Hakkımızda
Sektörünün Öncü sitelerinden Reyting Tv nin Köşe Yazarlarının Güncel Yazılarının paylaşıldığı sayfamız Reyting Tv de Köşe Yazarı olmak istermisiniz ?
  • Gündem
  • http://www.reytingtv.com/yazarlar.php
Üyeler
Henüz üye yok!

HAYALLER VE DUALAR

Sesi soluğu kesilmiş bir aşkın ortasında yürüyoruz, dediği gibi şairin, ne zaman bu mısraları okusam, mahsun ve güzel memleketim geliyordu aklıma, sesi soluğu kesilmiş, yorgun üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanla dolu memleketim, Avrupaya el açmış kardeşi kardeşe düşmüş, küçük ama garip memleketim...
Her geçen gün dibe bir daha vuran, Anayasa kitapcıklarının havada uçuştuğu, Esnafın Dua yazıp içine sıkıştırdığı yazar kasasını Başbakanına fırlattığı, hortumculuğun kol gezdiği küçük ama garip memleketim. 
Komşuluğun kardeşliğin ve dostluğun olduğu köşe başlarında, çöp dağlarının patladığı, Hastanelerde, muayene kuyruklarında yada ilaç kuyruklarında, can verenlerin olduğu küçük ama garip memleketim.
ve...
Yazının Devamını okumak için Reyting Tv'yi tıklayınız

Devamını Oku
HAYALLER VE DUALAR

Peri ÖZDOLGUN: SEZON FİNALİ

Yaz lazım bize .. Balkonlardan sarkan sardunya saksılarından , sahil de gezen dondurmacılara , mahalle aralarında seksek oynayan çocuklardan , gökyüzünün ışıltısına yaz lazım .. 

  Şu kış mevsimine bi sezon finali lazım . Haa bi de henüz başlamış ilk bölümü yayınlanmış ama ne olduğunu belli etmiş dizilere bi sezon finali lazım . ‘’Olmadı bi daha ki sezona inşallah canım ya’’ gibi .. 

  Türkiye’nin ileri gelen oyuncularını bir araya toplayıp bi de şöyle en tercih edilentv kanallarından birinde yayınlanınca bitiyor mu bu iş sizce ? 
  
  Evdeki Düşman Esther’i hatırlamayan yok değil mi aramızda ? Varsa da hiç üzülmesin Yuvamdaki Düşman diye bir dizi başlamış belki konu olarak değil ama ismen bi çağrışım yaratıyor . Henüz izlemedim yuvadaki düşmanın kim olduğunu merak etmiyorum çünkü , bilinçli bir izleyici olarak düşman kişiyi yıllar önce Esther ile zirve de bıraktım . 
  
  Bakar mısınız ? Bi sezon finali rica edicem ben yuvadaki düşman soslu , bi de şöyle bol buzlu sahil aromalı bi Yaz yanında . Şeeyy bardak buzlu olsun lütfen .

Peri Özdolgun

Reyting Tv Yazarı

 

Devamını Oku
Peri ÖZDOLGUN: SEZON FİNALİ

Karya Öktem : KENDİMİZİ SEVİYOR MUYUZ?

Kendimizi seviyor muyuz?

Reyting Tv Yazarı
32440553_10213014297566811_855053747.jpg
Karya Oktem
Diğer Yazılarını okumak için tıklayın..

Kendimi sevmeye başladığımda, hangi koşullarda olursam olayım, doğru zamanda doğru yerde bulunduğumu ve her şeyin tam da olması gerektiği zamanda gerçekleştiğini anladım. işte o zaman huzura erdim. bugün buna “öz güven” diyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, duygusal acı ve kederin sadece kendi doğrularıma aykırı yaşadığımı hatırlatan birer uyarı olduğunu anladım. bugün bunun “özgünlük” olduğunu biliyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, farklı bir hayatı arzulamayı bıraktım ve etrafımı saran her şeyin beni büyümeye çağırdığını gördüm. bugün buna “olgunluk” diyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, yanlış bir zaman olduğunu ve hazır olmadığını bildiğim halde birini kendi istediklerimi yapması için zorlarsam, o kişi kendim bile olsam, onu nasıl incitebileceğimi anladım. bugün buna “saygı” diyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, sağlığıma iyi gelmeyen her şeyden yemeklerden, insanlardan, durumlardan ve beni aşağı çeken ve benliğimden uzaklaştıran her şeyden kurtardım kendimi. bugün bunun “kendini sevmek” olduğunu biliyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, kendi zamanımdan çalmayı ve gelecek için büyük projeler tasarlamayı bıraktım. bugün bana sadece keyif ve mutluluk veren, yapmayı sevdiğim ve içimi neşe ile dolduran şeyleri, kendi tarzıma ve ritmime göre yapıyorum. bugün buna “sadelik” diyorum.

 

Devamını Oku

KURAN VE METAFOR

firdevs_subay_resim.jpg

Firdes Subay

23 Mart 2019 Cumartesi 20:46

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Misa 34: “Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini
kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini
sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar
da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz
kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur
kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol
aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.”
Bu ayette açıkça belirtildiği gibi “kandını döğün” ibaresi yer alsa da önce bu ifadeye nasıl
bakmamız gerektiğidir. Bazı kesimler Kuran’da “kadını döğün” ifadesini sadece yazıldığı gibi
bakıp ne anlatmak istediğine bakmadıkları aşikardır. Kuran, yapısı ve indiriliş gayesiyle
aslolan şiddete hizmet etmez. Şiddetide tavsiye etmez. Ama bu ayette ki bu ifade Kuran’ın
sanki ruhuna ters düşüyormuş gibi görünse de aslında değildir.

Aile birliğini sağlamak için verilen öğütler aslında dönemin Arap yapısına uygun
düşmektedir.çünkü dönmede sağlıklı bir aile yapısı yoktu ve kadın bir eşya gibi alınıp
satılıyordu. Sürekli dövülüyor ve aşağılanıyordu. Şiddet kadının adeta yaşam şekli, erkekler
için ise şiddeti uygulamak normaldi. Döneminde başka terbiye metodu bilmeyen erkeklere,
şiddetin dozunu ayarlayıp “hafifce dövünüz” gibi bir müsaade verildi. Günümüzdeyse bu
kelimeyi bir metafor olarak anlamak daha doğrudur çünkü döneminde ki aile sisteminin ve
bütünlüğünü kollama yöntemleri günümüzden farklıdır. Oysa şimdi bizim bu dönemde
anlamamız gereken burada ki ifadenin bir metafor olduğu ve bu metaforu doğrudan dayak
olarak anlamlandırmak yerine; onları bir şekilde sarsın ki akıllarını başlarına alsınlar
manasındadır.
Ayetin başındaki ifadeler açıktır; erkeğin aile sistemin de yeri ve konumu belirtilmiş ve
kadının bu sisteme baş kaldırması halinde uygulanması gereken terbiye metodu
açıklanmıştır. Burada kadına bir uygulama söz konusu değildir ve kadın, evlilik ve aile birliğine
halel getirecek bir tavır takındığında erkeğin, kademe kademe yapması gerekenler
belirtilmiştir. “dövün” diyerek de; kadını psikolojik olarak öyle sarsın ki yaptığı hatayı anlasın
ve kendisine gelsin manasında metafor yapmak gerekmektedir.
Özellikle döneminde, kadın bir meta olarak görülürken ve eşleri tarafından hiçbir hakları
verilmezken; İslamiyet, kadın haklarını getirmiş ve kadını da erkek gibi bir insan olarak
inananlara tanıtmıştır. Kadın, o dönemde; diri diri toprağa gömülen, utanç kaynağı,
kölelerden daha berbat yaşam tarzı olan, sefahat ve fuhuş içinde elden ele dolaşan, hiçbir
insani ve hukuki hakkı olmayan bir varlıktı. Hatta varlık diye bile kabul edilmez bir nesne
gözüyle bakılırdı. Sadece Arap yarımadasında değil Eski Yunanada, Çinde, Arabistanda vb..
tüm dünyada benzer bir durumdaydı.
Ama İslamın gelmesiyle bu durum zaman içerisinde değişti ve kadın hak ettiği “insan”
konumunda kabul edilmeye başlandı; insan ve aynı zamanda bir kul… Zamanla kadın hakları

gelişti ve günümüzdeki son halini aldı. Eğer bu ayetteki gibi “dövün” kelimesini doğrudan
alacak olsak; peygamberimizin sünnetine aykırı bir şey yapmış oluruz. Çünkü ne
peygamberimiz(sav) ne de sahabe kadınlarını dövmemişlerdi. Demek ki okuduğumuz her
ayetin düz anlamını değil bazen de görünmeyen derin anlamlarını kavramak lazım
gelmektedir. Eğer bu şekilde ayetleri dönemlerindeki sosyolojik ve psikolojik şekilde
değerlendirip anlamaya çalışırsak Kuran’ın salt gerçeğine ulaşmamız daha sağlıklı olur…

Devamını Oku

KENDİMİZİ SEVİYOR MUYUZ?

32440553_10213014297566811_855053747.jpg

Karya OKTEM

Reyting Tv Yazarı

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Kendimizi seviyor muyuz?

Kendimi sevmeye başladığımda, hangi koşullarda olursam olayım, doğru zamanda doğru yerde bulunduğumu ve her şeyin tam da olması gerektiği zamanda gerçekleştiğini anladım. işte o zaman huzura erdim. bugün buna “öz güven” diyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, duygusal acı ve kederin sadece kendi doğrularıma aykırı yaşadığımı hatırlatan birer uyarı olduğunu anladım. bugün bunun “özgünlük” olduğunu biliyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, farklı bir hayatı arzulamayı bıraktım ve etrafımı saran her şeyin beni büyümeye çağırdığını gördüm. bugün buna “olgunluk” diyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, yanlış bir zaman olduğunu ve hazır olmadığını bildiğim halde birini kendi istediklerimi yapması için zorlarsam, o kişi kendim bile olsam, onu nasıl incitebileceğimi anladım. bugün buna “saygı” diyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, sağlığıma iyi gelmeyen her şeyden yemeklerden, insanlardan, durumlardan ve beni aşağı çeken ve benliğimden uzaklaştıran her şeyden kurtardım kendimi. bugün bunun “kendini sevmek” olduğunu biliyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, kendi zamanımdan çalmayı ve gelecek için büyük projeler tasarlamayı bıraktım. bugün bana sadece keyif ve mutluluk veren, yapmayı sevdiğim ve içimi neşe ile dolduran şeyleri, kendi tarzıma ve ritmime göre yapıyorum. bugün buna “sadelik” diyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, her zaman haklı olmaya çalışmayı bıraktım ve o zamandan beri daha az yanılıyorum. bugün bunun “alçak gönüllülük” olduğunu keşfettim.

kendimi sevmeye başladığımda, geçmişte yaşamaya devam etmeyi ve gelecek hakkında endişelenmeyi reddettim. şimdi sadece her şeyin gerçekleştiği “anın” içinde yaşıyorum. bugün her bir günü günbegün yaşıyorum ve buna “memnuniyet” diyorum.

kendimi sevmeye başladığımda, aklımın beni rahatsız ve hasta edebileceğini fark ettim. fakat kalbimle daha çok bağ kurmaya başladığımda aklım değerli bir dostum oldu. bugün bu bağa “kalbin bilgeliği” diyorum."

charlie chaplin

 

Devamını Oku
KENDİMİZİ SEVİYOR MUYUZ?