Hakkında
Saltuk Tunga Turhan
  • Hobiler: Spor,Teknoloji,Sanat,Edebiyat
  • İlgi Alanları: Sanat Müziği,TSM,THM
  • Yaşadığı yer Zanzibar
  • Şehir Istanbul
  • Doğum tarihi 24 March
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Gruplar
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

BABA..

Kuzu etinden imal edilmiş yaprak döneri çok severmiş…
Bir gün canı yaprak döneri çok çekmiş.
Babasının isteğini fark eden oğlu,
almış babasını ve güzel bir lokantaya götürmüş…
Baba, yemeği önce kendisi yemek istemiş…
Ancak yaşlılığın verdiği zayıflık sonucu elleri titrediği için lokmayı ağzına götürmek istediği her seferinde üzerine dökmüş, yağı sakalına damlamış…
Lokantadaki insanların bakışları da pürdikkat onların üzerindeymiş…
Aşağılayıcı bakışlar, alaycı tavırlar, surat ekşitmelerle arada bir yaşlı babaya bakıyorlarmış.
Bir süre sonra oğlu sabır ve itina ile lokmaları babasının ağzına koymaya başlamış…
Nihayet yemek bitmiş ve oğlu babasını alıp lavaboya götürmüş, elini-yüzünü iyice yıkamış, üstünü-başını silip temizlemiş, saçını-sakalını düzeltip taramış, gözlüklerini silip gözüne takmış, ardından da koluna girip dışarı çıkarmış…
Lokantada bulunanların hakaretamiz bakışları hâlâ onların üzerinde…
Hiçbir bakışı umursamayan çocuğun ise yüzünde hep tebessüm varmış, babası çok sevdiği yemekten yiyip lezzet aldığı için…
Yemek parasını ödeyip çıkıyorlardı ki, arkalardan yaşlı bir amca seslenmiş:
– Hey evlat, burada bir şey bıraktığını unutmadın mı?
Az düşündükten sonra çocuk cevap vermiş:
– Hayır, masada bir şey bıraktığımı sanmıyorum!
Yaşlı amca:
– Hayır evlat, yanılıyorsun. Sen burada çok değerli bir şey bırakıp gidiyorsun!
Şaşkınlık içinde:
– Ne bırakmışım ki amca?!
– Sen burada, her evlat için bir ders ve her baba için bir umut bırakıp da gidiyorsun!…
Tam bir sessizlik hâkim olmuştu salona…
Herkes yaptığından, düşündüğünden utanç duyuyordu…
Unutmuşlardı bir an, her sıkıntıda babalarına sığındıklarını:
– Baba! Şunu istiyorum.
– Baba! Bana şunu al.
– Baba! Şu okulda, şu üniversitede okumak istiyorum, şu kadar harç gerekiyor.
– Baba! Okul masrafları için şu kadar para lazım.
– Baba! Falan şehre gezmeye gitmek istiyorum, para ver.
– Baba! Doğum günümde bana ne aldın?
– Baba!…
– Baba!…
Ama bir defa olsun dememişlerdi sanki:
– Yanımdasın ya baba, benim için her şeye değer ve yeter!…
– Babam! Senin yanında olmak benim için bir dünyadır…
Hep sahip olmak istediklerimizden söylenip durduk, yokluklarımızdan sitem edip şikâyetçi olduk…
Ama belki de hiç sormadık ona:
– Baba! Senin benden bir isteğin var mı?
Çoğumuza sormuşlardır kesin çocukluğumuzda, “Anneni mi çok seviyorsun, babanı mı?” diye.
İlk başta “Her ikisini.” desek de az ısrar sonucu utanarak, sıkılarak kısık sesle, “Annemi.” diyorduk; buna rağmen baba içindeki acıyı bize hissettirmeden tebessüm ediyordu.
Kim bilir, belki de herkesin yanında utanıyordu…
Ama bir gün gelir de kayıp giderse elinden, aile fertlerinin güzel yaşaması için ne tür zahmetlere katlandığını işte o zaman anlarsın.
Cennet ayaklarının altında olmasa da…

#baba

#saltuktunga

#etmebulmadunyasi

Devamını Oku
Saltuk Tunga

Hac Yolculuğu Başladı

İlk Hac Kafilesi Dualarla Uğurlandı

Hac ibadetini yerine getirmek için Suudi Arabistan'a gidecek hacı adayları, Hacılar Camii önünde dualar ve gözyaşlarıyla uğurlandı.

İlk hac kafilesinin hareketi öncesinde Bingöl Merkez Hacılar Camii önünde uğurlama programa düzenlendi. Duygulu anların yaşandığı programda, hacı adayları ve yakınları gözyaşlarını tutamadı.

Hacıları uğurlamak için düzenlenen programda konuşan İnzar Turizm Hac ve Umre Organizasyonu Bingöl Şube Müdürü Orhan Açıkbaş, “ Bugün hacca gidecek ilk kafilemizi uğurlamak için buradayız. Hacı adaylarımız, karayolu ile Diyarbakır Havalimanına oradan da Türk Hava Yolları uçağı ile direk olarak Medine’ye uçacaklar. Hac farizasını yerine getirmek için kutsal topraklara uğurlayacağımız hacı adaylarımız gibi bizlerde çok heyecanlı ve gururluyuz. Rabbim tüm hacı adaylarımızın haccını, dualarını ve ibadetlerini kabul buyursun inşallah.” İfadelerini kullandı.

Yapılan duaların ardından hacı adayları yakınları ile vedalaşarak kutsal topraklara uğurlandı.

Bingöl’den yola çıkan ilk kafilenin yaklaşık iki ay kutsal topraklarda kalacağı ve eylül ayında geri döneceği öğrenildi.

 

#Hac #TDV #Kabe #Mekke #Medine #Beytullah #KutsalYolculuk #SaltukTunga

Devamını Oku
Saltuk Tunga Saltuk Tunga Saltuk Tunga Saltuk Tunga

"Allah her yaptığımızı görür!" #BirÖzürYeter


Almanya Dünya Kupasında Yok

Dünya Kupalarının gediklisi ve 2018 Dünya Kupası favorilerinden olan Almanya  ilk turda elendi. Grup aşamalarından ikinci tura çıkamayan Almanya Dünya Kupaları  tarihinde en az gol attığı dünya kupasını geçirdi.

Güney Kore karşısında yakaladığ pozisyonları değerlendiremeyen Almanya risk aldığı dakikalarda yediği gol sonrası daha fazla baskı yapmak isterken kalecisinin de gol atmak için çıktığı bölümde hızlı bir ataktan yediği gol sonrasında maçı 2-o kaybetti.

Büyük hayal kırıklığı yaşayan Alman seyircisi sahayı üzgün terketti. Güney Kore ise tarihinde ilk defa Almanya'yı  2-0  yenerken seyirciler çılgınca bu galibiyeti kutladı.

#WorldCup2018

#Germany

#Almanya

 

Devamını Oku
Saltuk Tunga

Bomba Gibiyim

Jerry, çevresindekilerin çok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi.
Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile,
“Bu adam bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor?” diye.
Birisi nasıl olduğunu sorsa “Bomba gibiyim.”Diye yanıt verirdi hep.
“Bomba gibiyim…”Jerry doğal bir motivasyoncuydu.
Yanındaki insanlardan biri o gün, kotu bir gündeyse, Jerry yanına koşar, duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı.
Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni.
Bir gün Jerry’ye gittim “Anlayamıyorum.” Dedim. “Nasıl oluyor da, her zaman, her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun? Nasıl başarıyorsun bunu?
“Her sabah kalktığımda kendi kendime Jerry bugün iki secimin var. Havan ya iyi olacak ya da kotu derim. Her zaman havamın iyi olmasını seçerim. Kotu bir şey olduğunda yine iki secimim var. Kurban olmak ya da ders almak. Ben başıma gelen kötü şeylerden ders almayı seçerim.
Birisi bana bir şeyden şikayete geldiğinde, yine iki secimim var. Şikayetini kabul etmek ya da ona hayatin olumlu yanlarını göstermek. Ben olumlu yanlarını göstermeyi seçerim.
“Yok, yahu” diye dalga geçtim.”Bu kadar kolay yani”“Evet… Kolay…” dedi Jerry. “Hayat seçimlerden ibarettir.
Her durumda bir secim vardır. Sen her durumda nasıl davranacağını seçersin. Sen insanların senin tavrından nasıl etkileneceklerini seçersin. Sen havanın, tavrının iyi ya da kotu olmasını seçersin. Yani sen hayatini nasıl yasayacağını seçersin.”
Jerry’nin sözleri beni oldukça etkiledi. Onu uzun yıllar görmedim. Ama hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine olumlu secimler yaptığımda hep onu hatırladım. Yıllar sonra Jerry’nin basına çok talihsiz bir olay geldi. Soygun için gelen hırsızlar Jerry’yi delik deşik etmişler. Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış. Taburcu edildiğinde kurşunların bazıları hala vücudundaymış.
Ben onu olaydan altı ay sonra gördüm.“Nasılsın?” diye sorduğumda “Bomba gibi” dedi.
“Bomba gibi”
“Olay sırasında neler hissettin Jerry?” dedim.
“Yerde yatarken iki secimim var diye düşündüm. Ya yaşamayı seçecektim ya olumu. Ben yaşamayı seçtim.”
“Korkmadın mı? Şuurunu kaybetmedin mi?”
“Ambulansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı. Bana hep iyileşeceksin merak etme.” Dediler.
Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla sürerken doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum. Bu gözler bana “Bu adam ölmüş” diyordu.
“Bir şeyler yapmazsam, biraz sonra olu bir adam ölecektim.”
“Ne yaptın?” diye merakla sordum.
“Kocaman bir hemşire yanıma yaklaştı ve bağırarak her hangi bir şeye ihtiyacım olup olmadığını sordu.
‘Evet’ diye yanıt verdim.” “Var” Doktorlar ve hemşireler merakla sustular. Derin bir nefes alarak kendimi topladım ve bağırdım.”Benim kurşunlara alerjim var!..” Doktor ve hemşireler gülmeye başladılar. Tekrar bağırdım.
“Ben yaşamayı seçtim. Beni bir canlı gibi ameliyat edin. Otopsi yapar gibi değil.”
Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlu tavrının da büyük katkısı ile yasadı. Yasaması bana yeni bir ders oldu. Hergun hayatimizi dolu dolu yaşamayı seçme şansımız ve hakkimiz olduğunu ondan öğrendim ve herşeyin kendi seçimlerimize bağlı olduğunu.
Bu yazıyı okudunuz. Simdi iki seçiminiz var:
1. Unutup gitmek,
2. Yazıyı dikkate alıp saklamak, arkadaşlarınıza göndermek.
Francie Baltazar Schartz’ın yazısını okuduktan sonra düşündüm, iki seçimim vardı:
1. Çöpe atmak,
2. Birileriyle paylaşmak. Ben seçimimi yaptım. Ya siz?…
HER ZAMAN ‘BOMBA GiBiYiM’  DEMENiZ DiLEĞiYLE…
#bombagibiyim #optimist #pozitif #saltuktunga

Devamını Oku

Bir Babalar Günü Hikayesi

Babam ölmemiş anne...

Metrobüs'te gidiyordum. Önümdeki koltukta beş altı yaşlarında bir oğlan çocuğu ile kıyafetinden köyden gelmiş olabileceğini düşündüğüm annesi oturuyorlardı.Çocukla annesi ara ara bir şeyler konuşuyorlardı. Daha çok susuyorlardı. Gene uzun bir suskunluktan sonra, çocuk yüksek sesle “anneeeee, babam dün gece rüyama geldiiiii, ölmemiş!” dedi. Anne sustu, ama oğluna baktı. Oğlan devam etti; “bana dedi ki oğlum ölmedim, kalbim çok sancıyor, ağrıyor bir şey söyle de onu yapayım, ölmeyeyim, dedi. Bir şey diyemedim anne, ne deseydim?” Anne çocuğuna “sus, tamam” dedi ve yüzünü ileriye çevirdi... Çocuk “ne deseydim anne?” diye üsteledi. Anne “sus bak, şöför amca kızıyor” dedi. Çocuk ileriye baktı ama -metrobüs çok uzun olduğundan- şoför moför göremedi. “Şoför nerede?” dedi. Sen göremezsin, bana söyledi, dedi anne ve gene sustular. Son durağa kadar bir daha da konuşmadılar.
İçim cız etti. Babasının kaybını yaşayan bir küçük çocuk, konuşmak, paylaşmak ve anlamak istiyor... Kocasının kaybını yaşayan, oğluyla dünyada kalmış bir anne ne diyeceğini, nasıl diyeceğini bilemiyor... Belki eve gidince anne “şimdi anlat bakayım şu rüyanı” demiştir.• Babam geldi, kalbini tutuyordu, oğlum, ölmedim kalbim çok sancıyor, ağrıyor, bir şey söyle de onu yapayım, ölmeyeyim dedi. Ne deseydim anne?
• Babanı rüyanda gördün ha, benim aslan oğlum. Peki sen ona ne dedin?
• Bilemedim işte anne, sana soruyorum.
• Hadi gel beraber düşünelim. Ben de şimdi ilk an bilemedim. Zor bir rüyaymış. Önce rüyalar nedir, bilmek ister misin?
• Heee anne.
• Yaşamımız içinde başımıza bir dolu olay geliyor ya... İşlerimizi yaparken, sokakta, okulda bir çok insanla karşılaşıyoruz, konuşuyoruz ya... işte onlardan bazıları bizi derinden etkilerler. Biz bazen bu etkileri hemen hissedemeyebiliriz. Ama içimiz hisseder, etkilenir. İşte onların bir kısmını gece uykumuzda rüyalarımızda görürüz. Rüyalar gerçek değildir amma gerçek olaylardan etkilenebilirler. Rüya neymiş anladın mı?
• Hani geçen bana oyuncak almamıştın ya, ben o oyuncağı sonra rüyamda görmüştüm, ağaçtaydı ben de ona ulaşamıyordum. Onun gibi mi?
• Hah, affferin benim aslan oğluma... Şimdi biz babanı geçen hafta kaybettik ya... Sen babanı çok seviyordun di mi?
• Evet anne...
• Baban da seni çoook seviyordu. Ama bizim bilemediğimiz bir düzen var dünyada, bazen insanlar sağlıklarına dikkat etmediklerinden bazen de ecel dediğimiz şeyden dolayı göçüp gidiyorlar. Ama nereye biliyor musun?
• Nereye anne?
• Çook uzaklara gidiyorlar, bu dünyanın ötesinde başka bir dünya daha var. Oraya gidiyorlar. Oraya en güzel gidiş çoook uzun yıllar ve sağlıklı biçimde yaşamış olarak gitmek. Ama baban biraz erken gitti. Onun için o da çok üzgündür şimdi. Seni bıraktı burada ya, sana artık dokunamayacak, sarılamayacak ya... Sanırım onun için üzülmüş gelmiş, kalbim ağrıyor, diyerek senden yardım istiyor. Aslında sana demek istiyor ki; “oğlum, benim kalbim çok ağrıyor, seni de anneni de çok özledim, arada ben senin rüyana geldiğinde bana beni sevdiğimi söyle, ben de sana seni sevdiğimi söyleyeyim, sarılalım, sen bana ben sana sarılayım biraz hasret giderelim. Anneni de yalnız bırakma, onun için de çok üzülüyorum ona artık sen destek olacaksın” demek istiyor. Şimdi anladın mı, onu bir daha rüyanda gördüğünde ne demen gerekiyormuş?
• Anladım anne.
• Ne diyecekmiş peki benim aslan oğlum bir daha babasını görünce?
• Baba, diycem, üzülme, kalbin de acımasın, ben seni çok seviyorum, annemi de seviyorum. Anneme de iyi bakıcam, sarılalım mı baba, diycem.
• Aslan oğlum benim...
• Anne babamı ziyarete gidelim mi?
• Nasıl gideceğiz peki? O öbür dünyada...
• E işte biz de ölelim işte...
• Haaa, onu diyorsun. Yok o öyle olmuyor. Bize bu canı Allah verdi, ne zaman alacağını da o biliyor... Bize düşen görev, bu dünyada en iyi biçimde yaşamak ve hem kendimize hem çevremize iyilik yapmak... Bunu yapmadan gitmek doğru olmaz. Şimdi biz öyle güzel yaşayacağız ki, sen de ben de çok mutlu olacağız. Bu mutluluğun içinde babana da çok teşekkür edeceğiz ve onun da orada mutlu olmasını sağlayacağız. Ama bak yarın ne yapcağız, birlikte babanın mezarına gideceğiz. O bizi oradan da -aslında istesek buradan da- duyar. Ona söylemek istediklerimizi orada söyleyeceğiz. Onunla konuşmalarımızı içimizden geçirsek o bizi duyabilir. Öyle yapacağız, anlaştık mı?
• Tamam anne? Anne, sen de görüyor musun babamı rüyanda?
• Haaa bak ben de dün akşam gördüm sana onu anlatacaktım da, otobüs çok kalabalık ya, tanımadığımız insanlar bizim özel hayatımızdan belki rahatsız olurlar diye orada seni susturmuştum, evimizde rahat rahat konuşuruz, hem ben de sana benim rüyamı anlatırım diye istemiştim.
• Ne yapıyordu babam? Kalbi acıyor muydu?
• Ben de işte onu anlatacaktım. Bana dedi ki dün oğlumun rüyasına girdim, sana da geldim ki sen de şaşırmayasın. Bak hanım, dedi. Ben seni de oğlumu da çok seviyorum. Ne yazık ki erken ayrılmak zorunda kaldım aranızdan. Size şunları demek istedim, diyemeden gittim, bari rüyalarda diyeyim. İkiniz de benim için çok önemlisiniz, oğluma de ki onun çok iyi bir insan olması, kendine çok iyi bakması benim kalbime çok iyi gelecek. O iyi yaşadıkça benim de kalbim çok iyi olacak, burada çok mutlu olacağım. Ben biliyorum yıllar sonra siz de buraya geleceksiniz tekrar birlikte olacağız. Bunu biliyorum. Siz o dünyada dilediğiniz gibi, birlikte güzel güzel yaşayın benim kalbime bu çok iyi gelir. Ben oğlumun rüyasına daha sonra bir daha girdiğimde bana bunları söylesin, dedi.
• Niye ağlıyorsun anne?
• Neden ağlamayayım oğlum, bir kere babanı özledim, ondan ağlıyorum. Bir de baban bizi ne kadar seviyormuş onu öğrendim, ondan duygulandım. Ondan işte. Hadi artık yatalım mı, belki baban rüyamıza gelir gene...
• Her akşam gelsin anne...
• Bakalım oğlum, Gel bir sarılayım sana bakayım... Biz oğlumla çoook uzun yıllar birlikte yaşıycaaaaz, oğlum büyüyceeek kocaman olacaaaak, aslan oğlum benim.

Alıntı, Nurdoğan Arkış , Sosyal Bilimci (23.05.2012)

Çocukları ile geçirdiği her dakikanın kutsallığını hisseden bütün babaların gününü kutlarız

#babalargunu

#saltuktunga

Devamını Oku

Başkalarının rezaleti, bizim faziletimiz olamaz.

Mubarek Kadir gecesinde sahur proğramlarını dolaşıyorum. Bu gecenin manasını anlatan değerli programların arasında hayata dair bir şeyler arıyorum.

Aradığımı buldum.

Dr. Erkan Aydın Hoca'nın Tivibu Ramazan kanalında Kudüs'ten yaptığı programda hayata dair çok önemli bir söz söyledi.

"Başkalarının rezaleti, bizim faziletimiz olamaz."

Maalesef yaşadığımız da bu.

Herkes herkesin açıklarının eksiklerinin peşinde. Peşinde olduğu cetvel de neye göre nasıl ?

O bile belli değil.

Biz diğerlerini artıları ile anmak yerine eksikleri ile anıyor , eksiklerini araştırıp ortaya çıkarıyoruz.

Hatta bazen gıybetinde ötesine geçip , bilmediğimiz görmediğimiz duyduklarımız ile iftiralar bile atabiliyoruz.

Detaylarına inmeye gerek yok açıkçası. Sosyal medya da paylaştıklarımızı kontrol etsek yeter. Bir cemiyette konuştuklarımızı hatırlasak yeter.

Kişi kendisini kontrol edemedikçe kontrolünü başkalarına kaptırıyor demektir. Ne kadar kontrollüyüz.
Kitaptaki dine ne kadar uygun , istediğimiz özlediğimiz ahlaka ne kadar ait, itibar ve onur beklediğimiz yolda ne kadar masumuz ?


Haydi şapkalarımızı önümüze koyup düşünelim, kendi gözümüzden değil de bizi kınayabilme ihtimali olan birinin gözü ile değerlendirelim.

Başkalarının rezaletinden fazilet mi sağlıyoruz ? Başkalarının fazileti ile faziletlenenlerden mi oluyoruz ?

Bu gözle kendini analiz etmek cesaret ister.

Bu kadar cesur muyuz ?

Saltuk Tunga

#ErkanAydın #BaşkalarınınRezaletiBizimFaziletimizOlamaz #SaltukTungaTurhan #SaltukTunga

@SaltukTungaTurhan @SaltukTunga

Devamını Oku

Ramazan Bayramı Namaz Vakitleri

Türkiye genelinde Ramazan Bayram namazı vakitleri Diyanet takvimi ile bazı şehirlerde aşağıda ki şekildedir.

Ankara için Ramazan bayramı namazı vakti:06:04

Antalya için Ramazan bayramı namazı vakti:06:21

Bursa için Ramazan bayramı namazı vakti: 06:19

Edirne için Ramazan bayramı namazı vakti: 06:25

Eskişehir için Ramazan bayramı namazı vakti: 06:14

Gaziantep için Ramazan bayramı namazı vakti: 05:53

İstanbul için Ramazan bayramı namazı vakti: 06:17

İzmir için Ramazan bayramı namazı vakti:06:31

Kocaeli için Ramazan bayramı namazı vakti:06:14

Malatya için Ramazan bayramı namazı vakti:05:46

Sakarya için Ramazan bayramı namazı vakti:06:12

Trabzon için Ramazan bayramı namazı vakti:05:34



#Bayram Namazı #Bayram Namazı # Ramazan Bayramı Namazı
@bayramnamazı #saltuktunga

Devamını Oku

Zekat nedir?

Ramazan ayında hakkında en çok soru sorulan konulardan biri de zekattır. Kim, kime, hangi kıstaslara göre, nasıl zekat verebilir? İşte tüm bunların cevapları.
Müslüman olan zenginlerin ellerindeki değerlerden, ihtiyaç sahiplerinin hakkı olduğu kabul edilen (Mearic 70/22-25) kısma ve bu ibadete zekat denir. Verilmesi gerekliliği ayet ve hadis ile sabittir. Bu anlamı ile 30 ayette bahsi geçmektedir.

Toplumdaki ekonomik dengelerin zenginler lehine gelişmesiyle, fakir-zengin arası ekonomik, sosyolojik ve psikolojik uçurumun oluşmasına engel olmak gibi bir fonksiyonu vardır.

Zekat'ın kelime anlamı ise, "artma, çoğalma, arıtma, bereket" tir.
#zekat #fitre #fidye
@zekat @fitre @fidye

DAHA FAZLASINI ÖĞRENMEK İÇİN :

Devamını Oku