BAŞKAN ŞAHİN, SERVİSLERLE İŞÇİLERİMİZİ TAŞIMAK BİZE YAKIŞMIYOR, ARTIK ZAMAN DEĞİŞTİ

YERLİ VE MİLLİ TRENLER İÇİN 47 MİLYON EURO’LUK İMZA ATILDI

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) iş birliğinde kentin ulaşımına nefes aldıracak GAZİRAY Banliyö Metro Hattı’nda çalışacak 47 milyon Euro’’luk yerli ve milli 8 adet elektrikli tren seti alımı için Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Gaziantep Valisi Davut Gül’ün katılımıyla protokol imza töreni düzenlendi.

Gaziantep’in ulaşımını büyük oranda rahatlatacak ve kentin metropol kimliğine yenilik kazandıracak GAZİRAY Projesi için 8 adet elektrikli tren seti alımı imza töreni Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleşti. Protokole, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Davut Gül, Gaziantep AK Parti Milletvekillerinden Mehmet Erdoğan, Müslüm Yüksel, Derya Bakbak, Mehmet Sait Kirazoğlu, MHP Gaziantep milletvekillerinden Sermet Atay, Muhittin Taşdoğan, AK Parti Gaziantep İl Başkanı Eyüp Özkeçeci, TÜRASAŞ Genel Müdürü Mustafa Metin Yazar ve Büyükşehir Belediyesi meclis üyeleri katıldı.

İmzalanan protokol kapsamında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, TCDD ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda yürütülen projede devreye alınacak 47 milyon Euro’luk 8 adet 32 vagonlu elektrikli tren seti ile büyük bir aşama kaydedildi. Ulaşımda konfor seviyesinin yükseltilmesine ve çevreci ulaşım hedeflerine Gaziantep’i bir adım daha yaklaştıran GAZİRAY Projesi, kent merkezi ile şehrin tüm organize sanayi ve GATEM bölgelerini Doğu- Batı aksında birbirine bağlayıp 25 kilometrelik raylı sistem banliyö hattı olarak vatandaşa hizmet verecek. İşletme hızı 120 kilometre olan 4 araçtan oluşacak tren seti toplamda bin yolcu taşıyacak. 16 adet istasyona sahip olan GAZİRAY Banliyö projesine bağlı 3 adet ana istasyon ile hızlı tren yolculuğuna da imkan verilecek. Türkiye’nin yerli ve milli banliyö treni olarak nitelendirilen GAZİRAY’ın şehir içi ulaşımda günlük 190 bin kişi taşıması hedefleniyor.

KARAİSMAİLOĞLU: BÜYÜK BİR UFKA SAHİP GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR, VE BAŞARIYLA YÖNETİLİYOR

İmza töreninde konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, “Bugün kentimiz için büyük önem arz eden GAZİRAY Projesi için kullanılacak yerli üretim yapan göz bebeğimiz TÜRASAŞ ve Büyükşehir Belediyesi arasında çok önemli bir iş birliği için buradayız. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak 18 yıldır ülkemizin dört bir yanında çalışma içerisindeyiz. Bu atılımcı kültür bölgemizde lojistik anlamda süper güç olarak ve Dünya’nın ticari koridorları üzerinde hâkimiyet kurmak noktasına taşımıştır. Türkiye bu günlere Cumhurbaşkanımızın önderliği ve vizyonuyla gelmiştir. Bugün Anadolu’da bir şehre girer girmez o şehrin nizamından, temizliğinden, gelişmişliğinden ve mirasına sahip çıkmasından hangi belediyenin yönetimde olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü bizim geleneğimizde başarının yolu, halkla iç içe olmak, onların ihtiyaçlarına kulak vermektir. Belediyecilik, halkın ihtiyaçlarını iyi tespit etmek ve istediklerini karşılamaya öncelik vermektir. Hamdolsun, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, bu ufka sahip ve başarıyı yakalamış bir belediyecilik anlayışıyla yönetiliyor. Hükümet ve belediye olarak el ele vererek pek çok projeyi hayata geçiriyoruz. İstanbul’da Marmaray, İzmir’de İZBAN, Ankara’da Başkentray’ın ardından Gazianteplilere de metro konforunda modern banliyö hizmeti vermek üzere GAZİRAY’ı kazandırmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu proje Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve TCDD işbirliğinde gerçekleştirildi. 2.3 milyar liralık dev bir yatırım ve şehir merkeziyle 2 sanayi bölgesini birleştirerek trafiğe nefes aldıracak. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin GAZİRAY’da kullanılacak 32 araçtan oluşan 8 adet elektrikli tren seti tasarımı, temini ve montajı için uluslararası ihaleyi en avantajlı teklifi veren TÜRASAŞ kazandı. Milli kuruluşumuz kazanması ve yerli kaynaklar kullanılarak yapılması ayrı bir sevinç ve gurur kaynağı. Kendi teknolojik birikimimiz ve tecrübemizi ortaya koymaktadır. GAZİRAY için yapılan setlerin üretimin maliyeti 47 milyon Euro. İşletme hızı 120 kilometre olan 4 araçtan oluşacak tren seti toplamda bin yolcu taşıyacak. GAZİRAY’ın hayata geçmesi için büyük görev ve sorumluluk var. Vatandaşlarımız için ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ görüşüyle işbirliği ortaya koyduk. Evlatlarımızın yarın ki umudu biziz. Cesaretle Dünya’nın karşısına dikilen biziz” diye konuştu.

BAKAN GÜL: BAŞKAN ŞAHİN ŞEHRİN ABLASI GİBİ BÜYÜK FEDAKARLIKLARLA ÇALIŞIYOR

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, GAZİRAY Projesi’nin Gaziantep’e kazandırılmasının mutluluğunu yaşadıklarını dile getirerek, “Tüm seçimlerde hemşerilerimize söylediğimiz her ne varsa bunları gerçekleştirmenin büyük bir gururunu yaşıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız gece gündüz bu şehrin ablası olarak büyük bir fedakarlıkta üzerine daha fazla koyarım diye çalışan birisi. Bugün bu çalışmanın meyvesini aldığımız bir projeye imza atıyoruz. Kendisine şehrimiz adına da teşekkür ediyorum. Gaziantep salgına rağmen ihracatta ilk 5’in arasına girdi. Buradaki arzumuz, biz memlekete nasıl bir katkımız olur, ekmek tuz nasıl oluruz, ‘Sofranın nabalı vardır’ diyerek ekmeğimizi paylaşan, ‘Paylaştıkça çoğalırız, bereket artar’ mantığıyla sanayinin çarklarını döndüren, esnafın dükkanlarını açtığı bir ruha sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, merkezi yönetimin desteklediğiyle yerel yöneticilikte çok önemli imzalar attık. AK Parti Dönemi’nde 40 milyar doları aşan yatırım yapıldı Gaziantep’e ve bunlar devam ediyor. Gazi şehirli hemşerilerimiz için ne gerekse gidip söylediğimizde Cumhurbaşkanımızın talimatı ‘Derhal yapın, Gazi şehrimize ne gerekirse en güzeline layıktır’ demiştir. Eskiden kara tren vardı artık hızlı tren geldi. Ulaşımda, altyapıda hükümetimizin ortaya koyduğu bu vizyon gerçekten bizim için çok önemli” ifadelerini kullandı.

ŞAHİN: SERVİSLERLE İŞÇİLERİMİZİ TAŞIMAK BİZE YAKIŞMIYOR, ARTIK ZAMAN DEĞİŞTİ

Protokol imza törenine ilişkin projenin açış konuşmasını yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, her imzanın bir başarı ve sonuç niteliği taşıdığını aktararak, GAZİRAY Projesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere merkezi yönetimin büyük bir desteğinin olduğuna vurgu yaptı. Şahin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ankara’da bütün sorunlarımız ivedilikle nihayete eriyor. İmzalanan protokol ile yeni Cezeriler, yeni Hezarfenler yetiştirilecek. Bu bir tramvay çalışması değil. Büyük bir tasarım ve AR-GE merkezi var. Bütün Meclis birleşip Ankara’ya gittik. İslam Kalkınma Fonu’nda işlerin hızlanması için hazine garantisi gerekiyordu. Cumhurbaşkanımıza giderek işlerimiz çözdük. Nerede takıldıysak Adalet Bakanımızın öncülüğünde işlerimiz çözüldü. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımızın da mühendisliğine, pratikliğine ve belediyeciliğine çok güveniyoruz. Bugün bunu çevreci, konforlu ve güvenli bir ulaşım ağı için yapacağız. Günlük 4 bin işçi servisinin taşıyıp 200 bin kişinin çalıştığı bir OSB var. Servislerle taşıma bize yakışmıyor. Zaman değişti. İnsanların duasını aldığımızda bunu başaracağız. Şuna inanıyorum ki bu işler bittiğinde, zaman ve ömür tükendiğinde rahmetli Necmettin Erbakan hocamızın iddiasını, rahmetli Turgut Özal’ın ufkunu gerçekleştirmiş olacağız. Daha önemlisi Cumhurbaşkanımızın ‘Ya duracağız ya öleceğiz’ dediği duruşu burada imzalamış olacağız. Bizler Şahinbeylerin, Şehitkâmillerin torunlarıyız. Evlatlarımız bizimle övünecek. Büyük bir gayretle bu işi yaptık ki Ulaşım A.Ş. başta olmak üzere bütün ekip çalıştı. Bu altyapı ve ekip olmasaydı bunu başaramazdık.”

İmza töreninin ardından protokol, günün anısına fotoğraf çektirdi.

ABDULLAH YİĞİT-GAZİANTEP

Devamını Oku
BAŞKAN ŞAHİN, SERVİSLERLE İŞÇİLERİMİZİ TAŞIMAK BİZE YAKIŞMIYOR, ARTIK ZAMAN DEĞİŞTİ

Hafta sonu kısıtlaması başladı

Türkiye genelinde uygulanan ve pazartesi saat 05.00'te sona erecek sokağa çıkma kısıtlaması başladı.

AMAN ALLAH’ IM, KORONAVİRÜS RNA’ SI HÜCRE DNA’ SINA ENTEGRE OLABİLİYOR

KOVİD hastalarında iyileştikten sonra uzun süreli SARS-CoV-2 RNA dökülmesi ve PCR-pozitif testlerin pozitif olması yaygın olmakla beraber, bu hastalar çoğunlukla bulaşıcı değildir. Koronavirüsle enfekte olan hastaların hücre analizlerinde SARS-CoV-2 virüsünün RNA’ sının insan genomuna dahil olabileceğinin gösterilmesi bunu açıklayabilir.

***

SARS-CoV-2 RNA reverse-transcribed and integrated into the human genome” başlığıyla yayınlanan makalede, koronavirüsle enfekte olan hastaların hücre analizlerinde SARS-CoV-2 virüsünün RNA’ sının insan genomuna dahil olabileceği gösterildi.

Makalenin özetini sunuyorum:

KOVİD hastalarında iyileştikten sonra uzun süreli SARS-CoV-2 RNA dökülmesi ve PCR-pozitif testlerin pozitif olması yaygın olmakla beraber, bu hastalar çoğunlukla bulaşıcı değildir.

Yeni bir araştırmada, SARS-CoV-2 RNA'larının ters transkripsiyonu ve insan genomuna entegre edilme ihtimali ve entegre dizilerin transkripsiyonunun PCR-pozitif testlerini ne ölçüde etkileyebileceği incelendi.

Bu hipoteze destek olarak, SARS-CoV-2 ile enfekte kültürlenmiş hücrelerin ve hastaların birincil hücrelerinin yayınlanmış veri setlerinde, genoma entegre edilmiş viral dizilerin transkripsiyonu ile tutarlı, hücresel dizilere kaynaşmış kimerik transkriptler bulundu.

Viral retro-entegrasyon ihtimalini deneysel olarak desteklemek için, SARS-CoV-2 RNA'larının insan hücrelerinde LINE-1 elemanları veya HIV-1 RT’ den ters transkriptaz (RT) ile ters transkripte edilebileceğine ve bu DNA dizilerinin hücre genomuna entegre edilebileceği ve daha sonra kopyalanabileceğine dair deliller elde edildi.

İnsan endojen LINE-1 ekspresyonu, SARS-CoV-2 enfeksiyonu üzerine veya kültürlenmiş hücrelerde sitokin maruziyeti ile indüklenmesi hastalarda SARS-CoV-2 retro-entegrasyonu için moleküler bir mekanizma olduğunu düşündürüyor.

SARS-CoV-2 enfeksiyonunun bu yeni özelliği, hastaların iyileşme sonrasında neden viral RNA üretmeye devam edebildiğini açıklayabilir ve RNA virüs replikasyonunun yeni bir yönünü önerebilir.

Gelelim neticeye

Bu çok önemli bir bilgi.

Bakalım doğrulanacak mı, bilim dünyası ne diyecek bu işe?

Kaynak: https://www.biorxiv.org/content/10.1101/2020.12.12.422516v1

Devamını Oku

TRANS YAĞ ETİKETLERDEN ÇIKARILIYOR

Tarım Bakanlığı’ nın hazırladığı yeni bir yönetmelikle gıda etiketlerinde trans yağ yazılması yasaklanıyormuş. Böylece, sağlık için trans yağların değil, bu ifadenin etiketlerde yer almasının zararlı olduğu, etiketinde yazılmadığında trans yağlı gıdaların bir mahsuru bulunmadığı anlaşılıyor. Dilerim sıra yakın zamanda şeker, mısır şurubu ve diğer katkı maddelerine de gelir.

***

Tarım Bakanlığı' nın hazırladığı yeni bir yönetmelikle gıda etiketlerinde artık trans yağ yazılması yasaklanıyormuş. 

Böylece, sağlık için trans yağların değil, bu ifadenin etiketlerde yer almasının zararlı olduğu, etiketinde yazılmadığında trans yağlı gıdaların bir mahsuru bulunmadığı anlaşılıyor.

Dilerim sıra yakın zamanda şeker, mısır şurubu ve diğer katkı maddelerine de gelir.

Cümleten afiyet olsun! 

NOT: Fazla söze gerek yok. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO), trans yağların kalp hastalıklarına bağlı olarak yılda yaklaşık 500.000 insanın ölümüne yol açtığını bildiriyor. Kaynak: https://www.who.int/news/item/09-09-2020-more-than-3-billion-people-protected-from-harmful-trans-fat-in-their-food

***

Tarım Dünyası' nın haberi:

Tarım Bakanlığı, hazırladığı yönetmelik taslağı ile gıda ürünlerinin etiketinde "trans yağ" yazılmasını yasaklıyor. Gıda ürünlerinde "trans yağ" olsa da olmasa da etikete yazılamayacak ve tüketici trans yağ olup olmadığını bilemeyecek. "Ürünlerimizde trans yağ yoktur" ibaresi de yasaklanıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda ürünlerinin etiketinde “trans yağ” ibaresini kaldırmak için yönetmelik taslağı hazırladı. Taslak bu haliyle kabul edilirse gıda ürünlerinde “trans yağ” olsa da olmasa da etikete yazılamayacak ve tüketici trans yağ olup olmadığını bilemeyecek. Bazı ürünlerin etiketinde yer alan “ürünlerimizde trans yağ yoktur” ibaresi de böylece yasaklanmış olacak.

Bakanlık tarafından hazırlanan “Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” taslağı bakanlığın internet sayfasında görüşe açıldı.

Trans yağ beyanı yasaklanıyor

Taslaktaki en önemli değişiklik, trans yağ ibaresinin gıda etiketlerinden çıkarılması olacak. Taslağın 7. maddesine göre, Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğinin 35.maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi şu şekilde değiştiriliyor: “7/3/2017 tarihli ve 30000 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıdalara Vitaminler, Mineraller ve Belirli Diğer Öğelerin Eklenmesi Hakkında Yönetmelik ile getirilen kısıtlamalar kapsamında gıda etiketlerinde trans yağ ile ilgili beyan yapılmaz.”

Uygulamadaki yönetmelik

Bakanlığın değiştirmek istediği uygulamadaki yönetmeliğin 35.maddesinin ilgili bölümü şöyle:

MADDE 35 – (1) Zorunlu beslenme bildirimi aşağıdaki bilgilerden oluşur:
a) Enerji değeri.
b) Yağ, doymuş yağ, karbonhidrat, şekerler, protein ve tuz miktarları.
c) Tuz içeriğinin sadece gıdanın doğasında bulunan sodyumdan kaynaklandığı durumlarda bu duruma ilişkin bir ifade beslenme bildirimine çok yakın bir yerde yer alabilir.
ç) Diğer mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen bilgilere ilave olarak sadece ilgili gıda kodeksinde tanımlanan sürülebilir yağ/margarinler, yoğun yağlar, bitkisel yağlar ve bu yağları içeren gıdaların %2’den fazla trans yağ içermesi durumunda trans yağ miktarı bildirilir.

Trans yağ kanser ve kalp krizi riskini artırıyor

Yapılan araştırmalar, trans yağların insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu, özellikle kanser, kalp krizi riskini artırdığını ortaya koyuyor. Bu nedenle Kanada,Avrupa Birliği’nin bazı ülkelerinde kullanımı yasaklanan trans yağ, Türkiye’de tamamen yasak değil. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 7 Mayıs 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Türk Gıda Kodeksi Gıdalara Vitaminler, Minareller ve Belirli Diğer Öğelerin Eklenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yüzde 2 ile sınırlandırıldı. Yüzde 2’nin üzerinde kullanımı yasak. Yüzde 2’nin altında ise etikete yazılıyordu. Fakat bundan sonra yazılamayacak.

Etiketlerde farklı uygulamalar var

Türkiye’de trans yağ kullanımı yasak değil. Yeni yönetmelik taslağı ile de yasaklanmıyor. Yüzde 2’ye kadar kullanılabilir. Fakat, etikete yazılması yasaklanıyor. Yani gıdada olan veya olmayan trans yağa ait bilgi tüketiciden saklanacak. Bugün raflara bakıldığında trans yağ ile ilgili çok farklı uygulamalar var. Bazı ürünlerin etiketinde trans yağ 0(sıfır) olarak belirtiliyor. Bazı ürünlerde trans yağ miktarı yüzde 2’nin altında ise bu miktar yazılıyor. Ancak, izin verilen yasal sınırlar içinde olduğu ifade ediliyor. Bazı ürünlerde ise “ürünlerimizde trans yağ yoktur” veya “trans yağ yoktur” ibaresi yer alıyor. Yapılacak yeni değişiklikle “trans yağ” ibaresi, beyanı etiketlerden tamamen çıkarılıyor.

Gıda sanayicileri değişikliğe karşı

Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu yetkilileri yapılacak değişikliğin doğru olmadığını özellikle merdiven altı veya kayıt dışı olarak nitelendirilen ürünlerde trans yağların kullanıldığını belirtiyor. Yetkililer: “Endüstri bu alanda önemli yatırımlar yaptı. Bir çok işletme ürününde trans yağ kullanmıyor. Yeni düzenleme trans yağ kullanmayanlar için haksız rekabet oluşturacak. Trans yağın etiketlerde belirtilmesi gerekir. Ayrıca denetimlerin çok iyi yapılması lazım. Trans yağ kullandığı halde etikette belirtmeyenler var. Bunu önlemek yerine trans yağ ibaresinin tamamen kaldırılması tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ilkesine aykırı. Yıllardır tüketicilerin etikete bakarak ürün almalarını söyledik. Şimdi etiketlere bakan tüketici yanlış ve eksik bilgilendirilmiş olacak.” bilgisini verdi.

Bakanlık: “Trans yağ yoktur” tüketiciyi yanlış yönlendiriyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Harun Seçkin düzenleme ile ilgili olarak DÜNYA’ ya şu bilgileri verdi: “Bu düzenleme ile “trans yağ yoktur” ibaresini kaldırıyoruz. Biz zaten trans yağ kullanımını yüzde 2 ile sınırlandırdık. Bu çok önemli bir düzenleme. Yağ olan bir gıdada yüzde 2’nin altında trans yağ olması ancak analizle tespit edilebilir. Trans yağ olma olasılığı çok düşük. Etikete “trans yağ yoktur” diye yazıldığında tüketicide yanlış algı yaratabilir. Tüketici yanlış yönlendirilebilir. Diğer ürünlerde trans yağ varmış gibi bir algı oluşuyor. Bunu önlemek istiyoruz. Avrupa Birliği, Nisan 2021’de bu uygulamaya geçecek, biz 1 Ocak itibariyle geçmiş olacağız. Geçmişte, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile ilgili benzer bir durum yaşanmıştı. Türkiye’de gıdalarda GDO kullanımı yasak. Bazı üreticiler gıda etiketine “GDO yoktur” diye yazınca diğerleri için haksız rekabete neden olur diye kaldırılmıştı.”

Yasal olarak yüzde 2’nin üzerinde trans yağ kullanımının yasak olduğunu belirten Seçkin, gıda denetimlerinde yüzde 2’nin üzerinde trans yağ bulunduğunda yasal işlem yapıldığını söyledi.

Raflardaki ürünler için süre uzatılabilir

Yönetmelik taslağına göre, gıda etiketlerinden “trans yağ” ibaresinin çıkarılması 1 Temmuz 2021’den itibaren uygulanmaya başlanacak. Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Harun Seçkin, taslağı görüşe açtıklarını ve uygulama ile ilgili sürenin sektör taleplerine göre uzatabileceklerini söyledi. Seçkin: “Raflardaki ürünleri dikkate alarak altıncı ayın sonuna kadar verdiğimiz süreyi biraz daha uzatabiliriz.” dedi.

Gıdaların tedavi ve iyileştirici özelliği etikete yazılacak

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik taslağı ile gıdaların tedavi edici ve iyileştirme özelliğine sahip olduğuna dair bilgilendirme yasağı da kaldırılıyor.

Taslak ile Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğinin 7. maddesinin 3. fıkrası yürürlükten kaldırılacak. Yürürlükten kaldırılan fıkra şöyle: “Özel beslenme amaçlı gıdalar ile ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, gıdanın bir hastalığı önleme, tedavi etme veya iyileştirme özelliğine sahip olduğuna dair bilgilendirme yapılamaz, bu tür özelliklere atıfta bulunulamaz.”

Bu fıkranın yürürlükten kaldırılması ile gıdaların hastalıkları önleme, tedavi edici ve iyileştirici özelliklerine dair bilgilendirme yapılmasına izin verilmiş olacak.

Bakanlık ne yapmak istiyor?

Tarım ve Orman Bakanlığı gıda etiketleri ile ilgili düzenlemelerde konusunda çok sıklıkla değişiklikler yapıyor. Yaptığı her değişikliği de “müjde” olarak sunuluyor. Ancak, yapılan her değişiklik bir önceki müjdeyi ortadan kaldırıyor.

Bundan 3 yıl önce, Etiketleme Yönetmeliği, “Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği” ve “Beslenme ve Sağlık Beyanları Yönetmeliği olarak ikiye ayrıldı. 26 Ocak 2017 tarihli Resmi Gazete’de iki ayrı yönetmelik olarak yayınlandı. Tarım Bakanlığı bunu “Gıda etiketlerinde yeni dönem başladı” diye duyurdu.

Duyuruda özetle şöyle denildi:

“Gıda etiketlerindeki bilgilendirmenin doğru, açık ve tüketici için kolay anlaşılır olması sağlanacak. Bilgilendirmelerde gıdanın hastalıkları önleme, tedavi etme veya iyileştirme özelliğine sahip olduğuna dair ifadeler bulunmayacak.

Tüketicilerin gıda hakkında en doğru ve açıklayıcı şekilde bilgilendirilerek daha bilinçli seçimler yapması sağlanacak.

Gıdaların etiketinde enerji ve besin öğelerinin miktarı yer alacak. Mevcut durumda isteğe bağlı olarak veya gıdanın belirli şartları sağlaması durumunda yapılan beslenme yönünden etiketleme yeni düzenleme ile hazır ambalajlı bütün gıda etiketlerinde zorunlu hale getiriliyor. Hazır ambalajlı gıdaların etiketlerinde gıdanın 100 g veya 100 ml’sinde enerji değeri ile birlikte besin öğelerinin (yağ, doymuş yağ, trans yağ, karbonhidrat, şeker, protein ve tuz) miktarının yer alması zorunlu olacak.”

Trans yağ yüzde 2’yi geçemeyecek

Bakanlık 7 Mayıs 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Türk Gıda Kodeksi Gıdalara Vitaminler, Minareller ve Belirli Diğer Öğelerin Eklenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile gıdalarda kullanımı kısıtlanmış öğeler listesine trans yağları da ekledi. Buna göre, perakende işletmelere arz edilen gıdalar ile son tüketiciye sunulan gıdalarda trans yağ miktarı, toplam yağın 100 gramında 2 gramı geçemeyecek. Bakanlık şimdi yapmak istediği yönetmelik değişikliği ile bu bilginin etiketlerde yer almasını yasaklıyor.

Trans yağ nedir?

Trans yağlar ya da trans yağ asitleri, doymamış yağ grubunda yer alır. Trans yağlar hayvan vücudunda doğal olarak üretilebileceği gibi endüstriyel yollarla da üretilebilir. Doğal yolla üretilen trans yağlar, bazı hayvanların sindirim sistemindeki bakterilerce sentezlenir ve bu hayvanlardan yapılan hayvansal gıdalarda az miktarda trans yağ bulunabilir. Süt ürünlerde bulunan toplam yağın yaklaşık %2-8’ini trans yağlar oluştururken et çeşitlerinde bu oran %3-9 arasındadır. Doğal yollarla üretilen ve hayvansal gıdalardan alınan trans yağ az miktardadır ve sağlık açısından ciddi bir risk oluşturmaz. Yapay yolla üretilen trans yağlar, sıvı haldeki bitkisel yağların hidrojenle doyurularak daha katı hale gelmesiyle elde edilir. Endüstriyel trans yağlar sağlık için oldukça zararlıdır. Pek çok farklı amaçla paketlenmiş ürünlerde, hazır gıdalarda bulunan bu yağın aşırı tüketiminin, ciddi sonuçları olabilecek hastalıklara yol açabileceği bilinmektedir.

Trans yağ neden kullanılır?

Trans yağlar; ucuz, kullanımı kolay ve uzun süre bozulmadan bekleyebilen bir yağ çeşididir. Yiyeceklere güzel bir tat verir ve çabuk bozulmalarını önler. Bu avantajları nedeniyle paketli gıdaların raf ömrünü uzatmada kullanılır. Trans yağ kullanılmış ürünler ucuza mal olur, uzun süre rafta kalabilir ve tüketiciler tarafından tadı beğenilir. Bu yüzden ambalajlı gıdaların üretiminde tercih edilen bir yağ türüdür. Restoranlarda da özellikle kızartma yağı olarak sıklıkla kullanılan bir yağdır. Tekrar tekrar kullanılabildiği için hazır yemek sektöründe tercih edilir. Maliyet ve uzun kullanım ömrü gibi konularda avantajlı bir gıda olmakla birlikte tüketicilerin sağlığını ciddi ölçüde riske atan trans yağların, gıda sektöründe kullanımı pek çok ülke tarafından kısıtlanmıştır.

Trans yağ nelerde bulunur?

Bitkisel sıvı yağların oda sıcaklığında katı hale gelmesini sağlayan kimyasal işlemlerden geçerek üretilen trans yağlar; besinlerin raf ömrünü uzatmak, daha lezzetli olmalarını sağlamak gibi pek çok amaçla çeşitli ürünlerde kullanılır. Gıda sektöründe trans yağ içeriği en yüksek besinler: Margarin, ekmek, pasta gibi unlu mamüller, patlamış mısır, dondurma atıştırmalıklar, patates kızartması, çıtır tavuk gibi fast foodlar, kahve kreması olarak sayılabilir.

Trans yağın zararları nelerdir?

Trans yağların, günlük alınan toplam yağ miktarı içindeki oranının fazla olması pek çok farklı hastalık açısından risk oluşturur. Aşırı trans yağ tüketimi kalp hastalıklarına yakalanma riskini artırır. Toplumda sıklıkla karşılaşılan bir rahatsızlık olan diyabete yakalanmada, artmış trans yağ tüketimi önemli bir etkendir. Trans yağ, damarların en iç tabakasında hasara neden olarak damar yapısını bozabilir. Bu bozulma sonucunda damarlarda genişleme meydana gelebilir. Trans yağların bazı kanserlerin gelişimine neden olduğuna dair çalışmalar da mevcuttur. Kadınlarda meme kanseri riskini artırdığını gösteren çalışmalar yapılmıştır. (Transa yağ nedir, Trans yağ neden kullanılır? Trans yağ nelerde bulunur? Trans yağın zararları nelerdir? soruları ve yanıtları Medicalpark Hastaneleri’nin internet sayfasından alınmıştır.)

Kaynakhttps://www.tarimdunyasi.net/2020/12/14/trans-yag-gida-etiketlerinden-cikariliyor/

***

EK 1 (15.12.2020): Sözcü' de Yılmaz Özdil' in "Gıda etiketini sansürleyen turkuaz tabloya ne yapmaz..." başlıklı yazısı: Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yilmaz-ozdil/gida-etiketini-sansurleyen-turkuaz-tabloya-ne-yapmaz-6167581/

***

EK 2 (17.12.2020): Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda ürünlerinin etiketinde "trans yağ" ibaresini kaldırmak için hazırladığı yönetmelik taslağında geri adım atacağı sinyalini verdi. İlk olarak DÜNYA Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım tarafından gündeme getirilen trans yağın gıda etiketlerinden çıkarılması ile ilgili Tarım Bakanlığı geri adım atacağını ilan etti. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Harun Seçkin HaberTürk televizyonunda Mehmet Akif Ersoy'un sunduğu programda hazırlanan taslağın görüşe açıldığını ve gelen görüşler doğrultusunda trans yağ ibaresinin etiketlerde kalabileceğini söyledi. Seçkin, program sonunda son bir cümleniz var mı sorusuna: " Yani 'trans yağ yoktur' ifadesi ile ilgili bir gündem oluştu. Bunun kullanılabileceğini ifade etmek istiyorum, özellikle" yanıtını verdi. Mehmet Akif Ersoy'un "etiketlerden kaldırılmayacak değil mi?" sorusuna ise Seçkin "Evet" dedi. Kaynak: https://www.dunya.com/gundem/tarim-bakanligi-geri-adim-atti-trans-yag-etiketten-cikmayacak-haberi-603903

Devamını Oku

KAPANMA YERİNE DÖNÜŞÜMLÜ ÇALIŞMA VE SOKAĞA ÇIKMA DAHA FAYDALI OLABİLİR

Kapalı mekanlardaki insan sayısını azaltmada sokağa çıkmanın dönüşümlü olması çok faydalı olabilir. TC kimlik numaralarının sondan ikinci rakamına göre mesela tek olanlar sabah-öğle (8-13), çift olanlar ise öğle-akşam (13-18) saatlerinde sokağa çıkar ve çalışırlarsa hem kapalı mekanlardaki hem de toplu taşımadaki kalabalık yarı yarıya azalacaktır.

***

Koronavirüslerin insandan insana özellikle de kapalı mekânlarda bulaştığı bilindiğine göre salgının kontrolünde en önemli hususun kapalı mekanların kontrol altına alınması olduğu kolayca anlaşılacaktır.

Şu kış günlerinde insanların birbirlerine çok yakın olmak durumunda kaldıkları restoran, kafe, kahvehane, kapalı alış-veriş merkezleri, kamu kurumları ile toplu ulaşım araçları bulaşmanın en çok olduğu yerlerdir.

Buna göre de temel tedbirlerin bu mekânlara yönelik olması icap eder.

"Tam kapanma" bulaşmanın azalmasında etkili bir metot olmakla beraber 160 ülkede virüs dışı parametrelerin ölüm oranlarına etkisinin incelendiği bir araştırmada tam kapanmanın mortaliteyi azaltmadığı tespit edilmiştir (1).

Ayrıca tam kapanmanın yaratacağı ekonomik ve toplumsal riskler de hesaba katılmak zorundadır.

Sürü çılgınlığı (herd stupidity)

Dr. Bülent Polat' ın şu tespitleri son derecede isabetlidir ve idareciler tarafından dikkate alınmak zorundadır (2):

"COVID salgınının yarattığı önemli sorunlardan biri, belki de en başlıcası stresdir. Yaşanan korku, endişe çok yoğun ve uzun süreli. İnsanların hastalığa yakalanmadan hayatta kalabilme endişeleri, işsizlik, iflaslar gibi ekonomik sorunlar, güvenlik ve gelecek korkuları toplumsal stresi giderek yükseltiyor. Gerilmiş, kutuplaşmış ya da tehdit altındaki toplumda “kitle histerisi” veya “sürü çılgınlığı” (stupidity of herds) denilen durum ortaya çıkabilir. Bu, her türlü provokasyona, yanlış yönlendirmelere açık bir ortamdır, çok dikkat etmeliyiz."

Ekonomi ve sosyal hayatın olabildiğince az zarar görmesi ülkemizin yani hepimizin menfaatinedir.

Tam kapanma yerine dönüşümlü sokağa çıkma ve çalışma hayatı daha faydalı olabilir

Japonya, Tayvan, İsveç gibi ülkelerin çok sıkı kapanma tedbirleri uygulamadan başarılı olmaları salgının önlenmesinde toplumun bilinçli olmasının ve tedbirlere riayet etmelerinin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır (1).

Tam kapanma yerine 2 metrelik fiziki uzaklığın sağlanmasının mümkün olmadığı veya çok zor olduğu kapalı mekânlardaki insan sayısını azaltmada sokağa çıkmanın ve çalışmanın dönüşümlü olması çok faydalı olabilir.

Buna göre insanlar TC kimlik numaralarının sondan ikinci rakamına göre (son rakam herkeste çift rakamdır!) mesela tek olanlar sabah-öğle (8-13), çift olanlar ise öğle-akşam (13-18) saatlerinde sokağa çıkar ve çalışırlarsa hem kapalı mekanlardaki hem de toplu taşımadaki kalabalık yarı yarıya azalacaktır.

Gece sokağa çıkma yasağının sosyal hayatın canlı olduğu, insanların saat sekizden sonra yemeğe ve eğlenmeye gittiği ülkelerde faydası olabilir ama bizdeki etkisi bana göre yoktur veya olsa da kaale alınmayacak kadar düşük olmalıdır (3). 

Gelelim neticeye

Tam kapanma ve çalışma saatlerinin kısaltılmasının, sokağa çıkma yasağının başladığı saatlerden hemen önce ve yasak bittikten sonra daha fazla kalabalığa yol açtığını yaşayarak gördük.

Bu dönüşümlü sokağa çıkma uygulaması sayesinde çalışma saatlerinin uzatılması kapalı mekânlardaki kabalığı azaltmada etkili olabilecektir.

Bu teklifimin üzerinde düşünülmesi ve tartışılması yararlı olacaktır.

Kaynaklar:

1. https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/12/12/etibba-diyor-ki/salginin-yarattigi-en-buyuk-sorunlardan-biri-strestir/

2. https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/11/25/yazilar/tip-yazilari/corona-virus/daha-siki-kapanma-olumleri-azaltmiyor/

3. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-55269637

***

BBC' nin "Covid: Akşam sokağa çıkma yasağının arkasındaki nedenler ne, mücadelede ne kadar etkili?" başlıklı haberi:

Dünya genelinde koronavirüs kaynaklı vaka ve can kayıpları artarken, birçok ülke yeniden bir dizi kısıtlama ve yasak uygulamaya başladı.

Türkiye'de geçen haftadan bu yana haftaiçi 21.00 ile 05.00 saatleri arasında; haftasonu da tamamen sokağa çıkma yasağı uygulanıyor.

Bölgesel kısıtlamaların uygulandığı İngiltere'de de bazı kentlerde pub, restoran ve eğlence merkezlerinin kapanma saatleri erkene çekilirken, bazı yerlerde ise tamamen kapalı tutuluyor.

ABD'de de başta California ve New York olmak üzere bazı eyaletlerde eğlence mekanlarının erken kapanması öngörülüyor ve belli saatler arasında sokağa çıkma kısıtlaması uygulanıyor.

Son olarak Fransa da 15 Aralık'ta ülke çapındaki karantinanın sona ermesinin ardından yerel saatle 20.00 ile 06.00 arasında sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacağını açıkladı.

Ancak, sokağa çıkma kısıtlamalarının belli saatler arasında uygulanması bazı tartışmaları beraberinde getiriyor.

Bu uygulamayı savunanlar, akşam saatlerinde sosyalleşme faaliyetlerinin arttığını ve bunun da bazı bireysel önlemlerin ihmal edilmesini beraberinde getirebileceğini öne sürüyor.

Bu uygulamaya karşı çıkanlar ise belli saatler aralığında uygulanan kısıtlamaların etkili olduğuna dair herhangi bir bilimsel bulgu ya da bilgi olmadığını söylüyor.

Neden belli saatler arası yasak uygulanıyor?

Yetkililer, genel olarak belli saatlerde sokağa çıkma kısıtlanması uygulanmasının "sosyalleşme ve sosyal hareketliliği" azaltma amacı taşıdığını belirtiyor.

Akşam saatlerinde insanların zaruri ihtiyaçları için değil, eğlenme ve başkalarıyla sosyalleşmek amacıyla dışarı çıktıkları ifade ediliyor.

Yapılan bazı araştırmalar, virüsün yayılımının kapalı ve kalabalık ortamlarda başlayarak, daha sonra evlere ve işyerlerine yayıldığını gösteriyor.

Akşam saatlerinde sokağa çıkma kısıtlamasına gösterilen bir diğer gerekçe de alkol tüketiminin bu zaman dilimlerinde artması.

Bilim insanları, alkol tüketimi artınca bireysel önlemlerin gevşediği, sosyal mesafe ve maske kullanımı gibi uygulamalara dikkat edilme eğiliminin azaldığını vurguluyor.

Edinburgh Üniversitesi kamu sağlığı öğretim üyesi Prof. Dr. Linda Bauld, HuffPost'a yaptığı açıklamada, belli saatler arası uygulanan sokağa çıkma yasağının pandemi ile mücadelede bir "ara önlem" olduğunu söyledi.

Bauld, "Bu uygulamaya başvuran birçok ülke var. Bilindiği gibi, akşam saatleri genel olarak daha riskli olarak nitelendiriliyor. Gece kulübü, bar ve restoran gibi yerlerde salgının hızlı yayıldığı örnekler var. İnsanların bu tarz mekanlarda geçirdikleri zamanlar arttıkça, gardlarının düşme eğilimi de artıyor. Mekan sahiplerinin tüm çabalarına rağmen sosyal mesafe ortadan kalkıyor ve alkol tüketimi de olumlu sonuçlar doğurmuyor" dedi.

COVID

Bu önlem ne kadar etkili?

Sokağa çıkma yasağının belirli saatlerde uygulanmasının ve eğlence mekanlarının erken kapatılmasının pandemi ile mücadelede ne kadar etkili olduğu konusunda ise tartışmalar devam ediyor.

Bu yöntemin etkili olduğunu gösteren pek fazla bilimsel çalışma bulunmuyor. Hatta yapılan araştırmalarda etkisinin düşük olacağına dair değerlendirmeler yer alıyor.

İngiliz hükümetinin bilimsel tavsiye grubu Sage, 21 Eylül'deki toplantısında pub, bar ve restoranların saat 22.00'de kapatılmasının "düşük bir etki yaratmasının beklendiği" değerlendirmesini yaptı.

Bulaşıcı hastalıklar uzmanı Prof. Dr. Mark Cullen de virüsün "gece ya da gündüz vakitlerini pek umursamadığını" söyledi.

Cullen, "Bu, tamamen davranış değişikliği yaratmaya çalışmanın bir yolu. Ancak tuhaf bir yöntem ve sorunun kendisini de çözmeye yeterli değil" dedi.

***

EK 1 (16.12.2020):

Altı ay önce kurulan ve İsveç hükümetinin Kovid-19 stratejisini inceleyen Korona Komisyonu ilk raporunu açıkladı. Raporda, Kovid-19 ile mücadelede hafif önlemler alınan ülkede sürü bağışıklığı stratejisinin başarısız olduğu bildirildi. Ülkenin enfeksiyonlara karşı hazırlıklı ve donanımlı olmadığı belirtilen raporda, sağlık sektöründeki "yapısal eksikliklere" dikkat çekildi.

Yaşlılar korunamadı

Salgında özellikle yaşlıların korunamadığının altı çizilen raporda, "Huzurevlerinde çalışanların büyük bölümü virüs krizi ile mücadelede yalnız bırakıldı. Huzurevlerinde geç önlemler alındı, yaşlılar korunamadı." ifadeleri kullanıldı.

'Sürü bağışıklığı' stratejisi

İsveç'te okullar, anaokulları, çocuk yuvaları, restoranlar, kafeteryalar, kuaförler, toplu taşıma araçları açık tutularak sürü bağışıklığı stratejisi uygulanıyor. Ülkede maske takılması zorunlu değil. Koronavirüsle mücadele kapsamında geçen ay 8 kişinin yan yana gelmesi yasaklanırken, restoranlarda içki satışı saat 22.00'ye kadar yapılabiliyor.

Kovid-19'dan ölenlerin sayısı 7 bini geçti

Öte yandan Halk Sağlık Müdürlüğünün açıkladığı rakamlara göre, 10 milyon nüfuslu ülkede Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 7 bin 667'ye çıktı. Ülkede vaka sayısı da 341 bin 29'a yükseldi. Vakaların yükselmesiyle başkent Stockholm'deki bütün hastanelerin yoğun bakım bölümleri doldu. Yoğun bakımlarda hemşire ve hasta bakıcı personelinin eksik olması nedeniyle hastaneler ilanla personel aramaya başladı.

Kaynakhttps://www.milliyet.com.tr/dunya/isvecte-suru-bagisikligi-basarisiz-oldu-6381456

***

EK 2 (13.1.2021): Japonya' da sıkı kapanma ve kitlesel testler yapılmamasına rağmen KOVİD ölümlerinin milyonda 18 olmasının sebebi yaşlılar dahil tüm nüfusun sağlıklı olmasıdır. https://twitter.com/DrAseemMalhotra/status/1349250991208755204?s=20

***

Devamını Oku

Oklahoma lawmaker seeks 'Bigfoot' hunting season to boost tourism

A mythical, ape-like creature that has captured the imagination of adventurers for decades has now become the literal target of a lawmaker in the U.S. state of Oklahoma.

A Republi...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Oklahoma lawmaker seeks 'Bigfoot' hunting season to boost tourism

UK trade deal most important for Turkey since customs union, Erdoğan says

President Recep Tayyip Erdoğan said Friday that Turkey's trade deal with the United Kingdom is the most important agreement since the customs union with the European Union.

“W...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

UK trade deal most important for Turkey since customs union, Erdoğan says

Struggling Madrid visits Alaves without Zidane due to virus

Real Madrid will have to find the solution to its recent struggles without Zinedine Zidane on the touchline when it visits Alaves after the coach tested positive the coronavirus....
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Struggling Madrid visits Alaves without Zidane due to virus

Kavala dosyasını yerel mahkeme değerlendirecek

Osman Kavala ve 8 sanığın yargılandığı Gezi Parkı davasında yeni bir gelişme yaşandı. İstinaf, beraat kararlarını bozdu ve yeniden yargılama için dosyayı yerel mahkemeye gönderdi.

Sanıkları arasında Osman Kavala, Ayşe Mücella Yapıcı ve Çiğdem Mater Utku'nun da olduğu Gezi Parkı davası, İstinaf'tan döndü. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, beraat kararını bozarak yargılamanın yeniden yapılmasına hükmetti. 

 

30. Ağır Ceza Mahkemesi 18 Şubat 2020’de, 9 sanık hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı vermişti. Can Dündar ve Mehmet Ali Alabora’nın da aralarında olduğu 7 sanığın dosyası ise firari oldukları için ayrılmıştı. Kavala beraat kararına rağmen 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yürütülen bir başka soruşturma nedeniyle cezaevinden çıkamamıştı.

 

İstinaf Mahkemesi, Gezi Parkı olayları davasında verilen beraat kararına yapılan itirazı değerlendirdi. Sanıklar Osman Kavala, Ayşe Mücella Yapıcı, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden hakkında verilen beraat kararını bozdu.

 

İstinaf Mahkemesi, dosyanın yeniden incelenmek ve hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesi olan 30. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi.

Devamını Oku
Kavala dosyasını yerel mahkeme değerlendirecek

Balıkesir merkezli 10 ilde FETÖ operasyonu: 7 tutuklama

Balıkesir merkezli 10 ilde FETÖ'nün askeri yapılanmasına yönelik operasyonda gözaltına alınan 19 şüpheliden 7'si tutuklandı.

Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince Balıkesir, Hatay, İzmir, Bolu, Samsun, Denizli, Hakkari, Bitlis, Muğla ve Kars'ta yakalanan 19 şüphelinin işlemleri tamamlandı.

 

Sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 7'si çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı, 12'si adli kontrol şartıyla salıverildi.

 

Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca, 15 Ocak'ta örgütün askeri mahrem yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmada, FETÖ'nün askeri yapılamasında yer aldığı öne sürülen şüphelilerin örgüt mensuplarınca ankesörlü telefonlarla ardışık arandıkları tespit edilerek haklarında yakalama kararı çıkarılmış, zanlılar 28 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonla gözaltına alınmıştı. 

Devamını Oku
Balıkesir merkezli 10 ilde FETÖ operasyonu: 7 tutuklama