardı.
Zaman geçtikçe, şartlar değişti.
İslamcı Erbakan başbakan oldu. Solcular yok olmadılar, ama kalan kalıntıların iktidar olması imkansız olduğunu onlar da biliyor.Biz de biliyoruz.Solun partisi olan chp' nin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olarak seçime girme cesareti göstermemeleri gerçeği gözler önüne seriyor.
Ülkücü haraketin ,duru ve eylemlerinde ciddi değişim gözlenmektedir.Sayın Devlet Bahçeli'nin başkanlığında kavgayı bir tarafa bırakarak ;ülke ve millet yararına atılan tüm adımların yanında yer almaya başladı.
Ayasofya'nın açılışı gündeme geldiğinde içte ve dışta bir çok kişi Erdoğan'nın Ayasofya'yı camiiye dünüştüremiyeceğini ileri sürüyorlardı.Gün geldi çattı.Sayın Erdoğan Ayadofya'nın açılış günü Camiide yerini alırken ,benim ben deyip ,mangalda kül bırakmayan İslamcı siyasiler ortalıkta görünmezken Sayın Bahçeli Erdoğan'ın sağ tarafında yer alması ,sözün bittiğ yerdir.Sayın bahçeli ,İslamcı Erdoğan'ın sağında namaza durarak ,iç ve dış tüm islam düşmanlarına göğsünü siper etmesi ,ülkücü haraketin geldiği nokta tarihteki yerdir.
Nihal Atsız'ın yolunda değil ,Sultan Alpaslan nerede duruyor idiyse,Fatih sultan Muhammed Han nerede duruyor idiyse, bu gün ülkücü gençlik orada dıruyor.
Hepmiz birlikte Allah c.c.'nin ipine sarılarak, Resullullah (ass) yolunda olmaya devam edeceğiz.
Ayasofya camii tüm ümmet'e hayırlı olsun. Küfrün zincirlerinin kırılışın işaret fişeğidir.
Açılışta emeği geçen,yiğitlere selam olsun

Devamını Oku

KADIN MI ? ANNE Mİ ?


Kadın kimdir? Tüm dinlerde,tüm dünya görüşlerinde,tüm kavimlerde ve tüm hayvanlarda dahil ,kadının birinci görevi annelikdir.
Anne'ye saygı esastır. Çünkü çok zor şartlarda evladını karnında taşıyan,doğuran ve bin bir zahmetle büyüten anne'ye saygı ve hürmet insanlarda temel eylem olmalıdır.Gel gelelim insan oğlu nankör olduğu için kadına kötülük yapıyor ve sonra da öldüryor.Hiç bir hukuk sisteminde bu cinayetler hoş görülmez ve
görülmemelidir.
Son günlerde,Ceren Damar,Şule Çet, Emine Bulut,Gülistan Doku... Şimdi de Pınar Gültekin.........Nereye kadar ?
Bunun ilacı ve çaresi adalet adalet adalet...
Dünyanın adalet terazisi bozulunca, İslam geldi.Bu teraziyi düzeltti.Ne yazık ki Müslümannlar, İslamdan uzaklaşınca terazi gene bozuldu.Kadının ayaklarının altındaki cennet çıkarılmaya,Yerine cehennem yerleştirmeye çalışıyorlar.
Kadın cahiliye dönemindeki gibi bir meta, gelir getiren bir mal sıtatüsüne geri götürüldü.
Çare yeniden İslamın kadına bakış açısını tüm dünyaya yayılmalı ve uygulanmalıdır.
Ne yazık ki İslam deyince, bazı Müslümanlar
dahil , insanlar kaçıyorlar.1500 yıl önceki yasalarla mı dünyayı idare edeceğiz demeye başlıyorlar.
Engin Noyan bir TV pıroğramonda bir anısını. anlatmıştı:
Ben bazı entelektöel ve ilerici oldığunu söyleyen bazı arkadaşlarımla zaman zaman sohbet ederken,sohbetimizin konusuyla ilgili bazı ayet ve hadislerden örnek veriyordum.Bu entel arkadaşlarım itiraz ediyorlardı.:21.yüz yılla geldik, hala 1500 yıl önceki söz ve uygulamalara göre mi haraket edeceğiz.Diye itiraz ediyorlardı.
Bir gün yine sohbet ederken, sohbet konumuzla ilgili bir hadis aklıma geldi.
Arkadaşlarıma dedimki :Bakın bu konuda ABD'nin Missiissippi Üniversitesi fizik prof.Filip Moris şöyle diyor.(.....)
Arkadaşlarım hep bir ağızdan işte bu kadar. El alem düşünüyor. Doğruyu ortaya koyuyor.
Onun için onlar bizden öndedirler.Dediler.
Ben kah kaha ile gülünce ,hep birden dikkat kesildiler .Sen niye gülüyorsun sende bişey var dediler.
Ben onlara dedim ki :Sizin dört elle sarıldığınız söz,filip diye birinin sözü değil ,o söz hadistir.
Hepsi şok oldular.İşte dünyanın,
hatta Müslüman olduğunu söyleyen bazı zevat dahil, islama bakışı budur.
Kadınlara reva görülen bazı işler,asla bir annenin yapmaması gereken işlerdir.Bir evlat annesini o aşağılık işte çalıştığını gördüğünde dünya başına yıkılıyor.Sözüm ona seküler dünya görüşüne sahip ilerici,çağdaş bazı kadın haklarını savunan dernekler, neden bu konudan bir adım atmıyorlar.Kadın öldürülünce mi akılları başlarına geliyor.Dün kadınlar başörtülü olduklaarı için okuldan ve işten atıldıkları zaman, bu kadın dernekleri ve bazı kalemşorlar neredeydiler ?
ÇARE İSLAMİ'IN KADIN'A YÖNELİK ORTAYA KOYDUĞU KURALLARI UYGULAMAK,BAŞKA ÇARE YOK.

Devamını Oku

KOŞ MÜSLÜMAN KOŞ ,86 YILDIR
AYASOFYA SENİ BEKLİYOR

Ayasofya'nın müze yapılması sırada basit bir iş değildi.Ümmet'in yok olduğunun işaretiydi.Artık yer yüzünde ümmet yok ,tek tuk müslüman var demekti.Birileri yer yüzünde ayağına batan diken'i çıkaracak müslüman kalmamış.Haydi Ayasofya'yı camii olmaktan çıkarın diye talimat verdi.,Birileri de bu talimata uydu.86 yıl önce bu güzelim camiiyi müze yaptılar.Yer yüzünde kalan tek tuk müslüman, Ayasofya camiine bakarak içi yandı.İçi o ,bina yakmadı,manası yaktı.Camii gittiyse müslüman yok demektir.Onun için ,imanı olanların içleri 86 yıldır yana yana bu günlere geldik.Yüreğimize ,içimizdeki yangına biri çok sğuk,buz gibi bir su dökmeliydi.
Menderes niyetlendi ,O, soğuk suyu taşıyacak yeterince samimi adam bulamadı,karşısında o yürek ateşine boyna odun taşıyanlar vardı.Özal niyetlendi beceremedi.Erbakan bas bas bağırdı.Bu ateş yandıkça biz iki dünyada da yanarız diye hep feryad etti.Onun da içimizdeki bu ateşi sündürmeye gücü yetmedi.Ateş. Perestlerin ateşini söndürmeye kararlı biri çıktı.İçimizdeki ta yüreğimizin derinliklerinden alev alev yanan ateşi söndürmek için her şeyi göze alarak meydana çıktı.Ben bu ateşi söndürürüm dedi yürüdü.
Ayasofya 24 Temmuz 2020 cuma günü ,cuma namazı'yla camii olarak yeniden hizmete girecek.
Şimdiye kadar yüreğimizde yanan ateşe odun taşıyanlar homurdanmaya başladılar.Bu ateş sönerse mahv oluruz.Yüz yıldır kurdığumuz bu zulum düzeni sona erer,Müslüman dünya yeniden dirilir.Korku saldı yüreklerine.Ateşi söndüren kahraman,( REİS) ERDOĞAN , meydana çıkınca Müslüman dünya uyandı.Afganistan'da geçen cuma, Camii İmamı cuma hutbasini okurken ;Ayasofya'nın ibadete açılmasını minberde ağlayarak duyurdu.
Müslüman dünya bayram yaparken ,zulum dünyası matem içinde.Gün bu gündür. Açılışa ,bastonla,özürlü arabası ile, her yolla mutlaka o cuma'da hazır olalım.24 Temmuz 2020 Cuma günü imkanı olan yurt içinde ve yurt dışında tüm yüreğinde yangın olan, kadın -erkek herkes hazır olsun. birlikte adeta bir birdiriliş cuma'sı olan ,bu cuma'ya gidebildiği halde ,gitmeyen yarın hangi yüzle, haca gidip Allah'ın huzurunda kıyamda duracak.
AYASOFYA CAMİİ AÇILIŞ BAYRAMI HAYIRLI VE KUTLU OLSUN.RABBİM ERDOĞAN'A YAR VE YARDIMCI OLSUN.
SAYIN ERDOĞAN BİR SÜRE ÖNCE :" BEN YALNIZIM." DEMİŞTİ.ELHAMDULİLLAH RABBİM KENDİSİYLE BERABERDİR.ÜMMET KENDİSİYLE BERABERDİR.

deme

Devamını Oku

SAYIN ÇUMHURBAŞKANIMIZ REÇEP TAYYİP ERDOĞAN’A SUNULMAK ÜZERE

Milli Eğitim davası çözülmedikçe başka hiçbir davada başarılı olamayız , olsak bile bir süre sonra iktidar değişirse kazanımlar bir gecede yok olur.Onun içindir ki; Kemalistler bu milletin DNA’sı ile oynamak için en önce Milli Eğitim’le işe başlamışlardı.Biz de hiç beklemeden Milli Eğitim’e el atarak; bir yıl içerisinde öğretmen yetiştirme sisteminden başlayarak yeni tip (madde ve mana ile donanmış) öğretmen yetiştirerek işe başlamak zorundayız.

Seküler dünya görüşüne sahip olan geçmişteki iktidar sahipleri ,köy enstitülerini kurarak işe öğretmen yetiştirmekle başladılar. Köy Enstitülerinde uygulanan müfredat programları tamamına yakını batıdan kopya edilerek uygulandı.Bu programlar milletimizin değerlerine yabancı ve aykırı programlardı. Bu okullara alınan pırıl pırıl köy çocuklarını 6 yılda bu millete tam zıt dünya görüşüne sahip öğretmen olarak yetiştirdiler.Bu öğretmenlerin yüzde doksan dokuzu dini değerlerden uzak ,seküler dünya görüşüne sahip kimselerdi.Bu öğretmenler içinde içki içmeyen yüzde bir bile yoktu.Onlar da alaya alınır,gerici, yobaz diye yaftalanırlardı, toplumdan dışlanırlardı.Namaz kılıp ,oruç tutan ,hacca giden ve zekat veren hemen hemen yoktu.Bu tip özel yetiştirilen öğretmenlere teslim edilen çocuklar milli ve manevi değerlerden uzak,ana babasına yabancı,tarih ve kültürüne yabancı insan olarak yetiştirdiler.Bu şekilde yetişen insanların kurdukları ailelerin bugünkü toplumu oluşturmaktadır.Bu gün boşanmalar yaygınlaşmış, aile yok olmayla karşı karşıyaysa o gün verilen eğitimin sonucudur.Bu gün ülkemizde aile müessesinin tehlikede olmasının temelleri bu eğitim sistemine dayanır. Kendi vatanı ve milletini sevme yerine yabancıya hayrandılar.Bunların içinden çıkan dindarların da büyük çoğunluğu köklü dini eğitim almadıkları için ,bunların bazıları bir makama geldiklerinde hırsızlık dahil her türlü gayri meşru işlere bulaştığını görüyoruz.Bundan kurtulmak yeniden milletin değerleri ve tarihi ile barışmak için,Ülkenin en zeki çocuklarını öğretmen olmaları için öğretmenliği cazip hale getirmek gerekir kamuda çalışanların en yüksek maaşı onlara vererek; Maddi -manevi alanda yetiştirmek için köy enstitülerinin modern versiyonunu kurmak.Bu enstitülere 5.sınıftan itibaren öğrenci alarak, bu öğrencileri öğretmen yapmak için öğretmen ortaokulu,öğretmen lisesi,öğretmen fakültesi ve öğretmen akademisi şakilinde hayata geçirip,bu okullarda uygulanacak müfredat programı çok özel olmalıdır.Yeni siteme uygun müfredat programı geliştirmek için Selçuklu ve Osmanlı medreselerinde uygulanan müfredat programları yeniden incelenerek günümüze uyarlanmalıdır. Ayrıca bilim ve teknikte ileri ülkelerin müfredat programları da incelenerek bize uyan kısımları alınarak, bizim inanç, tarih ve kültürümüze uygun müfredat programlar hazırlamalıyız.

Yeni sisteme göre okul ve kurum yöneticilerinin belirlenmesi: Mevcut uygulama 657 , KHK, ve diğer yasalarda Okul müdürlüğü müstakil makam ve yönetici değil, istekli bir öğretmenin 4 yıllığına vali tarafından görevlendirilmesi ,bu görev öğretmenin ek işi olarak Okul müdürlüğü veya müdür yardımcılığı görevi ile görevlendirilmesi şakilinde uygulamaktadır.Bu uygulama başarıyı düşürür. İstenilen başarı ve hedefe ulaşmak zorlaşır. Çünkü yönetici olarak görev alan müdür suya sabuna dokunmamaya çalışarak 4 yıllını doldurmaya çalışır. Bu uygulama müdürlerin yanına atanan müdür yardımcısı müdür gibi mülakatla geldiği için kendi başına buyruktur. Müdürü dinlemeyebilir;kendisini dinlemeyen müd.Yrd. müdürü iş yapamaz hale getirebilir.Müdür yasal yola başvurduğunda da okulda psikolojik savaş başlar. Verim gittikçe düşer. Okulda huzur kalmaz.Okullarda huzur sağlamak ve başarıyı artırmak için atanacak müdür siyasi partinin ve sendikanın adamı değil işin ehli ,bilgili işine hakim, adil,toplumun değerleri ile barışık ,çalışkan,tercihen en az bir yabancı dil bilen,sosyal yönü kuvvetli,herkesle iyi diyalog kurabilen,cesur, en az 10 yıl öğretmenlik yapmış öğretmenler arasından-- kaymakam ,hakim ve diğer A sınıf memurların tabi olduğu sınavı gibi yazılı ve çiddi bir seçme sınavı yapılarak,atanmalıdır.Görev süresi yıllarla sınırlı olmadan atanmalıdır.Okul ve kurumdaki yetki ve sorumluluk tamamen müdüre verilmeli ,müdürler yılda en az 2 kere denetmelidir. Müdürlük görevini iyi yapamadığı daha sonra denetim raporuyla belgelendirilenler müdürlükten alınarak öğretmen olarak başka okulda görevlendirilmelidir. Müdür okullar arası, ilçeler arası ve iller arası tayin ve nakillerde boş kontenjan olmak kaydı ile tayin ve nakli müdür olarak yapılmalıdır. Başarılı okul ve kurum müdürleri zamanla kenardan merkeze kaydırılmalıdır. Müdür, müdür yardımcılarını atanmak üzere yetenekli ve uyumlu,istekli öğretmenlerden dilekçe alarak valilik onayıyla atanmalıdır. Başarısız müdür yardımcılarını müdür onu idarecilik görevine son vermek için okul müdürünün teklifi valiliğin onayıyla görevden alınarak başka okula öğretmen olarak ataması yapılmalıdır. Müdür görevi bırakınca onun atadığı müdür yardımcılarının da görevi otomatikman sona ermelidir. Hiç bir yazışmaya gerek kalmadan.

Müdür yardımcılarından biri okul veya kurumun inşaat,onarım ,bakım,temizlik ve demirbaşlarıyla sorumlu olarak görevlendirmeli.Okul müdürü sadece eğitim-öğretimle ilgilenmelidir.

Mevut uygulamada öğrencilerin büyük bir kısmı ders çalışmayıp ; kopya çekerek sınıf geçiyorlar; buda başarısızlık getiriyor. Hesapsız para ve zaman boşa gidiyor.Üniversite giriş sınavlarında olduğu gibi derslerde yapılan sınavlarda sınav salonlarına, kamera konularak öğrencilerin kopya çekmenin önüne geçilmelidir. Bu kararlılık gören öğrenciler çalışarak sınava girme zorunda kalırlar. Bir tarafta başarı artacak; diğer tarafta öğrenme olayı meydana gelecektir. Sonuçta bilenle bilmeyen,çalışanla çalışmayan ortaya çıkacak.Kopya çektiren veya öğrenciye kopya veren öğretmen derhal görevden alınmalıdır.(Mevcut yasada öğrencisine kopya veren öğretmen görevde alınıyor.)

Okullarda sınıfların oluşması öğrencilerin bilgi düzeyine göre olmalıdır. Öğrenci okulu bitirene kadar kendisiyle aynı bilgi seviyesinde olan öğrencilerle eğitini tamamlamalıdır.Öğrenci ve velinin itirazına yer vermeden öğrencinin aldığı notlara göre sınıfı belirlenmelidir.İlkokul 1.sınıfa okula kayıt sırasına göre sınıflar belirlenmeli, daha sonraki sınıflarda yani lise bitene kadar öğrencinin not ortalamasına göre sınıfı belirlenmelidir.Aynı seviyedeki öğrencileri aynı ortamda eğitmeliyiz.

Ak Parti iktidarı önümüzdeki genel seçimlere kadar ,yani 2023’e kadar bunları gerçekleştirmezse nesiller gittikçe ahlak erozyonuna uğrayacak milli ve manevi değerlerden yoksun nesiller yetişecektir.AK Partinin yapıkları yollar ve köprülerin hiçbir değeri olmayacaktır.100 yıldır Türkiye ve Dünya Müslümanlarının bekledikleri iktidar AK Parti İktidarıdır. AK Parti iktidarı elini çabuk tutup bu alana acilen el atmazsa, diğer maddi alanlarda yapılan hizmetler milleti huzurlu kılmayacaktır. Savunma sanayinde imal edilen modern silahlar düşmana değil dosta çevrilecektir. Dünya Müslümanlarının beklediği lider devlet olması gecikecektir. Her ilde 1 erkek ,1 kız proje imam hatip lisesi açıp dünya çapında İslam alimi yetiştirmek için bu okullarda öğrencilere ilkokulda başlayarak Kur’an ve Sünnet ışığında ,ehil öğretmenler tarafından ağırlıklı İslami eğitim verilmelidir.Aksi takdirde herkes kendi din anlayışına göre eğitim yaparsa, toplumda Allah‘n dini değil cemaat veya tarikat dini anlayışı hakim olur.Mevcut diğer imam hatipler ihtiyaç olan okullara dönüştürmelidir. Ümmetin birliği için devlet elini çabuk tutmalı Milli Eğitim ve Diyanet Kur’an ve sünnet’i esas alan İslam anlayışını yeniden milletin önüne koymalıdır. Yoksa cemaatlerin farklı din anlayışları FETÖ örneğinde görüldüğü gibi devlete başkaldırı yanında ,kendi aralarında yapacakları kavganın tamiri mümkün olmayacaktır.Şimdiye kadar Laiklik ilkesini bilerek din düşmanlığı şakilinde uygulaması milleti tarih ve kültüründen kopararak seküler bir insan tipi yetiştirilmesine sebep olmuştur.Anayasanın 2. maddesine açıklık getirilerek laikliğin din düşmanı şakilinde anlaşılmaması sağlanmalıdır.

İmam Hatip okullarının dışında kalan ,anasınıfından başlayarak ilkokul,ortaokul ve lise bitene kadar tüm okullara > dersleri zorunlu olarak mutlaka okutulmalı bu dersleri de imam hatip meslek dersleri öğretmenleri veya bu derslerle ilişkisi olan öğretmenler tarafından okutulmalıdır.Bu uygulamaya karşı çıkan İslam ve ümmet düşmanlarının itirazlarını dikkate alınmamalıdır.Tarihteki yerimizi almak ve Tüm dünya Müslümanlarının beklentilerini karşılamak ve dünya devleti olmanın başka yolu yoktur.Orta okuldan başlayarak kız ve erkek okulları ayrı olmalıdır.

Bütün dünyanın gözü Türkiye’nin üzerindedir. Dostları acaba ne zaman Türkiye ayağa kalkar yardımımıza gelir diye umutla beklerken; Düşmanları ne yapalım da Türkiye’nin ayağa kalkmasını engelleyelim diye uğraşıyorlar.Düşmana hizmet eden, İçimizdeki terör odakları, başta FETÖ,PKK terörü gibi tüm terör gurupları düşmanlarımız tarafından korunup finanse edilmektedirler. Elimizi çabuk tutmazsak, kınamacının kınamasından korkarsak fırsatı kaçırırız.Bu ümmet iktidar sahiplerine bu fırsatı Allah (cc)‘nın izniyle verdi. Ama bu fırsat sonsuz değildir.Bu fırsatı Kaçırırsak bir daha ne zaman vatan sevenlerin,ehli imanın eline böyle bir fırsat geçer kimse bilmez.



Hasan YOSUNKAYA

Uz. Öğret. Eğitim yön.


SAYIN ÇUMHURBAŞKANIMIZ REÇEP TAYYİP ERDOĞAN’A SUNULMAK ÜZERE

Milli Eğitim davası çözülmedikçe başka hiçbir davada başarılı olamayız , olsak bile bir süre sonra iktidar değişirse kazanımlar bir gecede yok olur.Onun içindir ki; Kemalistler bu milletin DNA’sı ile oynamak için en önce Milli Eğitim’le işe başlamışlardı.Biz de hiç beklemeden Milli Eğitim’e el atarak; bir yıl içerisinde öğretmen yetiştirme sisteminden başlayarak yeni tip (madde ve mana ile donanmış) öğretmen yetiştirerek işe başlamak zorundayız.

Seküler dünya görüşüne sahip olan geçmişteki iktidar sahipleri ,köy enstitülerini kurarak işe öğretmen yetiştirmekle başladılar. Köy Enstitülerinde uygulanan müfredat programları tamamına yakını batıdan kopya edilerek uygulandı.Bu programlar milletimizin değerlerine yabancı ve aykırı programlardı. Bu okullara alınan pırıl pırıl köy çocuklarını 6 yılda bu millete tam zıt dünya görüşüne sahip öğretmen olarak yetiştirdiler.Bu öğretmenlerin yüzde doksan dokuzu dini değerlerden uzak ,seküler dünya görüşüne sahip kimselerdi.Bu öğretmenler içinde içki içmeyen yüzde bir bile yoktu.Onlar da alaya alınır,gerici, yobaz diye yaftalanırlardı, toplumdan dışlanırlardı.Namaz kılıp ,oruç tutan ,hacca giden ve zekat veren hemen hemen yoktu.Bu tip özel yetiştirilen öğretmenlere teslim edilen çocuklar milli ve manevi değerlerden uzak,ana babasına yabancı,tarih ve kültürüne yabancı insan olarak yetiştirdiler.Bu şekilde yetişen insanların kurdukları ailelerin bugünkü toplumu oluşturmaktadır.Bu gün boşanmalar yaygınlaşmış, aile yok olmayla karşı karşıyaysa o gün verilen eğitimin sonucudur.Bu gün ülkemizde aile müessesinin tehlikede olmasının temelleri bu eğitim sistemine dayanır. Kendi vatanı ve milletini sevme yerine yabancıya hayrandılar.Bunların içinden çıkan dindarların da büyük çoğunluğu köklü dini eğitim almadıkları için ,bunların bazıları bir makama geldiklerinde hırsızlık dahil her türlü gayri meşru işlere bulaştığını görüyoruz.Bundan kurtulmak yeniden milletin değerleri ve tarihi ile barışmak için,Ülkenin en zeki çocuklarını öğretmen olmaları için öğretmenliği cazip hale getirmek gerekir kamuda çalışanların en yüksek maaşı onlara vererek; Maddi -manevi alanda yetiştirmek için köy enstitülerinin modern versiyonunu kurmak.Bu enstitülere 5.sınıftan itibaren öğrenci alarak, bu öğrencileri öğretmen yapmak için öğretmen ortaokulu,öğretmen lisesi,öğretmen fakültesi ve öğretmen akademisi şakilinde hayata geçirip,bu okullarda uygulanacak müfredat programı çok özel olmalıdır.Yeni siteme uygun müfredat programı geliştirmek için Selçuklu ve Osmanlı medreselerinde uygulanan müfredat programları yeniden incelenerek günümüze uyarlanmalıdır. Ayrıca bilim ve teknikte ileri ülkelerin müfredat programları da incelenerek bize uyan kısımları alınarak, bizim inanç, tarih ve kültürümüze uygun müfredat programlar hazırlamalıyız.

Yeni sisteme göre okul ve kurum yöneticilerinin belirlenmesi: Mevcut uygulama 657 , KHK, ve diğer yasalarda Okul müdürlüğü müstakil makam ve yönetici değil, istekli bir öğretmenin 4 yıllığına vali tarafından görevlendirilmesi ,bu görev öğretmenin ek işi olarak Okul müdürlüğü veya müdür yardımcılığı görevi ile görevlendirilmesi şakilinde uygulamaktadır.Bu uygulama başarıyı düşürür. İstenilen başarı ve hedefe ulaşmak zorlaşır. Çünkü yönetici olarak görev alan müdür suya sabuna dokunmamaya çalışarak 4 yıllını doldurmaya çalışır. Bu uygulama müdürlerin yanına atanan müdür yardımcısı müdür gibi mülakatla geldiği için kendi başına buyruktur. Müdürü dinlemeyebilir;kendisini dinlemeyen müd.Yrd. müdürü iş yapamaz hale getirebilir.Müdür yasal yola başvurduğunda da okulda psikolojik savaş başlar. Verim gittikçe düşer. Okulda huzur kalmaz.Okullarda huzur sağlamak ve başarıyı artırmak için atanacak müdür siyasi partinin ve sendikanın adamı değil işin ehli ,bilgili işine hakim, adil,toplumun değerleri ile barışık ,çalışkan,tercihen en az bir yabancı dil bilen,sosyal yönü kuvvetli,herkesle iyi diyalog kurabilen,cesur, en az 10 yıl öğretmenlik yapmış öğretmenler arasından-- kaymakam ,hakim ve diğer A sınıf memurların tabi olduğu sınavı gibi yazılı ve çiddi bir seçme sınavı yapılarak,atanmalıdır.Görev süresi yıllarla sınırlı olmadan atanmalıdır.Okul ve kurumdaki yetki ve sorumluluk tamamen müdüre verilmeli ,müdürler yılda en az 2 kere denetmelidir. Müdürlük görevini iyi yapamadığı daha sonra denetim raporuyla belgelendirilenler müdürlükten alınarak öğretmen olarak başka okulda görevlendirilmelidir. Müdür okullar arası, ilçeler arası ve iller arası tayin ve nakillerde boş kontenjan olmak kaydı ile tayin ve nakli müdür olarak yapılmalıdır. Başarılı okul ve kurum müdürleri zamanla kenardan merkeze kaydırılmalıdır. Müdür, müdür yardımcılarını atanmak üzere yetenekli ve uyumlu,istekli öğretmenlerden dilekçe alarak valilik onayıyla atanmalıdır. Başarısız müdür yardımcılarını müdür onu idarecilik görevine son vermek için okul müdürünün teklifi valiliğin onayıyla görevden alınarak başka okula öğretmen olarak ataması yapılmalıdır. Müdür görevi bırakınca onun atadığı müdür yardımcılarının da görevi otomatikman sona ermelidir. Hiç bir yazışmaya gerek kalmadan.

Müdür yardımcılarından biri okul veya kurumun inşaat,onarım ,bakım,temizlik ve demirbaşlarıyla sorumlu olarak görevlendirmeli.Okul müdürü sadece eğitim-öğretimle ilgilenmelidir.

Mevut uygulamada öğrencilerin büyük bir kısmı ders çalışmayıp ; kopya çekerek sınıf geçiyorlar; buda başarısızlık getiriyor. Hesapsız para ve zaman boşa gidiyor.Üniversite giriş sınavlarında olduğu gibi derslerde yapılan sınavlarda sınav salonlarına, kamera konularak öğrencilerin kopya çekmenin önüne geçilmelidir. Bu kararlılık gören öğrenciler çalışarak sınava girme zorunda kalırlar. Bir tarafta başarı artacak; diğer tarafta öğrenme olayı meydana gelecektir. Sonuçta bilenle bilmeyen,çalışanla çalışmayan ortaya çıkacak.Kopya çektiren veya öğrenciye kopya veren öğretmen derhal görevden alınmalıdır.(Mevcut yasada öğrencisine kopya veren öğretmen görevde alınıyor.)

Okullarda sınıfların oluşması öğrencilerin bilgi düzeyine göre olmalıdır. Öğrenci okulu bitirene kadar kendisiyle aynı bilgi seviyesinde olan öğrencilerle eğitini tamamlamalıdır.Öğrenci ve velinin itirazına yer vermeden öğrencinin aldığı notlara göre sınıfı belirlenmelidir.İlkokul 1.sınıfa okula kayıt sırasına göre sınıflar belirlenmeli, daha sonraki sınıflarda yani lise bitene kadar öğrencinin not ortalamasına göre sınıfı belirlenmelidir.Aynı seviyedeki öğrencileri aynı ortamda eğitmeliyiz.

Ak Parti iktidarı önümüzdeki genel seçimlere kadar ,yani 2023’e kadar bunları gerçekleştirmezse nesiller gittikçe ahlak erozyonuna uğrayacak milli ve manevi değerlerden yoksun nesiller yetişecektir.AK Partinin yapıkları yollar ve köprülerin hiçbir değeri olmayacaktır.100 yıldır Türkiye ve Dünya Müslümanlarının bekledikleri iktidar AK Parti İktidarıdır. AK Parti iktidarı elini çabuk tutup bu alana acilen el atmazsa, diğer maddi alanlarda yapılan hizmetler milleti huzurlu kılmayacaktır. Savunma sanayinde imal edilen modern silahlar düşmana değil dosta çevrilecektir. Dünya Müslümanlarının beklediği lider devlet olması gecikecektir. Her ilde 1 erkek ,1 kız proje imam hatip lisesi açıp dünya çapında İslam alimi yetiştirmek için bu okullarda öğrencilere ilkokulda başlayarak Kur’an ve Sünnet ışığında ,ehil öğretmenler tarafından ağırlıklı İslami eğitim verilmelidir.Aksi takdirde herkes kendi din anlayışına göre eğitim yaparsa, toplumda Allah‘n dini değil cemaat veya tarikat dini anlayışı hakim olur.Mevcut diğer imam hatipler ihtiyaç olan okullara dönüştürmelidir. Ümmetin birliği için devlet elini çabuk tutmalı Milli Eğitim ve Diyanet Kur’an ve sünnet’i esas alan İslam anlayışını yeniden milletin önüne koymalıdır. Yoksa cemaatlerin farklı din anlayışları FETÖ örneğinde görüldüğü gibi devlete başkaldırı yanında ,kendi aralarında yapacakları kavganın tamiri mümkün olmayacaktır.Şimdiye kadar Laiklik ilkesini bilerek din düşmanlığı şakilinde uygulaması milleti tarih ve kültüründen kopararak seküler bir insan tipi yetiştirilmesine sebep olmuştur.Anayasanın 2. maddesine açıklık getirilerek laikliğin din düşmanı şakilinde anlaşılmaması sağlanmalıdır.

İmam Hatip okullarının dışında kalan ,anasınıfından başlayarak ilkokul,ortaokul ve lise bitene kadar tüm okullara > dersleri zorunlu olarak mutlaka okutulmalı bu dersleri de imam hatip meslek dersleri öğretmenleri veya bu derslerle ilişkisi olan öğretmenler tarafından okutulmalıdır.Bu uygulamaya karşı çıkan İslam ve ümmet düşmanlarının itirazlarını dikkate alınmamalıdır.Tarihteki yerimizi almak ve Tüm dünya Müslümanlarının beklentilerini karşılamak ve dünya devleti olmanın başka yolu yoktur.Orta okuldan başlayarak kız ve erkek okulları ayrı olmalıdır.

Bütün dünyanın gözü Türkiye’nin üzerindedir. Dostları acaba ne zaman Türkiye ayağa kalkar yardımımıza gelir diye umutla beklerken; Düşmanları ne yapalım da Türkiye’nin ayağa kalkmasını engelleyelim diye uğraşıyorlar.Düşmana hizmet eden, İçimizdeki terör odakları, başta FETÖ,PKK terörü gibi tüm terör gurupları düşmanlarımız tarafından korunup finanse edilmektedirler. Elimizi çabuk tutmazsak, kınamacının kınamasından korkarsak fırsatı kaçırırız.Bu ümmet iktidar sahiplerine bu fırsatı Allah (cc)‘nın izniyle verdi. Ama bu fırsat sonsuz değildir.Bu fırsatı Kaçırırsak bir daha ne zaman vatan sevenlerin,ehli imanın eline böyle bir fırsat geçer kimse bilmez.



Hasan YOSUNKAYA

Uz. Öğret. Eğitim yön.


SAYIN ÇUMHURBAŞKANIMIZ REÇEP TAYYİP ERDOĞAN’A SUNULMAK ÜZERE

Milli Eğitim davası çözülmedikçe başka hiçbir davada başarılı olamayız , olsak bile bir süre sonra iktidar değişirse kazanımlar bir gecede yok olur.Onun içindir ki; Kemalistler bu milletin DNA’sı ile oynamak için en önce Milli Eğitim’le işe başlamışlardı.Biz de hiç beklemeden Milli Eğitim’e el atarak; bir yıl içerisinde öğretmen yetiştirme sisteminden başlayarak yeni tip (madde ve mana ile donanmış) öğretmen yetiştirerek işe başlamak zorundayız.

Seküler dünya görüşüne sahip olan geçmişteki iktidar sahipleri ,köy enstitülerini kurarak işe öğretmen yetiştirmekle başladılar. Köy Enstitülerinde uygulanan müfredat programları tamamına yakını batıdan kopya edilerek uygulandı.Bu programlar milletimizin değerlerine yabancı ve aykırı programlardı. Bu okullara alınan pırıl pırıl köy çocuklarını 6 yılda bu millete tam zıt dünya görüşüne sahip öğretmen olarak yetiştirdiler.Bu öğretmenlerin yüzde doksan dokuzu dini değerlerden uzak ,seküler dünya görüşüne sahip kimselerdi.Bu öğretmenler içinde içki içmeyen yüzde bir bile yoktu.Onlar da alaya alınır,gerici, yobaz diye yaftalanırlardı, toplumdan dışlanırlardı.Namaz kılıp ,oruç tutan ,hacca giden ve zekat veren hemen hemen yoktu.Bu tip özel yetiştirilen öğretmenlere teslim edilen çocuklar milli ve manevi değerlerden uzak,ana babasına yabancı,tarih ve kültürüne yabancı insan olarak yetiştirdiler.Bu şekilde yetişen insanların kurdukları ailelerin bugünkü toplumu oluşturmaktadır.Bu gün boşanmalar yaygınlaşmış, aile yok olmayla karşı karşıyaysa o gün verilen eğitimin sonucudur.Bu gün ülkemizde aile müessesinin tehlikede olmasının temelleri bu eğitim sistemine dayanır. Kendi vatanı ve milletini sevme yerine yabancıya hayrandılar.Bunların içinden çıkan dindarların da büyük çoğunluğu köklü dini eğitim almadıkları için ,bunların bazıları bir makama geldiklerinde hırsızlık dahil her türlü gayri meşru işlere bulaştığını görüyoruz.Bundan kurtulmak yeniden milletin değerleri ve tarihi ile barışmak için,Ülkenin en zeki çocuklarını öğretmen olmaları için öğretmenliği cazip hale getirmek gerekir kamuda çalışanların en yüksek maaşı onlara vererek; Maddi -manevi alanda yetiştirmek için köy enstitülerinin modern versiyonunu kurmak.Bu enstitülere 5.sınıftan itibaren öğrenci alarak, bu öğrencileri öğretmen yapmak için öğretmen ortaokulu,öğretmen lisesi,öğretmen fakültesi ve öğretmen akademisi şakilinde hayata geçirip,bu okullarda uygulanacak müfredat programı çok özel olmalıdır.Yeni siteme uygun müfredat programı geliştirmek için Selçuklu ve Osmanlı medreselerinde uygulanan müfredat programları yeniden incelenerek günümüze uyarlanmalıdır. Ayrıca bilim ve teknikte ileri ülkelerin müfredat programları da incelenerek bize uyan kısımları alınarak, bizim inanç, tarih ve kültürümüze uygun müfredat programlar hazırlamalıyız.

Yeni sisteme göre okul ve kurum yöneticilerinin belirlenmesi: Mevcut uygulama 657 , KHK, ve diğer yasalarda Okul müdürlüğü müstakil makam ve yönetici değil, istekli bir öğretmenin 4 yıllığına vali tarafından görevlendirilmesi ,bu görev öğretmenin ek işi olarak Okul müdürlüğü veya müdür yardımcılığı görevi ile görevlendirilmesi şakilinde uygulamaktadır.Bu uygulama başarıyı düşürür. İstenilen başarı ve hedefe ulaşmak zorlaşır. Çünkü yönetici olarak görev alan müdür suya sabuna dokunmamaya çalışarak 4 yıllını doldurmaya çalışır. Bu uygulama müdürlerin yanına atanan müdür yardımcısı müdür gibi mülakatla geldiği için kendi başına buyruktur. Müdürü dinlemeyebilir;kendisini dinlemeyen müd.Yrd. müdürü iş yapamaz hale getirebilir.Müdür yasal yola başvurduğunda da okulda psikolojik savaş başlar. Verim gittikçe düşer. Okulda huzur kalmaz.Okullarda huzur sağlamak ve başarıyı artırmak için atanacak müdür siyasi partinin ve sendikanın adamı değil işin ehli ,bilgili işine hakim, adil,toplumun değerleri ile barışık ,çalışkan,tercihen en az bir yabancı dil bilen,sosyal yönü kuvvetli,herkesle iyi diyalog kurabilen,cesur, en az 10 yıl öğretmenlik yapmış öğretmenler arasından-- kaymakam ,hakim ve diğer A sınıf memurların tabi olduğu sınavı gibi yazılı ve çiddi bir seçme sınavı yapılarak,atanmalıdır.Görev süresi yıllarla sınırlı olmadan atanmalıdır.Okul ve kurumdaki yetki ve sorumluluk tamamen müdüre verilmeli ,müdürler yılda en az 2 kere denetmelidir. Müdürlük görevini iyi yapamadığı daha sonra denetim raporuyla belgelendirilenler müdürlükten alınarak öğretmen olarak başka okulda görevlendirilmelidir. Müdür okullar arası, ilçeler arası ve iller arası tayin ve nakillerde boş kontenjan olmak kaydı ile tayin ve nakli müdür olarak yapılmalıdır. Başarılı okul ve kurum müdürleri zamanla kenardan merkeze kaydırılmalıdır. Müdür, müdür yardımcılarını atanmak üzere yetenekli ve uyumlu,istekli öğretmenlerden dilekçe alarak valilik onayıyla atanmalıdır. Başarısız müdür yardımcılarını müdür onu idarecilik görevine son vermek için okul müdürünün teklifi valiliğin onayıyla görevden alınarak başka okula öğretmen olarak ataması yapılmalıdır. Müdür görevi bırakınca onun atadığı müdür yardımcılarının da görevi otomatikman sona ermelidir. Hiç bir yazışmaya gerek kalmadan.

Müdür yardımcılarından biri okul veya kurumun inşaat,onarım ,bakım,temizlik ve demirbaşlarıyla sorumlu olarak görevlendirmeli.Okul müdürü sadece eğitim-öğretimle ilgilenmelidir.

Mevut uygulamada öğrencilerin büyük bir kısmı ders çalışmayıp ; kopya çekerek sınıf geçiyorlar; buda başarısızlık getiriyor. Hesapsız para ve zaman boşa gidiyor.Üniversite giriş sınavlarında olduğu gibi derslerde yapılan sınavlarda sınav salonlarına, kamera konularak öğrencilerin kopya çekmenin önüne geçilmelidir. Bu kararlılık gören öğrenciler çalışarak sınava girme zorunda kalırlar. Bir tarafta başarı artacak; diğer tarafta öğrenme olayı meydana gelecektir. Sonuçta bilenle bilmeyen,çalışanla çalışmayan ortaya çıkacak.Kopya çektiren veya öğrenciye kopya veren öğretmen derhal görevden alınmalıdır.(Mevcut yasada öğrencisine kopya veren öğretmen görevde alınıyor.)

Okullarda sınıfların oluşması öğrencilerin bilgi düzeyine göre olmalıdır. Öğrenci okulu bitirene kadar kendisiyle aynı bilgi seviyesinde olan öğrencilerle eğitini tamamlamalıdır.Öğrenci ve velinin itirazına yer vermeden öğrencinin aldığı notlara göre sınıfı belirlenmelidir.İlkokul 1.sınıfa okula kayıt sırasına göre sınıflar belirlenmeli, daha sonraki sınıflarda yani lise bitene kadar öğrencinin not ortalamasına göre sınıfı belirlenmelidir.Aynı seviyedeki öğrencileri aynı ortamda eğitmeliyiz.

Ak Parti iktidarı önümüzdeki genel seçimlere kadar ,yani 2023’e kadar bunları gerçekleştirmezse nesiller gittikçe ahlak erozyonuna uğrayacak milli ve manevi değerlerden yoksun nesiller yetişecektir.AK Partinin yapıkları yollar ve köprülerin hiçbir değeri olmayacaktır.100 yıldır Türkiye ve Dünya Müslümanlarının bekledikleri iktidar AK Parti İktidarıdır. AK Parti iktidarı elini çabuk tutup bu alana acilen el atmazsa, diğer maddi alanlarda yapılan hizmetler milleti huzurlu kılmayacaktır. Savunma sanayinde imal edilen modern silahlar düşmana değil dosta çevrilecektir. Dünya Müslümanlarının beklediği lider devlet olması gecikecektir. Her ilde 1 erkek ,1 kız proje imam hatip lisesi açıp dünya çapında İslam alimi yetiştirmek için bu okullarda öğrencilere ilkokulda başlayarak Kur’an ve Sünnet ışığında ,ehil öğretmenler tarafından ağırlıklı İslami eğitim verilmelidir.Aksi takdirde herkes kendi din anlayışına göre eğitim yaparsa, toplumda Allah‘n dini değil cemaat veya tarikat dini anlayışı hakim olur.Mevcut diğer imam hatipler ihtiyaç olan okullara dönüştürmelidir. Ümmetin birliği için devlet elini çabuk tutmalı Milli Eğitim ve Diyanet Kur’an ve sünnet’i esas alan İslam anlayışını yeniden milletin önüne koymalıdır. Yoksa cemaatlerin farklı din anlayışları FETÖ örneğinde görüldüğü gibi devlete başkaldırı yanında ,kendi aralarında yapacakları kavganın tamiri mümkün olmayacaktır.Şimdiye kadar Laiklik ilkesini bilerek din düşmanlığı şakilinde uygulaması milleti tarih ve kültüründen kopararak seküler bir insan tipi yetiştirilmesine sebep olmuştur.Anayasanın 2. maddesine açıklık getirilerek laikliğin din düşmanı şakilinde anlaşılmaması sağlanmalıdır.

İmam Hatip okullarının dışında kalan ,anasınıfından başlayarak ilkokul,ortaokul ve lise bitene kadar tüm okullara > dersleri zorunlu olarak mutlaka okutulmalı bu dersleri de imam hatip meslek dersleri öğretmenleri veya bu derslerle ilişkisi olan öğretmenler tarafından okutulmalıdır.Bu uygulamaya karşı çıkan İslam ve ümmet düşmanlarının itirazlarını dikkate alınmamalıdır.Tarihteki yerimizi almak ve Tüm dünya Müslümanlarının beklentilerini karşılamak ve dünya devleti olmanın başka yolu yoktur.Orta okuldan başlayarak kız ve erkek okulları ayrı olmalıdır.

Bütün dünyanın gözü Türkiye’nin üzerindedir. Dostları acaba ne zaman Türkiye ayağa kalkar yardımımıza gelir diye umutla beklerken; Düşmanları ne yapalım da Türkiye’nin ayağa kalkmasını engelleyelim diye uğraşıyorlar.Düşmana hizmet eden, İçimizdeki terör odakları, başta FETÖ,PKK terörü gibi tüm terör gurupları düşmanlarımız tarafından korunup finanse edilmektedirler. Elimizi çabuk tutmazsak, kınamacının kınamasından korkarsak fırsatı kaçırırız.Bu ümmet iktidar sahiplerine bu fırsatı Allah (cc)‘nın izniyle verdi. Ama bu fırsat sonsuz değildir.Bu fırsatı Kaçırırsak bir daha ne zaman vatan sevenlerin,ehli imanın eline böyle bir fırsat geçer kimse bilmez.



Hasan YOSUNKAYA

Uz. Öğret. Eğitim yön

Devamını Oku