Büyük Birlik Partisi 27’inci kuruluş yıl dönümünü kutladı

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, ”Yaptığımız uzun yolculukta, bir sürü siyasi parti, tarihin tozlu sayfalarında yer alırken, biz, sadece Hakka sarılıp, milletine sırtını yaslayarak, kurulduğundan beri çizgisinde hiçbir kırıklık olmadan, mensuplarının başını öne eğdirecek hiçbir yanlışın içine düşmeden, bugüne geldik” dedi.
BBP 27’inci kuruluş yıl dönümünü “Türkiye’nin Geleceğiyiz” sloganıyla bir otelde kutladı. Programa MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya HAK-iş Genel başkanı Mahmut Arslan, bir çok parti temsilcisi, Büyükelçiler ve Alperen Ocakları Genel Başkanı Murat Aslan katıldı. Program Kur’an-ı Kerim tilaveti, ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Parti’nin kuruluşunu anlatan bir sinevizyon gösterisi ile devam etti.
Sözlerine Elazığ ve Malatya’da yaşanan deprem sonrası hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek başlayan BBP Genel Başkanı Destici, “Dün Elazığ’daydık ve Malatya’daydık hem depremden etkilenen bölgeleri ziyaret ettik. Hem hastanede hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ailelerine taziye ziyaretinde bulunduk. Çok hızlı bir şekilde olay yerine intikal ederek, enkaz altındaki son kişi çıkarılana kadar can siper şekilde çalışmalarını yürüten devlet temsilcilerimize ve diğer bütün kuruluşlara şükranlarımı sunuyorum. Bu deprem bize gösterdi ki millet olmadan elbette ki orada bir devlet olmaz. Esas olan devlettir. BBP olarak dava arkadaşlarımız hem de yakın bölgedeki arkadaşlarımız oraya intikal ederek, başından sonuna kadar orada ellerinden gelen her türlü çabayı gösterdiler. Bu olayda Türkiye büyük bir yumruk oldu. Bakmayın siz birkaç tane densizin laflarına ve paylaşımlarına onlar Türk milletinin birliği dün nasıl bozamadıysa bugünde bozamayacak, yarında bozamayacaktır” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Bünyamin Netanyahu ile birlikte açıkladığı sözde Orta Doğu barış planını yok saydıklarını ifade eden Destici, şöyle konuştu:
“Başta Filistin olmak üzere İslam dünyasını yok sayarak bir anlaşma yaptıklarını bütün dünyaya duyurdular. Bu anlaşmanın içeriğine baktığımız zaman duvarlara çevrili alan tarihi Kudüs’un dış mahalleri bölümünde Filistin kurulabilir demek, Filistin halkına ve İslam dünyasına hakaret olarak algılıyor ve ret ediyoruz. ABD ve İsrail bölgedeki bütün operasyonlarını uşakları vasıtasıyla yönettiklerini mazlum dünyaya ve bizim coğrafyamıza hükmetmeye çalıştıklarını biliyoruz. Bu anlaşmanın açıklandığı salonda Bahreyn Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman Büyükelçiliklerinin bulunması sadece talihsizlik değil, bu zillet olayına eşlik etmeleri o ülkelerinin yöneticilerinin alınlarında kara bir lekedir.”
Bundan tam 27 yıl önce güçlünün haklı değil, haklının güçlü olması gerektiğini en gür sada ile haykıran ve ‘hakikatin hatırana’ siyaset üretmeye çabalayan bir lider etrafında bir araya geldiklerini belirten Destici, şu ifadeleri kullandı:
“O gün o lider; ‘Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz. Allah’ın izniyle, olsak da milletle olacağız. Olmasak da, milletle olmayacağız. Yarın ahirette Allah bize, niye iktidar olmadın diye sormayacak’ dava şuuruyla ettiği kelamı, şehadeti öncesinde de bir vasiyet olarak tekrarlayarak emaneti ve istikameti bizlere devretti. 27 yıl sonra bugün; alnı ak, başı dik bir şekilde, geleneksel ideolojilere hapsolmak yerine her türlü mağduriyet alanı için uzlaştırıcı ve ikna edici çözümler üretmeye gayret eden, Türkiye’nin en sahici ve samimi siyasi organizasyonunun doğum gününü sizlerle birlikte kutlamanın heyecanını yaşıyoruz. Geçmişi hatırlamakta, hatırlatmakta fayda var: Kurulduğumuz günden itibaren, o dönemin büyük sermaye gruplarının elinde tuttuğu gazeteler, televizyon kanalları tarafından ağır bir ambargoya maruz kaldık. TBMM’de temsil edilmemize rağmen, doğrudan bizi ilgilendiren konularda bile, gazetelerde televizyonlarda, uzun yıllar, ismimiz bile telaffuz edilmedi. Kuruluşumuzun hemen ardından, Sivas Olayları’ndan, Dink Cinayeti’ne sayısız provokasyonun ve komplonun öznesi yapılmaya, bu yolla itibarsızlaştırılmaya çalışıldık. Şükürler olsun, zaman hep bizi haklı çıkardı. Samimiyetle milletine, devletine, değerlerine hizmet etme yolunda dosdoğru yürüyen partimize, camiamıza, hiç kimse leke sürmeyi başaramadı. Vesayet odaklarının, sermaye gruplarının, lobilerin, uluslararası projelerin partisi ve uşağı olmadık. Bu sebeple hep, yoklukla, imkânsızlıkla, ama alnı ak, başı dik, gururla mücadelemize devam ettik. Çok uğraştılar ama bizi yok edemediler.”

“Büyük Birlik Partisi, kurulduğu günden bugüne, milletin inançlarının, değer yargılarının zırhı oldu”
Büyük Birlik Partisi’nin hiçbir zaman çizgisinden vazgeçmediğini ifade eden Destici, “Yaptığımız uzun yolculukta, bir sürü siyasi parti, tarihin tozlu sayfalarında yer alırken, biz, sadece Hakka sarılıp, milletine sırtını yaslayarak, kurulduğundan beri çizgisinde hiçbir kırıklık olmadan, mensuplarının başını öne eğdirecek hiçbir yanlışın içine düşmeden, bugüne geldik. Aynı aşkla, aynı imanla, aynı dürüstlükle, doğrulukla, yolumuza devam edeceğiz. Büyük Birlik Partisi, kurulduğu günden bugüne, milletin inançlarının, değer yargılarının zırhı oldu. Milletimizin mukaddes kabul ettiği ne varsa, ona el uzatanlar, dil uzatanlar, karşılarında Büyük Birlik Partisi’ni buldu. Büyük Birlik Partisi, devletin, milletin menfaatleriyle, parti menfaatleri karşı karşıya geldiğinde, tereddütsüz ‘devletim’ dedi, ‘milletim’ dedi. Biz, siyasetin karanlık koridorlarında hiçbir zaman dolaşmadık. Biz, siyasetin kirli pazarlıklarının içinde hiç olmadık. Milletin sırtına basarak yükselenlerden hiç olmadık. Milletimizle birlikte yükseleceğiz. Milletimiz için yok olmayı göze alarak, milletimizle birlikte var olacağız. Hiçbir vesayet odağının, hiçbir sermaye grubunun, hiçbir lobinin, hiçbir uluslararası projenin partisi olmadık, olmayacağız. İşte en çok bunun için milletimizin Büyük Birlik Partisi’ne ihtiyacı var” dedi.

“Kurulduğumuz günden beri ‘sistem değişikliği’ni sayısız kez dile getirdik”
Büyük Birliğin kurulduğundan beri sistem değişikliğini desteklediklerinin altını çizen Destici, “Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne, 96 yılda 67 hükümet görev yaptı. Ortalama 1,5 yıl bile sürmeyen hükümetler, askeri darbeler, darbe girişimleri, yasamanın, yürütmenin, yargının iç içe geçtiği, asli görevlerini bile yerine getiremeyen bir devlet yapısı, temsilde adaletin de yönetimde istikrarın da sağlanamadığı bir seçim sistemi, yönetemeyen, tüm enerjisini içerideki kısır çekişmelerle tüketen bir siyaset ülkeyi bugünü duruma getirdi. Kurulduğumuz günden beri ‘sistem değişikliği’ni sayısız kez dile getirdik. Türlü entrikalarla salt çoğunluğu bulanın hükümeti devirdiği, bunun için, baskıyla, tehditle, rüşvetle, milletvekili transferlerinin yapıldığı günleri, o günlerin ülkeye, millete siyaset kurumuna kaybettirdiklerini asla unutmamalıyız” diye konuştu.
Toplantı sonrası toplu fotoğraf çekildi.
(İHA)

Devamını Oku
Büyük Birlik Partisi 27’inci kuruluş yıl dönümünü kutladı
Büyük Birlik Partisi 27’inci kuruluş yıl dönümünü kutladı
Büyük Birlik Partisi 27’inci kuruluş yıl dönümünü kutladı
Büyük Birlik Partisi 27’inci kuruluş yıl dönümünü kutladı

Meclis, deprem bölgesi için yardım kampanyası başlattı

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Elazığ ve Malatya’da meydana gelen deprem nedeniyle milletvekilleri ve Meclis personeli nezdinde yardım kampanyası başlattı.

Yardım kampanyası, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un talimatıyla, Meclis İdare Amiri Halil Özcan imzasıyla milletvekillerine, TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nun imzasıyla da tüm personele bir yazı ile duyuruldu.

 

Yazıda, Cumhurbaşkanlığı tarafından AFAD Başkanlığınca koordine edilmek üzere ülke çapında bir kampanya başlatıldığına işaret edilerek, Meclis için de Halk Bankası nezdinde bir hesap açıldığı bilgisi yer aldı.

 

Kampanyaya göre yardımda bulunmak isteyen milletvekilleri ve Meclis personeli, Halkbank TBMM Şubesi’nde açılan hesaba para yatırabilecekler.

 

Halkbank TBMM şubesinde toplanan paralar AFAD Başkanlığının belirlemiş olduğu hesaba aktarılacak.

Devamını Oku
Meclis, deprem bölgesi için yardım kampanyası başlattı

“Yüzyılın antlaşması ölü doğmuştur”

ABD Başkanı Trump’ın açıkladığı sözde Orta Doğu barış planı gündeme bomba gibi düştü. Dr. Ramazan Kurtoğlu “Trump’ın söz ettiği barış planı ölü doğmuş bir antlaşmadır. Trump’ın kendini kurtarmaya yönelik politikalarını Netanyahu sonuna kadar istismar edecektir” diye konuştu.
Trump’ın bu anlaşma için bastırmasını iki sebebi olduğunu söyleyen İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Öğretim Üyesi Dr. Ramazan Kurtoğlu “Trump yargılama süreci için elini güçlendirmek istiyor. Çünkü ABD’deki Musevi lobisi düşünülenden çok daha etkin. ABD Temsilciler Meclisi ve Senato’da da oldukça güçlüler. Trump bir yandan da 2020’nin 3 Kasım’ında olacak seçimi kazanmak istiyor bu bağlamda da İsrail’e ve Yahudi lobisine göz kırpıyor. Eğer dramatik bir hata yapmazsa ve beklenmedik bir şey olmazsa seçimi kazanacak. Trump kazandıktan sonra kendisinin başına bir iş gelme ihtimali de mümkün çünkü Trump müesses nizamdan gelmeyen, zengin olmasına rağmen küresel elitler dediğimiz kesimin içine alınmamış bir adam. ABD’deki muhafazakar, orta ve alt gelir grupları tarafından destekleniyor. Bundan dolayı yüzyılın antlaşması ölü doğmuş bir antlaşmadır” dedi.
Evangelistlerin amaçlarının vaat edilmiş topraklar olduğunu söyleyen Dr. Ramazan Kurtoğlu “İtalyan düşünür Umberto Eco’nun bir sözü vardır ‘Tanrı adına konuşanlar ile pazarlık edemezsiniz’ der. Bugün Orta Doğu’daki Siyonist yapı ile Siyonist Hıristiyan dediğimiz Evangelistler kendilerinin Tanrı adına konuştuklarını iddia ediyorlar. Onlara göre Tanrı’nın emri vaat edilmiş topraklardır. İngilizlerin deyimiyle Orta Doğu, bizim deyimimizle Mezopotamya bu sebeplerle kan gölüne döndü. Bundan dolayı Mezopotamya’da barış olamaz. Netanyahu da, Trump da yalancı peşrev çekiyorlar maksatları seçim kazanmak” ifadelerini kullandı.

“Filistin’in hakları hiç kimse için önemli değil”
Barış anlaşmasının amacının Filistin’e barış getirmek olmadığını açıklayan Dr. Kurtoğlu “Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır gibi Arap ülkelerinin Filistin’e barış getirme gibi bir niyetleri yok. Arap ülkeleri bu meseleyi kendi iç politikalarında kullanıp istismar ediyorlar. Filistin’in hakları hiç kimse için önemli değil” dedi. Bir tane ABD’de olmadığını, ABD’nin üç ayrı gruptan oluştuğunu belirtti: “Bunlardan biri Trump’ın yardımcısı Mike Pence’in başını çektiği Evangelist gruptur. Bunlar kayıtsız şartsız İsrail’i desteklerler. Bugün Orta Doğu’daki olayların azgınlaşmasında İsrail’deki radikal Yahudi unsurlardan ziyade ABD’de yuvalamış olan Siyonist Yahudiler var. İsrail’de yaşayan Yahudilerin ölüp ölmediği onların umurunda değil. Bu yüzden sürekli bu politikaları dramatik hale getiriyorlar. Diğer taraftan Evangelist Hıristiyanlar dediğimiz bir kesim var. ABD’nin 330 milyon nüfusunun 110 milyonu bunlardan oluşur. Bu yapı Orta Doğu’da bir kıyamet savaşı bekliyor. Bu adamlar akılları sıra Tanrı’yı kıyamete zorluyorlar” diye konuştu.

“Bu politikalar bizim üzerimize oynanıyor”
Dr. Ramazan Kurtoğlu Türkiye’nin izleyeceği yol haritası için “Türkiye Filistin’e çok ciddi yardımlar yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde milyonlarca dolarlık tam teşekküllü bir hastane yapıldı ama Türkiye Cumhuriyeti yaptırdığı bu hastaneyi ne Mahmut Abbas ekibine ne de Hamas ekibine teslim edemiyor. Çünkü teslim almıyorlar. Mahmut Abbas 2015 yılında sözde Ermeni Soykırımı’nın 100’üncü yılı adına pul bastırdı. Türkiye Doğu Akdeniz’de küresel hegemonyaya karşı güç mücadelesi, milli güvenlik mücadelesi verirken, Mahmut Abbas ve ekibi karşı tarafta yer aldılar. Şimdi buna göre bakıldığında Türkiye kendi milli menfaati açısından Doğu Akdeniz’de Libya’da Mısır’da dik durmak durumundadır. Ama şunu bilelim ki bu mücadele üç-beş yıllık mücadele değil önümüzdeki 30 yıl Türkiye Cumhuriyeti’ni meşgul edecek bir milli güvenlik meselesidir. TBMM’de terörle iş birliği yapan parti dışındaki dört parti Türkiye’nin bekası için iş birliği yaparak bu meseleleri el ele kol kola çözmek mecburiyetinde. Yoksa Arap Baharı altımızda, Ukrayna üstümüzde duruyor. Bu politikalar bizim üzerimize oynanıyor” ifadelerini kullandı.
(İHA)

Devamını Oku
“Yüzyılın antlaşması ölü doğmuştur”

HaberX 5X5 - 29 Ocak 2020 canlı yayın

Gündemde öne çıkan başlıklar HaberX Genel Yayın Yönetmeni Cemil Barlas ve Yayın Sorumlusu Tansu Tomak tarafından yorumlanıyor.

Program, hafta içi her gün saat 17:00'da https://www.haberx.com  ve HaberX YouTube kanalından canlı olarak yayınlanmakta

YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN

Devamını Oku
HaberX 5X5 - 29 Ocak 2020 canlı yayın

Ömer Çelik’ten ABD’nin Orta Doğu barış planına tepki

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD’nin Orta Doğu barış planı ile ilgili, “Açık ve net şekilde bir barış planı değil işgal planıdır. İsrail’in güvenliği adı altında İsrail’e yeni bir saldırganlık zemini oluşturmaktadır” dedi.
AK Parti Sözcüsü Çelik, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Belçika Yüksek Mahkemesinin, PKK terör örgütü bağlantılı 36 özel ve tüzel kişiye karşı savcılığın 2010 yılında başlattığı soruşturmanın yargıya taşınmasını önleyen Belçika İddianame Odası kararını onaylamasına ilişkin değerlendirmede bulunan Çelik, "Bunlar terör örgütü PKK’yı uluslararası normlarda bir iç mücadelede devlet dışı aktör olarak tanımlıyorlar. Uluslararası hukuk normlarında iç mücadelede bir devlet dışı aktör demek, meşru bir devletle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile bir terör örgütünü eş tutmak gibi hukukla, herhangi bir uluslararası hukuk normuyla izah edilemeyecek kadar hukuk dışı, insanlık dışı bir tutumdur. Belçika’da insanlığın evrensel değerlerinin bir kere daha teröre kurban edildiğini açık ve net bir şekilde görüyoruz. Son yıllarda küresel ölçekte yaşadığımız acı tecrübeler senin teröristin benim kahramanım anlayışının aslında en çok da bu anlayışı savunanlara zarar verdiğinin, bu anlayışı savunanları zedelediğini göstermiştir. Bu anlayışın insanlık adına ne kadar tehlikeli olabileceğini pek çok ülke yaşadığı gibi bu teröre destek veren ülkeler de çeşitli sebeplerle yaşıyorlar" ifadelerini kullandı.
Kararın, Belçika mahkemelerinin hukuki her türlü angajmandan, hukuki her türlü normdan uzaklaştığının açık ifadesi olduğuna dikkat çeken Çelik, “Belçika’nın üyesi olduğu Avrupa Birliği başta olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avustralya gibi pek çok ülke tarafından terör örgütü olarak kabul edilen bir örgütü bu şekilde Belçika’nın aklamaya çalışması, Belçika yargısının aklamaya çalışması, Belçika yargısının terör karşısında içine düştüğü zaafı göstermektedir” diye konuştu.
İnsani ve hukuki değerlerle asla bağdaşmayan bu karara karşı, bu kararın siyasi sonuçlarına karşı mücadelelerini sonuna kadar sürdüreceklerini söyleyen Çelik, “Bu karar Belçika mahkemesi, Belçika yargısı için ağır bir lekedir, Belçika yargısının bir terör örgütünü aklama, terör örgütünü bırakın aklamayı hukuki bir takım argümanları kullanarak hukuk dışı bir şekilde destek vermesi anlamına gelmektedir" açıklamasında bulundu.

"Barış değil işgal planıdır"
ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı Orta Doğu barış planına yönelik de önemli açıklamalarda bulunan Çelik, “Burada Filistin halkının meşru taleplerinin tamamen hiçe sayıldığı bir işgal planının açıklanmasıdır. Plana baktığımızda somut olarak işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail varlığını meşrulaştırmaya çalıştığını görüyoruz. Gayrimeşru işgali meşrulaştırmaya yönelik bir plandır. Filistinlilere soyut bir devlet vadediyor, toprağının ne olduğu, başkentinin ne olduğu belli değil. Filistinlilerin varlığını şartlı hale getiriyor. İsrail’in oluşturduğu saldırgan fiili durumun yasallaştırılmaya çalıştırılmasından başka bir şey ifade etmiyor. Açık ve net şekilde bir barış planı değil işgal planıdır. İsrail’in güvenliği adı altında İsrail’e yeni bir saldırganlık zemini oluşturmaktadır. Burada Filistinlilere bir devlet vaat edilmesi gibi bir şey söz konusu değil. Açık ve net bir şekilde şunu söyleyelim, burada İsrail’in güdümü altında Filistinliler için sadece bir işgal yönetimi mekanizması vaat edilmektedir. İşgal yönetimi mekanizmasına güya soyut bir şekilde devlet denilmektedir. Bu tamamen işgal yönetimi mekanizması kurarak Filistinlilerin tamamen hiçe sayılması, topraklarının gasp edilmesi, yasa dışı yerleşimlerin meşrulaştırılması anlamına gelmektedir. Filistin Devlet Başkanının buna karşılık ‘Kudüs satılık değil’ açıklaması son derece yerinde bir açıklamadır. Fiilen İsrail saldırganlığının maddelerini alt alta yazmışlar, hatta İsrail hükümetinin cesaret edemeyeceği unsurları bile yazmışlar ondan sonra da buna barış planı demişler. Halbuki bu bir işgal planıdır" ifadelerini kullandı.

"Orta Doğu barış planı ölü doğdu"
Dün açıklanan ABD’nin Orta Doğu barış planının ölü doğduğunu, hiçbir şekilde barışa hizmet etmesinin söz konusu olmadığını kaydeden Ömer Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin Kudüs başta olmak üzere Filistin konusundaki hassasiyeti aynen devam etmektedir. Filistin devleti BMGK’nin kararlarına uygun olarak hukuk ve anlaşmalara uygun bir şekilde kurulmalıdır. Burada Filistin halkını tatmin eden bir yapının oluşması barış ve istikrar için önemlidir. Bu planın en temel arızalarından bir tanesi barış müzakeresinin başlaması için ilk önce İsrail’in işgal ve ilhak politikasının sona ermesi lazım. Bunu yapmak yerine bu plan barış ve ilhak politikasını, bu saldırganlığı meşrulaştırarak işe başlıyor. Eğer bir barış müzakeresinden bahsedilecekse İsrail ve Filistin iki taraf olmalıdır ve bunun sağlıklı bir şekilde başlaması için İsrail’in işgal ve ilhak politikasına son vermesi gerekir. Filistin tarafının kabul etmediği bir planın ortaya çıkması sadece İsrail tarafının saldırganlığını desteklemek anlamına gelir. Burada her zaman olduğu gibi Kudüs konusundaki hassasiyetimizin en temel hassasiyet olduğunun altını çiziyoruz. Başkenti Kudüs olan bir Filistin devleti kurulmalıdır. Filistin topraklarında başkenti Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulması amacıyla çalışmalara devam edeceğiz. Filistinli kardeşlerimizin desteklemediği hiçbir planı desteklemeyeceğiz.”

"İmamoğlu tatile giderken Elazığ’a uğramış"
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, Elazığ ve Malatya’daki deprem bölgelerini ziyaretinden sonra Palandöken’e tatile gitmesine yönelik sorulan bir soruyu yanıtlayan Çelik, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Elazığ’a gitmemiş, Erzurum’a tatile giderken Elazığ’a uğramış. Burada bir afet durumu var, afetle birlikte aziz milletimiz tek yürek olarak kalbi Elazığ’da olacak şekilde, elinden gelen yardımları Elazığ’a ulaştıracak şekilde büyük bir çaba göstermektedir. Bakanlarımız oradadır, diğer ihtiyaçların giderilmesi için köy köy gezerek bu çalışmaları yürütmektedirler. Elazığ’a gitmek böyle olur, destek vermek bu şekilde olur. Tatile giderken oraya uğramak şeklindeki bir yaklaşımın nasıl eleştiri aldığını, nasıl yanlış olduğunu herkes tarafından ifade edildiği şeklinde biz de görüyoruz. Herkes kendine yakışanı yapar” cevabını verdi.
CHP’nin parti devleti eleştirilerini yanıtlayan Çelik, “Parti devleti ile ilgili daha önce de söyledim, parti devleti Türk siyasi tarihinde CHP patentli, CHP’nin uygulamalarıyla kavramsallaştırılmış bir atıftır. CHP parti devleti konusunda bir tartışma açmak istiyorsa ilk önce İş Bankası hisseleriyle ilgili üzerine düşeni yapması gerekir, bunları hazineye devretmesi gerekir” dedi.

"Toplanan vergilerden çok daha fazlası harcanmıştır"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, dün TBMM grup toplantısında yaptığı açıklamada, “Vatandaş deprem vergisini ödedi, önlemi almak size düşüyor. 34 milyar dolar nereye gitti" sözlerine karşılık Çelik şunları kaydetti:
“Toplanan vergilerin çok daha fazlası deprem konusundaki çalışmalar için harcanmıştır. Milletimizin can güvenliğinin korunması ve afetlere karşı hazırlık büyük bir koordinasyon içerisinde gerçekleştirilmektedir. Kamu kurumlarının iyileştirilmesinden okulların iyileştirilmesine, çeşitli konutlar yapılmasına, derslikler yapılmasına, bunların güçlendirilmesine, burada çeşitli depremler örneğin Marmara, Elazığ, Bingöl, Van depremleri sonrası o depremden zarar gören yerlerin iyileştirilmesine dönük harcanan miktarlar, cami, iş yeri, ahır, okul, sağlık merkezi yapılması çeşitli yerlerde bununla ilgili olarak, riskli bölgelerde konutların dönüştürülmesi ile ilgili harcanan paralar bahsettiğiniz vergi kalemlerinden çok daha yüksek miktarı ifade etmektedir. Şimdiye kadar bu konuyla ilgili toplanan vergilerden çok daha fazlası harcanmıştır. Bu bir rakam meselesi değildir. Bilip bilmeden böyle bir zamanlamayla böyle yakışıksız bir şekilde sanki bu deprem vergileri kullanılmadı gibi bir açıklamayla gündeme getirmekte hiçbir ahlaki yaklaşımla bağdaşmaz. Önce bir bilgisi olsun. İlgili kişiler bakanlığımızı aradıklarında bu bilgileri alabilirler.”
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un bir televizyon kanalında yaptığı açıklamalara ilişkin sorulan bir soruya ise Çelik, “Hükümetin emrinde çalışmış bir bürokratın, askeri yetkilinin yapmaması gereken çirkin bir açıklama. Askeri geçmişi olan bir yetkilinin kendi görev dönemi ile ilgili kendi yaptıklarıyla ilgili konuşması lazım. Onun yerine işi gücü bırakıp bir siyasi aktör gibi emrinde çalıştığı hükümetin uygulamalarını eleştirerek kendi ödevlerini yapıp yapmadığı konusunda sürekli es geçmesi gibi bir durumla karşı karşıyayız. Söz konusu şahıs çeşitli açıklamalar yaptı. Her yaptığı açıklamada kendisi mükemmel işler yapmış hükümet yanlış yapmış. Emrinde olduğu bir hükümet ile ilgili bu şekilde konuşması bu şahsın demokrasiden nasibini almadığını gösteren bir şey. Bir devlet adamı bulunduğu dönem ile ilgili eleştiri ortaya koyarken aynayı ilk önce kendisine tutacak daha sonra çevreyle ilgili konuşacak” dedi.
(İHA)

Devamını Oku

TBMM Başkanı Şentop’tan Trump’ın Orta Doğu planına tepki

Türkiyle Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, “Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın sanki dünyanın tapusunu elinde tutan bir kişi gibi hareket etmesi Suriye, üçüncü ülkelerin toprakları ile ilgili karar vereceğini düşünmesi uluslararası hukuk bakımından vahim bir tablodur. Uluslararası hukuk her alanda olduğu gibi ya hukuk vardır. Hukuk yoksa güç kullanımı eşkiyalıktır. Bunun adı uluslar arası eşkiyalıktır” dedi.
TBMM Başkanı Şentop, gazetecilerin Amerika Birleşik Devletleri’nin Filistin ile ilgili kararına ilişkin sorusunu cevapladı. Şentop, ABD Başkanı Trump’ın İsrail’in yolsuzlukla yargılanan Başbakanı’nı da yanına alarak Filistin, Suriye topraklarıyla ilgili açıklama yaptığını hatırlatarak, “Bunun Ortadoğu barışı, İsrail-Filistin için bir plan olduğunu söyledi. Bunun bölgede barışı değil, çatışmaları körükleyeceği açık. İsrail’in bugüne kadar iddiaları ve işgal altında tutmuş olduğu topraklarla ilgili sahiplenme iddiaları Amerika Birleşik Devletleri tarafından onaylanmış gözüküyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın sanki dünyanın tapusunu elinde tutan bir kişi gibi hareket etmesi Suriye, üçüncü ülkelerin toprakları ile ilgili karar vereceğini düşünmesi uluslararası hukuk bakımından vahim bir tablodur. Uluslararası hukuk her alanda olduğu gibi ya hukuk vardır. Hukuk yoksa güç kullanımı eşkiyalıktır. Bunun adı uluslar arası eşkiyalıktır. Ayrıca Filistin halkının talepleri, tezleri dikkate alınmadan bir beyanla adeta Netanyahu’nun kampanyasına destek gibi bir algı vardır. Bugün de Meclis’te bulunan siyasi partilerimizin Grup Başkanvekilleriyle görüştüm. Bugün de meclisimizde grubu bulunan siyasi partilerimizin Grup Başkanvekilleriyle görüştüm. Ortak bildiriyle bunu kınayan, ifade eden açıklama yapacaklar” değerlendirmesini yaptı.
Şentop, İdlib’de Rusya ve Suriye rejiminin saldırıları olduğunu hatırlatan gazeteciye, “Türkiye Astana süreci kapsamında Rusya ile Cumhurbaşkanımızın Rusya Devlet Başkanı Putin ile yapmış olduğu görüşmeler neticesinde bölgede çatışmasızlık durumu tesis edilmişti. Rejim güçlerinin buna uymayan eylemleri olmuştu. Mutabakatı bozan tarafla ilgili olarak görüşmeler yapılıyor” diye konuştu.
(İHA)

Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Senegal ziyareti sonrası önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İdlib’de son günlerde Rusya destekli rejim saldırılarının arttığına dikkat çekerek, “Rusya Astana’ya da Soçi’ye de sadık değil. Astana süreci diye bir şey de kalmadı. Astana’yı yeniden ayağa kaldırmak ve yeniden ayağa kalkışı ile birlikte Türkiye, Rusya, İran ne yapabilir, bakmak lazım" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Senegal ziyareti sonrası medya temsilcilerinin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyareti hem ikili ilişkiler hem Afrika politikası bağlamında önemsediğini kaydetti. Gambiya ile “gençlik ve spor” ile “arşiv” alanlarında olmak üzere iki iş birliği anlaşması imzaladıklarını aktaran Erdoğan, Senegal temaslarına ilişkin şu bilgileri verdi:
"Bunlar ülkelerimiz arasındaki kültürel ve sosyal ilişkileri güçlendirecektir. Türk ve Gambiya iş adamlarının katılımıyla yapılan iş forumu yeni imkanlara vesile olacaktır. Gambiya FETÖ okullarını Afrika’da kapatan ilk ülkedir. Rohingya Müslümanları konusunda Gambiya’nın gösterdiği hassasiyet memnuniyet verici. Diğer Afrika ülkeleri ile olduğu gibi Gambiya ile de karşılıklı saygı ve çıkar temelinde kazan-kazan ilişkisini geliştirmeye devam edeceğiz. Ardından son durağımız Senegal, Afrika ziyaretimizin üçüncü ayağı idi. Senegal ile iyi ilişkilerimiz var ve her gün güçleniyor. Ekonomi, ticaret enerji, altyapı müteahhitlik, savunma ve balıkçılık alanında büyük potansiyele sahip. 400 milyon dolar ticaret hedefimize ulaştık fakat geçen yıl biraz gerileme oldu, bu hedefin ötesine geçmek için yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Şimdi birlikte belirlediğimiz hedef 1 milyar dolar. Bugün 7 anlaşma imzaladık. Böylece ilişkilerimizin ahdi zeminini güçlendiriyoruz. İş forumunda yeni yatırım imkanlarını ele aldık ve iş adamlarımızı bir araya getirdik. Senegal, FETÖ ile mücadelede yanımızda duran bir ülkedir. Maarif Vakfı şu anda 13 okulla eğitim veriyor. Senegal ile özellikle öğrencilerine de burs verme suretiyle geleceğe yönelik ilişkilerimizi çok daha güçlü hale getireceğiz. Dördüncü kez ziyaret ettiğim Senegal bu sefer çok daha farklıydı. Türk müteahhitlerin burada yaptıkları yatırımlarla geleceğe yönelik güçlü adımlar atıyoruz. Bizim Afrika vizyonumuz karşılıklı saygı temelinde kazan-kazan ilkesine dayanıyor. Afrika ile özel ilişkilerimiz var, geçmişimizde sömürgecilik yok. Afrika’yı pazar değil, ortak olarak görüyoruz. Afrika’da özellikle Senegal’in çok farklı bazı özellikleri de var. Adeta buradan Amerika’ya, değişik yerlere Goree adasından köle ticareti yapılırdı. Hakikaten orası çok çok farklı bir yer. Ben orayı ziyaret ettim ve orada kölelerin nasıl zincirlere vurulduğunu, zincirlere vurulan kölelerin nasıl kadırgalarla vesaire ta ABD’ye kadar gönderildiğini bize rehber olan arkadaş anlatmıştı."
Temaslarındaki gözlemlerine ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle Cezayir’de Cezayir Cumhurbaşkanı Sayın Abdulmecid Tebbun Fransa’ya çok farklı bakıyor. Hatta ben kendisinden bir şey rica ettim. Çünkü bana öyle bir rakam verdi ki; bu rakamı öyle zannediyorum ki dünyada siyasi liderler de pek bilmiyor. 130 yılda 5 milyondan fazla Cezayirlinin Fransızlar tarafından öldürüldüğünü söylüyor. Dedim ki ’Bana bunun belgelerini gönderirseniz, çok memnun olacağız.’ Biz milyonlarca biliyorduk da böyle bir rakamı tahmin etmiyordum. Tabi Fransızlar katliamı sadece Cezayir’de değil; Ruanda’da da yaptılar. Yani, birçok Kuzey Afrika ülkesi Fransızların bu tür katliamına tarihte şahit oldu. Bunu bir (Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel) Macron bilmiyor. Macron’a söylediğimiz zaman kendisi ’tarih dersi mi veriyoruz?’ diyor, böyle bir durum var. Tabi Senegal’de de şu anda oraya yönelik olumlu bir bakış yok. Gambiya maalesef işte gördük 3 ülke içinde en fakiri. Gambiya’da da bazı imkanlar var, onların değerlendirilmesi lazım. Bunları kendilerine söyledik. Mesela limanları var. ’Bunların işletilmesi noktasında firmalarımız deneyimlidir, size sömürülecek yer diye bakmazlar. Eğer bunu firmalarımız alırsa siz de çok ciddi kazanımlar elde edersiniz.’ dedik. Örneğin; Gine’nin limanını firmalarımız işletiyor şu anda. Eskiden yılda 1 milyon, bilemedin 2 milyon gibi bir gelir elde ederken şu anda 20 milyonun üzerinde yıllık gelir elde ediyorlar. Ayrıca bu rakam sürekli büyüdüğü gibi, ’Oradaki araçların hepsini yeniledik’ diyor arkadaşlar. Tabi şu anda (Senegal Cumhurbaşkanı Macky) Sall’in dünyada farklı bir konumu var ama toplamda gayri safi milli hasılaya bakınca bunun çok daha artması lazım. Cezayir ise özellikle doğalgaz, petrol bu noktada iyi. Onlar da kısa zamanda kendini toparlayabilir" dedi.

"Bunlara biz bir yere kadar sabrederiz, sabrettik ama ondan sonra da biz göbeğimizi keseriz"
Rusya’nın Astana ve Soçi’ye sadık olmadığını kaydeden Erdoğan, Türkiye’nin sürece aynı kararlılıkla sürdüreceğini belirterek, "Rusya ile gerek Soçi gerek Astana’da bazı görüşmeler, anlaşmalar oldu. Bu anlaşmalara Rusya’nın sadık kalması halinde, biz de aynı sadakatle yola devam ederiz. Şu an itibarıyla maalesef Rusya Astana’ya da Soçi’ye de sadık değil. Arkadaşlarımız muhataplarıyla görüşmeler yapıyorlar. Bu görüşmelerde de kendilerine artık ’İdlib’de bu bombalamaları vesaire durdurdunuz durdurdunuz, durdurmadığınız takdirde bizim artık sabrımız tükeniyor. Bundan sonra ne gerekiyorsa biz de bunu yapacağız.’ diye ifade ediliyor. En son Halep’ten bizim tarafa atışları var. Bunlara biz bir yere kadar sabrederiz, sabrettik ama ondan sonra da biz göbeğimizi keseriz. Bu konuda Rusya da eğer biz birbirimize sadık ortaklar isek, tavrını belli edecek. Ya Suriye ile olan süreci farklı yürütecek ya da Türkiye ile olan süreci farklı yürütecek, bunun başka yolu yok. Biz bir şeyleri kapma gayretinde değiliz. Bir şeyleri almanın, toprak kapmanın gayreti yok bizde. Biz oradaki mazlum, mağdur insanları kurtarmanın gayreti içerisindeyiz. Rusların söylediği şey; ’Teröristlere karşı mücadele ediyoruz.’ ’Kim terörist?’ Kendi toprağını savunanlar mı terörist? Bunlar direnişçi. Şu anda bunlara sorarsan Türkiye’deki yaklaşık 4 milyon Suriyeli de terörist. Bunlar nereden kaçtı geldi? Esed’in zulmünden kaçtı geldi. Şu anda bu insanlar bize barınmış durumdalar. İdlib’de aynı şekilde devam eden bu süreçte biz ne yapıyoruz şu anda? Briket barınak yapıyoruz. Niye? Bu kışın soğuğunda bunlar çadırlarda duramazlar. Bunlara briket barınaklar yapalım. Bunları ben (Rusya Devlet Başkanı) Sayın Putin’e de söyledim. Bu insanlar şu anda çadırlarda nereye kadar? Bunun için Esed’e söylenmesi gerekeni siz söylerseniz, bu insanları da biz konforu yüksek hale getirebiliriz. Onun için de biz bu işi gevşetemeyiz, aynı kararlılıkla sahip çıkmaya devam edeceğiz.Bunu şantaj olarak nitelemeyelim. Aylar geçtikçe göreceğiz ama bizler ilgili arkadaşlarımız, şahsım görüşmelere devam edeceğiz. Arzumuz bir an önce burada Rusya’nın dost olarak gördüğü rejime gereken uyarıyı yapmasıdır" diye konuştu.

"Astana süreci diye bir şey de kalmadı"
"Şu anda Astana süreci diye bir şey de kalmadı" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Astana süreci şu anda sessizlikte veya sessizliğe büründü. Astana’yı yeniden ayağa kaldırmak ve yeniden ayağa kalkışı ile birlikte Türkiye, Rusya, İran ne yapabilir, bakmak lazım. Zaten Amerika üst düzeyde buraya katılmıyor, alt düzeyde büyükelçi veya özel temsilci öyle katılıyor. Burada ağırlıklı biz üç ülkeyiz, Rusya, İran, Türkiye. Şimdi bunu yeniden canlandırarak Astana sürecinden ne çıkar, bakılabilir. Tabi asıl gidilmesi gereken yer Cenevre. Cenevre konusunda da sanki unutma politikası var. Bunu hareketlendirmek, bir an önce işi siyasi sürece kavuşturmak ve netice almak gibi bir durum söz konusu olmalı" dedi.

"Türkiye içinde şu an itibarıyla herhangi bir sıkıntı söz konusu değil"
Korona virüsünün hızla yayılmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlık Bakanımızın bu konudaki temkinli açıklamaları şöyle: ’Bizde henüz herhangi bir sıkıntı söz konusu değil.’ Ancak Çin’de de 25 kadar Türk, 10 kadar da Azeri vardı. Onların Türkiye’ye dönme gibi arzuları var. ’Tedbirlerinizi alın, Azeri kardeşlerimizi de dahil edin. Karantinaya almak suretiyle bu kardeşlerimizi Türkiye’ye getirelim’ dedik. Türkiye içinde şu an itibarıyla herhangi bir sıkıntı söz konusu değil ama arkadaşlarımız oraya dayalı olarak da her türlü tedbiri alarak adımlarını atıyorlar" dedi.
ABD Başkanı Trump ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesine ilişkin konuşan Erdoğan, "Önceki akşam Libya’yı konuştuk. Libya ile ilgili olarak da sadra şifa konular değil. Ağırlıklı olarak Sayın Trump’la bir nezaket konuşması oldu. Elazığ, Malatya depremini gündeme getirdi. ’Bize düşen ne var, ne yapabiliriz? Bizde depremlerle ilgili çokça alet edevat var, gönderebiliriz’ dediler. Şu anda çok çok teşekkür ediyoruz, biz bu aşamaları aşmış vaziyetteyiz. Tabi 41 vatandaşımız öldü, Allah’tan rahmet diliyoruz. Bunun yanında ciddi sayıda kurtarılan vatandaşlarımız var. Bin 600’e yakın yaralı vardı, bu yaralıların kahir ekseriyeti ayakta tedavi ile evlerine döndüler. 60-70 tedavisi devam eden var. Yoğun bakımda olan hemen hemen kalmadı gibi. Onlar da bugün odalarına çıkacaklardı. Elazığ’da Şehir Hastanemiz gerçekten çok ciddi iş görüyor. Hastalar oraya gelerek tedavilerini oldular. Şu an enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor. Enkaz kaldırmanın yanında, yeni bir adım daha attık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın gerek Elazığ’da gerekse Malatya’da elinde rezerv konut varsa -ki bunlar TOKİ’nin konutları biliyorsunuz, 400 kadar bu tür konut var- şu anda evsiz kalanlara, acil olanlara bu konutlardan dağıtmaya başlayacaklar. Malatya büyükşehir olduğu için -köy değil, mahalle diyoruz- o mahallelere tek kat konut ve bu konutların yanına da ahırlarını yapmak suretiyle çalışmalarını yoğun bir şekilde başlatıyorlar. Şehir merkezlerinde gerek Malatya gerek Elazığ’da zemin etütlerini en ideal noktada yapacağız. Zemin etütlerinden sonra da buralarda inşaatları başlatacağız ki bu bizim için 3-4 aylık, bilemedin 5 aylık iştir. Amacımız şehir merkezlerindeki binaları da yapıp vatandaşların buralardaki konutlara taşınmalarını sağlamaktır. Şu anda da (Çevre ve Şehircilik Bakanı) Murat Bey’den bunları öğrendim, süratle çalışmayı başlatıyorlar ve adımları da inşallah atıyoruz. Tabi bütün bunların dışında elimizdeki çadırları, konteyneri planlı bir şekilde dağıttılar. Kışı sıkıntısız veya en az sıkıntıyla atlatmayı planlıyoruz" ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray’ın sözde yüzyılın anlaşması olarak nitelendirildiği barış planına ilişkin soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz buraya girerken açıklama devam ediyordu. Önceki akşamki konuşmada Sayın Trump’a, ’Bu metni bize gönderirseniz, içeriğinde ne var görürüz, ona göre de atmamız gereken adımları veya tavrı belirleriz’ dedik. Zaten önümüzdeki hafta içerisinde de Cidde’de İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısı olacak. O toplantıya Dışişleri Bakanımız da katılacaklar. Bizim bu konudaki tavrımız belli. Kudüs Müslümanların kutsalıdır. Kudüs’ün İsrail’e verilme planı asla kabul edilemez. Açıklanan plan, barışa ve çözüme hizmet etmeyecektir. Bu plan Filistin ve Kudüs için yeni oldubittiler oluşturma gayretidir. Bu, Filistinlilerin haklarını yok sayma ve İsrail’in işgalini meşrulaştırma planıdır. Hangi girişim olursa olsun, bazı Arap ülkeleri sırtını dönse de biz Filistin’in ve Kudüs-ü Şerif’in hukukunu korumak için uluslararası kurumları harekete geçirmeye ve dünyaya bu meseleyi anlatmaya devam edeceğiz" dedi.

"İsrail medyası böyle şeyler yazıyorsa doğru istikametteyiz"
İsrail medyasında Türkiye’nin güvenlik bürokrasisini ve MİT Başkanı Hakan Fidan’ı hedef gösteren yayınlar yapılmasını değerlendiren Erdoğan, "Eğer biz İsrail medyasına göre hareket belirleyeceksek vay halimize. İsrail medyası da istihbarat başkanımız için -imalı vurgu ile- böyle şeyler yazıyorsa doğru istikametteyiz. Hayırlı olsun" dedi.
Kılıçdaroğlu’nun deprem vergisi açıklamalarına sert tepki gösteren Erdoğan, "Bu adamın doğru söylediği bir şey yok. Yalanlar zincirine yeni bir yalan ilave ediyor. Ben şu anda Sivrice depremine CHP’li belediye ne kadar yardım yapmış bunun üzerinde duracak değilim. Ben sadece şunu söyleyeyim. Bütün il, ilçe, belediyelerde, mahallelerde, Allah’a hamdolsun, bir tarafta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere, bütün bakan arkadaşlarım ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak Fuat Bey, öbür tarafta (AK Parti) Genel Başkan Vekili olarak Numan Bey, tüm vekiller, kadın kollarımız bölgede seferber oldu, çalıştılar ve aç açık bırakmamak için ne gerekiyorsa yaptılar. Bir defa Kılıçdaroğlu’nun ne kabinemizi ne bizim şu andaki o bölgede çalışan milletvekillerimizi falan ağzına almasını yakıştıramam. Onların böyle bir derdi olamaz. Acaba kendisi oraya gitti mi? Gitmedi. Şimdi bundan sonra herhalde gider; ben söylüyorum ya Niye gitmedi? Bu ciğer meselesi, ruh meselesi ondan... Bunda öyle bir ruh yok. Biz elhamdülillah Van’da da Simav’da da Sakarya’da da... Ben cezaevinden çıktım, ilk gittiğim yer Sakarya, Düzce’dir. O zaman belediye başkanı sıfatım yoktu. Bütün oraları dolaştık. Biz derdimiz var. Onun böyle bir derdi yok. Soruyorlar şimdi. Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım döneminde bir para hangi amaç için toplanmışsa bugüne kadar o gaye için harcanmıştır. Onun dışında bir yere biz bu tür paraları harcama diye bir tavrın içinde olmadık, olmayız. Şu anda arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyor. Eğer bu vatandaş dayanışma için elinde ne var ne yok götürüyorsa, tek sebebi var: İnanıyor da onun için götürüyor. Bu hükümete inanıyor. İnanmasa götürür mü? Ben “Sizlere her şeyi veririm” diyor. Şimdi bir kampanya daha başlattık. Önce vekillerle dedik ki; biz buraya elimizden gelen desteği verelim. Herhangi bir rakam belirlemiyoruz. Kim ne kadar verecekse milletvekili arkadaşlarımız versinler. Bunları hesabımızda toparlayacağız sonra da grup başkanımız herhalde AFAD’a aktarma yoluna gidecektir. Bunlar ise yatıyor kalkıyor “o parayı nereye, bu parayı nereye harcadınız?” Harcanması gereken yere harcadık. Bundan sonra da Bay Kemal’e bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok. Bütün bu harcamalar nasıl yapılıyor, bunlara bakmıyor ki... Bütün bu konutlar nereye yapılacak? Bunun tarih en büyük şahididir. İki de bir kalkıp gaziler ve şehitlerle alakalı şeyleri konuşuyor. Niye? Aldatırız! Yaptıkları iş bu. Onun için bunların haftalık grup toplantısında yaptıkları konuşmalar da pek kayda değer değil" diye konuştu.
Türkiye’nin terör örgütlerine olan tutumunun değişmeyeceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEAŞ’ın üst düzey kişilerinin yakalandığını belirterek, "Bu konuyla ilgili uluslararası camiaya dedik ki ’Siz hep Türkiye’yi karalama kampanyaları yaptınız. Biz ne yaptık? En önemli adım olarak El-Bab’da 3 bin DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik. Burayı bir sükunete kavuşturduk. Şimdi biz yakaladıkça DEAŞ’lıları kendi ülkelerine gönderiyoruz. Bunların içinde Alman’ı, İtalyan’ı, Fransız’ı var. Hepsini evlerine gönderiyoruz ama bunların ülkeleri, bunları takip etmiyor ki. Türkiye’ye iftira at, tutmazsa iz bırakır anlayışıyla lekelemeye çalışıyorlar ama biz de görevimizi yapacağız, dik duracağız. Şu anda biz DEAŞ’ın üst düzey kişilerini yakaladık. Bağdadi’nin kız kardeşi, eniştesi, damadına kadar yakaladık. Bunlar elimizde. Bunların reklamını yapalım diye bir derdimiz de yok. Şu anda bunlar bizim elimizde. Bu söylediğiniz şeyler tüm dünyadan gönderilen DEAŞ’lıların çocukları. Tabi bunlar, dünyanın DEAŞ noktasında oynadığı oyunun çok açık ve net göstergesi. Mesela ’cezaevi’ dediler. Onlar cezaevinden başka her şeye benzer. Ondan sonra bir kısmını parayla bir kısmını farklı düşüncelerle serbest bıraktılar. Hatta bir telefon görüşmesinde Sayın Trump ’Bunları alır mısınız?’ gibi bir teklifte bulundu. ’Oturalım konuşalım, nasıl bir çözüm buluruz?’ dedik. Ama sonra takibi gelmedi. ’Bakanlarımız görüşsünler’ dedik, takibi gelmedi" ifadelerini kullandı.

"Diyarbakır annelerinin deprem bölgesine gelmesi asil bir hareket"
Diyarbakır annelerinin deprem bölgesine gelmesini asil bir hareket olarak yorumlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Diyarbakır’daki bu annelerin bir kısmı deprem bölgesine gelecek kadar bu noktada annelik duygusunu yaşamak istediler. Bu çok çok asil bir hareketti. Eşim, Aile ve Çalışma Bakanımız, bazı bakan arkadaşlarımız oraya gitti. Derdimiz, oradaki hanım kardeşlerimiz olsun, babalar olsun bir güvence temin edebilmek. Yavaş yavaş çözülmeye de başladılar. Son olarak 6-7’yi buldu gelen çocuklar. Bunun gerisi de gelecek diye düşünüyorum. Akışına bırakamayız. Takipçisiyiz. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız. Er ya da geç onlar değil; biz kazanacağız. Terörün kazanması mümkün değil. Biz bu işi köşeye sıkıştıra sıkıştıra sonunda toparlayıp alacağız. İşte dağdakilerin hali ortada. Öbür tarafta Kuzey Irak’taki durum ortada. Şu an itibarıyla Türkiye olarak biz Orta Doğu’da masada belirleyici ülkeyiz. Sağa sola yalpalayan ülke değiliz. Görüştüğümüz tüm liderler, İslam dünyasında da bölgede de Türkiye’nin çok farklı konumunu kabul ediyorlar. Ama bu bizi asla şımartmamalı ve rehavete sevk etmemeli. Hem madden hem manen güçlü olacağız ve mağdur, mazlum insanların imdatlarına yetişeceğiz" dedi.

"S-400 konusu bitmiş bir iş"
S- 400 konusunda geri adım atılmayacağına vurgu yapan Erdoğan, "Öncelikle bir konuya değinmem lazım, eğer biz savunma sanayiinde kendi üretimimizle yerli-milli adımları atmamış olsaydık, şu anda terörle mücadelede çökerdik. Niye? Çünkü ne ABD’si ne de başkası, “Türkiye’nin şöyle bir derdi var, biz bunlara gereken desteği, yardımı verelim” diye bir gayretin içine girmezdi. Daha önceki görüşmelerimizde de söyledim: İHA konusunda ABD bize İHA vermemiştir. Biz İsrail’den o dönemlerde 10 tane İHA aldık. Bunların da tamir ve bakımında İsrail hep oyalamıştır. Ama kötü komşu bizi ev sahibi yaptı. Biz İHA’mızı da SİHA’mızı da yaptık. Maliyet itibarıyla bizim ciddi manada savrulmamızı engelledi. Neden? Çünkü onlardan kesilen faturalar çok ama çok yüksekti. Şimdi durum öyle değil. Sadece olay bu değil, uzun, orta, yakın menzil silahlarımız vesaire bunları artık kendimiz yapıyoruz. Hala bunları ithal etseydik, inanın bunların altından kalkmak adeta mümkün olmazdı. Şimdi böyle bir sorunumuz yok. Her geçen gün ileriye gidiyoruz, gideceğiz. Hep söylüyorum: S-400 konusu bitmiş bir iş. Buradan geri adım atmak söz konusu değil. Bedeli kesilmiş, kredisi vesaire hepsi konusunda Ruslarla anlaştık" diye konuştu. Erdoğan,F-35 konusuyla ilgili sorulara ise şu yanıtı verdi:
"ABD’nin bizi ortak yaptığı ve birçok parçasını bizden aldığı uçak. Bunlardan 5 tanesini bize vermişlerdi. Daha sonra bu sıkıntılar yaşanınca gönderilmemesi istikametinde karar alındı. Şimdi olay nereye geldi? Ya bu işin parasını bize verecekler ya da uçağı verecekler. Parasını vermiyorsa da dünyada bu işin dibi kurumadı ki... Başka yerden de bulur alır, kendimiz yaparız. Zaten çalışmalarımız, bazı ortak girişimlerimiz var. Bir diğer önemli adım da... ABD seyahatimde son olarak orada Trump da önerimiz üzerine (ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert) O’Brien ile (Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim) Kalın Bey’e sizden bir, bizden bir kişi bir araya gelip bunlarla ilgili çalışmaları yürütsünler dedik. Orada biz görevi verdik ama henüz bunlarla ilgili ciddi bir çalışma yok.
Önceki akşamki konuşmada Sayın Trump, ’Ekonominizin çok iyi bir noktada olduğunu duyuyorum. İkili ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılmasıyla ilgili çalışmaları hızlandırmalıyız’ dedi."
Erdoğan, son olarak İHA’ların depremde koordinat belirlemelerinde kullanıldığını sözlerine ekledi.
(İHA)

Devamını Oku
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Senegal ziyareti sonrası önemli açıklamalar
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Senegal ziyareti sonrası önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail'in işgalini meşrulaştırma planı asla kabul edilemez

Cumhurbaşkanı Erdoğan Afrika turunda Cezayir, Gambia ve Senegal'i ziyaret etti.Image caption: Erdoğan Afrika turunda Cezayir, Gambia ve Senegal'i ziyaret etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrika ülkeleri ziyaretinden dönüşünde gündemdeki soruları yanıtladı. ABD Başkanı Donald Trump'ın dün açıkladığı Orta Doğu Planı'nın "İsrail'in işgalini meşrulaştırma planı" olduğunu belirterek, planın kabul edilemez olduğunu söyledi.

Quote Message: Bizim bu konudaki tavrımız belli. Kudüs Müslümanların kutsalıdır. Kudüs’ün İsrail’e verilme planı asla kabul edilemez. Açıklanan plan, barışa ve çözüme hizmet etmeyecektir. Bu plan Filistin ve Kudüs için yeni oldu bittiler oluşturma gayretidir."
Bizim bu konudaki tavrımız belli. Kudüs Müslümanların kutsalıdır. Kudüs’ün İsrail’e verilme planı asla kabul edilemez. Açıklanan plan, barışa ve çözüme hizmet etmeyecektir. Bu plan Filistin ve Kudüs için yeni oldu bittiler oluşturma gayretidir."

Quote Message: Bu, Filistinlilerin haklarını yok sayma ve İsrail’in işgalini meşrulaştırma planıdır. Hangi girişim olursa olsun, bazı Arap ülkeleri sırtını dönse de biz Filistin’in ve Kudüs-ü Şerif’in hukukunu korumak için uluslararası kurumları harekete geçirmeye ve dünyaya bu meseleyi anlatmaya devam edeceğiz."
Bu, Filistinlilerin haklarını yok sayma ve İsrail’in işgalini meşrulaştırma planıdır. Hangi girişim olursa olsun, bazı Arap ülkeleri sırtını dönse de biz Filistin’in ve Kudüs-ü Şerif’in hukukunu korumak için uluslararası kurumları harekete geçirmeye ve dünyaya bu meseleyi anlatmaya devam edeceğiz."

İdlib: 'Rusya, Astana'ya da Soçi'ye de sadık değil'

Suriye'deki İdlib'de silahlı muhalif örgütlere yönelik hava saldırılarına yönelik olarak Erdoğan, Rusya'nın çatışmasızlık sürecine sadık olmadığını söyledi.

Quote Message: Rusya ile gerek Soçi gerek Astana’da bazı görüşmeler, anlaşmalar oldu. Bu anlaşmalara Rusya’nın sadık kalması halinde, biz de aynı sadakatle yola devam ederiz. Şu an itibarıyla maalesef Rusya Astana’ya da Soçi’ye de sadık değil. Arkadaşlarımız muhataplarıyla görüşmeler yapıyorlar. Bu görüşmelerde de kendilerine artık “İdlib’de bu bombalamaları vesaire durdurdunuz durdurdunuz, durdurmadığınız takdirde bizim artık sabrımız tükeniyor. Bundan sonra ne gerekiyorsa biz de bunu yapacağız.” diye ifade ediliyor.
Rusya ile gerek Soçi gerek Astana’da bazı görüşmeler, anlaşmalar oldu. Bu anlaşmalara Rusya’nın sadık kalması halinde, biz de aynı sadakatle yola devam ederiz. Şu an itibarıyla maalesef Rusya Astana’ya da Soçi’ye de sadık değil. Arkadaşlarımız muhataplarıyla görüşmeler yapıyorlar. Bu görüşmelerde de kendilerine artık “İdlib’de bu bombalamaları vesaire durdurdunuz durdurdunuz, durdurmadığınız takdirde bizim artık sabrımız tükeniyor. Bundan sonra ne gerekiyorsa biz de bunu yapacağız.” diye ifade ediliyor.

Erdoğan, Astana sürecinin de durduğunu ifade ederek "Şu anda Astana süreci diye bir şey de kalmadı. Astana süreci şu anda sessizlikte veya sessizliğe büründü" dedi.

Devamını Oku
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail'in işgalini meşrulaştırma planı asla kabul edilemez

Büyük Birlik Partisi 27. yaşını kutluyor

Büyük Birlik Partisi, 29 Ocak tarihinde 27. yaş gününü kutlayacak.
29 Ocak 1993 tarihinde kurulan Büyük Birlik Partisi, 27 yaşına girdi. Açıklama yapan Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, "Tam 27 yıl aynı inanç, ideal ve ülkü ile çalışıyoruz. Yılmadan, yorulmadan bu aziz millete hizmet etme yolunda çalışmaya devam edeceğiz. 27 yıllık tertemiz mâzisi, geleceği dair söylenecek sözü ve milletin muktedir İktidarını gerçekleştirecek, hem ülkemiz hem de yakın coğrafyamızda mazlumun yanında, zalimin ve zulmün karşısında olma kararlılığı ve iradesini teşkilat ve mensuplarının her zerresinde hisseden, şehit Kurucu Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu’nun ayak izlerine basarak, 27 yıldır hiçbir derin güçten destek almadan, yalnızca milletine güvenen ve milleti ne istiyor ve ne diyorsa ona göre siyaset yapan Büyük Birlik Partisi 27. yaşını kutluyor. Bu kutlu davada bugüne kadar emeği geçen herkese şükranlarımı arz ediyorum" dedi.
(İHA)

Devamını Oku
Büyük Birlik Partisi 27. yaşını kutluyor
Büyük Birlik Partisi 27. yaşını kutluyor

Depremin vurduğu Elazığ'da ev sahipleri kiraları artırdı

6.8 büyüklüğündeki depremle sarsılan Elazığ'da ev sahipleri, kiraları artırdı. Deprem öncesi 700 TL istenen dairelerin şu an 1500 TL'ye alıcı beklediği kaydedildi. Çadırlarda kalan depremzedeler, kiralık ev bulamamaktan şikayetçi.

33 mahallesi bulunan Elazığ’da, 6.8 büyüklüğündeki depremde bazı binalar yıkıldı, birçok bina ise ağır ve orta hasarlı raporunun ardından vatandaşların can güvenliği nedeniyle kullanımı yasaklandı. Bu durumun ardından depremzedeler kentte geçici olarak kurulan çadırlar, okullar, spor salonları, camiler ve misafirhanelerde konaklamaya başladı. Hava sıcaklığının özellikle geceleri eksilere düşmesi ile zorluk yaşayanlar, barınmak için kiralık ev aramaya başladı.

Kiralar bir anda 2 katına çıktı
Artan talebin ardından kentteki kiralık evlerin fiyatı da bir anda 2 katına yükseldi. Daha önce semtine ve metre karesine göre 700 ile 1500 lira arasında değişen fiyatlar bir anda 1500 ile 2 bin liraya yükseldi. Talebin artmasıyla yükselen kira fiyatlarını tepki gösteren depremzedelerin birçoğu kış mevsiminde açıkta kalmamak için bu durumu mecburen kabullenmek zorunda kaldı.

Devamını Oku
Depremin vurduğu Elazığ'da ev sahipleri kiraları artırdı