DEVAMSIZLIK NEDENİYLE SINIF TEKRARINA KALAN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİ İÇİN DÜZENLEME

2019-2020 eğitim ve öğretim yılının birinci dönemi itibarıyla tüm derslerden başarılı olmalarına rağmen toplam devamsızlık süresini aşanlar, devamlı öğrenciler gibi işleme tabi tutularak mezun edilecekler. 
 
İllere gönderilen yazıya göre, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ve özel ortaöğretim kurumlarında 2019-2020 ders yılı Kovid-19 salgınına karşı alınan tedbirler doğrultusunda 16 Mart 2020'den itibaren uzaktan eğitim ile yürütüldü ve 19 Haziran 2020 tarihinde tamamlandı. 
Söz konusu eğitim ve öğretim yılında öğrencilerin devamsızlık durumlarına ait iş ve işlemlerin birinci dönemde yapılan devamsızlıklar dikkate alınarak gerçekleştirileceği daha önce okullara ve kamuoyuna duyuruldu. 
Ancak, Bakanlığa ulaşan öğrenci ve velilerden gelen talebe göre, yükseköğretime devam etmeye hak kazanma durumundaki 12 nci sınıf öğrencilerinden bazılarının derslerinde başarılı olmalarına, bazılarının da sorumluluk sınavları ile başarabilecekleri sayıda sorumlu derslerinin bulunmasına rağmen ilgi özürlü-özürsüz toplam devamsızlık süresini aşarak başarısız duruma düştükleri, bazılarının ise örgün eğitime devam etmek istedikleri halde örgün eğitimin dışına çıkma gibi bir durumla karşı karşıya kaldıkları anlaşıldı. 
Durumları bu şekilde olan öğrenciler için yeni bir karar alındı. Buna göre, 2019-2020 eğitim ve öğretim yılının birinci dönemi itibarıyla tüm derslerden başarılı olmalarına rağmen toplam devamsızlık süresini aşanlar, devamlı öğrenciler gibi işleme tabi tutularak mezun edilebilecekler.
Tüm derslerden birinci dönem puanı oluşmasına rağmen başarısız dersleri olup devamsızlık nedeniyle sınıf tekrarı durumunda olan lise son sınıf öğrencileri de devamlı öğrenciler gibi değerlendirilerek 2020-2021 eğitim ve öğretim yılından itibaren başarısız oldukları derslerden sorumluluk sınavlarına girebilecekler ve başarılı olmaları durumunda mezun olabilecekler. 
Dönem puanı oluşmayan ve Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği hükümleri gereği devamsızlık nedeniyle başarısız sayılan ancak öğrenim hakkı bulunan öğrenciler ise velilerinin beyanı esas alınarak öğrenim haklarını kullanmamış sayılarak 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında örgün eğitime devam edebilecekler.

Devamını Oku
DEVAMSIZLIK NEDENİYLE SINIF TEKRARINA KALAN 12. SINIF ÖĞRENCİLERİ İÇİN DÜZENLEME

Zelenskiy, Ukrayna’daki işletmelerin düşük döviz kuru nedeniyle kapandığına inanıyor

Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy son zamanlarda Ukrayna Merkez Bankası tarafından baskılanan ve düşük tutulan döviz kuru nedeniyle, Ukraynalı işletmelerin gelir kaybına uğradığına ve hatta bu nedenle kapandığına inanıyor. ...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Ukrayna, Rusya ile yapılan terörle mücadelede işbirliği anlaşmasını askıya aldı

Bakanlar Kurulu, 12 Temmuz 2012 tarihli Rusya ile imzalanan terörle mücadelede işbirliği anlaşmasını askıya aldı. Bunun nedeni, Rusya’nın silahlı saldırganlığının yanı sıra Ukrayna’nın doğu bölgelerinde bölücülük ve terö...
Haberin tümünü okumak için tıklayın

AK PARTİ GRUP BAŞKANVEKİLİ TURAN'IN BASIN TOPLANTISI

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, barolara ilişkin düzenlemeyi içeren Avukatlık Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ni, TBMM Genel Kurulu gündemine bugün getireceklerini ve görüşmelere başlanacağını söyledi.
AK Parti Grup Başkanvekili Turan, teklifin, ülke demokrasisine, barolara, avukatlara ivme kazandıracağını, birtakım sorunları çözeceğini ümit ettiklerini dile getirerek, teklifin TBMM Adalet Komisyonundaki görüşmelerinin 5 gün sürdüğünü, hiçbir parti ve milletvekilinin konuşma talebinin reddedilmediğini hatırlattı.
Turan, "reform paketi" olarak değerlendirdikleri teklifin, "çoklu baro" olarak ifade edilmesinin, düzenlemenin özünü yansıtmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Teklifin 4-5 ayrı önemli başlığı bulunuyor. Bunlardan biri yalnızca şu an 3 büyükşehri kapsayan, 5 binden fazla avukat varsa 2 bin imzayla birden fazla baro kurulmasına izin verilmesi. İkinci başlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Almanya başta olmak üzere birçok ülkede olduğu gibi, baro başkanlarının birlikte eşit temsilini sağlayan özel bir bölümü var. Bu fazla tartışılmıyor, oysa çok kıymetli bir yaklaşım. Türkiye'de 3 büyük şehrin delege sayısı Türkiye Barolar Birliğinin (TBB) yüzde 65'ini karşılıyor ve 'Anadolu barosu' diye ifade edebileceğimiz daha küçük illerin baro başkanlarının, yalnızca üç büyük şehrin tahakkümüne maruz kalacağı bir yönetim sergilenebiliyor. Odalar birliğinde, her il eşit temsille odalar birliği başkanını seçiyor. Barolar Birliği, avukatların birliği değildir, baro başkanlarının birliğidir. Yani avukatların birliğini illerde barolar, Barolar Birliğinin temsilini ise ildeki başkan temsil eder. Dolayısıyla tüm illerdeki baro başkanları birlikte, eşit temsil edilmelidir. Bu yüzden bu bir reform paketidir."
Teklifte, kılık kıyafet özgürlüğüne de yer verildiğine işaret eden Turan, bunun da önemli bir düzenleme olduğunu, reform özelliği taşıdığını anlattı.
Turan, "Şu an marjinal olduğunu düşündüğümüz, her türlü haksız ithamla bizi itham eden bazı baro başkanlarının siyasi, mesleki, ahlaki sicillerine baktığınızda, daha düne kadar, örneğin 'Başörtülü avukat yemin edemez.' dediklerini biliyoruz. İstanbul'daki baroda başörtülü avukatlar staj yapamazken eğitimini, ailesini, tüm değerlerini İstanbul'da tutmasına rağmen, gidip Anadolu'daki küçük illerde yemin ederdi. Bu yanlıştan fiilen dönüldü ama yarın benzer yanlışı yapan bir başkan olur mu? Evet, olabilir. Buna izin vermemek için kılık kıyafet serbestisini avukatlar için kanuni güvenceye kavuşturuyoruz. İstiyoruz ki cübbe dışında hiçbir kılık kıyafet tercihine, 'Eteğin böyleydi, başörtün şöyledi, pantolonun böyleydi.' denilmesin." değerlendirmelerinde bulundu.
Teklifle, avukatların mesleki sorunlarından, suçlardan, fillerden dolayı yargılanmalarının Yargıtayda değerlendirilmesinin önünü açtıklarına değinen Turan, düzenlemeyle ayrıca genç avukatların barolara ödediği aidatların, yarı oranında indirileceğini anlattı.
Turan, kanun teklifinin bazen bağlamından çıkarıldığına dikkati çekti.
"Kanun teklifi barolara sorulmadı." iddiasına yanıt veren Turan, bunun, "külliyen yalan, yanlış." olduğunu belirtti. Turan, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün, TBB Başkanı Metin Feyzioğlu ile yaptığı görüşmenin sonucunda, 30 baro başkanıyla saatlerce toplantı yaptığını aktardı.
"Toplantıya İstanbul Barosu Başkanı beyefendi gelmediyse ne yapalım?" diyen Turan, muhataplarının, avukatları temsilen TBB Başkanı olduğunu vurguladı.
Turan, şunları söyledi:
"Grup başkanvekilleri olarak 30 baro başkanıyla saatlerce toplantı yaptık. Bu toplantıda da İstanbul Barosu Başkanı yoktu. Bakan çağırınca gelme, Meclis çağırınca gelme... Şimdi ise 'Resmi evrak gösterin.' diyorlar. Ne resmi evrakı? Barolar Birliği Başkanı, 30 baro başkanını buraya getirmedi mi? 'Baro başkanları kapıya geldi, içeriye almadılar.' diyorlar. Ben İstanbul Barosu'nun mensubuyum. Taksim'de baronun merkezi var. Ben orada çay içerken, bugün baronun yönetim kurulu toplantısı varmış, ben de buraya katılayım desem, beni buraya alırlar mı? Her toplantının bir usulü, adabı vardır. Komisyon toplantısına katılma hakkını da yetkisini de komisyon başkanı belirler. Komisyon başkanı, baroları temsilen Barolar Birliği Başkanı'nı çağırmış. 80'ini çağırmak zorunda değil ki. Barolar Birliği Başkanı da yazılı olarak 'Bizi temsil eden arkadaşımız gelecek.' demiş. Komisyonun başlangıcından bitişine kadar Barolar Birliğinin temsilcisi görüşmeleri takip etti. Kim diyor gelmedi diye? Ama siz davetli olmadığınız halde kapıya gelip, garip garip eylemler, cübbeyi bayrak direğine dikmeler, polise bağırmalar şeklinde mesleğimize yakışmayan tavırlar gösterirseniz hiç kimse sizi ciddiye almaz."
Eylem yapan baro başkanlarından üçünün komisyona temsilci olarak çağrıldığını ancak gelmediklerini anlatan Turan, "Baro başkanları çağrılmadı.' şeklindeki iddiayı yanlış bulduklarını söyledi.
Komisyon sürecinde, "kanun geçerse barolar marjinalleşir." eleştirilerini ise Turan, "Zaten şu an bir kısmı marjinal değil mi? DHKP-C'nin eylemcisine methiyeler düzen, Diyanet'le ilgili açıklamada tüm değerlerimize hakaret eden, zaman zaman Anadolu'nun tüm ruhunu inciten açıklamalar yapan bunlar değil mi? Daha nasıl marjinal olunacak? Bu kanun teklifi geçerse PKK, FETÖ, benzer kurum ve kuruluşlar, örgütler tutar baro kurarmış. Kursunlar. Kanunlar çerçevesinde suç işleyen kim varsa zaten bunun bedelini ödeyecek. Marjinalleşir, örgüt kurarlarmış. Kursunlar. CHP'nin arkasından bize ateş edeceklerine, olmayacak örgütlere selam göndereceklerine CHP de kurtulur bunlardan. Kim ne yapıyor görelim." diye yanıtladı.
"Baroları zorunlu bölüyorsunuz" şeklinde eleştirinin de geldiğini anımsatan Turan, teklifte böyle bir bölünmenin bulunmadığını ifade etti. Turan, "Ya düzenlemeyi okumuyorlar ya da ne yaparsak yapalım kendi bildiklerini okuyorlar." dedi.
Kanun teklifine ilişkin Meclis'te grubu bulunan siyasi partilere yaptıkları ziyareti hatırlatan Turan, şöyle konuştu:
"Biz partileri gezdiğimizde bize bazı partiler, 'İstanbul'u ikiye bölün. Anadolu yakasında bir baro, Avrupa yakasına ayrı bir baro olsun.' dediler. Bunu yapsaydık, bu zorunlu bölünmeydi. Ya da bir başka parti, 'Mahkeme çevresince baro kurun.' dedi. İstanbul'da Kartal, Bakırköy ve bir yerde daha var. Biz mahkeme çevresine göre bölseydik bu da zorunlu olurdu ama biz zorunlu bölmeyi değil, ihtiyari bölünmeyi tercih ettik. 5 bini geçiyorsa 2 bin avukat bunu yapabilir demek ne demek? Yapabilir diyorum, yapar demiyorum. Yapmayabilir de demek.
Baro başkanları, 50 bin avukatın olduğu yerde 8 binin oyunu alıp başkan olduğunda diğer 42 bini görmez, onların yaklaşımını, ruhunu, mesleki sorunlarını değerlendirmez, yalnızca 8 binle yürürse o zaman diğer 42 bin de baro kurabilir demek. Bu yüzden bu zorunlu değil. Baro başkanları marjinal, değerlerle kavga eden bir tarz yerine tüm avukatların sorunlarını gözeten, onlarla dertlenen tavır ortaya koyarsa barolar zaten bölünmez. Niye bölünür? 'Sen beni yansıtmıyorsun, dinlemiyorsun, beni temsil etmiyorsun dediği için bölünür. Bu yüzden 5 bini geçse de bölünme zorunluluğu yok ama demokrasinin, fikir hürriyetinin ve anayasamızdaki, AİHM'de örgütlenme hürriyetinin gereği olarak bölünme hakkı var."
Muhalefetin, "Bazı baroların çok fazla gayrimenkulleri var, bunlar ne olacak?" sorusuna Turan, "Kanun teklifini okumamışsınız, hiçbirine dokunulmuyor. Şu anki barolar, tüm yapılarıyla, binalarıyla ve fiili durumlarıyla görevine devam ediyor. İsteyen, baro kurduğu zaman da kendi imkanlarını zorlayacaktır ama şu andaki baroların binalarında, yönetimlerinde, aklınıza ne geliyorsa asla bir değişiklik söz konusu değil. Haksız bir eleştiri." karşılığını verdi.
Turan, "Kanun teklifinde FETÖ'nün ruhu var." eleştirisini yanıtlarken de "Hadi oradan. Bu dedikodu nereden çıkıyor diye araştırdık. Bundan 10-15 yıl önce FETÖ'den dolayı kapatılan bir dernek, akademik bir çalışma yapmış. Bunu kamuoyuyla paylaşmış. Bir kanun teklifi hazırlamış. O kanun teklifiyle güya bizimkisini bağdaştırıyorlarmış. Baktığımızda zerre alakası yok. Arkadaşlarımıza o teklifi de incelettirdik. O teklif, mevcut bütün baroları istisnasız kapatıyor. Bütün gayrimenkullerine el koyup bakanlığa veriyor. Çok sayıda küçük, büyük baro kurmaya izin veriyor. Bizim teklifimizde kapatılan bir baro, el konulan gayrimenkul var mı? Ne kadar ağır, ucuz bir ithamdır bu." diye konuştu.
Turan, "Ümit ediyorum 28 maddelik teklifin görüşmeleri bugün, yarın biter. Olmadı cuma biter. Makul süre içinde kavgasız, gerginlikten uzak, herkesin ifade hürriyetini rahat kullanabileceği, komisyondaki gibi konuşabileceği bir zemin olur." dedi.
İçtüzük ve teamüllere uymak kaydıyla dinlemeye açık olduklarını söyleyen Turan, "Süreleri aşan, gerginlik yapan, hakaret eden kim varsa cevabını alacaktır. Ama kanunla ilgili eleştirisi olan tüm partileri, vekilleri dinlemeye hazırız. Meclis'in tüzüğüne uygun şekilde bu süreci yönetmeye çalışacağız." ifadesini kullandı.
Bir gazetecinin, "Komisyon görüşmelerinde olduğu gibi baro başkanları Meclis'in kapısına gelirse ne olacak?" sorusu üzerine Turan, şunları kaydetti:
"Komisyon aşamasında, Meclis'in kapısına gelen arkadaşlarımızı, ben de CHP milletvekilimiz de Metin Feyzioğlu da içeriye çağırdılar. Onlar gelmemeyi tercih ettiler. Pandemiden kaynaklı bir sıkıntımız var. Komisyonda zaten 100 milletvekili varken içeriye bir o kadar da baro başkanı gelemezdi. 'Üç temsilci gelsin. Konuşalım.' dedik. Kabul etmediler. Sabahleyin Metin Feyzioğlu aradı, 'Baro başkanlarımız Meclis'e gelmek isterlerse, gelebilirler mi?' Bu takdir Meclis Başkanımızın. Meclis Başkanımızla konuştuk. 'Tabii ki gelebilirler.' dedi. Derdimiz üzüm yemek, bağcıyla işimiz yok. Yeter ki katkı sağlasınlar. Baro başkanlarımız, Meclisin Başkanımızın oluruyla, Meclis İçtüzüğü'nün öngördüğü haklarla beraber tabii ki gelebilirler. Meclis Başkanımız, baro başkanlarıyla ilişkin Sayın Feyzioğlu ile görüşmeden sonra bu hakkı tekrar kendilerine iletmiş oldu. Pandemiye, vekillerle olan irtibata dikkat etmek, Meclis'in teamüllerine uymak kaydıyla her misafirde olduğu gibi baro başkanlarımız da her zaman Meclis'e gelebilirler. Meclis Başkanımız, ziyaretçi yasağı olduğu için yalnızca baro başkanlarımıza münhasır bu hakkı, kapıyı açmayı değerlendirdi. Meclis Başkanımız, Feyzioğlu'nun talebi doğrultusunda 'Baro başkanlarımızın içeriye girmesine yardımcı olun.' dedi. Güvenlik güçlerimiz de bu konuda yardımcı olacaklardır. Baro başkanları kimliklerini ibraz ederek içeriye gireceklerdir."
"Teklif geçerse AK Parti'li, CHP'li, İYİ Parti'li barolar kurulur. Amblemlerinde Rabia olur, altı ok olur.' gibi eleştiriler var. Sizde böyle bir beklenti var mı?" sorusuna Turan, "Avukatların siyaset yapmasından daha doğal bir iş olmaz. Hangi avukat milletvekili adayı olmadı ki? Hangi avukat bir partiye üye değil ki? Ben baronun üyesiyim ama aynı zamanda AK Parti Grup Başkanvekiliyim. Benzer şekilde CHP ve diğer partilerde bir sürü arkadaşımız var." karşılığını verdi.
Başörtüsüyle ilgili 5-10 yıl önce, "Barolar yanlış yapıyor." dediklerinde, "Hakim, savcı veya avukat başörtüsü takarsa bundan mahkeme etkilenir, doğru karar vermez." gibi absürt şeyler söylendiğini hatırlatan Turan, "Bugün aynısını bu kanun için söylüyorlar. Teklif geçerse baroya göre karar verilirmiş. İstanbul'da bir suç işledim farz edin. Bunu bir hakim yargılıyor, bunun ardından itiraza bağlı olarak istinafta 3 hakim yargılıyor. Yine itiraza bağlı olarak Yargıtayda 5 hakim yargılıyor. Biri siyasete göre davrandı diyelim. Diğerleri de mi bunu yapacak? Kaldı ki bir hakim kararını kimliğe, kıyafete, siyasete göre veriyorsa lanet olsun o hakime." ifadelerini kullandı.
Teklifte, kamu avukatlarıyla ilgili belirsizlik olduğu yönündeki soru üzerine Turan, "Kanun teklifimizde kamu avukatlarımızla ilgili ekstra bir düzenleme yok. Şu anda zaten tabi oldukları hükme tabiler yani tercihe bağlı baroya, levhaya üye olabilirler veya olmayabilirler." diye konuştu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliğine yapılan atama tartışmalarının sorulması üzerine de Turan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Arkadaşlarımız, 'Canan Kaftancıoğlu, tweet silmekten yoruldu.' diye bir espri yapmıştı. Aynı şeyi söylüyorum. Bugün incelediğimde daha önce yolsuzlukla itham ettikleri, çok ağır hakaretlerde bulundukları, kendi vekillerinin, il başkanlarının dosyalarla üzerine saldırdığı bir kişiye bugün adeta İstanbul Büyükşehir Belediyesini teslim ettiler. Bunu kamuoyunun takdirine sunuyorum ama öncelikle CHP'lilerin bu yanlış gidişe, ne yaptığını bilmez tarza cevap vermesi gerektiğini düşünüyorum. Vekil, il başkanı nezdinde bir kişiye en ağır ithamları, 'Hırsız, çaldı, çırptı. Yolsuzluk yaptı.' diyeceksiniz. Aradan geçen zamandan sonra da bu kişiyi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri yapacaksınız. Bunun akla, izaha yakın tarafı yok."
Sosyal medyaya yönelik düzenleme hazırlığının hatırlatılması üzerine Turan, "Sosyal medya düzenlemesi daha ağzımızı açtığımızda ithamlarla karşılaştığımız bir konu." dedi.
Turan, sosyal medya şirketlerinin yasal sorumluluklarına ilişkin dünya örneklerini incelediklerini, kamuoyunun üzerinde ittifak edebileceği bir metni sunmak istediklerini bildirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bununla ilgili çalışmalar, görüşmeler devam ediyor. Bu konuda Türkiye'nin bir anlamda egemenliğini göstereceği bir düzenleme olacak. Buna karşı çıkılacak bir taraf olduğunu düşünmüyorum. 'Uluslararası malum şirketlerin nasıl ki dünyanın farklı ülkelerinde temsilcisi var, Türkiye'de de olsun.' dediğimizde, vay efendim solcusundan sağcısına herkesin aynı ithamla bu konuya karşı çıkmasını ibretle izliyorum. Bugün CHP ile malum birkaç yeni partinin söylemi aynı yere evrilmiş. Çok yazık, yanlış. Oysa yapmak istediğimiz sosyal medyada hakaret ve küfreden yani Ceza Kanunu açısından suç olan konuların orada da karşılığını bulması. Bugün size küfreden yarın bana ediyor. Tehdit eden aynı şekilde. Hiçbir sosyal ağın Türkiye'de temsilcisi yok. Türkiye'nin egemenlik haklarıyla beraber burada da temsilcisi olsun dediğimizde yanlış bir iş yapmış olmuyoruz ki. Tüm partilerin de buna katkı sağlamasını, Almanya, Fransa ve benzeri ülkelerde olduğu gibi bir kanun çalışmasını yapalım istiyoruz."

Devamını Oku
AK PARTİ GRUP BAŞKANVEKİLİ TURAN'IN BASIN TOPLANTISI

ARNAVUTLUK MECLİS BAŞKANI RUÇİ'DEN TBMM BAŞKANI ŞENTOP'A TEBRİK

Arnavutluk Meclisi Basın Ofisi tarafından yayımlanan tebrik mektubunda Ruçi, "TBMM başkanlığına yeniden seçilmeniz dolayısıyla Arnavutluk Meclisi ve şahsım adına, size, Türkiyenin kalkınma, ilerleme ve parlamento yaşamı ile diğer demokratik kurumları pekiştirme misyonunuzu başarıyla tamamlamada başarılar diliyorum." ifadelerine yer verildi.
Arnavutluk Meclisinin dost Türkiye'nin başarılarını takdir ettiğini belirten Ruçi, şöyle devam etti:
"Bu vesileyle, kalkınma ve demokratikleşme yolunda daha fazla ilerlemenin, bölgede ve ötesinde barış, istikrar ve güvenliğe olan katkıyı artırmasını diliyoruz. Arnavutluk ve TBMM arasındaki mükemmel iş birliğinin çok yakında yeniden başlayacağına, genişletileceğine ve güçlendirileceğine olan inancımı dile getiriyorum."
Arnavutluk Meclis Başkanı Ruçi, mektubunda Şentop'u resmi ziyaret için başkent Tiran'a da davet etti.

Devamını Oku
ARNAVUTLUK MECLİS BAŞKANI RUÇİ'DEN TBMM BAŞKANI ŞENTOP'A TEBRİK

AZERBAYCAN MİLLİ MECLİSİ BAŞKANI GAFAROVA TBMM BAŞKANI ŞENTOP'U KUTLADI

Sosyal medaya hesabından açıklama yapan Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Gafarova, TBMM Başkanı Şentop'u telefonla arayarak kutladığını ve başarılar dilediğini bildirdi.
Gafarova, mevkidaşıyla iki kardeş ülkenin yasama organları arasındaki ilişkilerin bundan sonra daha da geliştirilmesi için yorulmadan çalışma niyetlerini ve kararlılıklarını tekrar teyit ettiklerini belirtti.

AZERBAYCAN MİLLİ MECLİSİ BAŞKANI GAFAROVA TBMM BAŞKANI ŞENTOP'U KUTLADI

ASYA PARLAMENTER ASAMBLESİ (APA) KOVİD 19 SALGININI GÖRÜŞMEK ÜZERE OLAĞANÜSTÜ TELEKONFERANS TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRDİ

TBMM Başkanı Mustafa Şentop mesajında, Kovid-19 salgını sürecinde bulaşıcı hastalıkların küresel bir krize dönüşüp tüm insanlığı etkileyebildiğinin tecrübe edildiğini vurgulayarak, "Geçtiğimiz yedi ay içerisinde her kıtadan, her ırktan, her dinden on milyonu aşkın kişi bu hastalığa yakalandı ve beş yüz binden fazla insanı kaybettik. Ortak bir derdi, müşterek bir acıyı yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz. Bu itibarla, yaralarımızı birlikte sarmak, çözümü de birlikte bulmak mecburiyetindeyiz." Dedi.
Salgının; psikolojik, sosyolojik, siyasi, ekonomik, ticari, kültürel ve diğer birçok alanda etkilerinin önümüzdeki dönemde yaşanarak görüleceğini belirten Meclis Başkanı Şentop, uluslararası ilişkilerin de ortaya çıkan etkilerden vareste kalmayacağına dikkat çekti.
Salgının uluslararası ilişkilerde nasıl bir etkisi olacağı tartışmalarında bir kefeye "korumacı ve güçlü ulus devlet" diğer kefeye de "güçlü küreselleşme ve daha etkili uluslararası ve uluslar üstü örgütler" anlayışının yerleştirildiğine işaret eden Şentop sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kanaatim odur ki, hem vatandaşlarını koruyabilen güçlü devlet mekanizmasını inşa edip yaşatabilmeliyiz hem de giderek derinleşen ve yayılan bölgesel ve küresel sorunlara güçlü çok taraflılık ve iş birliği ile mukabele edilebileceğini görerek, uluslararası örgütlerimizi daha etkili ve daha etkin bir şekilde faaliyet gösterir hale getirmek zorundayız.
Bir başka deyişle, Korona virüs salgını, mücadelenin temel aktörü olan ulus- devletlerin önemini ve rolünü artırmış olsa da küresel seviyede işbirliğinin ve uluslararası toplum dayanışmasının insanlık için büyük bir ihtiyaç olduğu gerçeğini bir kez daha göstermiştir.
Türkiye, bu salgın dönemini en az hasarla atlatan ülkelerin başında yer alıyor. Dünyanın en kapsamlı ve en düşük maliyetli Genel Sağlık Sigortası sistemini Türkiye'de kurmamız sayesinde, salgın sürecinde her bir vatandaşımız en yüksek kalitede sağlık hizmetinden yararlanabildi. Bugüne kadar sağlığa, tıp eğitimine ve tıbbî araştırmalara yaptığımız yatırımların ne kadar yerinde olduğunu; sağlığa yapılan yatırımın neden kalkınmanın merkezinde olması gerektiğini de ispat etmiş oldum. Yine, Türkiye olarak vatandaşlarımıza sunduğumuz kapsamlı ekonomik ve sosyal destek paketleriyle zor bir imtihanı başarıyla vermiş olduk.
Türkiye bu süreçte bir taraftan kendi ihtiyaçlarını giderirken diğer taraftan tüm dostlarının yardımına koşarak şimdiye kadar 134 ülkeye tıbbi malzeme desteğinde bulunmuştur. "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır" prensibine uygun şekilde tüm imkânlarımızı hiç bir ayrım yapmadan insanlığın ve halkların istifadesine sunmaya çalıştık. Kovid-19 esasen büyük bir aile olduğumuzu, kaderimizin ve geleceğimizin ortak olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatmıştır. Ortak geleceğimizi ancak dayanışma ve işbirliği ile inşa edebileceğimizi bir kez daha göstermiştir."
Toplantıya, İran İslami Danışma Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf da bir mesaj gönderdi. Galibaf da mesajında, "Toplantının APA'nın hedeflerini daha da ileri taşımak adına önemli bir adım olmasını ve Kovid-19 salgınının önlenmesi ve ayrıca yaşamakta olduğumuz bu olağan dışı durumda Asya ekonomisinin yeniden inşası amaçlarına matuf olarak üye parlamentolarımız arasındaki dayanışma ve işbirliğine katkıda bulunmasını temenni ederim.
Kovid-19 salgınından en fazla ekonomiler etkilenmiş durumdadır. Bu meyanda, ekonomik ve ticari sorunlarla başa edebilmek için ilkeli, kalkınma odaklı bir yaklaşıma başvurmak hayati önemi haizdir ve bunun için ise ekonomilerin yeniden inşasına dönük ticari stratejilerin ve ticaretin yeniden ele alınması ve incelenmesi gereklidir." dedi.

Devamını Oku
ASYA PARLAMENTER ASAMBLESİ (APA) KOVİD 19 SALGININI GÖRÜŞMEK ÜZERE OLAĞANÜSTÜ TELEKONFERANS TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRDİ

Sakarya'daki patlamada şehitlerimiz var

Sakarya'nın Taşkısığı köyünde havai fişek fabrikasının patlamamış havai fişeklerinin taşındığı kamyonda patlama meydana geldi. Büyükşehir Belediye Başkanı Yüce, 2 şehidin ve 8 yaralının olduğunu açıkladı.

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, 2 askerin şehit olduğunu duyurdu. Yüce, "Hendek'teki patlamalar tamamen kontrol altına alınmıştı. Patlamamış malzemeler imha edilmek üzere taşınıyordu. Olayın hemen ardından bölgeye gittik. Söndürme işlemlerini tamamladılar. Şu anda maalesef 2 şehidimiz, 2'si ağır 8 yaralımız var. Hendek'deki patlamanın ardından bu, fabrikadan yapılan ilk sevkiyattı" diye konuştu. 

Taşkısığı Mahallesi Muhtarı Muharrem Bektaş, olaya ilişkin "Kontrollü patlatma yapılacaktı. Hendek'deki patlamayan yığınaklar patlatılacaktı. Saat 12 civarında yüksek sesli patlama duyduk. Kamyon olay yerine geliyor. Durduğu yerde patlıyor. Kamyon şu an gözümün önünde ve paramparça olmuş durumda" dedi.

Devamını Oku
Sakarya'daki patlamada şehitlerimiz var

Pençe Kaplan'da bir terörist etkisiz hale getirildi

Pençe-Kaplan Operasyonu'nda 1 PKK’lı terörist beraberindeki silah ve çok sayıda mühimmat ile birlikte etkisiz hale getirildi.
Irak’ın kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik düzenlenen Pençe-Kaplan Operasyonu başarıyla sürüyor.

Milli savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada 1 PKK’lı teröristin silah ve mühimmatları ile birlikte etkisiz hale getirildiği belirtildi.

 

Çok sayıda mühimmat ele geçirildi

Ayrıca mağara ve sığınaklarda yapılan arama-tarama faaliyetlerinde ise şu malzemeler ele geçirildi:

"1 AK-47 piyade tüfeği, 1 RPG-7 roketatar silahı, 3 el bombası, 4 dolu şarjör, 60 adet 5.56 mm. Kalaşnikof mühimmatı, 4 anti-tank roket mühimmatı, 5 roketatar sevk fişeği, 2 uzaktan komutalı EYP, 1 uzaktan komutalı pil bloğuna bağlı EYP, 2 60 mm’lik havan ile tuzaklanmış uzaktan komutalı EYP, 150 kg amonyum nitrat, 1 takım termal kıyafet, 1 takım fileli gizleme kıyafeti, 1 keskin nişancı gizleme kıyafeti, 2 termal şemsiye ve muhtelif yaşam malzemeleri ele geçirildi.

Tespit edilen malzemeler ve EYP’ler METİ timi tarafından yerinde imha edildi.

Devamını Oku
Pençe Kaplan'da bir terörist etkisiz hale getirildi

Sakarya'da patlama

Sakarya’nın Adapazarı ilçesindeki Taşkısığı bölgesinde şiddetli bir patlama yaşandı.

 

Hendek ilçesinde bulunan havai fişek fabrikasındaki malzemelerin sevkiyatı sırasında yaşandığı öğrenilen patlamada ilk belirlemelere göre 6 kişi yaralandı.