HİKMET GENÇ: Laik laik kucaklıyor!..

İBB’nin yeni icraatı;

Şehir Tiyatroları’ndaki yeni yönetim 2019-2020 sezonunda 3 oyunu iptal etti…

Necip Fazıl Kısakürek, Mustafa Kutlu ve İskender Pala gibi muhafazakar isimlerin eserleri olan oyunları…

Sebep?..

“Tasarruf”!..

Onların yerine “Aziz Nesin”in “Biraz gelir misin?”i ile bazı yabancı oyunlar repertuvara girdi.

Böylece belediye hem tasarruf etmiş oldu, hem de herkesi kucakladı!..

***

“Her şey güzel olacak” dedi diye “soğana patatese 25 kuruşluk poşete” sattınız ya…

“Şeref-namus sözü” dediler diye inandınız ya..,

Hiçbir sözü tutmadılar, siz de dut yemiş bülbüle döndünüz ya…

Analar evlat nöbeti tutarken, HDP/PKK’lılarla halaya durdular ya…

Bedava dağıtacağım dediği şeylere zam yaptı, sonra finansal düzenleme diye kakaladı ya…

Vaat ettiklerinin tam tersini yapıyorlar, melül melül bakıyorsunuz ya…

Her tarafından “basitlik” akıyor, siz de hâlâ boncuk arıyorsunuz ya…
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
HİKMET GENÇ: Laik laik kucaklıyor!..

AHMET HAKAN: NURETTİN YILDIZ’A ÖFKEMİN 7 NEDENİ

- BİR: Sürekli “Gerçek İslam bu değil, gerçek İslam bu değil” demek zorunda bırakıyor beni.

*

- İKİ: İslam’ı asrın idrakine söyletmekten en az 9 milyon kilometre uzakta.

*

- ÜÇ: Dinden imandan öyle bir soğutuyor ki milleti... Sanki deizm, üstümüze bomba yağdırmış gibi bir şey!

*

- DÖRT: “Ne kadar meşakkat varsa, ne kadar zorluk varsa, ne kadar mantıksızlık varsa... O kadar din vardır” gibi bir anlayışa sahip.

*

- BEŞ: Adamın kadınlarla bir derdi var, benim anlayamadığım ama öfkem buna değil, dini buna göre yorumlamasına!

*

- ALTI: Fıkıh hükümlerinin “hikmet” boyutunu öyle bir ıskalıyor ki... Her daim süper arkaik kalıyor.

*

- YEDİ: Müjdelemiyor, nefret ettiriyor... Kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor...
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
AHMET HAKAN: NURETTİN YILDIZ’A ÖFKEMİN 7 NEDENİ

OKAN MÜDERRİSOĞLU: Devletin ayarları meselesi...

Sonbaharla birlikte siyaset sahnesi hareketlenince, haliyle AK Parti'nin iç bünyesi özellikle mercek altına alınıyor. Gerek AK Parti'den türetilmeye çalışılan siyasi hareketler gerekse AK Parti'nin halihazırdaki kadrolarına dair yorum ve spekülasyonlar birbirini izliyor. Günün sonunda şu ya da bu şekilde iş gelip "fabrika ayarları" konusunda düğümleniyor. Oysa bu ayar meselesi bugünlerde daha fazla devleti ilgilendiriyor. Daha doğrusu, "devletin ayarlarının" güncellenmesi üzerinde durmak gerekiyor. Nedeni de gayet açık. Siyaset kurumu, devletin millet eliyle yönetimini üstlendiği için "kamu gücüne" dayalı yığınla senaryo yazılıyor. Ve kendi kendini doğrulayan kehanet misali bir süre sonra "inandırıcılığı" da oluşuyor!
"Problem nerede başlıyor?" derseniz...
Devlet, millete hizmetin aracıdır. Aksi hallerde, ana misyon zedeleniyor, toplumdaki milli umutlar örseleniyor. Bu zorlu durum, bugüne özgü olmadığı gibi dün de mevcuttu, yarın da yaşanması muhtemeldir. Önemli olan, devletin ne için var olduğunu ve nasıl çalışması gerektiğini unutmamaktır. Devlet, kurumlar ve kurallar bütünüdür. Tek tipleştirilemez, paralel şekilde işletilemez, milletin beklenti ve çıkarlarının dışında farklı kişi veya grupların örtülü amaçlarına hizmet edemez. Söz konusu açık gerçeği, büyük bedeller ödeme pahasına FETÖ darbe girişimi sırasında bir kez daha öğrenen Türkiye, benzeri hatalara düşmez, düşmemelidir.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
OKAN MÜDERRİSOĞLU: Devletin ayarları meselesi...

ENGİN ARDIÇ: Elini korkak alıştırma Ekrem

Sakın "ben tiyatrodan anlamam" falan deme, anlamazsın, inşaat müteahhitleri anlamayabilirler, anlıyoruz ama belediye tiyatrosu sana bağlıdır. Yani, sorumlusun.
Adı üstünde, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları...
Bu tiyatronun yönetimi, Necip Fazıl, Mustafa Kutlu, İskender Pala gibi yazarların oyunlarını yasakladı.
Bir özel tiyatro olsa, çok doğaldır. Bu yazarlar Ankara Sanat Tiyatrosu'nda da sahne bulamazlar, bu yüzden AST'ı kınamak da hiçkimsenin aklına gelmez.
Ama bu bir "ödenekli" tiyatrodur, Devlet Tiyatroları gibi.
Bu yüzden de siyasi çiftliktir.
Kimin eline geçerse onun türküsünü çağırır.
"Tarafsız" olmak, "ortadan gitmek" zorundadır ama hiç böyle olmamıştır.
Şimdi artık İBŞT'den Musahipzade Celal, İbnürrefik Ahmet Nuri, hatta Nahit Sırrı gibi "Osmanlı" yazarların eserlerini de beklemeyelim.
Buna karşılık Nazım Hikmet'in "tiyatro sanatının objektif kriterleri açısından" kötü oyunlarını bekleyebiliriz.
Belki boyamadığı bir tek tiyatro boyası kalmış Zülfü Livaneli'nin çekmecesinde bir de oyun vardır canım, "kanka" kontenjanından onu da oynarsınız...
Ferhan'ı ya da Rutkay'ı çağırın sahneye koysun.
İyice suyunu çıkarıp altmışlı yıllara döner, Cahit Atay falan da oynarsınız siz...
Pusuda... Karaların Memetleri... Sultan Gelin, falan...
Hayatında seyredip seyredeceği tek dişe dokunur oyun "Devr-i Süleyman" olan genel başkanınızın tiyatro zevkiyle de örtüşür.
Sakın ola ki yazarı tarafından "beni kandırdılar, kazıklandım" diyerek geri çekilmiş, yasaklanmış olan "Rosenbergler Ölmemeli"yi yeniden sahnelemeye kalkıp gene madara olmayın!
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ENGİN ARDIÇ: Elini korkak alıştırma Ekrem

MELİH ALTINOK: O bildiriyi şimdi hatırlayan olur muydu?

Günlerdir "yargıdaki FETÖ'cüler tartışması" sürüyor.
Bu tartışmayla ilgili söyleyeceklerim belli:
1- Gazetecilerin yargı ile kaygılarını dile getirmeleri, kamu adına yanlış gördükleri uygulamaları, beklentilerini dile getirmeleri, sorular sormaları, eleştiriler yapmaları "Türk yargısına parmak sallamak" falan değildir. Çünkü bir ülkede aziz olan hukuk sistemleri ve pratikleri değil, vatandaşların adalet duygusudur. Gazetecilerin görevi de vatandaşın görüşleri ile siyaset mekanizması arasında köprü vazifesi görmektir.
2- Aklı başında hiç kimse, partisi içindeki geçmişi, tutumları, tavrı ortada olan, iyi niyetini bildiğimiz Adalet Bakanı Abdulhamit Gül için FETÖ'cü iması yapamaz. Dolayısıyla Bakanın dedikodulara, kulis diye satılan aşırı yorumlara prim verip, eleştiri sahiplerini "maklubeye kaşık sallayanlar" diyerek bir potaya atması da kolaycılıktır. Kamu adına eleştirelliğini koruyan biz gazetecilerin tümünü yaftalamaktır. Ortadaki çözüme muhtaç sorunlarımızın üstünün örtülmesi, ertelenmesidir. Havanda su dövmektir.
3- Bu saatten sonra vakit kaybetmeden siyasilere ve gazetecilere düşen, isimlerin önüne muğlak sıfatlar ekleme yarışına girmek değil, kamuoyunda hızla düşen yargıya güveni yükseltmeye çalışmak için kafa yormaktır.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
MELİH ALTINOK: O bildiriyi şimdi hatırlayan olur muydu?

MEHMET BARLAS: Kanadalılar ve genel olarak Batılılar bir anda vicdan sahibi mi oldular?

İnanılacak gibi değil... Tarih boyunca kendileri gibi olmayanları, kendilerinden farklı inananları horlayan ve daha ötesi katleden Batı, bir anda vicdan sahibi oldu. Bu vicdan salgısına son örnek Kanada'dan verilebilir.
Trudeau zor durumda
Ülkesinde seçim kararı açıklayan ve seçim kampanyasına çıkan Kanada Başbakanı Justin Trudeau çok zor durumdaymış. Çünklü Trudeau'nun Aladdin kostümlü skandal fotoğrafının ortaya çıkmasından saatler sonra, Trudeau'nun lise yıllarında Afro-Amerikalı şarkıcı kostümü giydiği ve yine suratını siyaha boyadığı başka fotoğrafı da ortaya çıktı. Söz konusu fotoğrafta Justin Trudeau lise yıllarında katıldığı bir yetenek yarışmasında Day-O adlı şarkıyı söylerken görülüyormuş.
Arap geceleri
Kanada'nın Vancouver kentinde yer alan West Point Grey Academy'nin 2001 yılında düzenlediği "Arap Geceleri" adlı bir etkinlikte çekilen fotoğrafta Trudeau'nun yüzünü, boynunu ve ellerini siyaha boyadığı göze çarpıyormuş. Fotoğrafta ayrıca o dönem 29 yaşında olan ve bahsi geçen okulda öğretmenlik yapan Justin Trudeau'nun sarık taktığı görülüyormuş.
Bu fotoğrafların basında yayınlandığı günden beri, Trudeau özür dileyip duruyor. Eğer bunların ayıp olduğunu o zaman bilseymiş hayatta yüzünü boyamaz ve sarık giymezmiş.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
MEHMET BARLAS: Kanadalılar ve genel olarak Batılılar bir anda vicdan sahibi mi oldular?

Bugünün gazete manşetleri 21 Eylül 2019

21 Eylül 2019 tarihli gazetelerin birinci sayfalarında neler var? #Cumhuriyet, #YeniŞafak, #Türkiye, #Sözcü, #Star, #Karar, #Takvim, #Sabah, #Akşam gazetelerinin manşetlerini okuyun

Bugünün gazete manşetleri 21 Eylül 2019 Bugünün gazete manşetleri 21 Eylül 2019 Bugünün gazete manşetleri 21 Eylül 2019 Bugünün gazete manşetleri 21 Eylül 2019 Bugünün gazete manşetleri 21 Eylül 2019 Bugünün gazete manşetleri 21 Eylül 2019 Bugünün gazete manşetleri 21 Eylül 2019 Bugünün gazete manşetleri 21 Eylül 2019 Bugünün gazete manşetleri 21 Eylül 2019

İşte Emre Kongar'ın bahsettiği, "devlette seni özgürleştirmek isteyenler".

İşte İmamoğlu bu zihniyette,Hürriyet bunları besliyor Emre Kongar, Devlet'e başkaldırı empoze ediyor gençlerin beynini yikıyor

Önceki yazımız
Bir beyin yıkamacı Hürriyet Gazetesinde yazmış...
yazının şurasında üstün zekâ gördük

Kölelikten kurtulmak kolay değil...
Özgür olmak ise hiç kolay değil:
Ana baba var, çoluk çocuk var...
Aşiret, toprak ağası, şeyh, şıh, reis, var...
Tarikat var, cemaat var...
Mezra, köy, mahalle var...
Okul var, arkadaşlar var...
İşyeri var, patron var...
(((Ve devlette seni özgürleştirmek isteyenlerle,)))
seni kul köle olarak bırakmak isteyenlerin savaşımı var!”

***

Biz anlamadık ? ve soruyoruz..
Ne diyon adam !..
tahta eksikliği dam akıtır
böceklerde patolojik vaka bazen doktor olmuyor
geçti geçti üstteki yazının etkisi
beyin yıkamacı Abuzittin Düztümsek
bu yazdıkların ne anlama geliyor biliyormusun nasıl bir bakış açısı bu

1- Neyin köleliği, sen özgürmüsün ?
2- Ana Baba kurtulunacak bir şeymi ?
3- Diğer kurtulunması gerekenleri
yazmışsın, sen Anan'dan, Baban'dan
kurtuldunmu ?
4- Nerede yaşıyorsun sen,market'ten köy ürünleri istemiyormusun
5- Okul'un neyinden kurtulacaklar,
bu kadar okuyan görmedi bir tek sen üstün zekâlı'mı gördün ?
6- Ve devlette bizi özgürleştirmek isteyenler KİM ?
yoksa biz özgür değilmiyiz, yoksa bu dünya'damı özgür değil,
6- sen kimsin aslında sen sen değilsen kim kim
7- Bizi devlet'te kul köle olarak bırakmak isteyenler KİM ?
8- Devlet'te kimler özgürlüğü engelliyor ?
7- Bizim bilmediğimiz senin bildiğin kimler bunlar?

Amacınız ne sizin ?
Kimi kandıracaksınız
bu millet salak'MI ?

En garibi'de haberx bu beyin yıkama faaliyetlerini sürekli, periyodik
ve muntazaman veriyor.
Yazıklar olsun !..

Murat Cin

 

Devamını Oku
İşte Emre Kongar'ın bahsettiği,  "devlette seni özgürleştirmek isteyenler".

GAZETE BİRİNCİ SAYFALARİ

GAZETE BİRİNCİ SAYFALARİ

yazbee'den seçmeler

@mehmetmetiner adlı kişinin gönderisine göz at:
https://yazbee.com/postDetail/1172831

yazbee'den seçmeler